<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Akıllı Tasarım: Bilim mi din mi? yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/</link>
	<description>Yaratılışçıların bilim dışı, gerçeklerle ilgisi olmayan evrim karşıtı iddialarının bilimsel cevapları</description>
	<pubDate>Thu, 22 May 2008 00:41:09 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=MU</generator>
		<item>
		<title>Akıllı Tasarım: Yaratılışın Bilime Sızma Teşebbüsü &#171; tarafından</title>
		<link>http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/#comment-1536</link>
		<dc:creator>Akıllı Tasarım: Yaratılışın Bilime Sızma Teşebbüsü &#171;</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Mar 2008 06:56:04 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/#comment-1536</guid>
		<description>[...] http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/ [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] <a href="http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/" rel="nofollow">http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/</a> [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yahya Baştürk tarafından</title>
		<link>http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/#comment-925</link>
		<dc:creator>Yahya Baştürk</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Jul 2007 08:09:54 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/#comment-925</guid>
		<description>&lt;b&gt;İKİ DOĞUNUN VE İKİ BATININ VE KAİNAT'IN RABB'İ OLAN, YÜCE ALLAH (C.C) KUR'AN DA ŞÖYLE BUYURUYOR;

Sizleri Biz yarattık, yine de tasdik etmeyecek misiniz? Şimdi (rahimlere) dökmekte olduğunuz meniyi gördünüz mü? Onu sizler mi yaratıyorsunuz, yoksa Yaratıcı Biz miyiz? (Vakıa Suresi, 57-59)

Andolsun, Biz insanı, süzme bir çamurdan yarattık. Sonra onu bir su damlası olarak, savunması sağlam bir karar yerine yerleştirdik. Sonra o su damlasını bir alak (embriyo) olarak yarattık; ardından o alak'ı (hücre topluluğu) bir çiğnem et parçası olarak yarattık; daha sonra o çiğnem et parçasını kemik olarak yarattık; böylece kemiklere de et giydirdik; sonra bir başka yaratışla onu inşa ettik. Yaratıcıların en güzeli olan Allah, ne yücedir.
(Müminun Suresi, 12-14)

ALLAH'TAN BAŞKA BİR İLAH'MI?&lt;/b&gt;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><b>İKİ DOĞUNUN VE İKİ BATININ VE KAİNAT&#8217;IN RABB&#8217;İ OLAN, YÜCE ALLAH (C.C) KUR&#8217;AN DA ŞÖYLE BUYURUYOR;</p>
<p>Sizleri Biz yarattık, yine de tasdik etmeyecek misiniz? Şimdi (rahimlere) dökmekte olduğunuz meniyi gördünüz mü? Onu sizler mi yaratıyorsunuz, yoksa Yaratıcı Biz miyiz? (Vakıa Suresi, 57-59)</p>
<p>Andolsun, Biz insanı, süzme bir çamurdan yarattık. Sonra onu bir su damlası olarak, savunması sağlam bir karar yerine yerleştirdik. Sonra o su damlasını bir alak (embriyo) olarak yarattık; ardından o alak&#8217;ı (hücre topluluğu) bir çiğnem et parçası olarak yarattık; daha sonra o çiğnem et parçasını kemik olarak yarattık; böylece kemiklere de et giydirdik; sonra bir başka yaratışla onu inşa ettik. Yaratıcıların en güzeli olan Allah, ne yücedir.<br />
(Müminun Suresi, 12-14)</p>
<p>ALLAH&#8217;TAN BAŞKA BİR İLAH&#8217;MI?</b></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazılarımın listesi &#171; Evrim karşıtı yaratılışçı iddialara cevaplar tarafından</title>
		<link>http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/#comment-828</link>
		<dc:creator>Yazılarımın listesi &#171; Evrim karşıtı yaratılışçı iddialara cevaplar</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Jun 2007 20:24:21 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/#comment-828</guid>
		<description>[...] Akıllı Tasarım: Bilim mi din mi?  [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Akıllı Tasarım: Bilim mi din mi?  [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Da Vinci tarafından</title>
		<link>http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/#comment-694</link>
		<dc:creator>Da Vinci</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 May 2007 13:09:20 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/#comment-694</guid>
		<description>Tesekkuler Ulas bey.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Tesekkuler Ulas bey.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ulas karaoz tarafından</title>
		<link>http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/#comment-695</link>
		<dc:creator>ulas karaoz</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 May 2007 23:22:09 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/#comment-695</guid>
		<description>Bu sitenin yapiminda kimlerin emegi gectiyse,kutlarim! Akilli tasarim safsatasini bilim diye halka yutturmaya calisanlarin ipligini pazara cikarmislar. Dunyada hic bir ciddi bilim adami bu safsatayi bilimsel anlamda ciddiye almiyor. Zaten hareketin ortaya cikisi bile bilimsel bir teori olmadigini gostermeye yeter (bakiniz konu uzerine Taner Edis'in bir cok yazisi).  Test edilemeyen hipotezler silsilesi nasil bilim olabilir, onceden bir tasarimcinin olduguyla yola cikanlarin yaptiklari nasil bilim olabilir? Bu cagda egitimli insanlarin bunun bilim olduguna inanabilmesi agzimi acik birakti. Bunlari en basit bilim metodunu bilen herkes bilir. Bence bizim dinciler oncelikle bilimsel teori nedir, hipotez nedir, gozlem nedir onlari ogrenmekle ise baslasinlar.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bu sitenin yapiminda kimlerin emegi gectiyse,kutlarim! Akilli tasarim safsatasini bilim diye halka yutturmaya calisanlarin ipligini pazara cikarmislar. Dunyada hic bir ciddi bilim adami bu safsatayi bilimsel anlamda ciddiye almiyor. Zaten hareketin ortaya cikisi bile bilimsel bir teori olmadigini gostermeye yeter (bakiniz konu uzerine Taner Edis&#8217;in bir cok yazisi).  Test edilemeyen hipotezler silsilesi nasil bilim olabilir, onceden bir tasarimcinin olduguyla yola cikanlarin yaptiklari nasil bilim olabilir? Bu cagda egitimli insanlarin bunun bilim olduguna inanabilmesi agzimi acik birakti. Bunlari en basit bilim metodunu bilen herkes bilir. Bence bizim dinciler oncelikle bilimsel teori nedir, hipotez nedir, gozlem nedir onlari ogrenmekle ise baslasinlar.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Da Vinci tarafından</title>
		<link>http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/#comment-692</link>
		<dc:creator>Da Vinci</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Oct 2006 12:01:56 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/#comment-692</guid>
		<description>Bekir bey,

Ben burada başkalarının söylediklerinden sorumlu değilim sadece kendi söylediklerimden sorumluyum. Ben diyorum ki kenan'ın belirttikleri dindeki hurafelerdir ve bunlar dinciler tarafından çıkarılmıştır, bilgiç'in belirttikleri ise tersine evrimin hurafeleri değildir, bunlar zaten evrimci bilimadamları tarafından açıklanmış şeylerdir ve bunlar evrimin hurafesi olarak düşünülemez. Tam tersine bunları kullananlar evrim karşıtlarıdır. Yoksa hiçbir bilimadamı yanlışlığı ortaya çıkarılmış bir şeyi sırf evrimi destekliyor diye savunmaz. Ama tam tersine evrim karşıtları ve dinciler çürütülmüş olmasına rağmen birçok saçma sapan argümanı dini görüşlerini ve evrim karşıtı görüşlerini desteklemek için kullanmaktadır. Umarım aradaki farkı anlatabilmişimdir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bekir bey,</p>
<p>Ben burada başkalarının söylediklerinden sorumlu değilim sadece kendi söylediklerimden sorumluyum. Ben diyorum ki kenan&#8217;ın belirttikleri dindeki hurafelerdir ve bunlar dinciler tarafından çıkarılmıştır, bilgiç&#8217;in belirttikleri ise tersine evrimin hurafeleri değildir, bunlar zaten evrimci bilimadamları tarafından açıklanmış şeylerdir ve bunlar evrimin hurafesi olarak düşünülemez. Tam tersine bunları kullananlar evrim karşıtlarıdır. Yoksa hiçbir bilimadamı yanlışlığı ortaya çıkarılmış bir şeyi sırf evrimi destekliyor diye savunmaz. Ama tam tersine evrim karşıtları ve dinciler çürütülmüş olmasına rağmen birçok saçma sapan argümanı dini görüşlerini ve evrim karşıtı görüşlerini desteklemek için kullanmaktadır. Umarım aradaki farkı anlatabilmişimdir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Bekir L. Yildirim tarafından</title>
		<link>http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/#comment-691</link>
		<dc:creator>Bekir L. Yildirim</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Oct 2006 08:05:11 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/#comment-691</guid>
		<description>Esitleyen ben degilim kardesim, yorumcu; ona kizin bence. Ben hala adamin yorumunda "ya, sizin de hurafeniz var, koyununun sirtinda..." diyor. Aciklamanizi okumamis olacak. Kizini dovemeyen, anti-evrimci yorumcusunu dover hesabi..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Esitleyen ben degilim kardesim, yorumcu; ona kizin bence. Ben hala adamin yorumunda &#8220;ya, sizin de hurafeniz var, koyununun sirtinda&#8230;&#8221; diyor. Aciklamanizi okumamis olacak. Kizini dovemeyen, anti-evrimci yorumcusunu dover hesabi..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Da Vinci tarafından</title>
		<link>http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/#comment-690</link>
		<dc:creator>Da Vinci</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Oct 2006 06:42:21 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/#comment-690</guid>
		<description>Sayın Yıldırım,

Benim idrak problemim yok sadece sizin evrimle dalga geçme amaçlı tavrınız böyle algılamanıza sebep oluyor. Ben diyorum ki orda sizin evrimin hurafesi olarak yorumladığınız şeyler zaten açıklaması olan şeyler. Bunları ciddiye almamak lazım diyorum. Piltdown Adamı, Nebraska Adamı, Ernst Haeckel’in Sahte Çizimleri, Archeoraptor skandalı gibi şeyler açıklanmış şeyler. Bunlara evrimin hurafesi demek doğru olmaz tam tersine bunlar evrim karşıtı hurafelerdir. Yani evrim karşıtları bunları hurafeleştirmiştir. Umarım anlatabilmişimdir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın Yıldırım,</p>
<p>Benim idrak problemim yok sadece sizin evrimle dalga geçme amaçlı tavrınız böyle algılamanıza sebep oluyor. Ben diyorum ki orda sizin evrimin hurafesi olarak yorumladığınız şeyler zaten açıklaması olan şeyler. Bunları ciddiye almamak lazım diyorum. Piltdown Adamı, Nebraska Adamı, Ernst Haeckel’in Sahte Çizimleri, Archeoraptor skandalı gibi şeyler açıklanmış şeyler. Bunlara evrimin hurafesi demek doğru olmaz tam tersine bunlar evrim karşıtı hurafelerdir. Yani evrim karşıtları bunları hurafeleştirmiştir. Umarım anlatabilmişimdir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Bekir L. Yildirim tarafından</title>
		<link>http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/#comment-689</link>
		<dc:creator>Bekir L. Yildirim</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Oct 2006 01:37:27 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/#comment-689</guid>
		<description>sn. Da Vinci,

Degerli yazi ve yorumlarinizdan isifade etmerk isterdim ama cevabinizin tamamin okuyunca buna gerek oldugundan emin degilim. Belki acelenize geldi, belki ciddi bir idrak probleminiz var.

Benim yorumum BILGIC'e cevap veren EVRIMCI yorumcunun bu argumanlari "kecinin sirtinda Allah okunmasi " vb gibi delilleri sizin "evrim delilleriniz" ile esitlemesi. Yani Evrimci dusunur "tamam sizinki de bizimki de hurafe" diyor. Yanlismi anladim yoksa? Ee, yorumcu evrimci olduguna gore, herhalde dogru soyluyordur dedim. Yani ben masumum!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>sn. Da Vinci,</p>
<p>Degerli yazi ve yorumlarinizdan isifade etmerk isterdim ama cevabinizin tamamin okuyunca buna gerek oldugundan emin degilim. Belki acelenize geldi, belki ciddi bir idrak probleminiz var.</p>
<p>Benim yorumum BILGIC&#8217;e cevap veren EVRIMCI yorumcunun bu argumanlari &#8220;kecinin sirtinda Allah okunmasi &#8221; vb gibi delilleri sizin &#8220;evrim delilleriniz&#8221; ile esitlemesi. Yani Evrimci dusunur &#8220;tamam sizinki de bizimki de hurafe&#8221; diyor. Yanlismi anladim yoksa? Ee, yorumcu evrimci olduguna gore, herhalde dogru soyluyordur dedim. Yani ben masumum!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Da Vinci tarafından</title>
		<link>http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/#comment-688</link>
		<dc:creator>Da Vinci</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Oct 2006 18:48:38 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/#comment-688</guid>
		<description>Sayın Yıldırım,

bilgiç rumuzlu katılımcının mesajında geçen argümanların çoğunun açıklaması tarafımdan gerek yazılarımda olsun gerekse yazılarıma gelen yorumlara verdiğim cevaplarda yapılmıştır. Bugün hala bu modası geçmiş argümanları kullananlara gülmekten başka birşey yapamıyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın Yıldırım,</p>
<p>bilgiç rumuzlu katılımcının mesajında geçen argümanların çoğunun açıklaması tarafımdan gerek yazılarımda olsun gerekse yazılarıma gelen yorumlara verdiğim cevaplarda yapılmıştır. Bugün hala bu modası geçmiş argümanları kullananlara gülmekten başka birşey yapamıyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Bekir L. Yildirim tarafından</title>
		<link>http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/#comment-687</link>
		<dc:creator>Bekir L. Yildirim</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Oct 2006 22:32:03 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/#comment-687</guid>
		<description>vrimin isbati oarak sunulan bircok iddialarin curutuldugunu gostermek isteyen bir yorumcu soyle demis:

1]Toplama kemiklerle oluşturulan “sözde ata”: Piltdown Adamı
2]”Nebraska Adamı” diye tanıttıkları diş, bir domuza ait çıktı
3]Ernst Haeckel’in Sahte Çizimleri
4)Archeoraptor skandalı
5)Atın evrim çizgisindeki tutarsızlıklar
6)Kettlewell’in “Yapıştırma” Kelebekleri
Zamanında evrimin vazgeçilmezleri, olan bunlara inanılmıyor.senin dediğin gibi gerçekler er geç ortaya çıkacaktır ve zaman her seyi gösterendir

Comment by bilgiç — June 14, 2006 @ 5:37 pm " (bilgic)

Karsi taraftan diger bir yorcu ise cevaplamis:

"bunlara karsılık,

a) arı peteginde “Allah” yazıyor yalanı (sonradan anlasildi ki adamin kendi manipulasyonu imis olay)
b) agac kovugunda “Allah” yazıyor yalanı
c) kecinin sirtinda “Allah” yazıyor yalanı ve buna benzer yuzlerce yalan……..." (kenan)

Benim cikarimim: Evrimin isbati olrak sunulan deliller yalan, uydurma tipki "koyunun  sirtinda, ari peteginde Allah yazmasi gibi. Yani tamam evrim bir uydurma, bir hurafe, ama sizin "koyun sirtinda Allah yaziyor" demeniz de hurafe. Tamam ben ikna oldum. Mevzu boylece kapanmi oluyor. Degilmi?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>vrimin isbati oarak sunulan bircok iddialarin curutuldugunu gostermek isteyen bir yorumcu soyle demis:</p>
<p>1]Toplama kemiklerle oluşturulan “sözde ata”: Piltdown Adamı<br />
2]”Nebraska Adamı” diye tanıttıkları diş, bir domuza ait çıktı<br />
3]Ernst Haeckel’in Sahte Çizimleri<br />
4)Archeoraptor skandalı<br />
5)Atın evrim çizgisindeki tutarsızlıklar<br />
6)Kettlewell’in “Yapıştırma” Kelebekleri<br />
Zamanında evrimin vazgeçilmezleri, olan bunlara inanılmıyor.senin dediğin gibi gerçekler er geç ortaya çıkacaktır ve zaman her seyi gösterendir</p>
<p>Comment by bilgiç — June 14, 2006 @ 5:37 pm &#8221; (bilgic)</p>
<p>Karsi taraftan diger bir yorcu ise cevaplamis:</p>
<p>&#8220;bunlara karsılık,</p>
<p>a) arı peteginde “Allah” yazıyor yalanı (sonradan anlasildi ki adamin kendi manipulasyonu imis olay)<br />
b) agac kovugunda “Allah” yazıyor yalanı<br />
c) kecinin sirtinda “Allah” yazıyor yalanı ve buna benzer yuzlerce yalan……&#8230;&#8221; (kenan)</p>
<p>Benim cikarimim: Evrimin isbati olrak sunulan deliller yalan, uydurma tipki &#8220;koyunun  sirtinda, ari peteginde Allah yazmasi gibi. Yani tamam evrim bir uydurma, bir hurafe, ama sizin &#8220;koyun sirtinda Allah yaziyor&#8221; demeniz de hurafe. Tamam ben ikna oldum. Mevzu boylece kapanmi oluyor. Degilmi?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>PLM tarafından</title>
		<link>http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/#comment-681</link>
		<dc:creator>PLM</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 Sep 2006 05:51:03 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/#comment-681</guid>
		<description>DUSUNCELERIN KOKENLERI
H.B. Paksoy
(Florence: Carrie/European University, 2006)

"Alın Yazısı" mı, "Kişi seçimi" mi?
İnançlar ve Düşünce Özgürlüğü

H. B. PAKSOY, DPhil*



Önce, bir denklemi ele alarak tanımlara yaklaşalım: E=MC2. Bu denklemin varlığını nereden biliyoruz? Gökten zembil ile mi inmiştir? Yoksa, kişinin (ya da kişilerin) egemen düşüncesi sonucu olarak mı ortaya konulmuşur? Denklemin var olduğu nasıl saptanır? Doğruluğu "Tanrı vergisi" midir, yoksa belirli yöntemlerle yinelenerek gösterilebilir mi?
Bu soruyu bir basamak daha ileri götürebiliriz: Bu denklemin varlığı alın yazısı mıdır? Yoksa, kişi usu ile mi bu yasanın varlığını ortaya koymuştur?

Alın yazısını kim yazar? Tanrı bu denklemin var olduğunu daha önceden biliyor muydu? Yoksa, bir kişinin bu gizi kendi başına bulmasını mı bekliyordu?

Egemen atılımın bir tanımı: Bir kişi, kendi seçimindeki bir anda, herhangi bir atılıma girişmek yeteneğindedir. Eş anlamda, bu tanımın tersi olarak, herhangi bir atılımdan da kaçınabilir.[1] 15ci yüzyılda, dünyaya insancıl açıdan bakmakla ün yapmış olan Erasmus (1466?-1536), Hıristiyan Askerlerinin Kılavuzu başlıklı kitabında yazar: "'Bir Hıristiyan askeri, her an için tetik durmalıdır. Bu nedenle, görevini yerine getirebilmek için, silahlara gerek duyacaktır. Ne gibi silahlar gereklidir? Iki silah kaçınılmaz: dua etmek ve bilim.' Erasmus bu görüşlerini sürdürür iken, dua üzerine bir, bilim üzerine ise on sayfa yazar."[2]
Bu konu, eş yaşlarda olan Erasmus ve Martin Luther arasında da büyük yazılı tartışmaya yol açmıştı.[3] Tartışma, 17ci yüzyılda, Thomas Hobbes (1588-1679) ve Derry Piskoposu John Bramhall arasında süregelmiş.[4] Daha önce, Martin Luther'in (1483-1546) devrimciliğine önayak olan ilk düşünceleri ileri süren John Wycliff (c.1330-1384) tarafından da kaleme alınmış.[5] John Locke (1632-1704)[6], John Stuart Mill (1806-1873)[7] gibi düşünürlerce de olduğu gibi, günümüzde de, Mortimer Adler ve Isaiah Berlin gibi kişilerce tartışma yaşatılmaktadır.[8]

Leibnitz'in (1646-1716) 'nedenler' ve 'seçimleri' arasındaki ilişkiler üzerine görüşü, tanımların açıklık kazanmasına yardımcı olabilir: "Herhangi bir seçim yapmadan önce, bu seçimi yapmayı sağlayacak olan veriler, seçim yapacak kişiyi başlangıçta kendi yönünde etkilemeye yeterli olmalı. Ya da, tam ters seçimi yapacak olursa, sonuç ne olursa olsun, bu sonuç alın yazısı olmamalı."[9]

Bu arayış, arayanları düşüncelerin varlığı kökenleri üzerine yazılmış verilerle karşı karşıya getirir. Gerekircilik:[10] Herhangi bir değişikliğin yer alabilmesi için, yalnızca geçmişteki olay karmaşımlarının zaman içinde ve doğa yasalarına uygun olarak düzenli düşüncesel gerekler gereği yer almasına bağlıdır.

Ek olarak Düşünce ve Atılım Özgürlüğü üzerine bir tanımı da ele alabiliriz:

(i) özgürlük ve alın yazısının eşit olmadığını savunur
(ii) alın yazısının doğru olmadığını savunur.[11]
İslamiyet içinde de bu tür tartışmalar da eksik değildir. 10cu yüzyılda yaşamış olan Farabi (ca. 870-950) düzenli düşünceyi savunur, bu yoldan en düzenli seçimlerle en uygun sonuçlara varılacağını önerir.[12] Özellikle, "Bey" lerin "doğruyu arama bilimine" ("felsefe"nin ilk bilinen tanımı) önem vermelerini, bu bilim içinde derin eğitim görmüş olmalarını öngörür. Farabi'ye göre, Türkçe'de "inanç" olarak bilinen "din" kavramı, bu "doğruyu arayış bilimi" olan felsefe'nin, toplumlar için "kolaylaştırılmış" bir yüz'ünden başka bir şey değildir. Buna karşılık, 11-12ci yüzyıl arasında yaşayıp, özellikle Farabi'ye çatmayı kendine görev sayan Al-Gazali (1058-1111), yalnızca "duyguların" geçerli olduğunu, "inanmanın" da tek yol olduğunu vurgular.[13] Farabi ve Gazali, konu üzerine daha önce (örneğin, M.Ö. 5ci yy da) yazılmış (ve Arapça'ya çevrilmiş) düşüncelerle de tanışık idiler. M.S. 4 ve 5ci yüzyılda yaşayan St. Jerome, St. Augustine (354-430) ve diğerleri, M.Ö. beşinci yüzyılda yaşamış olan Eflatun'un (M.Ö 427-347) yaklaşımı ile, Hıristiyanlığın öğretileri arasındaki ayrıcalıkları uzlaştırmak için M.S. 4-5ci yüzyıl sürecinde çabalanıyorlardı. Farabi, bu uzlaştırmayı söyle ele almıştı: bir bey, doğruyu arama bilimini kökünden, başlangıcından öğrenmeli ve bütün yaptığı işlerde, özellikle yönettiği toplum yararına kullanmalı. Toplumun her bir bireyi bu yönde eğitilemeyeceği için, bu düşünce düzenini kolaylaştırmak gerekir. Farabi'ye göre, Din, bu kolaylaştırmanın bir yönteminden başka birşey degildir.
Roma'lı Cicero'nun (M.Ö 106-43) günümüzden yirmibir yüzyıl önce dediği gibi "Tarih, doğruluğun ışığıdır."[14] Bu gözlem üzerine, İtalyan Veronalı Guarino bir yorumda bulunur: "Doğru'yu söylemek, tarihçinin başının kesilmesine neden olur."[15] Diğerleri gibi, bu yorum ve görüşleri sınamak ve denemek gerekebilir.

Farabi yerine Gazali'nin soruna yaklaşımının önde tutulması sonucu, İslamiyet içinde "içtihat kapılarının kapanması"öngörülmüştür. Böylelikle "inanç," geçmişin belirli kalıpları içinde dondurulup kalmıştır. Günün gereklerini bünyesine alamadığı gibi, eğitimini bile kişilerin izleyebilmelerini olanak dışı bırakacak bir düzeye getirmiştir. Bu katılık da medreselerin bile içlerine dönmelerine neden olmuş, Uluğ Bey[16]döneminde en yüksek ve başarılı düzeyine varmış olan eğitim düzenlerinin en sonunda üç tek kitabın ezberlenmesine kadar inmiştir. Ayrıntılı örneklerini 19cu yüzyıl sonlarında ve 20ci yüzyıl başlarında Gaspıralı İsmail Bey[17] ve Şevket Süreyya Aydemir'in[18] yazılarında görebiliyoruz.

Orantılı ve karşılaştırmalı olarak düşünüldüğünde görüleceği gibi, Katolik kilisesi bile Vatikan Kurultaylarını (özellikle 1961 yılında) toplayarak, inançlarını ---o güne dek süregelen toplumsal ve kurumsal bütün tutuculukları aşmayı başararak--- gelişen dünyanın gereklerine uydurabilmeyi başarmıştır.


Diğer düşünürler, dikey olarak birbirlerinin düşünceleri üzerine konuyu derinleştirirlerken, 11ci yüzyılda yaşamış Balasagunlu Yusuf'un soruna yaklaşımı ise genellikle çok daha özgündür.[19] Önce, kişinin düşünce yetenekli bir varlık olduğundan söz ile yola çıkar. Bu özelliğin, diğer yaratıklardan ayıran en büyük ayrıcalık olduğunu savunur. Sonra da, kişinin bu yeteneğini ne gibi yöntemlerle kullanabileceğini ve kulanmakta olduğunu örnekleri ile ele alır. Nedenlerini vurgular. Balasagunlunun örnekleri, dünyada kişilerin karşılaştıkları sorunlara getirilebilecek çözümler üzerine kurulmuştur. Bununla birlikte, belirli bir kişisel ve toplumsal davranış yönteminin varlığını da ortaya koyar. Bu davranış yönteminin ilkeleri nedir? Bir Türk atasözü, bu yaklaşımı anlamamıza yardımcı olabileceği gibi, özetlememizi de sağlayabilir: "iğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır." Kişi, başkalarını ilgilendirecek bir girişime kalkarken, sözü edilen girişim kendi başına gelse idi, ne denli sevinir idi?

Ancak, bu düşünce yaklaşımı da bir yerde yetersiz kalır. Çünkü, her kişi bu düşünce yaklaşımı ile girişimlere başlamaz. Örneğin, yalnızca kişisel çikarlarını düşünerek atılıma başlayan bir toplumu ele alalım. Geçmişte örneği çok olan bu toplum, elinde olmayan varlıkları vuruş ve çarpma yolu ile elde etmek isteyebilir. Yağmalanmaktan kurtulmak için, baskına uğramak üzere olan diğer toplum da kendini savunmak isteyebilir. Balasagunlu, bu durumda "beylerin ellerini kılıçlarına dayamaları gerektiği" ni savunur. Bu görüş, Balasagunlu'dan beş yüz yıl sonra yaşayan Erasmus'un yazılarında da yer alır; 20ci yüzyılda da"savaş gereği" (haklı savaş) olarak Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında Batı uygarlıklarının baş dayanağı olur.


Mustafa Kemal Atatürk'ün "Egemenlik Ulusundur" (ya da, ilk söylediği gibi "hakimiyet, kayıtsız şartsız Milletindir") seslenişi ile yalnızca yurdu dört koldan saran dış yağılara karşı ileri sürülmüş bir yön gösteriş değildir. Öncelikle, toplumun düşüncelerinde düzenli ve yöntemli olmaları gereğini vurgulamaktadır. Diyebiliriz ki, Atatürk, toplumun egemen olarak yaşayabilmesi için "alın yazısı-kişi egemenliği" yaklaşımları arasında seçim yapması gerektiğini ileri sürüyordu.






--------------------------------------------------------------------------------

KAYNAKLAR:

1. R. Kane, Free Will and Values (SUNY, 1985). Pp. 20-21. D1 (Freedom of the Will): A rational agent (person or self) S is (was) free at a time t with respect to a choice or decision J, if and only if, S has (had) the power at t to make J at t and S has (had) the power at t to do otherwise at t (i.e to refrain from making J and or to make some choice or decision other than J at t).
Free will, so defined, is a dual power; the power to choose (or, "efficacy" as we shall call it) and to do otherwise (or, "avoidability"). The latter, as indicated, may involve either refraining or making a a contrary or contradictory choice or decision.

2. Erasmus Rotterdamus, Enchiridion militis christiani (Handbook of a Christian Soldier) (St. Omer/Louvain, 1503).

3. Discourse on Free Will: Erasmus vs Luther (New York, 1961).

4. John Bramhall, The Works of John Bramhall (Oxford: John Henry Parker, 1844); Thomas Hobbes,The English Works of Thomas Hobbes, W. Molesworth, Ed. (Scientia Aalen, 1962). P. 39: "I acknowledge this liberty, that I can do if I will: but to say I can will if I will. I take to be an absurd speech."

5. John Wyclif, On Universals (Tractatus de Universalibus) Anthony Kenny, Tr. (Oxford, 1985); John de Wycliffe, D.D. Tracts and Treatises Robert Vaughan, Tr. (London, 1845).

6. "I leave it to be considered whether [these claims] may not help to put an end to the long agitated, and I think, unreasonable, because unintelligible question, viz. whether man's will be free or no... the question itself is altogether improper. For.. when anyone well considers it, I think he will as plainly perceive that liberty, which is but a power, belong only to agents, and cannot be an attribute or modification of the will, which is also but a power." John Locke, An Essay Concerning Human Understanding A. C. Fraser, Ed. (New York: Dover, 1959). Pp. 319-320.

7. John Stuart Mill, On Liberty (New York, 1956).

8. Mortimer Jerome Adler,The Idea of Freedom: A Dialectical Examination of the Conception of Freedom (New York: Doubleday, 1958); Isaiah Berlin,Four Essays on Liberty (Oxford, 1969).

9. G. W. F. Leibniz, Selections P. Weiner, Ed. (New York: Scribners, 1951). Thesis of Leibniz: In the relation between reasons and choice, the reasons which the agent has prior to choice must in some sense incline the agent toward the choice, or the doing otherwise, whichever occurs, without necessitating what actually occurs, i.e. without determining what occurs in the sense of determinism (See Kane D2 P. 30).

10. D2 Determinism: The occurrence of a state or change E at a time t is determined if and only if there is some combination of past circumstances relative to t, or past circumstances relative to t and laws of nature, whose joint existence is a logically sufficient condition for the occurrence of E at t (where "X is a logically suficient condition for Y" means "it is logically necessary that if X then Y"). See, Kane, P. 30.
Libertarian view of Freedom: (i) denies that freedom and determinism are compatible (ii) (as a consequence of ascribing an incompatibilist freedom to humans, if for no other reason) denies that determinsm is true.

11. (Libertarian view of Freedom) Bernard Berofsky,Free Will and Determinism (New York, 1966).

12. Alfarabi's Philosophy of Plato and Aristotle, (ca. 870-950) Muhsin Mahdi, Tr. (Free Press/Macmillan, 1962).

13. The Faith and Practice of AL GHAZALI,  W. Montgomery Watt, Ed. (London, 1953).

14. "History is the Light of Truth." Cicero,De Oratore II.9.36.

15."Telling the truth will cost the historian his head." Guarino de Verona, Epistolario R. Sabbadini, Ed. (Venice, 1915-1919) 3 vols.

16. Kevin Krisciunas, "The Legacy of Ulugh Beg",CENTRAL ASIAN MONUMENTS (H. B. Paksoy, Editor) (Istanbul: Isis Press, 1992).

17. Kirimli Cafer Seydiahmet,Gaspirali İsmail Bey (Istanbul, n.d [1934]); H. B. Paksoy, Chora Batir: A Tatar Admonition to Future Generations.Studies in Comparative Communism, VOL. XIX Nos. 3 and 4; Autumn/Winter 1986. Pp. 253-265.

18. Makedonya'dan Orta Asyaya Enver Paşa (3 Vols.) (Istanbul, 1970-1972) [several printings were made], utilizing Enver's autobiography;Tek Adam [Mustafa Kemal]. (3 Vols.) (Istanbul, 1963-1965); and Ikinci Adam [Ismet Inönü] (3 Vols.) (Istanbul, 1966-1969).

19. Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig Çeviri: R.R. Arat. (Ankara: TTK, 1974).</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>DUSUNCELERIN KOKENLERI<br />
H.B. Paksoy<br />
(Florence: Carrie/European University, 2006)</p>
<p>&#8220;Alın Yazısı&#8221; mı, &#8220;Kişi seçimi&#8221; mi?<br />
İnançlar ve Düşünce Özgürlüğü</p>
<p>H. B. PAKSOY, DPhil*</p>
<p>Önce, bir denklemi ele alarak tanımlara yaklaşalım: E=MC2. Bu denklemin varlığını nereden biliyoruz? Gökten zembil ile mi inmiştir? Yoksa, kişinin (ya da kişilerin) egemen düşüncesi sonucu olarak mı ortaya konulmuşur? Denklemin var olduğu nasıl saptanır? Doğruluğu &#8220;Tanrı vergisi&#8221; midir, yoksa belirli yöntemlerle yinelenerek gösterilebilir mi?<br />
Bu soruyu bir basamak daha ileri götürebiliriz: Bu denklemin varlığı alın yazısı mıdır? Yoksa, kişi usu ile mi bu yasanın varlığını ortaya koymuştur?</p>
<p>Alın yazısını kim yazar? Tanrı bu denklemin var olduğunu daha önceden biliyor muydu? Yoksa, bir kişinin bu gizi kendi başına bulmasını mı bekliyordu?</p>
<p>Egemen atılımın bir tanımı: Bir kişi, kendi seçimindeki bir anda, herhangi bir atılıma girişmek yeteneğindedir. Eş anlamda, bu tanımın tersi olarak, herhangi bir atılımdan da kaçınabilir.[1] 15ci yüzyılda, dünyaya insancıl açıdan bakmakla ün yapmış olan Erasmus (1466?-1536), Hıristiyan Askerlerinin Kılavuzu başlıklı kitabında yazar: &#8220;&#8216;Bir Hıristiyan askeri, her an için tetik durmalıdır. Bu nedenle, görevini yerine getirebilmek için, silahlara gerek duyacaktır. Ne gibi silahlar gereklidir? Iki silah kaçınılmaz: dua etmek ve bilim.&#8217; Erasmus bu görüşlerini sürdürür iken, dua üzerine bir, bilim üzerine ise on sayfa yazar.&#8221;[2]<br />
Bu konu, eş yaşlarda olan Erasmus ve Martin Luther arasında da büyük yazılı tartışmaya yol açmıştı.[3] Tartışma, 17ci yüzyılda, Thomas Hobbes (1588-1679) ve Derry Piskoposu John Bramhall arasında süregelmiş.[4] Daha önce, Martin Luther&#8217;in (1483-1546) devrimciliğine önayak olan ilk düşünceleri ileri süren John Wycliff (c.1330-1384) tarafından da kaleme alınmış.[5] John Locke (1632-1704)[6], John Stuart Mill (1806-1873)[7] gibi düşünürlerce de olduğu gibi, günümüzde de, Mortimer Adler ve Isaiah Berlin gibi kişilerce tartışma yaşatılmaktadır.[8]</p>
<p>Leibnitz&#8217;in (1646-1716) &#8216;nedenler&#8217; ve &#8217;seçimleri&#8217; arasındaki ilişkiler üzerine görüşü, tanımların açıklık kazanmasına yardımcı olabilir: &#8220;Herhangi bir seçim yapmadan önce, bu seçimi yapmayı sağlayacak olan veriler, seçim yapacak kişiyi başlangıçta kendi yönünde etkilemeye yeterli olmalı. Ya da, tam ters seçimi yapacak olursa, sonuç ne olursa olsun, bu sonuç alın yazısı olmamalı.&#8221;[9]</p>
<p>Bu arayış, arayanları düşüncelerin varlığı kökenleri üzerine yazılmış verilerle karşı karşıya getirir. Gerekircilik:[10] Herhangi bir değişikliğin yer alabilmesi için, yalnızca geçmişteki olay karmaşımlarının zaman içinde ve doğa yasalarına uygun olarak düzenli düşüncesel gerekler gereği yer almasına bağlıdır.</p>
<p>Ek olarak Düşünce ve Atılım Özgürlüğü üzerine bir tanımı da ele alabiliriz:</p>
<p>(i) özgürlük ve alın yazısının eşit olmadığını savunur<br />
(ii) alın yazısının doğru olmadığını savunur.[11]<br />
İslamiyet içinde de bu tür tartışmalar da eksik değildir. 10cu yüzyılda yaşamış olan Farabi (ca. 870-950) düzenli düşünceyi savunur, bu yoldan en düzenli seçimlerle en uygun sonuçlara varılacağını önerir.[12] Özellikle, &#8220;Bey&#8221; lerin &#8220;doğruyu arama bilimine&#8221; (&#8221;felsefe&#8221;nin ilk bilinen tanımı) önem vermelerini, bu bilim içinde derin eğitim görmüş olmalarını öngörür. Farabi&#8217;ye göre, Türkçe&#8217;de &#8220;inanç&#8221; olarak bilinen &#8220;din&#8221; kavramı, bu &#8220;doğruyu arayış bilimi&#8221; olan felsefe&#8217;nin, toplumlar için &#8220;kolaylaştırılmış&#8221; bir yüz&#8217;ünden başka bir şey değildir. Buna karşılık, 11-12ci yüzyıl arasında yaşayıp, özellikle Farabi&#8217;ye çatmayı kendine görev sayan Al-Gazali (1058-1111), yalnızca &#8220;duyguların&#8221; geçerli olduğunu, &#8220;inanmanın&#8221; da tek yol olduğunu vurgular.[13] Farabi ve Gazali, konu üzerine daha önce (örneğin, M.Ö. 5ci yy da) yazılmış (ve Arapça&#8217;ya çevrilmiş) düşüncelerle de tanışık idiler. M.S. 4 ve 5ci yüzyılda yaşayan St. Jerome, St. Augustine (354-430) ve diğerleri, M.Ö. beşinci yüzyılda yaşamış olan Eflatun&#8217;un (M.Ö 427-347) yaklaşımı ile, Hıristiyanlığın öğretileri arasındaki ayrıcalıkları uzlaştırmak için M.S. 4-5ci yüzyıl sürecinde çabalanıyorlardı. Farabi, bu uzlaştırmayı söyle ele almıştı: bir bey, doğruyu arama bilimini kökünden, başlangıcından öğrenmeli ve bütün yaptığı işlerde, özellikle yönettiği toplum yararına kullanmalı. Toplumun her bir bireyi bu yönde eğitilemeyeceği için, bu düşünce düzenini kolaylaştırmak gerekir. Farabi&#8217;ye göre, Din, bu kolaylaştırmanın bir yönteminden başka birşey degildir.<br />
Roma&#8217;lı Cicero&#8217;nun (M.Ö 106-43) günümüzden yirmibir yüzyıl önce dediği gibi &#8220;Tarih, doğruluğun ışığıdır.&#8221;[14] Bu gözlem üzerine, İtalyan Veronalı Guarino bir yorumda bulunur: &#8220;Doğru&#8217;yu söylemek, tarihçinin başının kesilmesine neden olur.&#8221;[15] Diğerleri gibi, bu yorum ve görüşleri sınamak ve denemek gerekebilir.</p>
<p>Farabi yerine Gazali&#8217;nin soruna yaklaşımının önde tutulması sonucu, İslamiyet içinde &#8220;içtihat kapılarının kapanması&#8221;öngörülmüştür. Böylelikle &#8220;inanç,&#8221; geçmişin belirli kalıpları içinde dondurulup kalmıştır. Günün gereklerini bünyesine alamadığı gibi, eğitimini bile kişilerin izleyebilmelerini olanak dışı bırakacak bir düzeye getirmiştir. Bu katılık da medreselerin bile içlerine dönmelerine neden olmuş, Uluğ Bey[16]döneminde en yüksek ve başarılı düzeyine varmış olan eğitim düzenlerinin en sonunda üç tek kitabın ezberlenmesine kadar inmiştir. Ayrıntılı örneklerini 19cu yüzyıl sonlarında ve 20ci yüzyıl başlarında Gaspıralı İsmail Bey[17] ve Şevket Süreyya Aydemir&#8217;in[18] yazılarında görebiliyoruz.</p>
<p>Orantılı ve karşılaştırmalı olarak düşünüldüğünde görüleceği gibi, Katolik kilisesi bile Vatikan Kurultaylarını (özellikle 1961 yılında) toplayarak, inançlarını &#8212;o güne dek süregelen toplumsal ve kurumsal bütün tutuculukları aşmayı başararak&#8212; gelişen dünyanın gereklerine uydurabilmeyi başarmıştır.</p>
<p>Diğer düşünürler, dikey olarak birbirlerinin düşünceleri üzerine konuyu derinleştirirlerken, 11ci yüzyılda yaşamış Balasagunlu Yusuf&#8217;un soruna yaklaşımı ise genellikle çok daha özgündür.[19] Önce, kişinin düşünce yetenekli bir varlık olduğundan söz ile yola çıkar. Bu özelliğin, diğer yaratıklardan ayıran en büyük ayrıcalık olduğunu savunur. Sonra da, kişinin bu yeteneğini ne gibi yöntemlerle kullanabileceğini ve kulanmakta olduğunu örnekleri ile ele alır. Nedenlerini vurgular. Balasagunlunun örnekleri, dünyada kişilerin karşılaştıkları sorunlara getirilebilecek çözümler üzerine kurulmuştur. Bununla birlikte, belirli bir kişisel ve toplumsal davranış yönteminin varlığını da ortaya koyar. Bu davranış yönteminin ilkeleri nedir? Bir Türk atasözü, bu yaklaşımı anlamamıza yardımcı olabileceği gibi, özetlememizi de sağlayabilir: &#8220;iğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır.&#8221; Kişi, başkalarını ilgilendirecek bir girişime kalkarken, sözü edilen girişim kendi başına gelse idi, ne denli sevinir idi?</p>
<p>Ancak, bu düşünce yaklaşımı da bir yerde yetersiz kalır. Çünkü, her kişi bu düşünce yaklaşımı ile girişimlere başlamaz. Örneğin, yalnızca kişisel çikarlarını düşünerek atılıma başlayan bir toplumu ele alalım. Geçmişte örneği çok olan bu toplum, elinde olmayan varlıkları vuruş ve çarpma yolu ile elde etmek isteyebilir. Yağmalanmaktan kurtulmak için, baskına uğramak üzere olan diğer toplum da kendini savunmak isteyebilir. Balasagunlu, bu durumda &#8220;beylerin ellerini kılıçlarına dayamaları gerektiği&#8221; ni savunur. Bu görüş, Balasagunlu&#8217;dan beş yüz yıl sonra yaşayan Erasmus&#8217;un yazılarında da yer alır; 20ci yüzyılda da&#8221;savaş gereği&#8221; (haklı savaş) olarak Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında Batı uygarlıklarının baş dayanağı olur.</p>
<p>Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün &#8220;Egemenlik Ulusundur&#8221; (ya da, ilk söylediği gibi &#8220;hakimiyet, kayıtsız şartsız Milletindir&#8221 <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_wink.gif' alt=';)' class='wp-smiley' /> seslenişi ile yalnızca yurdu dört koldan saran dış yağılara karşı ileri sürülmüş bir yön gösteriş değildir. Öncelikle, toplumun düşüncelerinde düzenli ve yöntemli olmaları gereğini vurgulamaktadır. Diyebiliriz ki, Atatürk, toplumun egemen olarak yaşayabilmesi için &#8220;alın yazısı-kişi egemenliği&#8221; yaklaşımları arasında seçim yapması gerektiğini ileri sürüyordu.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>KAYNAKLAR:</p>
<p>1. R. Kane, Free Will and Values (SUNY, 1985). Pp. 20-21. D1 (Freedom of the Will): A rational agent (person or self) S is (was) free at a time t with respect to a choice or decision J, if and only if, S has (had) the power at t to make J at t and S has (had) the power at t to do otherwise at t (i.e to refrain from making J and or to make some choice or decision other than J at t).<br />
Free will, so defined, is a dual power; the power to choose (or, &#8220;efficacy&#8221; as we shall call it) and to do otherwise (or, &#8220;avoidability&#8221;). The latter, as indicated, may involve either refraining or making a a contrary or contradictory choice or decision.</p>
<p>2. Erasmus Rotterdamus, Enchiridion militis christiani (Handbook of a Christian Soldier) (St. Omer/Louvain, 1503).</p>
<p>3. Discourse on Free Will: Erasmus vs Luther (New York, 1961).</p>
<p>4. John Bramhall, The Works of John Bramhall (Oxford: John Henry Parker, 1844); Thomas Hobbes,The English Works of Thomas Hobbes, W. Molesworth, Ed. (Scientia Aalen, 1962). P. 39: &#8220;I acknowledge this liberty, that I can do if I will: but to say I can will if I will. I take to be an absurd speech.&#8221;</p>
<p>5. John Wyclif, On Universals (Tractatus de Universalibus) Anthony Kenny, Tr. (Oxford, 1985); John de Wycliffe, D.D. Tracts and Treatises Robert Vaughan, Tr. (London, 1845).</p>
<p>6. &#8220;I leave it to be considered whether [these claims] may not help to put an end to the long agitated, and I think, unreasonable, because unintelligible question, viz. whether man&#8217;s will be free or no&#8230; the question itself is altogether improper. For.. when anyone well considers it, I think he will as plainly perceive that liberty, which is but a power, belong only to agents, and cannot be an attribute or modification of the will, which is also but a power.&#8221; John Locke, An Essay Concerning Human Understanding A. C. Fraser, Ed. (New York: Dover, 1959). Pp. 319-320.</p>
<p>7. John Stuart Mill, On Liberty (New York, 1956).</p>
<p>8. Mortimer Jerome Adler,The Idea of Freedom: A Dialectical Examination of the Conception of Freedom (New York: Doubleday, 1958); Isaiah Berlin,Four Essays on Liberty (Oxford, 1969).</p>
<p>9. G. W. F. Leibniz, Selections P. Weiner, Ed. (New York: Scribners, 1951). Thesis of Leibniz: In the relation between reasons and choice, the reasons which the agent has prior to choice must in some sense incline the agent toward the choice, or the doing otherwise, whichever occurs, without necessitating what actually occurs, i.e. without determining what occurs in the sense of determinism (See Kane D2 P. 30).</p>
<p>10. D2 Determinism: The occurrence of a state or change E at a time t is determined if and only if there is some combination of past circumstances relative to t, or past circumstances relative to t and laws of nature, whose joint existence is a logically sufficient condition for the occurrence of E at t (where &#8220;X is a logically suficient condition for Y&#8221; means &#8220;it is logically necessary that if X then Y&#8221;). See, Kane, P. 30.<br />
Libertarian view of Freedom: (i) denies that freedom and determinism are compatible (ii) (as a consequence of ascribing an incompatibilist freedom to humans, if for no other reason) denies that determinsm is true.</p>
<p>11. (Libertarian view of Freedom) Bernard Berofsky,Free Will and Determinism (New York, 1966).</p>
<p>12. Alfarabi&#8217;s Philosophy of Plato and Aristotle, (ca. 870-950) Muhsin Mahdi, Tr. (Free Press/Macmillan, 1962).</p>
<p>13. The Faith and Practice of AL GHAZALI,  W. Montgomery Watt, Ed. (London, 1953).</p>
<p>14. &#8220;History is the Light of Truth.&#8221; Cicero,De Oratore II.9.36.</p>
<p>15.&#8221;Telling the truth will cost the historian his head.&#8221; Guarino de Verona, Epistolario R. Sabbadini, Ed. (Venice, 1915-1919) 3 vols.</p>
<p>16. Kevin Krisciunas, &#8220;The Legacy of Ulugh Beg&#8221;,CENTRAL ASIAN MONUMENTS (H. B. Paksoy, Editor) (Istanbul: Isis Press, 1992).</p>
<p>17. Kirimli Cafer Seydiahmet,Gaspirali İsmail Bey (Istanbul, n.d [1934]); H. B. Paksoy, Chora Batir: A Tatar Admonition to Future Generations.Studies in Comparative Communism, VOL. XIX Nos. 3 and 4; Autumn/Winter 1986. Pp. 253-265.</p>
<p>18. Makedonya&#8217;dan Orta Asyaya Enver Paşa (3 Vols.) (Istanbul, 1970-1972) [several printings were made], utilizing Enver&#8217;s autobiography;Tek Adam [Mustafa Kemal]. (3 Vols.) (Istanbul, 1963-1965); and Ikinci Adam [Ismet Inönü] (3 Vols.) (Istanbul, 1966-1969).</p>
<p>19. Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig Çeviri: R.R. Arat. (Ankara: TTK, 1974).</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>hakan tarafından</title>
		<link>http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/#comment-686</link>
		<dc:creator>hakan</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Sep 2006 15:12:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/#comment-686</guid>
		<description>( Ama bu tasarımcının tasarlama işini nasıl, ne zaman, niçin yaptığıyla ilgili hiçbir şey söylemiyor. Sadece canlılığın ve canlı türlerinin doğal olaylarla yani hiçbir doğaüstü gücün etkisi olmaksızın oluşamayacağını iddia ediyor. Ayrıca bu akıllı tasarımcının kim veya ne olduğuyla ilgili de hiçbir tez ileri sürmüyor. Ama hepimiz AT’yi savunan herkesin akıllı tasarımcı olarak “Tanrı”yı düşündüğünü biliyoruz.)
  DAVİNCİ nin soruları muhtemelen

 SN daRvinci sitenizin bir dini site olmadığını idda ediyorsunuz ama Allah ın varlığını tartışıyorsunuz!!!o ayrı bir tezat
  Sorduğunuz soruya AT ciler belki cevap verememiş olabilir ama MUHİDDİN İ ARABİ bak nasıl cevap veriyor
 "Sonra mevcudadı yaratmasındaki hikmetde:bir ihtiyacına mebni değildir.Ancak isim ve sıfatlarının izharı içindir
  Düşünki,onun bir adıdadur.Elbette bu isme bir zuhur yeri gerek.. Dolayısıyla mahrifete uğrayacak bir varlık lazım..
  Bir ismide &#62;DİR..Bunun gereğide rahmettir.Elbette bu sıfatı için,rahmete uğrayacak bir varlık lazım..
  Keza: de onun bir sıfatı..Bunun içinde, bir varlık gerektir ki:kerem göre...
.... İşte ..
  Gerak insanlar gerek işleri değişiktir.
  Esma ve sıfatlarının adedi kadr..Ta ki,her bir isim ve sıfatın gereği yerine gelsin
  Şöyle anlatmak mümkün:
  GAFUR isminin sırı zuhura gelsin .. günahkarlar için marifet olsun
  İyilik edenler rahmete nail olsun ..
  Taat sahiplri fazilet bulsun..
  Asiler de ADİL sıfatının tecelli şeklini görsün..
  Mü'minler nimete ersin..
  Kafirler cezalarını çeksin..
  Büün bunlar la anlatılmak istenen odurki;yüce Allah icad edip meydana getirdiğişeylerle birleşmekten,am onlardan uzak olmaktan da..Keza onlarla bitişmek ve ayrılmaktan da..münezzehdir..Hemde mukaddes
                         ŞECERET'ÜL-KEVN kitabı</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>( Ama bu tasarımcının tasarlama işini nasıl, ne zaman, niçin yaptığıyla ilgili hiçbir şey söylemiyor. Sadece canlılığın ve canlı türlerinin doğal olaylarla yani hiçbir doğaüstü gücün etkisi olmaksızın oluşamayacağını iddia ediyor. Ayrıca bu akıllı tasarımcının kim veya ne olduğuyla ilgili de hiçbir tez ileri sürmüyor. Ama hepimiz AT’yi savunan herkesin akıllı tasarımcı olarak “Tanrı”yı düşündüğünü biliyoruz.)<br />
  DAVİNCİ nin soruları muhtemelen</p>
<p> SN daRvinci sitenizin bir dini site olmadığını idda ediyorsunuz ama Allah ın varlığını tartışıyorsunuz!!!o ayrı bir tezat<br />
  Sorduğunuz soruya AT ciler belki cevap verememiş olabilir ama MUHİDDİN İ ARABİ bak nasıl cevap veriyor<br />
 &#8220;Sonra mevcudadı yaratmasındaki hikmetde:bir ihtiyacına mebni değildir.Ancak isim ve sıfatlarının izharı içindir<br />
  Düşünki,onun bir adıdadur.Elbette bu isme bir zuhur yeri gerek.. Dolayısıyla mahrifete uğrayacak bir varlık lazım..<br />
  Bir ismide &gt;DİR..Bunun gereğide rahmettir.Elbette bu sıfatı için,rahmete uğrayacak bir varlık lazım..<br />
  Keza: de onun bir sıfatı..Bunun içinde, bir varlık gerektir ki:kerem göre&#8230;<br />
&#8230;. İşte ..<br />
  Gerak insanlar gerek işleri değişiktir.<br />
  Esma ve sıfatlarının adedi kadr..Ta ki,her bir isim ve sıfatın gereği yerine gelsin<br />
  Şöyle anlatmak mümkün:<br />
  GAFUR isminin sırı zuhura gelsin .. günahkarlar için marifet olsun<br />
  İyilik edenler rahmete nail olsun ..<br />
  Taat sahiplri fazilet bulsun..<br />
  Asiler de ADİL sıfatının tecelli şeklini görsün..<br />
  Mü&#8217;minler nimete ersin..<br />
  Kafirler cezalarını çeksin..<br />
  Büün bunlar la anlatılmak istenen odurki;yüce Allah icad edip meydana getirdiğişeylerle birleşmekten,am onlardan uzak olmaktan da..Keza onlarla bitişmek ve ayrılmaktan da..münezzehdir..Hemde mukaddes<br />
                         ŞECERET&#8217;ÜL-KEVN kitabı</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>korkut tarafından</title>
		<link>http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/#comment-685</link>
		<dc:creator>korkut</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Sep 2006 10:45:07 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/#comment-685</guid>
		<description>Sn. kubilay arkadas, yorumun ve tavsiyen icin cok tesekkur ederim. Benim yukaridaki yorumum ise sadece inancima olan bagliligimdan ve bununla ilgili olarak duydugum bazi endiselerden kaynaklanan onsezilere dayali bir takim goruslerdi. Herkes durust ve acik olduktan sonra elbette benim de hickimsenin dini veya dunyevi inanci ile hicbir alip veremedigim olmamalidir. Dolayisiyla, yorum ve tavsiyeni candan dikkate aldigimi bilmeni isterim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sn. kubilay arkadas, yorumun ve tavsiyen icin cok tesekkur ederim. Benim yukaridaki yorumum ise sadece inancima olan bagliligimdan ve bununla ilgili olarak duydugum bazi endiselerden kaynaklanan onsezilere dayali bir takim goruslerdi. Herkes durust ve acik olduktan sonra elbette benim de hickimsenin dini veya dunyevi inanci ile hicbir alip veremedigim olmamalidir. Dolayisiyla, yorum ve tavsiyeni candan dikkate aldigimi bilmeni isterim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>kubilay tarafından</title>
		<link>http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/#comment-684</link>
		<dc:creator>kubilay</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Sep 2006 07:57:09 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/#comment-684</guid>
		<description>sn. korkut bey yukarida yaptiginiz yorumlar
normal kulturlu ve medeni bir insandan cok HY tipi yazarlarin kullanmaya calistigi ucuz manipulasyon taktiklerine benziyor. lutfen bu tip kisilere karsi ayni bagnazligi iceren bu tip karsi tezler ureterek ahlaki seviyemizi dusurmeyelim. unutmayin ki hepimizin bu dunyada istedigimiz seye inanma ve yasama hakkimiz var. o halde bu tip yaklasimlarla birbirimizi yipratmak yerine karsilikli saygi, sevgi ve hosgoru icinde herseyi tartisalim ve farkli inanclar altinda beraberce ve ozgurce elele birlikte yasamayi ogrenelim. bu hepimiz icin daha iyi olmaz mi......</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>sn. korkut bey yukarida yaptiginiz yorumlar<br />
normal kulturlu ve medeni bir insandan cok HY tipi yazarlarin kullanmaya calistigi ucuz manipulasyon taktiklerine benziyor. lutfen bu tip kisilere karsi ayni bagnazligi iceren bu tip karsi tezler ureterek ahlaki seviyemizi dusurmeyelim. unutmayin ki hepimizin bu dunyada istedigimiz seye inanma ve yasama hakkimiz var. o halde bu tip yaklasimlarla birbirimizi yipratmak yerine karsilikli saygi, sevgi ve hosgoru icinde herseyi tartisalim ve farkli inanclar altinda beraberce ve ozgurce elele birlikte yasamayi ogrenelim. bu hepimiz icin daha iyi olmaz mi&#8230;&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>korkut tarafından</title>
		<link>http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/#comment-683</link>
		<dc:creator>korkut</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Sep 2006 12:15:37 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/#comment-683</guid>
		<description>Evet ben de yukaridaki atilla arkadasin yorumuna katiliyorum. Ve bence bu AT hareketinin kurucusu olan Phillip Johnson'un
bunun otesinde de cok gizli bir acendasi ve dunya capinda yuruttugu buyuk bir plani olabilir. Bildigim kadariyla bu Phillip Johnson ve taraftarlari yakin bir zaman sonra Allahin oglu ve tecellisi olarak gordukleri Isanin tekrar yeryuzune donusunu bekliyorlar.
Ve bu donuse hazirlik yapmak icin var gucleriyle evrim kuramini dunya capinda yipratmaya calisiyorlar. Ve bu kisilere gore Isanin gelisinden once Yahya Peygamber gibi kisilerin cikip onun gelisine ortam hazirlamalari gerekiyor. Bilindigi gibi Yahya ismi ingilizce incillerde "John" olarak gecer.
Dolayisiyla bu ismin yukaridaki sahsin soyadinda kullaniliyor olmasi da bu acidan ilginc gercekten. Ve ayrica bu kisiler "Yahya" kod ismini kullanarak bu zihniyete ajanlik ve yataklik yapacak olan bircok kisileri de saniyorum oteki butun dinlerin icine salmaya calisiyorlar. Bu ajanlarin birinci gorevi evrim kuramini Phillip Johnson'un gosterdigi metotlarla yipratma faaliyetine girmek ve ikinci gorevleri de Isa'nin yakin bir zamanda yeryuzune donecegi mesajini vermek olabilir. Ve bu ajanlar saniyorum oncelikle evrim kuramina saldirarak cahil dindar insanlar arasinda sempati toplamaya calisacaklar. Daha sonra eger bu taktikle guc ve etkinlik kazanabilirlerse, sonra zamanla tevil yoluyla oncelikle islam dini icindeki mezhep ve gelenekleri yipratip ortadan kaldiracaklar ve daha sonra da garip ve elastik tevillerle bol sarap icilmesini mubah kilacaklar (cunki sarab incilde Isanin kanini ve ahdini temsil ediyor) Ve daha sonra da iyice zivanadan cikip Kuran da Isanin Allahin oglu ve tecellisi olduguna dair ayetler oldugu seklinde yorumlarda bulunacaklar...... Her turlu tuzaga karsi her zaman tedbirli ve uyanik olmak eni iyi yoldur saniyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Evet ben de yukaridaki atilla arkadasin yorumuna katiliyorum. Ve bence bu AT hareketinin kurucusu olan Phillip Johnson&#8217;un<br />
bunun otesinde de cok gizli bir acendasi ve dunya capinda yuruttugu buyuk bir plani olabilir. Bildigim kadariyla bu Phillip Johnson ve taraftarlari yakin bir zaman sonra Allahin oglu ve tecellisi olarak gordukleri Isanin tekrar yeryuzune donusunu bekliyorlar.<br />
Ve bu donuse hazirlik yapmak icin var gucleriyle evrim kuramini dunya capinda yipratmaya calisiyorlar. Ve bu kisilere gore Isanin gelisinden once Yahya Peygamber gibi kisilerin cikip onun gelisine ortam hazirlamalari gerekiyor. Bilindigi gibi Yahya ismi ingilizce incillerde &#8220;John&#8221; olarak gecer.<br />
Dolayisiyla bu ismin yukaridaki sahsin soyadinda kullaniliyor olmasi da bu acidan ilginc gercekten. Ve ayrica bu kisiler &#8220;Yahya&#8221; kod ismini kullanarak bu zihniyete ajanlik ve yataklik yapacak olan bircok kisileri de saniyorum oteki butun dinlerin icine salmaya calisiyorlar. Bu ajanlarin birinci gorevi evrim kuramini Phillip Johnson&#8217;un gosterdigi metotlarla yipratma faaliyetine girmek ve ikinci gorevleri de Isa&#8217;nin yakin bir zamanda yeryuzune donecegi mesajini vermek olabilir. Ve bu ajanlar saniyorum oncelikle evrim kuramina saldirarak cahil dindar insanlar arasinda sempati toplamaya calisacaklar. Daha sonra eger bu taktikle guc ve etkinlik kazanabilirlerse, sonra zamanla tevil yoluyla oncelikle islam dini icindeki mezhep ve gelenekleri yipratip ortadan kaldiracaklar ve daha sonra da garip ve elastik tevillerle bol sarap icilmesini mubah kilacaklar (cunki sarab incilde Isanin kanini ve ahdini temsil ediyor) Ve daha sonra da iyice zivanadan cikip Kuran da Isanin Allahin oglu ve tecellisi olduguna dair ayetler oldugu seklinde yorumlarda bulunacaklar&#8230;&#8230; Her turlu tuzaga karsi her zaman tedbirli ve uyanik olmak eni iyi yoldur saniyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>atilla tarafından</title>
		<link>http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/#comment-682</link>
		<dc:creator>atilla</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Sep 2006 06:12:50 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/#comment-682</guid>
		<description>bence "akilli tasarim" hareketinin dogmasina sebeb olan en buyuk 'gizli neden' evrim kuraminin Isanin "Allahin oglu" ya da "Allahin tecellisi" oldugu inancini temelden sarsmis olmasidir. Cunki bir insanin Allahin oglu ya da tecellisi olabilmesi icin bedenen en gelismis ve mukemmel bir yapida olmasi umulur. Fakat eger evrim kurami dogru ise ve insan turu de bu kuram geregi halen gelismesini surduruyorsa, bu durumda bu inanis buyuk hasar gormus olacaktir. Nasil ki bundan once de dunyanin "evrenin merkezinde" olmadigi bilimsel olarak ortaya konuldugunda, bu Isaperest insanlar yine yukarida bahsettigim  sebebten oturu buyuk bir endise ve panik icine girmisler ve bilime karsi uzun zaman direnmislerse, simdi onlarin torunlari da yine benzer bir sebeb ve endiseden oturu aynen atalarinin izinde yuruyorlar sanirim. Fakat bu hareketin kuruculari ve ozellikle Phillip Johnson saniyorum bu asil 'gizli nedeni' arka planda tutup yukarida Da Vinci arkadasimizin sundugu sebebleri daha cok ileri surerek evrim kuramina karsi savas aciyor ki, diger topluluk ve dinlerden de olabildigi kadar saf ve cahil insanlari kendi safina cekebilsin. Cunki Isanin Allahin oglu, ya da tecellisi oldugu inancina pek sicak bakmayan bircok hristiyan, ve diger dinlerden bircok insanlar evrim kuramini ilahi yonlendirme sonucu olusan buyuk bir dogasal mucize olarak gorup kabul edebilmektedirler. Fakat Phillip Johnson ve taraftarlari ise bu yaklasimdan yukarida bahsettigim sebebten oturu nefretle uzak durmaktadirlar........</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>bence &#8220;akilli tasarim&#8221; hareketinin dogmasina sebeb olan en buyuk &#8216;gizli neden&#8217; evrim kuraminin Isanin &#8220;Allahin oglu&#8221; ya da &#8220;Allahin tecellisi&#8221; oldugu inancini temelden sarsmis olmasidir. Cunki bir insanin Allahin oglu ya da tecellisi olabilmesi icin bedenen en gelismis ve mukemmel bir yapida olmasi umulur. Fakat eger evrim kurami dogru ise ve insan turu de bu kuram geregi halen gelismesini surduruyorsa, bu durumda bu inanis buyuk hasar gormus olacaktir. Nasil ki bundan once de dunyanin &#8220;evrenin merkezinde&#8221; olmadigi bilimsel olarak ortaya konuldugunda, bu Isaperest insanlar yine yukarida bahsettigim  sebebten oturu buyuk bir endise ve panik icine girmisler ve bilime karsi uzun zaman direnmislerse, simdi onlarin torunlari da yine benzer bir sebeb ve endiseden oturu aynen atalarinin izinde yuruyorlar sanirim. Fakat bu hareketin kuruculari ve ozellikle Phillip Johnson saniyorum bu asil &#8216;gizli nedeni&#8217; arka planda tutup yukarida Da Vinci arkadasimizin sundugu sebebleri daha cok ileri surerek evrim kuramina karsi savas aciyor ki, diger topluluk ve dinlerden de olabildigi kadar saf ve cahil insanlari kendi safina cekebilsin. Cunki Isanin Allahin oglu, ya da tecellisi oldugu inancina pek sicak bakmayan bircok hristiyan, ve diger dinlerden bircok insanlar evrim kuramini ilahi yonlendirme sonucu olusan buyuk bir dogasal mucize olarak gorup kabul edebilmektedirler. Fakat Phillip Johnson ve taraftarlari ise bu yaklasimdan yukarida bahsettigim sebebten oturu nefretle uzak durmaktadirlar&#8230;&#8230;..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mustafa Ajlan Abudak tarafından</title>
		<link>http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/#comment-680</link>
		<dc:creator>Mustafa Ajlan Abudak</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Jul 2006 11:51:46 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/#comment-680</guid>
		<description>Da Vinci Arkadaşımız özene bezene hazırlamış maşallah. Akıllı Tasarım haerketini anlayabilmesi mümkün değil.Sebebi ise şu;Bütün boyutlarıyla modern bilimin de, modernizm ve postmodernizmin de dayandığı küllî paradigmalar vardır. Modernist, postmodernist ve bilimcilerin bunlara bağlılığı, bu paradigmalar bir antitez, teori, zan ve iddia olduğu halde ve paradoksal bir biçimde böyle oldukları için dogmatik ve din mensuplarının dine bağlılığından daha katı ve daha dogmatik bir bağlılıktır.Bu blogda da açıkca görülen bu.Yorumun yayınlanması umuduyla...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Da Vinci Arkadaşımız özene bezene hazırlamış maşallah. Akıllı Tasarım haerketini anlayabilmesi mümkün değil.Sebebi ise şu;Bütün boyutlarıyla modern bilimin de, modernizm ve postmodernizmin de dayandığı küllî paradigmalar vardır. Modernist, postmodernist ve bilimcilerin bunlara bağlılığı, bu paradigmalar bir antitez, teori, zan ve iddia olduğu halde ve paradoksal bir biçimde böyle oldukları için dogmatik ve din mensuplarının dine bağlılığından daha katı ve daha dogmatik bir bağlılıktır.Bu blogda da açıkca görülen bu.Yorumun yayınlanması umuduyla&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Futurex tarafından</title>
		<link>http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/#comment-679</link>
		<dc:creator>Futurex</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Jun 2006 13:17:32 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/#comment-679</guid>
		<description>Neden tum omurgalılar yapısal olarak birbirlerine benzerler?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Neden tum omurgalılar yapısal olarak birbirlerine benzerler?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Da Vinci tarafından</title>
		<link>http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/#comment-678</link>
		<dc:creator>Da Vinci</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Jun 2006 12:51:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/#comment-678</guid>
		<description>Sayın Bilgiç,

Bir konuyla ilgili yazdığınız sahtekârlık ürünü yazı çürütülünce hemen konuyu diğer noktalara çekip ortalığı bulandırmaya çalışıyorsunuz. Yazdığınız konuların tamamı veya tamamına yakın bir bölümü zaten daha önce tarafımdan açıklanmış şeyler. Bu tip ucuz kandırmacalarla insanların aklını bulandırmaktan vazgeçin artık. Dürüst olun ve evrim karşıtlarının bilimsel verileri manipüle ederek insanları kandırmaya çalıştığını kabul edin.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın Bilgiç,</p>
<p>Bir konuyla ilgili yazdığınız sahtekârlık ürünü yazı çürütülünce hemen konuyu diğer noktalara çekip ortalığı bulandırmaya çalışıyorsunuz. Yazdığınız konuların tamamı veya tamamına yakın bir bölümü zaten daha önce tarafımdan açıklanmış şeyler. Bu tip ucuz kandırmacalarla insanların aklını bulandırmaktan vazgeçin artık. Dürüst olun ve evrim karşıtlarının bilimsel verileri manipüle ederek insanları kandırmaya çalıştığını kabul edin.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
