Mustafa Akyol, 4 Ocak 2006 tarihinde bir radyo kanalında “Akıllı Tasarım ve Evrim” başlıklı bir söyleşi programının konuğu oldu. Programın ses dosyasına buradan ulaşabilirsiniz.
Akıllı Tasarım üzerine
Mustafa Akyol’un bu programda söylediği bana ilginç gelen bazı şeyleri aktarmak ve kısaca yorumlamak istiyorum. Sayın Akyol programın başlarında bir yerde şöyle diyor:
Nasıl var olduğumuz sorusuna yaklaşırken 2 tarz cevap var. Biri yaratıcnın var olduğu, diğeri doğanın kendi süreçleri içinde yaşamın ortaya çıktığı yani bir yaratıcının var olmadığı. Tabi bunlardan biri ilahi dinlere uygun düşen bir açıklama diğeri ateizme uygun düşen bir açıklama. Akıllı tasarım teorisi ise aslında üçüncü bir cevap değil. Akıllı tasarım teorisi bir yaratıcının varolduğu, evrene müdahele ettiği, canlıları ve insanı var ettiği gibi bir sonuç çıkarıyor.
Burda Mustafa Akyol önemli bir hata yapıyor. İkinci seçeneği bir tanrının varolmadığı düşüncesiyle özdeşleştiriyor. Halbuki Evrim Teorisi, tanrının veya doğaüstü güçlerin varlığıyla ilgili hiçbir yorum yapmaz. Canlı türlerinin doğada doğal süreçler sonucu kendiliğinden oluştuğunu söyler ve bunun nasıl gerçekleştiğini açıklamaya çalışır. Hatta Evrim Teorisi yaşamın yani ilk canlının nasıl oluştuğuyla da ilgilenmez. Farklı canlı türlerinni nasıl oluştuğunu açıklamaya çalışır. Yani Evrim Teorisi hiçbir şekilde bir tanrının varlığıyla ilgilenmez ve tanrının varolmadığı gibi bir sonuca varmaz. Ama Evrim Teorisi tüm canlı türlerinin doğal süreçler sonunda oluştuğunu savunduğu için haliyle ilahi dinlerdeki, Tanrı’nın fizyolojik anlamda bugünkü insanlardan (Homo sapiens veya Homo sapiens sapiens olarak tanımlanan tür) farklı olmayan ilk insanı bir anda yarattığı düşüncesine karşı çıkmış olur.
Sonuç olarak Evrim Teorisi tanrının varlığına karşı çıkmazken, Mustafa Beyin de belirttiği gibi Akıllı Tasarım tanrının varolduğu, evrene ve canlılara müdahele ettiği sonucuna varıyor.
Mustafa Akyol’un söylediklerine devam edelim:
[...]burda asıl mesele şudur: Yaşam yaratıldı mı yoksa tesadüflerle mi ortaya çıktı? Herkes kabul ederki Akıllı tasarım teorisinin en büyük kurucusu Phillip Johnson’dır ve o derki: Biz yaratılışçıyız. (”ama Dünyanın yaşı 5-10 bindir gibi İncil ve Tevrat’taki şeyleri savunan ve kanıtlamaya çalışan anlamda yaratılışçı değil” gibi bir açıklama ekliyor daha sonra)
Mustafa Beyin dediği gibi Akıllı Tasarım haketinin öncülerinden ve en önemli isimlerinden biri olan Phillip E. Johnson dindar bir Hristiyandır ve elbette yaratılışçıdır. Kendisi bir hukuk profesörü olup dini temelli görüşlere sahip olmasına rağmen, doğa bilimlerinin neredeyse tamamını içermesi gereken bir konuda öncülük yapıyor. Dini yönleri kuvvetli bilim adamlarını etrafında toplayarak bilimi dini inançlarına temel oluşturacak şekilde biçimlendirmeye çalışıyor. Gerçekten çok akıllı bir adam, öyle değil mi?
Mustafa Beyin söylediklerine devam edelim:
Zaten Amerika’da Akıllı tasarım teorisine karşı çıkan darwinistler de diyolar ki “bunlar aslında dini savunuyor yani bilimsel argümanları kullanarak”. Ve evet yani bunda da birşey yok çünkü dinin savunduğu bir kavramı savunuyor Akıllı tasarım teorisi.
[...] Akıllı tasarımın savunduğu görüş İslamiyet, Hristiyanlık ve Yahudiliğin en temel inancı: bir tanrının varlığı.
[...] Zaten tasarım argümanı gerek İslam gerekse Hristiyan ilahiyatında veya Yahudi ilahiyatında hep zaten Allah’ın (sanırım burda Tanrı demek istedi) varlığını ispatlamak için kullanılan en güçlü argüman olmuş. Onun için çok önemli bir argüman.
Mustafa Bey gerçekten de çok açık sözlü. Bunları Amerikada açık açık söyleyemiyorlar çünkü bu sözlerin davalarda aleyhlerine kullanılacağını ve Akıllı Tasarımın temelinde dini argümanlar barındırdığının tescillenerek bilim dışı sayılacağını ve okullarda okutulmasının süresiz olarak yasaklanacağını biliyorlar. Ama Mustafa Beyin böyle bir sorunu olmadığı için Türkiye’deki müslümanları Akıllı Tasarım hareketinin yanına çekebilmek için bunları gönül rahatlığıyla söyleyebiliyor.
Ayrıca konuşmada bir yerde prgoramı yapan kişi “Akıllı Tasarım teorisinde ‘yaratıcı’ terimi kullanılıyor mu” diye bir soru soruyor ve Mustafa Akyol “evet kullanılıyor” diye yanıt veriyor. Ama burda insanları yanlış yönlendiriyor çünkü “yaratıcı” terimi kullanılmıyor. Onun yerine “designer”, “intelligent designer” veya “intelligent agency” yani tasarımcı, akıllı tasarımcı veya akıllı acente (makan, merci) gibi terimler kullanılıyor ve “creator” yani yaratıcı terimi kullanılmaktan özenle kaçınılıyor.
Mustafa Bey’den bir alıntı daha:
[...] bunu hep söylerler aslında “Darwinizm ile din çatışmaz” yani bu Darwinistlerin sık kullandığı birşeydir ki biraz teoriye olan tepkiyi yumuşatmak için… Bunu söylerler fakat biraz durum değişince dine karşı bir takım argümanlar ileri sürmeye başlarlar.
Bunun cevabını aslında ilk alıntıyla ilgili yorumumda bulabilirsiniz. “Evrim din ile çatışmaz” demek bence doğru olmaz. Özellikle de ilahi dinler olarak bilinen dinler yani İslamiyet, Hristiyanlık ve Musevilik, ilk insanın Tanrı tarafından bir anda yaratıldığını savunduğu için Evrim Teorisi ile çelişmektedir. Ama daha öncede söylediğim gibi doğaya ve canlılara müdahele etmeyen bir Tanrı kavramı Evrim Teorisi ile çelişmez.
‘Darwinizm Canavarı’ üzerine
Programın ikinci yarısından itibaren söyleşi daha çok materyalizm ve darwinizmin zararları ve ortaya çıkardığı sonuçlar üzerine oldu. Mustafa Akyol bu konularda, söyleşinni daha önceki dakikalarında Akıllı Tasarımı savunduğu için kendini eleştirdiğini ve bunun sebebini anlayamadığını söylediği Harun Yahya’nın görüşlerine yakın ve biraz popülist görüşler ortaya koydu. Şimdi bunların bazılarına bakalım:
Son 150 yıldır darwinizmin dünyada ne gibi etkiler oluştuduğuna bakarsanız ciddi siyasi, sosyal etkileri var. Çeşitli siyasi ideolojiler bundan beslenmiş. Bunlardan bir tanesi Nazizmdir… Hitler biyolojik ırkçı fikre inanıyordu ve ırklar arası çatışmaya inanıyordu. Bunun aslında çözümlediğinizde Darwin’e gittiğini görüyorsunuz… Darwin’in en ateşli savunucusu olan Ernst Haeckel Almanya’da aynı zaman Nazi ideolojisinin önemli bir kuramcısı… Aynı şekilde vahşi kapitalizm diyebileceğimiz sistemin yani hiçbir şekilde fakir ve yardıma muhtaç insanlara herhangi bir merhameti yanlış gören tür kapitalist anlayışın Darwinizme dayandığını görüyorsunuz. İşte savaşları, I. Dünya Savaşını çıkaran çeşitli …. (burda sunucu araya girerek ‘emperyalizmin de aslında öyle’ dediği için tam anlaşılmıyor), emperyalizm de aynı şekilde…
İşte bu bölümde Mustafa Akyol’un yaratmış olduğu “Darwinizm Canavarı”nı görebiliyoruz. Nazizmin darwinizmden beslendiğini söylüyor ama burda asıl Sosyal Darwinizm denilen bir hareketten bahsediyor. Nazizm ideolojisinin elementleri arasında ırkçılık ve Sosyal Darwinizm vardı. Peki ırkçılık ve Sosyal Darwinizm ile Darwinizmin veya daha genel anlamda Evrim Teorisinin bir ilişkisi var mıdır? Kesinlikle yoktur, ilişki olduğunu iddia edenler bence konular hakkında yeterli bilgisi olmayanlar. Darwin ırk kelimesini bir tür içindeki sınırlı genetik varyasyonları belirtmek için kullnıyor. Darwin’in yaşadığı dönemi ve yeri düşünelim. Kölelik ve Avrupalı olmayanları aşağı görmek en doğal şey. Darwin böyle bir ortamda yetişmiş ve yaşamış olmasına rağmen köleliğe karşı itirazlarda bulunduğu bilinmektedir. Mesela Darwin’in yaşadığı dönemlerde yaşamış olan önemli bir yaratılışçı olan Louise Agassiz Avrupalı olmayanları aşağı ırk olarak görüyor ve siyahların insan türünden olmadığını savunuyordu. Darwin ise hem köleliğe karşı çıkışı hem de tüm insanların aynı ortak atadan türediğini savunmasıyla yaşadığı dönemde çok ileri ve önemli bir yer teşkil ediyordu. Evrim Teorisindeki tüm insanların aynı atadan türediği ve hepsinin aynı canlı türü olduğu aralarında küçük sayılabilecek genetik varyasyonlar olduğu düşüncelerinin ırkçılık ve Sosyal Darwinizm denilen düşüncenin argümanlarına uymamaktadır.
Ernst Haeckel’in Nazizmin önemli bir kuramcısı olduğuna dair sözleri ise tamamen gerçek dışı ve hayalcidir. Ernst Haeckel 1834-1919 yılları arasında yaşamıştır Nazizmin kuramcısı olması mümkün değildir. Belki Ernst Haeckel’in düşünceleri Nazizmin temeli oluşturan düşüncelere dayanak sağlamıştır ve Naziler de bunu kullanmıştır denilebilir ama yine de bu bile pek gerçekçi olmaz. Çünkü Ernst Haeckel tüm insanların ortak bir kökene sahip olduğunu düşünüyordu. Aynı zamanda güçlü olanın yaşamına devam edeceği şeklindeki görüşü kabul etmiyor ve Darwin’in düşüncesindense Lamarck’ın kazanılan özelliklerin aktarıldığı şeklindeki görüşünü destekliyordu. Yani aslında Ernst Haeckel için Darwinist demek doğru olmaz ama evrimciydi ve evrim düşüncesini savunuyoru demek doğru olur. Evrim düşüncesinin de neden ırkçılıkla çeliştiğini yukarda açıklamaya çalıştım.
Daha sonra Mustafa Bey’in vahşi kapitalizmden, emperyalizme ve I. Dünya Savaşına kadar insanlık tarihinde kötü ne varsa bunları bir şekilde Darwin’e bağlaması beni şaşırttı. Bir ara II. Dünya Savaşı, atom bombası, Soğuk Savaş, AIDS gibi konuları da Darwin ile ilişkilendirmesinden korktum ama neyseki bu konulara girmeye fırsatı kalmadı ve program bitti.
Aslında 71 dakikalık konuşma içinde değinilebilecek daha pek çok şey vardı ama ben bunları seçebildim içlerinden. Daha fazlası için yazımın başında ses dosyasının linkini vermiştim, o dosyayı bilgisayarınıza indirerek tüm konuşmaları dinleyebilirsiniz.
Kategorisi: Akıllı Tasarım, Evrim, Evrim Teorisi, yaratılış | Etiketlendi: Akıllı Tasarım, Ernst Haeckel, Evrim, Evrim Teorisi, Mustafa Akyol, yaratılışçılık
by Abdurbari merhaba
Allah ın selamı HAKKIYLA ona inanaların üzerine olsun
Bir kere yanlış bilgilendirimişsiniz müslümanım demek ayrıdır müslümanlığı yaşamak ayrıdır ÇÜNKÜ
Allah hırsızlık yapmayı yasaklar o yüzden hakiki müslümanı hapiste göremessin
Allah haksız yere cana kıymayı yasaklar o yüzden hakiki müslüman katil omaz
Allah her türlü ahlaksızlığı,haddi aşmayı yasaklar o yüzden hiç bir hakiki, müslüman aşırılığa gitmez(sonuçta insandır)haddi aşıyorsa onun inancında problem vardır
Sana katıldığım bir konu dinin alet edildiği yönünde sırlı proğramlar gibi onun müslümanlıkla ne ilgisi var onu anlamadım aynı diziler yabancılarda da var zaten bizede onlardaN geldi PEKİ halkı kumara yöneltenler (her akşama devlet televizyonunda adı farklı dahi olsakumar oynanıyor )demi islamı yaşıyorlar halbuki Allah kesinlikle kumarı falcılığı yasaklamıştır peki islamla bir bağ varmı yoktur ee ozaman demek müslamanlık dilde değil YAŞANTIDADIR saygılar
“Muhakkaki Allah adaleti,iyiliği ve akrabaya yardım etmeyi emreder.Çirkin işleri ve fenalığı yasaklar.O düşünüp taşınasınız diye size öğüt veriyor”
AYNI TAS AYNI HAMAM
Ben size söylediklerinzi sırf teori diyorum ama anlayamıyorsunuz
Bir cümle bulmuşsunuz ısıtıp ısıtıp önüme getiriyorsunuz
Satanistlerin sayfasına bakın
Satanizm dünyaya mutluluk getirecek bir şey gibi tanıtıyorlar.
Sosyalizm, sömürüyü engelleyecekti. Ama gördük ki olmadı, sosyalist
Rusya’nın en tepelerine kadar kapitalist ajanlar girdi ve devlet yıkıldı.
Firavun bile kullarına azap ve sefalet vaadetmedi heralde ama
vaadler başak olanlar başka.
Sizin vaadiniz hakiki müslüman’ın suç işlemeyeceği.
Ama hani hakiki müslüman
Yani; bu hakiki müslümanlardan oluşan bir toplum yaratmak adına
İran’da Afganistan’da Sudan’da Kongo’da…. milyonlarca insan öldürüldü.
Geriye mücahitlerin (veya nasıl tanımlanırsa) ağırlıkta olduğu
yönetimde olduğu devletler kuruldu. Fakat bu devletler, toplumlar,halklar…
yıktıkları katlettikleri, astıkları inanların oluşturduğundan daha vahim bir toplum oldu. Gözleirmizn önünde hepsi Yetmedi bunlar şimdi ABD yi Avrupa’ı da fethetmeye uğraşıyorlar.
Anlatabilyor muyum Anlayabiliyor musunuz.
Sizin o hakiki müslüman dediğiniz toplumu yaratmak için milyonlarca cana kıyıldı ve olmuyor. İnsanların kötü veya iyi olması onların dini görüşüne bağlı olmuyor ne yazık ki. Bir dinsiz suç işleyebildiği gibi bir müslüman da suç işleyebilyor Bir dinsiz hayatını yardım kuruluşlarında harcarken bir müslüman daha fazla kar için insanları sömürebiliyor. Ama siz hala hakiki müslüan olunsa diyorsunuz Olmuyor işte, o tanımladığınız insan ortaya çıkmış da bir refah toplumu yaratmış mı? Teoriyle konuşursunuz söylüyorum anlamıyorsunuz Şimdi gidip bu yazdıklarımı okumamış gibi bi cvp yazar sonra tırnak içinde bi cümle eklersiniz.
Sonra şu TV dizileri olyı Bunu bana sölemiyeceksiniz Gidip o dizilerde gencecik beyinlere yokslul insanlara gökten birnin inip yardım etmesini beklemelerini öğütleyen ve bu yardım için de sürekli dua etmesi gerektiğini öğütleyen, bilimle uğraşan insanları kötü nsan, dönek insan gibi gösteren dizileri yaparak sizin ideolojinizi savunan ve sizn tuırnak içinde yazdığınız cümleleri büyük puntolarla ekrana taşıyan insanlara söliceksiniz. Vurun abalıya demişler, yoldaşlarınızın hatasının vebalini de benden beklemeyin. Sonra bize de dışardan geldi bu diziler diyorsunuz Ben de öyle diyorum Bunlar insanlığı yozalştırmyı amaçlayan ve tüm dünyada olan şeyler. Bunlar ortadan kalkmadan dünya da gelir dağılımı düzelmez, yoksulluk bitmez, hırısızlık, özel mülkiyet hırsı bitmez diyorum. Son Allah kumarı yasaklıyor diyorsunuz Tama bunu bilmeyen yok ama kumar oynayanı geçelim hadi de kumarı oynatanlar (ülkemizde) müslümanlar değil mi? Reklamını yapanlar…?
AKLININ aklı:içtir,özdür,senin aklın ise kabuktur HAYVANın midesi daima kabuk arar(c.3-2528)
içi arayan kabuğu hiç sevmez.Ondan usanır bıkar…İç ve öz:Temiz kişilere helaldir,helal(c.3-2529)
KABUKTAN ibaret olan akıl,yüzlerce delil göstersede,Aklı kül,kesin olarak bilmediği yola hiç adım atarmı?(c.3-2530)
AKIL defterleri baştan başa karalar durur Aklın aklıysa, ufukları ay ile doldurur nurlandırır .C.3_2531)
Güzellerin -suret bakımından-aralarında nasıl fark varsa,beşerin aklı arasında da öylece fark vardır(c.3-1537)
Ey aklı Hakka hediye olarak götüren.B,lki oarada akıl saman çöpünden daha değersizdir(c.4-568)
Senin aklın heva ve hevesine kapılmış olan bir vezir gibidir,vucudunda hak yolunu kesen bir yol kesicidir(c.4-1246)
Rabbani bir öğütçü,bir öğütçü öğüt verecek olsa;O Sözü bir hile ile tesirsiz bırakır(c.4-1247)
Akıl ve zeka denizde yüzgeçliğe benzer;denizden kurtulamaz ,en sonunda boğulur gider(c.4-1403)
Yüzgeçliği bırak,kibirden,kinden,vazgeç..bu,ırmak değil… DENİZDİR DENİZ!.(C.4-1404)
aKIL VE ZEKANI SAT TA,HAYRANLIĞI SATIN AL..akıl ve zeka zandır hayranlık ise görüştür(c.4-1407)
Aklı Mustafa nın önün de kurban et:Allah bana yeter de(c.4-1408)
AKIL nurani olup ta iyilere talip olduğu halde bu zulmani nefis acaba ona neden galip gelmededir?(c.3-2557)
ÇÜNKÜ:Nefis kendi evinde..akl ise bu diyardan olmadığı için gariptir.KÖPEK bile kendi kapısında korkunç bir aslan kesilir(c.3-2558)
Hele sabret,bu aslanlar ormana bir varsınlar,o zaman görde bak bu kör köpekler onlara nasıl inanırlar(c.3-2559)
MEVLANA CELALEDDİN MUHAMMED
Ne oldu hakan bey yine cvp yazamamışsınız Yaradılanı seversiniz YARATAN’dan ötürü ama Ben size yoldaşlarınız milyonlarca kişiyi savunduğnuz değerler için katletti sonra da o ülkelere çlık safelet getirdi diyorum Sizin o milyonlarca kişi için yüreğinzi sızlamıyor Ban gitmişsiniz kendinizin de anlamadığı şeyleri kopyala yapıştır mantığıyla cvp diye yazıyorsunuz Vicdan öenmli bir şey tabii Hiç tanımadığı ALELEADE bir kişinin ölümüne üzülmek herkeste olmuyor. Neyse böylece bu yazışma da bitmiş oldu. Evrim tartışması yerine “terörist örgütlerin” döktüğü masum insan kanı tartışması yapmak site için iyi değil Bilimsellikten çıkıyor… Siz kopyala yapıştıra devam edin Aman dikkat edin “Senin aklın heva ve hevesine kapılmış olan bir vezir gibidir,vucudunda hak yolunu kesen bir yol kesicidir(c.4-1246)
Rabbani bir öğütçü,bir öğütçü öğüt verecek olsa;O Sözü bir hile ile tesirsiz bırakır(c.4-1247)
Akıl ve zeka denizde yüzgeçliğe benzer;denizden kurtulamaz ,en sonunda boğulur gider(c.4-1403)” aklnızı çalıştırp günaha girmeyin Ağzınızı çalıştırın küfredin, elinizi kolunuzu çalışturun aklını çalıştıranları tartaklayın zulmedin, hatta denize atın boğulsunlar böylece aklın denizde boğulduğunu da anlamış olurlar
by Abdurbari yazılanlar kopyala yapıştır değil SN Arif Etik BEY İN şems-i tebrizi ve mevlana kıtabından alıntıdır okumanı tavsiye ederim
gelelim söylediklerinize Bir kere tertışmayı bilmiyorsun (tartışmak karalamak değildir )DÜnyada işlenen cinayetlerin din adına yapılaması birşeyi değiştirmez AbD BİNLERCE ıraklıyı kendi vatanlarında öldürdü öldürüyor Frnsa milyopnlarca cezyirliği öldürdü.inglzler aynı şekilde afganistan da zulmettiler peki bunlar Allah rızası içinmi yapıldı yoksa PETROL PETROL PETROL…..kulaktan doma bilgilerle değil kanıtlarla anlat ben sana islanı alet ederek …..ge.
,in devlet telev,izyonunu kumarhaneye döndürdüğünden bahsediyorum sen gene islamla bağdaşdırıyorsun .Benim için bi kanalda oynayan selena adlı dizi nasıl(ve benzeri br çok dzi var)birşey ifade etmiyorsa diğer bir kanaldaki sır kapısıda bir şey ifade etmiyor gelalim ÖSS de türbelerde dua edenlere islam dininde aracı yoktur o yüzden senin türbeye gitmene gerek yok”Allah kuluna şah damarından yakındır”o yüzden korkma kal sağlıcakla
Ben kopyala yapıştır demedim kopyala yapıştır mantığğı deidm Yani bir yerden alıp başka yere koymak
Kanıtlarla anlat demişsiniz işte kanıtlar kendi cümleleriniz:
DÜnyada işlenen cinayetlerin din adına yapılaması birşeyi değiştirmez AbD BİNLERCE ıraklıyı kendi vatanlarında öldürdü öldürüyor Frnsa milyopnlarca cezyirliği öldürdü.inglzler aynı şekilde afganistan da zulmettiler
Ayrıca İslam dininde aracı yoktur filan demeniz bir şey ifade etmiyor İslam dini adına sokaklar aracılar dolu O aracıların isteğiyle gencecik beyinler yıkanıyor (şu son Oktar Babuna olayını izleyin adam ailesine savaş açtı bir aracı için)insanlar öldürülüyor, genç kızlar kirletiliyor adı motor ouyor vs vs…
İslam dini değişmemiş en iyi din değil mi En iyi din nasıl bu kadar kullanılabiliyor?
En iyisi bu kadar kullanıulıyorsa Artık bozulmuş değişmiş dediğiniz dinlere inananların suçunu affedin, zaten bozulmuş dinlerini nasıl kullanıyorlar kim bilir. Ve herkes sizn gibi inansa hiç bir sorun olmaz dünyada Selanadan farksız diyorsanız Sır Kapısı, elleirnizden sıkarım. Ama mesela ben okulda arkadaşlarıma o diziler saçma deyince töbe tövbe diyorlar Sen inanmayabilirsin başkasının inancına saygılı ol diyorlar vs vs Tabi uniden uni ye değişiyor başka bir uni de olsam tekme tokat gircekler belki de… Bir de “DÜnyada işlenen cinayetlerin din adına yapılaması…” demişsiniz İşte ben de bunu diyorum Din kötüye kullanılmaya çok açık işte bu nedenden…
Abdurbari bey merhaba
şimdi siz Allah a inanca ön yargılı bulunuyorsunuz (oktar babunanın bağlı bulunduğu cemati bir inceleyin ve altında yatan siyasi sepeplere bakın) gencecik beyinlerin yıkandığondan bahsediyorsunuz bende buna katılıyorum ama bu gene islamın suçu değil islamı gerektiği gibi yaşamayan bizlerin ve ailelerin şuçu sen kızların kötü yola düşmesini gene islama bağlıyon yanlış islam demiyorki ailelere kızlarınızla ilgilenmeyin kimlerle nerede gezerlerse gessinler,gece eve kaçta gelirlerse gelsinler,ne içerlerse içsinler..vs vs vs ondan sonra ne oldu benim çocuğum bunu yapmaz ,bunu yapan benim çocuğum olamaz gibi cümleler.Aynı şeyler erkek çocukları içinde geçerlidir.TÜRKÇE de güzel bir kelime vardır “her zaman karşına insan evladı çıkmaz”O yüzden kur an da insanın aşağıların aşağısı olabileceği gibi (hayvan lardan da aşağı)yukarılarında yukarısı olabilceğinden bahseder .Sen şöyle bir kanı içerisindesin sanırım bu ben müslümanım dediği için bundan zarar gelmez yada gelmemeli böyle değil insan lara inancı yönünden değil kişilik olarak bakmalısın inanç kulla Allah arasındadır kimin ne olduğunu o daha iyi bilir “Kalplerin özünü bilen Allahtır”bir peygam berin (HZ İbrahim-Hz Nuh-Hz-Adem)karısı,çocuğu kafir olabileceği gibi bir isyankar olan firavunun da karısı mümin olabilir O yüzden Allah için zorluk yoktur.Biz inşallah Allah izin verirse ona şartsız inanmalıyız çünkü en kötü şeylerden biride şirktir iyi akşamlar
hz İbrahimin babası özür dilerim
ben sadece merak ediyorum evrim teoerisini savunan kisiler, kanitlanmis hic bir gercek yokken neyi bukadar atesli savunabiliyorlar?adi üstünde bi teori bazi kisiler okullarda akilli tasarimla birlikte ögretilmesine bile sidetle karsi cikiyor,sanki evrim teorisi degismez ve kanitlanmis bir realite..bazi evrimciler akilli tasarimin kanitlanamaz ve görülemez oldugunu söylüyorlar,sanki maymundan insana dönerken onlar ordaymis ve görmüsler gibi…bizim atamiz diye savunduklari varliklar aslinda bizden sonra ortaya cikmis maymunlar oldugunu neden hala kabul etmiyorlar?en önemliside bilimsel arastirmaylakanitlanmis olan dünyanin tesadüfen ortaya cikma ihtimali 10 üzeri 99 yani doksan dokuz tane sifirin 10 nun arkasina gelmesiyle olusan rakam ..bildiginiz gibi 10 üzeri 50 sifir olarak kabul edilir,peki bu evrimciler daha neye güvenerek teorilerini savunuyorlar?hala dünyanin parazitten geldigine inanan varsa inanmaya devam etsinler ama biz(dünyadaki akilli tasarimi görebilenler) gerceyi biliyoruz ve pis pis evrimcilerin garip teorilerine gülüyoruz…
muzzi, şöyle demişsin: “ben sadece merak ediyorum evrim teoerisini savunan kisiler, kanitlanmis hic bir gercek yokken neyi bukadar atesli savunabiliyorlar?”
Bu cümleyi şöyle modifiye etsem cevabın ne olur?
Ben sadece merak ediyorum, evrim teorisine karşı çıkanlar evrimle, biyolojiyle ve biyokimyayla ilgili neredeyse hiçbir şey bilmemelerine, bildikleri şeylerin de yaratılışçıların bilim dışı argümanlarından ibaret olmasına rağmen nasıl bu kadar ateşli bir şekilde evrim karşıtlığı yapıyorlar?
sayin da vinci cümleyi iyi modifiye etmissiniz tebrik ederim,zaten gercekte evrimcilerin en iyi yaptigi sey budur…soruma karsilik alamadigimi belirtmekle birlikte, soruyla karsilik vermissiniz ama peki sizin anlaticak pek biseyiniz yok biliyorum ama biz cok fazla sey anlatabiliriz..birincisi yaptiginiz genelleme cok yanlis,yani yaratiliscilarin evrimle ve biyolojiyle ilgili hic bisey bilmedikleri;bunu söylerken pek cok önemli bilim adamina hakaret etmis oluyorsunuz ve bunlar bilim insanlari…bir cok bilim adami evrimin bi sacmalik oldugunu kabul etmekte,ama evrimcilerin bisey bilmedigini söylememektedir bilhassa evrimcilerin bizim nasil dünyaya geldigimizi aslinda pek umursamadiklarini asil amacin metaryalist bir düzeni savunmak oldugunu ,para kazanip para harcamak üzerine kurulu bir dünyavi yasam bicimi savunmak oldugunu ve bunu yapanlarin büyük sermaye cevrelerine hizmet ettigini bilir yaratilisa inanan bilim adamlari,yani aslinda evrimcilerinde kafalarinin karisik oldugunu ama tükürdügünü yalamanin biraz zor oldugunu herkez bilir..
siz biyolojiyle pek ilgiliymissiniz size basit bi soru sormak istiyorum gercek anlamda bir cevap bekliyorum sizden,ne olur gene baska soruyla cevap vermeyiniz rica ediyorum..
peki biz maymunlardan evrimlestik kabul ettik,ozaman affiniza siginarak yaziyorum bir maymuna sunni döllemeyle bir insanin dölü koyulmasi halinde sonuc ne olur?ben size söylüyeyim sonuc sifir olur…bazi durumlarda maymunun ölümüne yol acar.peki biz maymunlardan evrimlesmedikmi acaba niye böyle oluyor diye merak etmedinizmi hic?yani size göre bizzim büyük büyük annemizin(zavalli maymun) insan dölünü vücudu kabul etmiyor..sizce garip olan bi durum yokmu ortada?ve en garibi maymunla- insan arasinda hic bir ara canli olmamasi lucy yi yillarca atamiz diye yutturdunuz bize ama günümüz sempanzesiyle tam olarak ayni iskelet yapisina sahip ve dik insan gibi dik yürüyemiyen bir maymun..zaten artik sizde bunu kabul ettiniz bircok bilim dergisi bunu yayinladi..cevabinizi bekliyorum sayin da vinci!
muzzi,
Son mesajınla anladım ki sen HY yalanlarını gerçek sanan sıradan, olağan saflardan birisin. Yani daha önce senin gibi 10larca kişi ile bu konuları tartıştım. Sonunda her seferinde aynı şeyleri yazmamak için blog sitelerimi kurdum. Onun için sana uzun uzun cevap vermek yerine belirtmiş olduğun konularla ilgili yazılarıma linkler vereceğim. Bunları ister okur yanlışlarını görürsün ister doğru sandığın ama yanlış olan şeylerin doğru olduğunu düşünerek yaşamaya devam edersin.
Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Fizik ve Paleoantropoloji Bölümünden Prof. Dr. İzzet Duyar’ın İnsan Evrimi ve Yaratılışçılık başlıklı makalesini şiddetle tavsiye ederim. İnsan evrimi konusunda HY’nin yaptığı sahtekârlıkları görmek ve bunların doğrularını öğrenmek açısından oldukça faydalı bir yazı.
Ben de Yaratılışçı yalanlara cevaplar 3 başlıklı yazımda bu konuya biraz değindim. Bu yazımı okumanın faydalı olacağını düşünüyorum.
İlk önce bunları oku ondan sonra insan evrimi konusunda bu tip iddialarda bulun.
öncelikle saf kelimesini sana iade ediyorum bu tür seviyesiz yakistirmalar yapmamani temenni ederim..profesörun yazdiklarini okudum ve bütün evrimcilerin zirvaladiklari seyleri tekrar etmekten öteye gitmemis..(Onlara göre bu mükemmelliğin tepe noktasında tabiî ki insan yer almaktadır. İnsan, ruhu ve düşünceleriyle tüm canlılardan daha üstündür, hatta diğer tüm canlılar ona hizmet için yaratılmışlardır)pr bu düsüncesindan zaten dinden ve yaratilis kuramindan birsey bilmedigi yada saptirmaya calitigi anlasilmaktadir ne islam nede akilli tasarim insanin mükkemmel yaratildigini ve diger canlilarin ona hizmet icin yaratildigindan kesinlikle ama kesinlikle bahsetmemektedir..hy konusuna gelince o zatin bikac eserini okudum ve sadece ben böyle düsünüyorum diyen biri degil yoksa kesinlikle dikkate almazdim ,profesörlerin bilimsel calismalarindan örnek vererek konusuyor genellikle ve bunu ankara üni..profeserünüzde yalanlayamiyor..yani sunu yalan söylemis demiyor..hy belki abartigi konularda yada saptirdigi konularda olabilir(tipki profesörünüz gibi) ama sunu herkez biliyorki bunu pek cok bilim adami yapiyor yani biraz kivraklik..yaratilis deyince sadece hy¨karsimiza koymayiniz lütfen ,bu amerikada cok ses getiren ve bilim adamlarinin ikiye bölündügü bir konu harun yahya yi tabakta bize sunarak bakin dinci bir kisi sadece bunu savunuyor demeyin..bunu kimse yutmaz…sizin yazdiklariniza gelince okumadim cünkü ben ancak bilim adamlarinin yazdiklarina deger veririm(her yazdiklarina inanmamakla birlikte akedemik kariyerlerine saygi duydugum icin) ünvanini bilmedigim da vinci kod adli bir kisiye degil..v
bu arada prof.homo habilis in cok basit alet kulandigini söylemis o yüzden insan sinifina dahil etmis ..ozaman prof.magralarda yarasalarla beslenen porsuklarin ,yarasalarin yuvalarina ulasmak icin tasi bir köseden yuvarlayarak yarasanin yuvasinin altina getirmesi ve sonra üstüne cikarak yuvaya ulasmasini belgesellerde seyretmis olsaydi onlarinda insan oldugu iddia ederdi kesin..cok inandirici bir delil sunmus tebrik ederim prof.Izzet duyar..
muzzi,
Yazıyı okudum diyorsun ama belli ki tamamını okumamışsın, şöyle bir göz atmışsın. Bak yazıda ne diyor:
Yani açıkça görüldüğü gibi sadece alet kullandığı için insanımsı olarak kabul edilmiyor. Bu canlının HY’nin yaptığı gibi maymun oalrak değerlendirilmesini imkansız hale getiren açık delilleri ortaya koyuyor. Yazının devamında da Homo habilis’e uzunca değiniyor. Sen bence en iyisi bu yazıyı yavaşça sindire sindire oku. Bilimsel yazılşar öyle göz gezdirerek okunmaz, yavaş yavaş okunur. Senin gibi göz gezdirerek okunursa böyle komik duruma düşülür işte.
Gelelim “saf” kelimesine. TDK’da şöyle diyor: Kurnazlığa aklı ermeyen, kolaylıkla aldatılabilen, bön, safdil.
Sen burada “kolaylıkla aldatılabilen”e giriyorsun. Dini gerekçeler nedeniyle HY seni kolaylıkla aldatabiliyor.
HY elbetteki bunları kendi yapmıyor. Muritleri Amerikanlı yaratılışçıların kitaplarını, yazılarını Türkçe’ye çeviriyor. Kendilerinden birşeyler katıyorlar ve bunların kitap haline getiriyorlar, daha sonra da kitabın altına HY yazıyorlar. Yoksa HY’nin bunlarla ne işi olur. Bunlardan ne anlar HY.
Amerika’da bilimadamları 2 bölünmüştür demişsin. Öyle olduğunu kabul etsek bile bu 2 bölümün eşit büyüklükte olduğunu söylemek mümkün değildir. Bir taraf %99 civarındayken diğer taraf %1 civarındadır.
Bu arada benim yazımı ünvanımı bilmediğin için okumadığını söylemişsin. Yazı yazmak için ünvana gerek yoktur. Yazımın altındaki referanslar bölümüne bakarsan benim o yazıdaki şeyleri kafamdan uydurmadığımı bilimsel kaynakları referans gönstererek yazdığımı görürsün. Kaldı ki yazımı okuyup okumamanın pek de umrumda olduğunu söyleyemeyeceğim. Öğrenmek isteyen biri zaten bunları okuyacaktır. Senin gibi bir düşünceye körü körüne bağlı kişilerin bu yazılardan öğreneceği veya alacağı birşey zaten yok.
sayin da vinci öncelikle saf kelimesinin aciklmasini yaptiginiz icin herkez size minnet borclu oldugunu bilmenizi isterim,basit barinaklar yapmis diyorsunuz bildiginiz üzere kusta cok iyi yuva yapar ama kimsa ona insan demez,,homo habilise gelince bu ne maymun nede insan olmayan kendine özgü maymunsudan gelemyen bi tür olma ihtimali oldugunu bir saniye icin bile düsünmediginize eminim..simdi bi hikaye yazicam burda üstüne alinanlar alinabilir…
bilim dede,mahmut ve evren dede
bir bzimmahmut uyuyamamistir biz dünyaya neden geldik düsünmüstür ve yasam nasil olusmustur diye..ertesi gün köyün iki yaslisi evren dede ve bilim dedeye sormaya karar verir..
bilim dede:dünya big bang denen bi patlamayla olusmustur bu patlamanin 10 üzeri 103 te bir ihtimalle tesadüfen bu günkü yasamin sekillenme ihtimali oldugunu söyler ve 10 üzeri 50 matematikte sifirdir der.dünya bu sartlar altinda olusmustur der..
mahmut:peki der ve evren dedeye gidip sorar hele evren dede de bakam ba dünyada yasam nasil olusmustur?
evren dede:hele söyle olusmustur yigenim senin deden mikro organizmadir bubanda maymunsudur,hemide guyruksuzundan der
mahmut:aboo sen benim bubama ve baa hayvanmi disin?
evren dede:ne var bunda deyyuz he tam öle direm saa..
mahmut:peki der ve gider aksamgeen uyuyamaz ve ertesi günü gene soru sormaya karar verir..
mahmut:hele bilim dede de bakalim baa benim bubam maymunsuymus hemide guyruksuzundanmis bu nasil olii?
bilim dede:evren amcan senidemi kandirdi oglum?korkma babanda insandir dedende insandir ta bir kac milyon yil öncesine gider insanlarin olusmasi,peki der mahmut ve evren dedeye gider..
mahmut:debakalim evren dede benim bubam nasil meymunsu olur ve kardasim meymun?
evren dede:sen anandan bubandan olurkene sen birden bire akilli oluverdin,gafan gocamancana oldu senden akil fiskirmaya basladi ,gardasinda göccük kafali kaldi aptalcana kaldi..hele ne disen evren dede bu agactaki hoplayan adam benim gardasimmidir?
evren dede:he ya ta kendisididir.
mahmut:peki ben niye gelistim evren emmi kardasim aha öle göccük kafali kaldi onun ne sucu vardi?
evren dede.ben ne bilem bunu mahmut ben sadece nasil oldugunu bilirem neden oldugunu anlatamam saa,ba bababmda anlatmadi..
mahmut.senin buban kimdir evren dede hatirimdam gitmistir..
evren dede:benim bubam darwin dir aha ta galapagos adasian gitmis gusun bi gagasina bakmis siptadak dünya yi cözmüsür..
mahmut:hele burda gus yokmuymus o devirde evren emmi niye ta oraya gidii ki?
evren dede:sus deyyuz sen bubamdan daha mi iyi bilecen cözmüs este rahmetli..
mahmut: haklisin evren emmi cok böyük adammmis buban sipadak cözmüs yasami..peki bizim buralarda akragba evlilikleri cok olur evren emmi benim gardasim meymunun cocugu ile benim cocugum evlense bebeleri olurmu kine?
evren dede:o ne bicim soru mahmut nasil olacak ki sen koskoca gafali insan olmusan o kücük gafali meymun öle sey olmaz beki bizim bubamiz ayni nasil olmiii?
evren dede :sus deyyuz okadarina garisma sen ne dirsem onu dinle…
bilim dede:tabiki olmaz mahmut sen insansin öbür maymun iki farkli canlisiniz dedenizde ayni olmadigi icin sizin cocukleriniz evlenip bebek yapamaz..
mahmut:haaaaa
mahmut gene uyuyamaz gece ve ertesi gün gene veren dedeye gider..
mahmut:evren dede de bakalim baa benim beynim siadak böyük olmus ya meymunsudan insana dönerkene,benim gafam ve beynim daha niye böyuklesmir?
evren dede:kizarak olum aha böle garip sorular sorma sen birkeremlik icin kafan böyüdü daha omaz diyebilirem saa.
mahmut:e peki ben tarla ekip bicim draktör gullanim bazi argadaslarim dünyani öbür ucu ile bilgisayarmi neyim ile gonusup yazisi..pek biz hep daha akilli olik özelliklede toprak ekip bicmeye basladigimizdan ber 10000 senedir ,bir milyon yildan 10000 sene öncesine kadar binsanin gelistiginden 10000 yildir binlerce kat yol almisak ve gelismisek her bi makinayi gullaniyak peki gafamiz simdi gazan kadar böyük olmasi gerekmiydimi?zeka fiskiri bugün insanlardan..
evren dede:öle sey olurmu mahmut birkeremlik böyüdü oldu bitti,gecti o dibini desme daha ellesme okadar..
bilim dede:senin kafan hep ayniydi mahmut babaninkide ayniydi onun babasininkide,dünyada bazi insanlarin kafalari kücüktür ama denk gelirde bi gün gelinimiz olursa mesala papua yeni gineden,nur topu gibi bebekleriniz olabilir..
mahmutun arkadasi:bilim dedeyle ve evren dedeyle hep gonisirsin hankisana inanirsin mahmut?
mahmut:valla bilim dede cok ciddi gonisir arkadasim,ben bi pok anlamirem bilirem o dogruyu söyler emmma evren dede cok sakaci gonusii benimle beni hep güldürür ben onu secirem o yüzden..
bütün mahmutlar icin(ismi mahmut olanlari kastemiyorum yanlis anlasilmasin onlar kendini bilir)
yazan:muzzi
Ateş kullanabilecek zeka seviyesinde veya ateş kullanabilen bir canlı var mı bildiğin? Şempanzeler, orangutanlar ve goriller ateşi kullanabiliyorlar mı?
Ayrıca kuş yuvası benzetmesi biraz komik kaçmış. Homo habilis kuş yuvası mı yapmış? İlkel insanların yaptığı barınaklara benzer barınaklar yapmış. Kuşlar insan barınağı mı yaparlar? Elbette kuş yuvası görünce “bak bunu kuş olamaz bunu insan yapmış olmalı” demeyiz. Ama insanların yaşayacağı türden bir barınak yapılmışsa “bunu yapan insan olamaz çünkü o tarihte insanlar yoktu, bunu ancak bir maymun yapmış olabilir” demek komik olacaktır.
ates kullandiklari kesin degildir,bu sadece bir tahmindir yakin civarda bulunan bir kalintidir..bunu bir kac bin yil önce insanlarda yapmis olabilir tabiki..Stw 53 adındaki Homo habilis örneği üzerinde incelemeler yapan Spoor, Wood ve Zonneveld,gibi bilim adamalri “Stw 53′ün, Australopithecineler’den daha az iki ayaklı davranışları gösterdiğini” buldular. Bu H. habilis örneğinin Australopithecus türünden çok daha fazla maymuna benzediği anlamına gelmektedir. Dolayısıyla söz konusu bilim adamları, Stw 53′ün “Australopithecineler ve H. erectus’da görülen morfolojiler arasında ara geçiş olması mümkün değildir.” sonucuna varmistir..insan ve maymunların iç kulaklarında yer alan ve denge sağlamaya yarayan yarı-çembersel kanalların karşılaştırmalı analizine dayanıyordu. Spoor, Wood ve Zonneveld vardıkları sonucu şöyle özetlediler:Fosil hominidler arasında, günümüz insanı morfolojisini gösteren ilk tür Homo erectus’tur. Tersine, güney Afrika’dan gelen ve Australopithecus ve Paranthropus olarak yorumlanan kafatasındaki yarı dairesel kanal boyutları, günümüze kadar yaşayan büyük maymunlara benzemektedir…
bilmem bukadar aciklama yetermi anlamaniz icin bunlari bulan ben degilim bu 3 degerli bilim adami bu sonuclara varmistir da vinci bey…
siz hala hy diyorsunuz bunu bilim adamlari acikliyor siz inkar ediyorsunuz göz göre göre insanlari kandiriyorsunuz.
muzzi,
Bahsettiğin konuyla ilgili bilgi için buradaki yazıya bakabilirsin tabi ingilizce biliyorsan.
Bu arada bu kadar açıklama yeter mi demişsin. Bunlar açıklama değil HY’nin sitesinden kopyala/yapıştır ve her zamanki bilimsel gerçeklerin çarpıtılmasından başka birşey değil. Yukarda linkini verdiğim yazıyı okursan bunu görürsün. Yani senin düşündüğün gibi HY bilim adamları böyle diyor diyince gerçekten bilimadamları onu söylemiş olmuyor. Asıl önemli noktada bu zaten. Bunları bağımsız bir kaynaktan araştırıp teyit etmen gerekiyor. Çünkü HY’nın kitapları bu tip sahtekarlıklarla dolu. “Şu şu bilimadmları şu eserlerinde şöyle demiştir” diyince bu kaynakları kontrol etmezsen ve bunları kesin doğru olduğunu düşünürsen HY’nin tuzağına düşmüş olursun.
STW 53 zaten Homo habilis olarak kabul edilmemektedir. STW 53′ün hangi türe ait olduğuna dair kesin bir düşünce yoktur.
Ayrıca HY’nin senin belirtmiş olduğun Spoor, Wood ve Zonneveld’in makalesinden yapmış olduğu bir alıntıyla ilgili bu duruma cuk diye oturan birşey göstermek istiyorum.
http://www.talkorigins.org/faqs/homs/misquotes.html adresine bakalım. Sayfanın en altında şöyle bir bölüm var:
——————————————————————————————————————–
Reference 4 is to a paper by Spoor, Wood and Zonneveld, Implications of early hominid labyrinthine morphology for evolution of human bipedal locomotion, Nature, 369:645-8 (1994). Yahya’s statement is an outright lie. Spoor et al. do not make the statement attributed to them, and actually concluded that:
Jan 22, 2002: An email from the webmaster of the Harun Yahya site states that this misquote “was truly a mistake, but not a deliberate misquote”, and that such errors are mainly due to translation errors, as Yahya writes in Turkish then translates to English. The misquote has been removed from the site. I am extremely skeptical that translation errors were responsible for this mistake. I think it far more likely that the quote was accurately translated from a creationist source in English, some of which make similar claims.
——————————————————————————————————————–
Görüldüğü gibi HY’nin Evrim Aldatmacası kitabının İngilizce versiyonunda bu yazarların bir makalesinden yaptığı bir alıntıyı gösteriyor ve bunun açıkça bir yalan olduğunu söylüyor. Yani makalede kesinlikle böyle bir bölüm yok diyo. Daha sonra kendisine HY’nin sitesinin webmaster’ından mail geldiğini ve bu hatanın çeviri hatasından kaynakladığını yani kasıtlı birşey olmadığının belirtildiğini söylüyor ve daha sonra bu yanlış bilginin 22 Ocak 2002′de siteden kaldırıldığını söylüyor. Bu kaldırılan bölüm yukarda koyu renkli olarak gösterdiğim bölüm.
Şimdi HY’nin Evrim Aldatmacası kitabının sitesindeki aynı bölüme bakalım:
Görüldüğü gibi İngilizce versiyonda çeviri hatasından kaynaklandığı, kasıtlı olarak hatalı yapılmadığı söylenen yanlış bilgi içeren bölümün aynısı Türkçe versiyonda hala mevcut. 22 Ocak 2002′de İngilizce versiyondan kaldırılan bölüm aradan yıllar geçmesine rağmen hala Türk okuyuculara aktarılmakta.
Görüldüğü gibi HY açıkça yalan söylemektedir. Bir kaynak vermekte ama bu kaynakta aslında böyle birşey yok. Amerika’da insan bu kaynaklara rahatça ulaşıp kontrol edebildiği için bunun yanlış olduğunu söyleyince HY’nin internetten sorumlu elemanları “evet burda çeviri hatası olmuş kasıtlı birşey kesinlikle yok” diyor ve bu uydurma, palavra, yalan bölümü hemen çıkarıyor. Ama Türkçe versiyonda bu yanlış bilgiyi kullanmaya devam ediyorlar çünkü Türklerin bunları araştırıp doğruluğunu teyit etmeyeceğini düşünüyor. “Ben yazarım kimse de bu kaynakları açıp araştırmaz” diye düşünüyor. Bunun için HY’nin İngilizce yazıları ile türkçe yazılar arasında önemli farklılıkların olduğu yerler vardır. Türkçe yazılarda çevirilerde istediği gibi manipülasyon yapmakta sakınca görmüyor.
da vinci bey öncelikle size hak verdigimi belirtmek isterim yani harun yahya daha pek cok konuda kasitli olarak yanlis bilgi vermektedir bunlari biraz bende gözlemledim ama sizde bilirsiniz ki tek tek hepsini incelemek mümkün degil daha dorusu kimse bunu yapmaya gerek duymaz..mesela patlamadaki denge adli yazisinin(patlama hizi bölümünde) türkce kisminda science dregisinden alindigini yazmaktadir,ama ingilizce yazisinda bilim ve teknikten alindigini yazmaktadir..bu nasil bir celiskidir ve saptirmadir anlamis degilim?zaten gercek adi adnan oktar olan bu zat daha önce yanlis hatirlamiyorsam ünlü(motor)olayi hadisesi ile medyada genis yer almistir..ve bazi mankenlerle adi cikmistir.(magazin basinini takip etmedigim icin bilemiyorum detayini)zaten birkac yildir yurt disindayim..ben yoksa motor olayini karistiriyormuyum ,yanlismi hatirliyorum daha iyi bilen bi arkadas varsa yazarsa bu kanuda sevinirim..kendisi sitesinde kokainle yakalanmasini söyle savunmaktadir tamamen metaryalist cevrelerin oyunu ,yok efendim hizmetcisi onun kitplarini temizlemis ve arasinda birsey yokmus ama sonra polis orda bulmus falan filan atip tutan biri…
homo habilise gelince bir evrimcinin asla diyemiycegi sey (incSTW 53 zaten Homo habilis olarak kabul edilmemektedir. STW 53′ün hangi türe ait olduğuna dair kesin bir düşünce yoktur)evrime göre türü ve ayit oldgu sinif belli olmyan birsey varsa bu evrimin kendisini haksiz cikartmak icin yeterli bi kanittir zaten bundan ötesini konusmaya gerek yoktur ozaman…harun yahyanin sitesini incelemedim desem yalan olur ve her söyledigi yalan ve uydurmadir demek de haksizlik olur bunu hepimiz kabul etmekteyiz..ben sadece evrim teorisini savunan kisilerden sanki akilli tasarim onun senaryosuymus gibi canim sizde o yobazami inaniyorsunuz gibi yaklasimlarin dogru bulmadigimi belirtmek istiyorum..bir sürü degerli bilim adami akilli tasarimi savunmaktadir..ben gece yatip düsünmeye daldigimda kendimi cok zorladim mikro organizmadan olustugumuza ve bunun üstünde düsünmeye ama nerden baksam imkansiz oluyor yani evrimcilerin görmek istemedigi okadar harika yaratilislar varki bu dünyada ve bunlarin tesadüfen olusamiycagi okadar acikki(zaten sebep ne olucakti) üreme,dogum,maneviyat ,sevgi ,nefret ,kiskanclik bunlar ancak manevi bir varlikta olur..bunun disinda evrim sadece bir teoridir,tipki akilli tasarim gibi ama herkez kabul etmeliki akilli tasarim bi adim önde artik cünkü dünyanin rastgele olusamama ihtimali ispatlanmistir ve bu yaratiliscilari 1-0 öne gecirmitir..bunun disnda kim nekadar iddia edsede hala tam olarak evrimcilerin savundugu gibi ara gecis canlisi yoktur bunu herkez kabul etmeli..yoksa bu tartismalar artik bitmis olurdu herkez evrim deyip yatip kalkardi…ama kendi adima evrimin bazi gerceklerini kabul ediyorum beyaz kutup tavsaninin koyu cinsine göre hayatta kalma ihtimalininfazla olmasi yada afrikadaki insanlarin pigmentlerinin zamen icinde esmerlesmesi gibi akilli bir insanin inkar edemiycegi seyler mevcuttur..ama maymundan insan olduk kafamiz büyüdü,peki neden hala büyümüyor sorusunu getiriyor aklimiza oysa son 10000 yilda insanlik tarihinin 10000 yil öncesine kadar gelisim sergilemesinden binlerce kat daha gelistik ama binlerce yildir kafamiz hep ayni..ve bizim kardesimiz diye bize sunulancmaymunla üreme gerceklestiremiyoruz ama babamiz ve annemiz ayni kuzenler nasil olurda ciftlesip dogum yapamiyor?evrim bunlarin disinda NEDEN sorusuna asla ama asla cevap veremiyor sadece söyle oldu ,böyle oldu diyor ama neden sadece insan akilli oldu diye soruyorum ben bilmem diyor evrim…sonuc olarak evrim genel olarak son dönemlerini yasamaktadir cok kisiye göre..artik huzur icinde yatsin demek kaliyor bizlere..
muzzi bey,
Bir fosilin daha önceden tanımlanmış bir türe ait olabilir veya önceden tanımlanmamış bir türe ait olabilir. Eldeki veri eksikliği nedeniyle bu konuda kesin bir sonuca varılamaması bence çok normal birşeydir. Yani bilimadmaları ellerinde sağlam veriler olmadan bu fosil şu türe aittir diyip olayı kesip atsın mı istiyorsunuz?
Ne kadar değerli ve bilgili olduklarını bilirim ben onların. Siz hiç merak etmeyin.
Evrim bir teori değildir. Evrim bir gerçektir. Evrim Teorisi ise bir teoridir ve evrimin nasıl gerçekleştiğini dünya üzerindeki biyolojik çeşitliliğin nasıl oluştuğunu açıklamaya çalışır. Evrim Teorisi birçok somut kanıtla desteklenmektedir. Yani “sadece teori” diye birşey yoktur ve olamaz. Bilimde böyle birşey yoktur. Günlük hayatta kullanılan “teori” ile bilimsel literatürdeki “teori” arasında büyük farklar vardır (Teori tanımı için Wikipedia’daki Theory maddesine bakmanızı öneririm.) Teoriler olayları açıklar. Evrim Teorisi de evrimin nasıl gerçekleştiğini açıklar. Hiçbir teori mükemmel değildir, her teorinin eksiği veya yanlışı olabilir ama gerçekler doğrudur ve değişmez. Tarihte evrim dediğimiz şeyin gerçekleştiği eldeki verilere bakıldığında anlaşılmaktadır.
Ayrıca “dünyanın rastgele oluşamam ihtimali” diye birşey yok. Bunu nerden çıkardınız merak ediyorum. İsterseniz biraz açıklayın. Elbette dünya rastgele oluşmuştur. Dışardan bir müdahele olmadan doğal yollarla doğa olayları sonucu oluşmuştur.
Maymundan insan olmadık. Büyük kuyruksuz maymunlar ile insanlar ortak bir atanın evriminin ileri basamaklarında oluşmuştur.
Beyin gelişimiyle ilgili bir grafik vermek istiyorum. Bu grafik Nick Matzke tarafından hazırlanmıştır.
Görüldüğü gibi 3.5 milyon yıldan beri belirgin bir beyin hacmi artışı vardır. Ama bunun yanında son 10000 yılda insan beyni hacminde ortalama olarak %8′lik bir azalma olmuştur (Ruff C.B., Trinkaus E., Holliday T.W. (1997) “Body mass and encephalization in Pleistocene Homo.” Nature, vol. 387, pp. 173-176.). Yani insanlar sizin düşündüğünüz gibi aynı kalmıyor. Bu azalmanın sebebi hayvan eti tüketimindeki azalma olarak düşünülüyor. Çünkü beyin hücrelerinin oluşumu için hayvan konuu gereklidir ve beyin hücreleri çok fazla enerji harcar. Tarımın gelişmesi ve bitki tüketiminin artması insan beyninde 10000 yıl içinde ortalama %8′lik bir azalma olmasına sebep olmuştur.
Bu arada sadece insanların akıllı olduğunu düşünmeniz bence çok yanlış. İnsan da bir hayvandır ve diğer hayvanlardan aslında çok da büyük farkı yoktur. Beyin kullanımı ve zeka olarak diğer hayvanlara göre daha ileri olduğu doğrudur ama tek akıllı canlı insandır demek diğer hayvanlara büyük haksızlık olur diye düşünüyorum. Kim bilir belki de yunuslar da “neden tek akıllı canlı yunuslar” diye düşünüyordur. Bizim yunusları anlayamıyor olmamız veya onların bizi anlamadığını düşünmemiz onların akıllı canlılar olmadığı anlamına gelmez. Belki de onları anlayamıyor olmaz bizim eksikliğimizdir. Kim bilir…
(bilim adamlari türü belirlemeden kestirip atsinlarmi demissiniz?)hayir yeni bir tür daha eklesinler bizim icin farketmez zaten yillar gectikce zaten bu eklentiler sayisi okadar articakki bi bakicak evrimciler dünyada kadar ara gecis denilen canli bulunmus ve hepsi birer maymuncuktan öteye gidememis..
bizde evrimci bilim adamlarin nekadar degerli olduklarini ve neyin parcasi olduklarini biliriz ondanda kimsenin süphesi olmasin..mesela evrim teorisine imazasini koyan 700 degerli üniversite prof. ele alalim..
aralarindan sadece 2 tanesi biyoloji dalindan öbürleri edebiyat ,tarih vb gibi bölümlerden..bunlarin %90nin evrimle ilgili en kücük bir fikri yok,sadece rektörlerinin korkusundan yada diger degerli profesörlerin onlarla “aman canim sizde su yobazlarami inaniyorsunuz yakistirmasi yapilmasindan cekinmeleri yada rektörünün tepkisinden cekinmeleri yada bazilari isni kaybetme korkusuyla o kagitlara nasil imzalarini koyduklarni bütün türkiye biliyor)..yillik yayinladiklari bilimsel calisma saysinin dünya üniversiteleri ile kiyaslandiginda sifir gözüktügünü bilmiyeniniz yoktur..hic bir türk üniversitesinin ilk yüzde olmadigini hatirlatmama ise hic gerek yok..ama kalkip evrim konusuna gelince ahkam kesiyorlar ve modernlik semsiyesi altinda %95 farkli korku ve alaya alinmama sebepleri ile imzaliyor ve aralarinda sadece 2 biyoloji bölümünden..bizimde onlara itibar etmemizi bekliyorlar,ben danimarkada yasadigim icin aradaki egitim farkini bildigim icin bunlari yaziyorum..buradaki prof.yenilige nekadar acik oldugunu ve ögrencilerinin önünde ögrencisine senin dedigin dogru olabilir benim bilgim eski olabilir diye itirafta bulunucak kadar degerli prof.gördügüm icin konusuyorum..türkiyede tabiki imzasini koymus olanlardan %5 – 10 luk bir kesimin fikirleri oldugu icin imza koyduklarini ve saygin prof.oldugunu belirtmek ve eklemek isterim..
(Evrim bir teori değildir. Evrim bir gerçektir)demissiniz..belki sana göre öyle ama bilime göre degil da vinci bey..ve bilim ve evrim cok farkli seyler. bilim ölcülebilir,kanitlanabilir olanidir..evrim 2*2=4 degildir..hata bana göre 5 oldugunu bile söylememektedir belki 87 demektedir..o ÿuzdende gher gecen gün taraftar kaybetmektedir evrim ..
dünyanin rastgele olusamama ihtimalini suradan cikariyorum da vinci bey:bunu defalarca yazdim ama anlamazliktan geliyorsunuz herhalde ,dünyanin rastgele bir patlama ile olusmasi ve bu günkü yasamin sekillenmesi ihtimali bilim tarafindan ortaya konulmustur bda 10 üzeri 123 te sadece 1 dir..ve matematikte 10 üzeri 50 sifirdir..bunu ortaya koyan bilimdir ve bilim adamlaridir yani tesadüfi bir patlama ile yasamin bu günkü hale gelmesi sifir SIFIR ihtimaldir sayin da vinci bey umarim bu kez anlamissinizdir..
ve gelelim savundugunuz en komik fikire;yani et yem oranimiz azalmis ve beynimiz bu yüzden ortalaam %8kücülmüs..hmmm..peki bu bitki tüketimi bizim babamiz kuyruksuz maymunsu bey yapmiyormuymus?bitkiler 10000 yil önce bir gündemi olusmus ve ani bir kararla aha saldiralim bu bitkilere ne güzellermis mi demisik?sanki homo habilis hic bitki tüketmiyormus..diyelim ki hic tüketmemisler bunada tamam diyelim peki beynin büyümesi akilli olmakla ilgili degilmiydi ,birden et tüketmekle mi ilgili oldu?yani 10000 yildir muhtesem bi sekilde gelistik bizim kuyruksuzun bur kac milyonda ögrendigi seylerin binlerce ve binlerce kat fazlalsini ögrendik uzaya gidiyoruz ,makinalar yapiyoruz ama beynimiz büyümüyor ama beynimiz hic büyümemis?bak sen bu evrime demek et tüketimi azalmis ve biz aha böyle kalakalmisik..et tüketimin azligi beynin gelisimi icin cok cok kücük orandaetkilyebilir ama bu akillandikca büyümesi gereken beynimizi hic etkileyecek bi faktör degil..yani her ay 50 lira fatura ödüyorsak,300 lira kira gelirimiz varsa bu ayda 250 lira biriktirebilecegimiz gercegini degistirmez..evrim beyin gelisimini savunuyorsa bu duran bi kavram olamaz..ve et tüketimiyle aciklanan bi kavram olsaydi aslanlar dünyadaki en modern kraligi kurar ve bizim yapabildigimiz makinalardan kat ve kat fazlasini teknolojik olarak icat ederlerdi..bununla parale olarak verdiginiz yunus örneginide ele alalim yunuslarin harika bir medeniyetimi var ve dünyayi onlarmi kontrol ediyor,bankalar ,süper marketler mi kurmuslarda haberimiz yok..her hayvanin tabiki aralarinda bir iletisim sekli ve tabiki kendi yasamini idare edicek kadar zekasi var, ama herhangi bir hayvanin dahi oldugunu söylersek ozaman bunu söyleyen kisinin zekasi ortaya cikmis olur..ve
son olarakda ben hayvan oldugumu kabul etmiyorum bunu nedenlerini yazilarimda bulunur,ama eger darilmassaniz bundan sonraki yazilarimda size hayvan diye hitap edebilirmiyim? ..son sozüm evrim bir aldatmacadir.bunu bilimde buldu artik.topragi bol olsun..
Ben şu konuyu anlayamadım
Finally, in 1994, a team from Liverpool University in England launched an extensive research to reach a definite conclusion. Finally, they concluded that “the Australopithecines are quadripedal”.(4)
Bunu çevirmeye çalışırsam(pek beceremem ama): Sonuç olarak; İngiltere’nin Liverpoll üniversitesinden bir takım, kesin bir sonuca ulaşmak için geniş bir araştırma yapmıştır. Sonuçta “Australopithecine lar quadripedal dir” sonucunu çıkarmışlardır.
HY’de böyle yazmış. Buradaki sahtekarlığı anlayamadım biraz açar mısnız?
Abdurbari bey,
Jim Foley sitesindeki yazısında HY’nin kitabında böyle birşey olduğunu ve kaynak olarak gösterilen makalede böyle birşey olmadığını, bunun açık bir yalan olduğunu yazıyor. Daha sonra 22.01.2002′de HY’nin sitesinin webmaster’ından mail gelmiş ve bunun kasıtlı birşey olmadığını sadece çeviri hatası olduğunu söylemiş ve bu tarihten itibaren kitaptan ve siteden bu bölüm çıkarılmış.
Yani işin özeti kaynak olarak gösterilen makalede böyle bir bölüm kesinlikle yok. HY bunu resmen uydurmuş ve bu uydurma kısım hala Türkçe kitapta ve sitede duruyor ve Türklari kandırmaya devam ediyor.
Anlatabildim mi Aldurbari bey?
demek gene hy konusuna geldik:-)evrimcilerin elinde olsa bi kasik suda bogacaklar adami:-)dogru abartili yada bazende sahsi fikrini benimsetici yazilari vardir,hata bazilarinin yanlis bilgiler olduguda söylenebilir..ama size göre hic bir dedigi dogru degilmidir,yada kaynaklarinin hepsimi yanlismidir yada örnek verdigi profesörlerin hepsimi yalan söylemektedirler?ozaman bide “Dissent From Darwin”belgesine bi bakiniz orada dünyanin her yerinden profesörlerin imzalari vardir ve sunu savunmaktadirlar:
“Rastlantısal mutasyonun ve doğal seleksiyonun yaşamın kompleksliğini açıklayabileceği yönündeki iddialara kuşkuyla yaklaşıyoruz. Darwin teorisinin kanıtlarının dikkatli bir şekilde incelenmesi teşvik edilmelidir.”.ilgilenen arkadaslar http://www.dissentfromdarwin.org/ sitesinde imzalayan profesörlerin isimlerini bulabilirler.ve hepsi doga bilimleri alaninda doktora sahibi bilim adamlari..yani bizdeki evrime imza koyan 700 profesör gibi edebiyat yada jeoloji vb bölümlerinden degil,bizdeki bu 700 silahsörlerin sadece 2 biyoloji dalindan:-)..buyrun secim sizin dünyanin en büyük üniversitelerinin (, Princeton, Stanford, MIT, UC Berkeley, UCLA ve daha pek cogu.. ) doga bilimi uzmani profesörlerinemi inanicaksiniz yada yada edebiyat uzmani ama evrim konusu oldugunda modernlik semsiyesi altinda imza atmaktanda kendini geri alamayan bizim profesörleremi?
bu arada sayin da vinci arkadas size hayvan diyebilirmiyim diye sormustum son yazimda?ama yazimin bu tekrar okudugumda size saka ile bunu sormus olmama ragmen yazimin bu kismini biraz laubali buldum..eger kirdiysam özür dilerim..ama kötü bir niyetle sormadim sadece biraz fazla laubali oldugunu hissettim.
ama son yazima hala cevap vermediniz,özellilede su kismi ile ilgili yorumunuzu bekliyorum?
“sanki homo habilis hic bitki tüketmiyormus..diyelim ki hic tüketmemisler bunada tamam diyelim peki beynin büyümesi akilli olmakla ilgili degilmiydi ,birden et tüketmekle mi ilgili oldu?yani 10000 yildir muhtesem bi sekilde gelistik bizim kuyruksuzun bur kac milyonda ögrendigi seylerin binlerce ve binlerce kat fazlalsini ögrendik uzaya gidiyoruz ,makinalar yapiyoruz ama beynimiz büyümüyor ama beynimiz hic büyümemis?bak sen bu evrime demek et tüketimi azalmis ve biz aha böyle kalakalmisik..et tüketimin azligi beynin gelisimi icin cok cok kücük oranda etkilyebilir ama bu akillandikca büyümesi gereken beynimizi hic etkileyecek bi faktör degil..yani her ay 50 lira fatura ödüyorsak,300 lira kira gelirimiz varsa bu ayda 250 lira biriktirebilecegimiz gercegini degistirmez..ve susoruyu dikkatle düsünün EVRIM AKKILANDIKCA, BEYIN GELISIMINI SAVUNUYORSA BU BUGÜN NASIL DURAN BIR KAVRAM OLABILIR?..ve et tüketimiyle aciklanan bi kavram olsaydi aslanlar dünyadaki en modern kraligi kurar ve bizim yapabildigimiz makinalardan kat ve kat fazlasini teknolojik olarak icat ederlerdi..bununla parale olarak verdiginiz yunus örneginide ele alalim yunuslarin harika bir medeniyetimi var ve dünyayi onlarmi kontrol ediyor,bankalar ,süper marketler mi kurmuslarda haberimiz yok..her hayvanin tabiki aralarinda bir iletisim sekli ve tabiki kendi yasamini idare edicek kadar zekasi var, ama herhangi bir hayvanin dahi oldugunu söylersek ozaman bunu söyleyen kisinin zekasi ortaya cikmis olur”
Ok
Ama bu yazınızdan tam anlaşılmıyor
Ben sanki bir cümlenin çevirisini değiştirerek
yayınlamış gibi anlamıştım.
Diğerleri de böyle anlamış olabilir.
Tamamen kendi ürettiği cümleleri yayınlıyor ve sonra sitenin ingilzce bölümüne kendi ürettiği cümleleri çevirerek koyuyor. Tabii sitenin bri de ingilzcesi olunca daha dayanaklı bilgiler gibi görünüyor okuyucuya.
Bir uyarı gelince de bunun çeviri hatası olduğunu söyleyip işin içinden sıyrılıyor.
Değil mi?
Abdurbari bey, aynen öyle.
muzzi bey,
Elbette doğru şeyler de söyleyebilir. Ben her söylediği yalandır veya yanlıştır demiyorum tabiki. Örnek verdiği profesör doğru söylüyor olsa bile söylenen sözler anlamı çapıtacak şekilde manipüle edilirse yapılan alıntının hiçbir değeri kalmaz. Tabiki her alıntı üzerinde oynama yapıyor da demiyorum ama yaptığı alıntıların büyük bölümünü kendi amacına uygun olarak manipüle ediyor.
İnsan biyolojik anlamda bir hayvandır tıpkı kedi, köpek, fare vb. canlılar gibi. Ama Türkçede hayvan kelimesi birisine karşı söylendiğinde hakaret olarak algılanır. Yine de şunu rahatlıkla söyleyebilirim. Ben biyolojik olarak en genel anlamda bir hayvanım tıpkı bütün insanlar gibi. Biyolojik olarak bir filden veya attan bir farkımız yok. Sadece vücut yapımız, organlarımız ve organlarımızın işleyişi biraz farklı o kadar.
Hiçbir zaman böyle birşey söylemedim. Ayrıca benim verdiğim istatistiki bilgi Homo sapiens yani modern insanla ilgili. Belirtmiş olduğum kaynağa göre Homo sapiens’in beyin hamci son 35000 yılda %11 azalırken sadece son 10000 yıla bakıldığında %8′lik bir azalma gözüküyor. Yani 35000-10000 yıl öncesi aralığında %3 azalma varken son 10000 yılda %8 azalma olmuş. Bunun sebebi de tarımın gelişmesi sonucu bitki tüketiminin artması ve buna bağlı olarak hayvan eti tüketiminin yavaş yavaş azalması olarak düşünülüyor. Bunu ben söylemiyorum, bilimadamları yaptıkları araştırmalar sonucu ulaştıkları verilere dayanarak makalelerinde söylüyorlar. Tabi siz bunları saçma sapan şeyler olduğunu düşünme ve istediğiniz şeye inanma özgürlüğüne sahipsiniz.
Tür içinde beyin hacminin zamanla artmasının sebebinin akıllı olmak bir ilgisi olduğunu sanmıyorum. Eğer böyle birşey olsaydı insan beyni hep büyümeliydi ama elimizdeki somut bilimsel veriler bunun böyle olmadığını açıkça ortaya koymaktadır: İnsan beyni Son 35000 yılda ortalama %11, son 10000 yılda ise ortamala %8 azalmıştır (Kaynak).
Bu arada yukardaki mesajımda Nick Matzke’nin hazırladığı bir grafikten bahsetmiştim. Şimdi fark ettim ki resim mesajımda gözükmüyor. Onun için bu grafiğin bulunduğu linki vermek istiyorum. İlgili grafiğe buradan ulaşabilirsiniz.
Uzay gitmek, makina yapmakla insan türünün ortalama beynininin büyümesi arasında bir ilişki yok. Yani bunşar yapılıyor diye ortalama beyin hacmi büyür diye birşey yok zaten kimse de böyle birşey iddia etmiyor ve etmez de.
(Tabiki her alıntı üzerinde oynama yapıyor da demiyorum ama yaptığı alıntıların büyük bölümünü kendi amacına uygun olarak manipüle ediyor)demissiniz,dogru söylüyorsunuz ama her bilim adami ayni seyi yaptigini unutmayiniz yani ister at savunuculari olsun ister darwinciler ayni seyi yapmaktadirlar bu unutulmamalidir,yni amaca yönelik savunma..
(.Belirtmiş olduğum kaynağa göre Homo sapiens’in beyin hamci son 35000 yılda %11 azalırken sadece son 10000 yıla bakıldığında %8′lik bir azalma gözüküyor. Yani 35000-10000 yıl öncesi aralığında %3 azalma varken son 10000 yılda %8 azalma olmuş. Bunun sebebi de tarımın gelişmesi sonucu bitki tüketiminin artması ve buna bağlı olarak hayvan eti tüketiminin yavaş yavaş azalması olarak düşünülüyor. Bunu ben söylemiyorum, bilimadamları yaptıkları araştırmalar sonucu ulaştıkları verilere dayanarak makalelerinde söylüyorlar.
Tabi siz bunları saçma sapan şeyler olduğunu düşünme ve istediğiniz şeye inanma özgürlüğüne sahipsiniz.)
ben inanmama özgürlügümü kullaniyorum ozaman cevabiniz buysa :-)..cünkü düsünülüyor yada tahmin ediliyor gibi söylenti tarzi konusmalar, tabiri caizse kahve sohbetlerinden öte gitmedigi icin tabiki inanmiyacagiz buna.ama unuttugunuz birsey var burada diyelimki tarima yönelmek son 10000 yilda beynimizi kücülttü peki ama zekilestikce büymemiz gereken beynimiz niye (bu %8 lik cerez orani gecersek) neden hala büyümüyor?önemli bir soru ve darwincilerin tikandigi bir nokta..
(Tür içinde beyin hacminin zamanla artmasının sebebinin akıllı olmak bir ilgisi olduğunu sanmıyorum. Eğer böyle birşey olsaydı insan beyni hep büyümeliydi ama elimizdeki somut bilimsel veriler bunun böyle olmadığını açıkça ortaya koymaktadır: İnsan beyni Son 35000 yılda ortalama %11, son 10000 yılda ise ortamala %8 azalmıştır )simdi ayni düsünmeye basladik iste:-)eger böyle bisey olsaydi insan beyni hep büyümeliydi ama elimizdeki somut bilimsel veriler bunun böyle olmadigini ortaya koymaktadir..bu sizin sözünüz bende tam olarak buna katiliyorüm beyfendi..sonunda sizde realiteyi farkediyor olmalisiniz…bununla paralel olarak insanin beyninin akillandikca büyüdügünü ben degil darwinizm iddia ediyor.unuttuysaniz ara gecislerinizde beyin hacmi hep artmaktadir..oysa zekasi ayni kalan maymun kardesimizin beyni hep aynidir(türüne göre kücuk farklar disinda)size(darwinciler) göre sebebi yeterli zekasi olmadigi icindir..
o yüzden bunu ben degil darwinizm iddia etigini belirtmek isterim.(Uzay gitmek, makina yapmakla insan türünün ortalama beynininin büyümesi arasında bir ilişki yok. Yani bunşar yapılıyor diye ortalama beyin hacmi büyür diye birşey yok zaten kimse de böyle birşey iddia etmiyor ve etmez de. )uzaya gitmekle nasil bir iliski oldgunu aciklayayim:maymun uzaya gitmiyor(zorla uzayaracina koyulmadikca :-),sizin darwinci üstatlariniz satesi kullanmakla övdügü homo habilisiyi, homo erectus olana kadar gecirdigi sürecte beyninin 2.5 kat artigini söylüyorsunuz sebebide biraz daha gelismesi ve daha iyi barinaklar yapmasi vs.,ama günümüz insanin uzaya cikmasini,atom bomba yapabilecek beyin seviyesinda olmasini kaale bile almayip beynin büyümesi uygun bulmuyorsunuz..size sadece peki diyebilirim..
muzzi bey,
Ben bilimsel gerçekleri yeni farkediyor değilim ama heralde siz benim bunları bildiğimi yeni farkediyorsunuz. Ama bilmediğiniz o kadar çok bilimsel gerçek ve bilimsel gerçek olduğunu sandığınız palavra var ki bir bilseniz. Mesela insan beyninin akıllandıkça büyüdüğünü Darwinizmin iddia ettiğini söylemeniz bile bu konularla ilgili pek de bilgi sahibi olmadığınızı açıkça ortaya koymaktadır. Bir kere sizi bu iddianızı kanıtlamaya davet ediyorum. Bana bu söylediklerinizi destekleyen bir kaynak gösterin.
Barınaklar yapınca beyin büyür mü hiç? Bu ilginç fikre nasıl kapıldınız anlayabilmiş değilim. Aynı şekilde uzaya çıkacak, atom bombası yapacak seviyeye gelince beyin büyür diye birşey nerden çıkıyor. Bilim dünyasında hiç olmayan bir düşünceyi bilimadamlarına mal ediyorsunuz. Büyük bir hata yapıyorsunuz ama bunun farkında bile değilsiniz.
(Ama bilmediğiniz o kadar çok bilimsel gerçek ve bilimsel gerçek olduğunu sandığınız palavra var ki bir bilseniz. Mesela insan beyninin akıllandıkça büyüdüğünü Darwinizmin iddia ettiğini söylemeniz bile bu konularla ilgili pek de bilgi sahibi olmadığınızı açıkça ortaya koymaktadır. Bir kere sizi bu iddianızı kanıtlamaya davet ediyorum. Bana bu söylediklerinizi destekleyen bir kaynak gösterin.)tamam da vinci bey herseyi siz bilin bizde böcek olalim farketmez..asil sizin savundugunuz fikirler hakkinda en kücük bir bilginiz yoktur,yada anlamzliktan gelip kacis taktikleri uygulamaktasiniz..buyrun size iddiami kanitliyorum: Australopithecus`un beyin hacminin 500 cc.oldugunu,ondan evrimlesen homo habilisin beyin hacminin 630 cc.oldugunu,ondan sonra hayali evrim agaciniza yerlestirdiginiz homo erectusun ve onunda beyin hacminin ortalama 1000 – 1100 cc.oldugunu hepimiz bilmekteyiz..anlamaniz icin büyük yaziyla soruyom ,PEKI DARWINIZM BURADA BIR BEYIN HACMI ARTISINDAN BAHSETMEMEKTEMIDIR?yada siz darwinizmin marjinal kanadindanmisiniz?günümüzde yamali bohca diye bilinen evrim agacinizdan haberiniz yokmudur(sizin darwinizm isine geleni agacin orta kismina koymaktadir isine gelmiyen türü üvey evlat yapip agacin kuytu kösesine atmaktadir yada akragba ilan etmektedir, bu meshur agcinizi kastediyorum) ve bu agacin yukarsina ciktikca beyin hacminin degistiginden hicmi birsey duymadinizmi?size nacizane tavsiyem darwinizmi kurallarini bilen birilerine sorular sorup,ondan sonra akilli tasarimi savunan bir kisiyle diyologa girmeniz..yoksa komik durumuna düsmektesiniz haberiniz olsun..
(Barınaklar yapınca beyin büyür mü hiç? Bu ilginç fikre nasıl kapıldınız anlayabilmiş değilim. Aynı şekilde uzaya çıkacak, atom bombası yapacak seviyeye gelince beyin büyür diye birşey nerden çıkıyor. Bilim dünyasında hiç olmayan bir düşünceyi bilimadamlarına mal ediyorsunuz. Büyük bir hata yapıyorsunuz ama bunun farkında bile değilsiniz.)bilime mal etmiyorum da vinci bey darwinizme mal ediyorum bu ikisi bir birinden cok uzak kavramlar ve -kime mal ettigimi bile anlayamiyorsunuz..sayin da vinci tabiki barinak yaparak ve uzaya cikacak kapasiteye gelmemizle beyin büyümez siz yanlis anliyorsunuz her zamanki gibi, bu benim sahsi düsüncem degil bu darwinizmin düsüncesi ama darwinizm sadece maymunsudan -insana transfer olmamizla ilgilendigi icin ,peki bugün niye büyümüyor diye sorulunca tabiri caizse apisik kalmaktadir,nefesi tikanmaktadir(YANI DARWINIZME GÖRE BEYIN HACMININ GELISIMI TARIHTE KALMISTIR,FAZLA DESMEYE GEREK YOKTUR ARTIK DURAN BIR KAVRAMDIR VE GÜNÜMÜZDE BEYIN HACMININ GELISMESI DIYE BIRSEY OLAMAMAKTADIR)peki neden diye soruyoruz ?efendim et tüketimi azaldigi icin son 35000 yildir beynimiz %11 kücülmüstür diyor(bunun bir tahmin olmasina ragmen)bunada tamam diyoruz ve sadece %11 kücülmekte olan beyin hacmimize cevap veriyor,peki niye beyin hacmimiz hala artmamaktadir?..
yani darwiniz ve siz darwinciler Australopithecus`dan(beyin hacmi 500 cc.) günümüz insanina(ortalama 1500 cc.) gelinceye kadar beynimiz 3 kat büyümüstür demektesiniz..yazikki siz bunu dahi bilmemektesiniz yada anlamaksizliktan gelip kacis yapmaktasiniz,ama cok sey bildiginizi sanip kendi blogunuzu kurmaktasiniz..
PEKI SORUYORUM SIZE,SIZIN DARWINIZM TEORINIZ BEYIN HACMI ARTISINI NASIL ACIKLAMAKTADIR?YANI HANGI SEBEPLE BEYIN HACMININ GÜNÜMÜZ INSANINA GELENE KADAR ORTALAMA 3 KAT BÜYÜDÜGÜNÜ YANI 1500 CC. GELDIGINI IDDIA ETMEKTEDIR ACIKLARMISINIZ BENIM GIBI BILGISIZLERE?SEBEBI NEDIR DARWINIZME GÖRE?
sizden ögrenecegimiz cok sey olmali..
muzzi bey,
İşiniz gücünüz demogoji. Sizden Darwinizmin olduğunu iddia ettiğiniz düşüncelerin gerçekten Darwinizmin bir parçası olduğunu kanıtlayan bir kaynak göstermenizi istemiştim ama beklediğim gibi bu yönde herhangi birşey yapmamışsınız. Yani ortada sadece “bu böyledir” demeniz var. Ama bunu destekleyen bir kaynak gösteremiyorsunuz.
Beynin evrimi ve beyin hacminin artışıyla ilgili Dr. John R. Skoyles’in makalesinin size aradığınız cevapları vereceğini düşünüyorum. Bu makaleyi incelemenizi tavsiye ederim. Beyin hacminin direk zeka veya akılla ilişkilendirilmemesi gerektiğini, büyük beyin her zaman daha zeki olmayı gerektirir veya küçük beyinli büyük beyinliye göre daha zeki olur gibi düşüncelerin yanlışlığıyla ve beyin hacminin artış sebepleriyle ilgili önemli bilgiler içeren bu makaleyi okursanız bu konudaki sorularınızın cevaplarını bulacağınızı düşünüyorum. Eğer bu makale yeterli olmazsa başka kaynakların linklerini de verebilirim. Sonuç olarak bu geniş ve teknik bir konu. Öyle iki cümle ile anlatılacak birşey değil. Öğrenmek için okumak ve anlamak gerekiyor.
sayin da vinci demogojinin kralini siz yapmaktasiniz kelime oyunlariyla sorumu gecistirmektesiniz ve sonrada hic yüzünüz kizarmadan beni demogojiyle suclamaktasiniz..anlamaniz icin büyük harflerle yazmistim tekrar soruyorum..
PEKI SORUYORUM SIZE,SIZIN DARWINIZM TEORINIZ BEYIN HACMI ARTISINI NASIL ACIKLAMAKTADIR?YANI HANGI SEBEPLE BEYIN HACMININ GÜNÜMÜZ INSANINA GELENE KADAR ORTALAMA 3 KAT BÜYÜDÜGÜNÜ YANI 1500 CC. GELDIGINI IDDIA ETMEKTEDIR ACIKLARMISIN,SEBEBI NEDIR DARWINIZME GÖRE? ve sunu tekrar ekliyorum
(YANI DARWINIZME GÖRE BEYIN HACMININ GELISIMI TARIHTE KALMISTIR,FAZLA DESMEYE GEREK YOKTUR ARTIK DURAN BIR KAVRAMDIR VE GÜNÜMÜZDE BEYIN HACMININ GELISMESI DIYE BIRSEY OLAMAMAKTADIR)..bunlar cok dikkat edilmesi gereken konulardir halen kafasi karisik arkasalar varsa bunlara dikkat etmeli ve darwinizmin nasil bir cikmaz sokaga girdigini farketmelidir…
ve beynin kücük olmasiyla büyük olmasiyla insanin zeki olmasi arasinda bir iliski yoktur buna tamamen katiliyorum.o yüzdende sizin yamali bohca haline gelmis evrim agacinizin homo erectus diye bir tür yaratmasini sirf beyin hacmi 1000-1000 cc.diye uydurma bir insan yaratmasini ve onu ilkel insan diye nitelemesini kabul etmiyoruz..biz akilli tasarimi savununanlar bunu söylüyoruz..ama gibi sizin bilim ceketini giydiginizi söyleyen darwinciler ,Australopithecus tan günümüz insanina gelene kadar olan sürecte sürekli bir beyin hacmi artisindan söz etmektesiniz(pardaon,günümüz insani buna dahil etmiyorsunuz beyin hacmi gelisimi modern dünyada duran bir kavram haline gelmisti bunu unutmusum.)..size cok basit soru soruyorum darwinizm beyin hacmi gelisimini hangisebebe dayandirmaktadir?maden akilli olmaya bagli degildir…üstelik sizden baska her darwinci kesinlikle beyin hacmi gelisimini (maymunsudan -insana transfer olmamizi kastediyorum) akilli yaratiklara dönüsmemize baglamaktadir..siz oldukca enterasan düsünmektesiniz bence tez elden fikrinizi degistiriniz yoksa darwinciler sizide evrim agacinin kuytu kösesine koyacaklardir..
muzzi bey,
Cevabını vermiş olmama rağmen bozulmuş plak gibi aynı şeyleri tekrarlayıp duruyorsunuz. Sorularınız cevabının önceki mesajımda linkini vermiş olduğum makalede bir bilimadamı tarafından açıklandığını söylüyorum. Çok merak ediyorsanız zahmet edip okurusunuz. Tabi amacınız öğrenmek değil de sadece karşılıklı atışmaksa karşınızda atışacak biri bulamayacağınızı belirtmek isterim.
sayin da vinci
cevap falan vermis degilsiniz topu baska bir evrimci dostunuza atmis durumdasiniz sadece..burada ozaman sadece kopyala -yapistir yaparak kendi görüslerimize yakin bilim adamlarinin sitelerine baglanti linki verelim.biz hic fikir üretmeyelim ,yada birbirimizin sorularini cevaplamayalim sadece gidiniz bakiniz vs yazalim olsun bitsin..
üstelikte biz ingiliz yada amerikali degiliz ingilizce linki herkezin okuyamiyacagini sizde bilmektesiniz..
ama herzaman yapmiycagimi belirterek bir kez icin verdiginiz linki okudum.bunlari zaten arayan herkez bulabilir burda önemli olan bizim birbirimizle tartismamiz…ve Australopithecu´tan -homo habilise yada diger türlere gecisimizle ilgili neden beyin hacminin büyüdügü hakkinda tek bir aciklama yok ne yazikki..tek bahsettigi aslinda homo erectusla -günümüz insani arasinda beyin hacmi farki nedeniyle bir zeka farkinin olmayisi.ve bunuda birkac örnekle aciklamis..zaten bu tartisilan bir konu degildir günümüzde bunu ne darwinciler nede özellikle akilli tasarimcilar savunmaktadir..bilhassa insanlarin yaratilisindan beri hep ayni zekaya sahip olduklarini altini cizerek savunur akilli tasarim..o yüzden bu siteyi bana örnek vermenizdeki amacinizi anlamis degilim,benim size sordugum soru bambaska bir soru (Australopithecus`tan -homo habilisiye,ondanda-homo erectusa gecisteki beyin hacmi artisini neye bagliyorsunuz?)bu soruyu size soruyorum baska linke degil…
(37. This example suggests that among early humans the individuals with the brains that had the greatest capacity to acquire expertise would survive more successfully than those without their extensive knowledge. The reasons for this would not only include expertise in hunting but expertise in many other activities such as gathering, tool manufacture and social communication. Over time, the advantages conferred by success in these activities would result in the natural selection of brains with increased capacity for expertise)
burada döktürmüs sizin ideolojik arkadasiniz..yani sizin gecen gün beni yalanladiginiz canim barinak yaparak beyinmi büyürmüs deyip ,benim evrimciler bunu söylüyor dememe kizip ,beni bilir kisi edasiyla kaale almadiginiz seyi burada Dr. John R. Skoyles söylüyor yani avcilik ve sosyal olmakla beynin gelistigini söylüyor..ve sonundada can alici noktayi ekliyor bu bilinenlere göre dogal secilimlerle bunun gerceklestigini(beyin hacminin genisledigini) söylüyor..yanlis anlasilmasin maymunsudan -insana dönüsümden konusmuyor hic sadece homo erektustan -günümüz insanina kadar gecen asamadaki beyin gelisiminden döktürüyor..ve yazinin tamamini okursaniz bütün yazdiklarindan cok tahmin ediliyor,düsünülüyor yada öyle oldugu saniliyor kelimeleri yazinin yarisina yakinini dolduruyor..
bumuydi sizce benim sordugum soruya karsilik?yada ingilizce bilmeyipte bir arkadasiniz sunu gösteriver canim nasil olsa okumaz kimse mi demistir size?.sayin da vinci böyle benim sorumla ilgisi olmayan sacma sapan yazilar göstermeyiniz bana..bu gösterdiginiz yazi insan irkinin arasinda beyin hacminin büyüklügü ile zeka arasinda bir ilgi olmadigiyla ilgilidir..bunu artik bilim kabul etmistir,siz bana burada amerika kesfedilmistir demekle ayni sey bunu herkez biliyor zaten artik..ama sizin buradan alicaginiz bir sey var oda darwinizm beynin akilli olmakla gelistigini ileri sürüyor ister Australopithecus`tan-homo habilisiye transferinizde ister homo habilisiden-homo erectusa transferinizde bunu savunur ama sosyal olmak ,avlanmak vs gibi semsiyelerin altina siginarak bunu yapar,direk akilli olmakla ilgili demez acik kapi birakir savunucularina..ozamanda biz soruyoruz peki neden insan sosyal oldu ve iyi barinaklar yapmayi ögrendi diyoruz?efendim böyle,söyle oldu böyle düsünülüyor vs zirvalar ortaya cikiyor.NEDEN SORUSU KARSISINDA TITREYEREK DURUYOR DARWINIZM..yani homo habilisinin akilli bir canliya dönüsmesinin sebebi nedir?..hangisebeple biz bugün bukadar akilliyizda zavalli kardes maymun niye bu durumda?
ama biliyorum sizin bu sorularaverecek cevabiniz yok sadece sizin degil darwinizmin yok sizden olmayan seyi istiyorum biliyorum..ama zaten sizin teorinizin amaci bu degilmi hiclikten olmak hiclige gitmek.siz nasil olsa hiclikten bir cevap üretirsiniz buna eminim..
muzzi bey,
Artık sizin beyinsel fonksiyonlarınızın yeterli şekilde çalışdığı konusunda şüphe etmeye başlıyorum. Son 10 mesajınızda aynı şeyler söyleyip duruyorsunuz. Ayrıca okuduğunuzu anlama konusunda da ciddi sorunlar yaşadığınızı görüyorum. Bir de benim İngilizce bilmediğim ve birisinin bana bu linki verip al okusun dediği gibi absürd birşey ima etmişsiniz. Buna gülmekten başka birşey yapamıyorum.
O yazıda sizin dediğiniz gibi barınak yapınca beyin büyür gibi komik birşey söylenmiyor. Tam tersine beyin kapasitesinin artmasıyla hayatta kalmak adına daha iyi ve başarılı şeyler yapıldığı ve doğal seçilim sayesinde beyin kapasitesi yüksek bireylerin hayatta kaldığı ve zaman içinde ortalama beyin kapasitesinin arttığı söyleniyor. Yani sizin dediğiniz gibi birşeyler yapınca beyin kapasitesi artmıyor, beyin kapasitesi artınca birşeyler yapılıyor. Yani sizin dediğinizin tam tersi. Siz sebep sonuç ilişkisini tersten algılıyorsunuz.
Ayrıca ben beyin evrimi konusunda bir uzman olmadığım için bu konuda bir uzmanın yazmış olduğu bilimsel makalenin linkini veriyorum. Bunda hoşunuza gitmeyen şey nedir anlayamadım. Yoksa sizin, HY’nin ve saz arkadaşlarının yaptığı gibi bol keseden üfürmem daha mı makbule geçerdi? Öyle mi yapmamı isterdiniz yani?
Eğer verdiğim makale sizi tatmin etmediyse başka makale linkleri de verebilirim. Eğer birşey öğrenmek istiyorsanız bilimadamlarının makalelerini okumanız gerekir.
ne o sayin da vinci benidemi hayat agacinizin kuytu kösesine koyucaksiniz,yoksa bana homo habilisi statüsünümü layik gördünüz hiclikten gelen arkadas!benim beyin fonksiyonlarimdan süphe ediyormussunuz..
ama ben sizinkilerden süphe etmiyorum aksine tam olarak bir kaniya varmis durumdayim..
bu arada ingilizce bilmediginize gülmeyiniz bu komik bir sey degil gayet normal bir durum özelliklede türkiyede..
(O yazıda sizin dediğiniz gibi barınak yapınca beyin büyür gibi komik birşey söylenmiyor. Tam tersine beyin kapasitesinin artmasıyla hayatta kalmak adına daha iyi ve başarılı şeyler yapıldığı ve doğal seçilim sayesinde beyin kapasitesi yüksek bireylerin hayatta kaldığı ve zaman içinde ortalama beyin kapasitesinin arttığı söyleniyor. Yani sizin dediğiniz gibi birşeyler yapınca beyin kapasitesi artmıyor, beyin kapasitesi artınca birşeyler yapılıyor. Yani sizin dediğinizin tam tersi. Siz sebep sonuç ilişkisini tersten algılıyorsunuz)iyi hos ben tersten algilamis olayimda sizce bu soruya cevap vermismi oluyor..daha nasil sorucagimi bilmiyorumbüyük harfle yazmak da ise yaramiyor size karsi galiba görme probleminiz var..söyle ortada ve avik bir durumda sorayim ozaman,gene kacicaginizi bbiliyorum ama en azindan bu blogtaki ziyaretcilerin sizin hakkinda fikir iyi sahibi olmasi icin tekrar soruyorum yukardaki yaziniza paralel olarak..
(beyin kapasitesi yüksek bireylerin hayatta kaldığı ve zaman içinde ortalama beyin kapasitesinin arttığı söyleniyor. Yani sizin dediğiniz gibi birşeyler yapınca beyin kapasitesi artmıyor, beyin kapasitesi artınca birşeyler yapılıyor)..demissiniz iyi hosta size son 10 yazimda sordugum sey ve cevap vermediginiz sey bu dediginiz cümlenin altinda yatiyor..
beyin kapasitesi neden artiyor?
neden beyin kapasitesi artiyor?
evrim,beyin kapasitesi artisinin nedenini nasil acikliyor?neye dayandiriyor?
bakiniz yüksek zekasi olmayan kisilerin de anlamasi icin birkac degisik versiyonda sordun soruyu?umarim bu kez gecistirmessiniz ve blogunuzdaki kisilere bu denli rezil olmassiniz..su sizin yazdiklariniza herkez biryerleri ile gülmekte cünkü..
gercek anlamda bilimsel bir link istiyorsaniz suraya göz atiniz. http://www.dissentfromdarwin.org/
burada evrim kuraminin yanlisligini ve eksikligini savunan dünyanin her yerinden 600 (doga bilimi) uzmani bilim adaminin(edebiyatci yada jealog degil) imzasini bulucaksiniz..ve bir bakicaksiniz ki hy dan baska adamlarda varmis ve harun yahya kimsenin umrunda degilmis tipki evrimciler icin siz nasil onlarin umrunda degilseniz(bilim adami olmayisiniz sebebi ile)harun yahyada pek kisinin umrunda degil..o yüzden de oda sizde bol keseden atabilirsiniz bunda bir mahsur yok..
muzzi bey,
Beyin gelişiminde etkili Microcephalin ve ASPM adlı 2 gen vardır. Beyin hacmi değişimleri bu genlerdeki mutasyonlarla ilgilidir. Bu konu oldukça geniş ve ayrıntılı bir konu olduğu için konuya girmek istemediğimden size linkler vererek merak ettiğiniz bir konuyu araştırmanıza yardımcı olmak istiyordum. Ama sizi bu işi karşılıklı atışmaya, bilgi yarışına dönüştürmeye çalışıyorsunuz. Ben kimseye birşey kanıtlamak zorunda değilim. Ben yolu gösteririm, o yoldan gitmek isteyen gider. Evrimsel süreçte beyin gelişimiyle ilgili birçok araştırma yapılmıştır ve makaleler yazılmıştır. Beyin gelişimini sağlayan genler bulumuştur ve bu genlerin evrimi incelenmiştir. Bunlarla ilgili birkaç link daha vereceğim ve kendi açımdan bu konuyu burada kapatacağım.
Adaptive evolution of ASPM
Recent human brain evolution and population differences
Human brain still evolving
Evidence that the adaptive allele of the brain size gene microcephalin introgressed into Homo sapiens from an archaic Homo lineage
Benden bu kadar. Gerisi öğrenmek isteyenden…
Gelelim “Dissent from Darwin” çelişkisine:
Bunu Mustafa Akyol şöyle Türkçe’ye çevirmiş:
ve başlığına da “Darwin’e Muhalefet” demiş. Bu göz boyamadan başka birşey değil. Evrimi savunan birçok kişi bu bildirinin altına imza atacağını söylemiştir. Ben de bu bildiride söylenenlere katılıyorum. Bilimdeki herşeye şüphe ile yaklaşmak gerekir ve bilimdeki her konu hakkındaki kanıtlar idkkatli bir şekilde incelenmelidir. Şimdi ben Darwin’e muhalefet mi etmiş oluyorum? İddia ediyorum bu bildiriyi Darwin de imzalardı. Bu bildirideki tek sorun bildirinin başlığı. İçerik ile başlık kesinlikle birbirini tutmuyorum.
Şimdi bir karar verelim. Bol keseden atan kim?
sayin da vinci 10.sorusumda da olsa anlayip cevap vermenize sevindigimi belirtmek isterim..Microcephalin ve ASPM beyin gelisiminde etkili oldugu dogrudur bunlar biyolojik konulardir ve gercektir..ama benim asil sormak istedigim sey burada neden insan akilli bir canli olmustur da ,atamiz ortak olan maymun akilli bir canli degildir?akillidan kasitim birbirileriyle iletisim -kurmak ,bir birinin sirtlarindaki istanmeyenleri temizlemek veya avlanmak degildir..modern anlamda bir uygarlik yaratamamis olmalarini ,bilgisayarlar yapamamis olmalarini ,teknoloji ile uzaktan yakindan ilgilerinin olmayislarini kastediyorum,yoksa tabiki her canli kendi yasamini idare edicek kadar iyi tasarlanmistir…
(Rastlantısal mutasyonun ve doğal seleksiyonun yaşamın kompleksliğini açıklayabileceği yönündeki iddialara kuşkuyla yaklaşıyoruz)burada herhangi bir celiski yoktur da vinci bey okadar aciktir ki yasamin tesadüfï-kör secilimlerle olustuguna kuskuyla yaklasiyoruz denilmektedir..yani yasam akilli tasarimin bir sonucudur denilmektedir indirek..ifadenin yumsatilmis olmasinin sebebide amerikada ve dünyada 150 yillik egemenligi bulunan evrim teorisinin kirilmasina sidettle karsi olan hatta akilli tasarimi bilim dünyasina almak istemiyen bir cogunluk olmasi ve ne yazikki darwinizmin hala borusnun ötmesi sebebi ile ,kesin olarak bilim adamlari biz akilli tasarimi savunuyoruz evrim öcüdür onu atalim deme lüksü yoktur..cünkü calistiklari üniversitelerde hala evrim borusu ötmektedir ve bunun yaninda bilim adamlarinin evrim kesin yoktur deme lüksüde yoktur sadece onlarin vardiklari sonuc yasamin kör tesadüflerle aciklanamaz oldugu ve dünyanin ancak bir yaratici sayesinde olustugudur..ama bu yaratici kavramini cok yüksek sesle söyleyememektedirler cünkü onlara saldirmaya ve suclamaya hazir bir evrimci cogunluk vardir ve amerikada mahkemelerde her gün akilli tasarim yeni bir dava acilmaktadir..o yüzden akilli tasarimi savunan o 600 bilim adamini(her gecen gün sayisi artan)söylüyeceklerini temkinli söylemektedirler..
ve sizde imza aticaginizi söylemissiniz bu gercekten bir ilerleme sayilir sizin icin..ve kesinlikle katiliyorum görüsünüze darwindw imzasini koyardi,cünkü zaten kitabinda acik kapi birakmistir yani `eger bir organin dogal secilimle olusmadigi kanitlanirsa ozaman teorim yikilmis olucaktir `demektedir..bugün gözün nasil olustugunu hala evrim aciklayamamaktadir,kambiryo dönemi muammadir,insanin nasil akilli bir canliya dönüstügü belirsizdir ve daha nice celiskiler ve aciklanamayan karisikliklar..darwin bunlari bugün görmüs olsaydi zaten böyle bir teori üretmek bir yana akilli tasarimin en atesli savunucularindan olurdu..ama biz 5-10 yil daha bekleyebiliriz,genetik biliminin bu sürede ortaya koyacagi gelismeler karsisinda yasamin nekadar kompleks olarak tasarlandiginin ortaya cikmasi ve kör secilimlerin imkansiz ötesi olmasinin belirlenmesi ile darwinizm cökme asamasina gelmektedir..dogru hala bilim adamlarinin cogu darwinizmi savunuyor ama artik gemi ordan burdan su almaya baslamistir ve batmasina yakin bir zaman kalmistir..o yüzden darwinizm emeklilik günlerini yasamaktadir, birkac senelik ömrü kalmistir..atip tutmaya gelince onu zaten akil sahibi kisiler farketmektedir fazla yorum yapmaya gerek yok bu konuda..
muzzi bey,
Bu bilgiyi onayladığınız için çok teşekkürler. Sizin onayınıza ihtiyaç vardı.
İnsanlar ile en yakın akraba olan canlı şempanzelerdir. Yani şempanzeler ile insanlar ortak bir atadan evrimleşmiştir diyebiliriz. Onun için maymun yerine şempanzeleri ele alabiliriz. Şempanzeler akılsızdır demek bence mümkün değildir. Ortamdaki malzemeleri kullanarak yemek elde edebilmek için alet yapabilen bir canlıya akılsız demek saçma olur diye düşünüyorum. Elbette insanlarla karşılaştırıldığında çok çok geridedir ama akılsız demek yanlış olur. Yani bir canlı bizim anladığımız anlamda bir uygarlık kuramadı diye, bilgisayar yapamadı diye akılsız olmaz. Tabi siz akıllı olmayı uygarlık kurmak veya bilgisayar yapmak olarak tanımlarsanız elbette tek akıllı canlı insan olur.
Çeliş orda değil zaten o cümle ile başlık arasında. Yani bu cümle Darwin’in düşüncelerine karşı çıkmak değildir. Darwin de zaten kitabında bu düşüncelerin derin araştırmalarla desteklenmesi gerektiğini söylemiştir. Yani Darwin “benim söylediklerim ve iddialarım mutlak doğrulardır” dememiştir. Ayrıca bilimin temelinde şüphe vardır bu sebeple zaten bütün bilim adamları bu tür görüşlere ve iddialara şüpheyle yaklaşmaktadır. Bilim de zaten bunu gerektirir. Bu çok garip birşey değil yani. Bu cümlenin altına imza atmak Darwin’e muhalefet etmek değildir. Hele sizin söylediğiniz gibi “yaşam akıllı bir tasarımın sonucudur” demek hiç değildir.
Ayrıca sizin bilmediğiniz çok önemli bir nokta olduğunu düşünüyorum. Akıllı tasarım hareketinin en önemli savunucuları ve teorisyenleri evrimi kabul eder. Yani hiçbiri evrim yoktur demez, tam tersine evrim vardır ve deliller bize bunu göstermektedir der. Ama onlar evrimin akıllı bir tasarımcının tasarladığı şekilde gerçekleştiğini iddia ederler. Ayrıca ortak ata düşüncesine de karşı çıkmazlar. Sizin bunlardan habaeriniz olmadığını düşünüyorum veya varsa bile yokmuş gibi davaranıyorsunuz diye düşünüyorum.
(Microcephalin ve ASPM beyin gelisiminde etkili oldugu dogrudur bunlar biyolojik konulardir ve gercektir)..dememi onaylamak olarak algilamissiniz. ve sizin onayiniza ihtiyac vardi demissiniz..ama benim orada yaptigim sey sizi alaya almakti,tabiki bunu anlamanizi beklemedim..cünkü beyin gelisimini kendi dünya düzeninize uygun olarak metaryalist bir yaklasimla aciklamissiniz..yani benim neden soruma karsilik maddeyle karsilik vermissiniz yani insan beyninin neden gelistigi?sorusunun karsiligi Microcephalin ve ASPM degildir..bu hangi biyolojik olgular insan beynini gelistirmistir? sorusunun karsiligidir…umarim anlamissinizdir…
(İnsanlar ile en yakın akraba olan canlı şempanzelerdir. Yani şempanzeler ile insanlar ortak bir atadan evrimleşmiştir diyebiliriz.)iyi demissinizde sempanzenin sucu neymis ki onlar akilli olamamislar da insanlar olmus?evrim niye onlari cezalandirmistir?bizleri akilli yaparken !ayrica alet yapimindan neyi kastetiginizi aciklarmisiniz?dünyada pek cok hayvan avlanabilmek icin akilci yöntemler kullanirlar,daha öncede örnek verdigim gibi magralarda yarasalarla avlanan porsuklar ,büÿük kayalari yarasanin yuvasinin altina kadar yuvarlarlar ve üstüne cikip yarasa yavrularina ulasabilirler..dünyda hayvanlarin degisik ve akilci yöntemlerle avlandiklarina sayisiz örnek vardir..siz sempanzeye ilaki akilli demek istiyorsaniz deyin,zaten sacmalamadiginiz konu kalmamistir bunuda diyebilirsiniz..ve evet akilli olmak medeniyet kurmakla ,teknolojik ilerlemeyle,degisimle olur..bunlar ancak insana ait özelliklerdir sempanzeye yada baska hayvana degil..sadece avlanmak ve ciftlesmek üzerine kurulu bir bir yasama akilli denilmez..akilli denilebilmesi icin neden ,nicin ,nasil gibi sorulara yanit arayan bir uygarlik olmasi gerekmektedir..
(Elbette insanlarla karşılaştırıldığında çok çok geridedir ama akılsız demek yanlış olur.)ve sagolun bunu onayladiginiz icin sizin onayiniza ihtiyac vardi :-).
(Darwin de zaten kitabında bu düşüncelerin derin araştırmalarla desteklenmesi gerektiğini söylemiştir. Yani Darwin “benim söylediklerim ve iddialarım mutlak doğrulardır” dememiştir)zaten bunu biliyoruz da vinci bey eger mutlak dogrular olmus olsaydi bugün hepimiz evrimi kabullenmis olurduk.ama evrimin cikmaz sokakta oldugunu görenler bunun yanlis bir teori oldugunu inkar edilemez bazi bölümleri disinda bir saplantidan ibaret oldugunu söylemektedirler ama darwinizm öylesine bir din olmus ki bütün yamalarina ragmen bilimi icine sigidirmaya calisan metaryalist sözde bilim adamlariyla doludur..bilimin yada bilim adamlarinin görevi arastirmaktir,ucu sirf yaraticiya gidiyor diye yada semavi dinlerle paralel diye akilli tasarimi elinin tersiyle itmek ve redetmek degildir,ki artik dünyada bunu redetmeyen bilim adamlari giderek cogalmaktadir,darisi bizim bilim adamlarinin basina !
(Bu cümlenin altına imza atmak Darwin’e muhalefet etmek değildir. Hele sizin söylediğiniz gibi “yaşam akıllı bir tasarımın sonucudur” demek hiç değildir.)demissiniz ama iyi bir arastirmaci olmadiginiz ortadadir,bu kampanyayi baslatan site akilli tasarimin en büyük savunucusu olan /www.discovery.org/ sitesiyle kardes sitedir..yani sizin dediginiz gibi buraya imzalarini atanlar canim darwinizmin aciklayamdigi seylerde var bende bi imza ativereyim diyen doga bilimcilerinden olusmamaktadir bunlarin sayisi bir elin parmaklarini gecmez yani 600 den fazlabilim adaminin %95 inden fazlasi akilli tasarim savunucusudur..bir konuyu arastirip öyle yorum yapiniz da vinci bey..
(Ayrıca sizin bilmediğiniz çok önemli bir nokta olduğunu düşünüyorum. Akıllı tasarım hareketinin en önemli savunucuları ve teorisyenleri evrimi kabul eder)birincisi benim bilmedigim bir nokta degil bu,ikincisi bu dediginiz kisiler bilim adami olmasi sebebi ile su kesin yoktur ,evrim öcüdür diyemezler ve demezler.onlar arastirmacidir…ve sunu rahatlikla söyleyebilirim büÿük bir cogunlugu ortak ata teorisinin imkansizligini aciklamistir..nasilki evrim teorisini savunanlarlardan dine inananlar varsa terside mümkün..ama iki türlüsüde bana göre sacmaliktir yani hem fenerbahceli hemde galatasarayli olunmaz ayni anda..islamda Allah bizi yaratigini söyler, oysa evrim sizi maymunsu dogurdu der ikisininde ayni anda gerceklesmesi imkansiz olduguna göre biri dogru degildir..buda evrimdir cünkü okadar cok cikmaz sokagi vardir ki,ara gecisler,kambiryo dönemleri,neden akilli oldugumuz,cansiz bir ortamda bir canli tek hücrelinin olusmasi gibi imkansizliklar,kör secilimler,canlilarin vücutlarindaki karmasik düzenler,yamali bohca evrim agaci,tesadüfi bir patlamayla yasamin sekilenememe ihtimalinin bilim tarafindan hesaplanmasi ve sonucun 1 üzeri 123 cikmsi yani SIFIR..vs sayfalar dolusu cikmaz sokak vardir..
muzzi bey,
Benim dediğimi anlamadığınız çok açık. Elbette ben de bu hareketi akıllı tasarımcıların başlattığını biliyorum. Ben söylediğim şey o bildiride belirtliyen cümle bizi “yaşam akıllı bir tasarımın sonucunda oluşmuştur” sonucuna ulaştırmaz. O bildiriyi imzalayanların ne düşündükleri hiç önemli değil. İNsanların o bildiriyi imzalarken ne düşündüklerinin veya neye inandıklarının hiçbir önemi yok. Ortada bir bildiri var ve biz akıllı, beynini oldukça iyi kullanabilen, okuğunu inalayabilen insanlar olarak bu bildiriyi okuyup bunun ne anlama geldiğini anlayabiliriz. Bu bildiri sizin dediğiniz gibi “yaşam akıllı bir tasarımın sonucunda oluşmuştur” gibi bir anlama gelmez. Bu kadar basit. Bu, bildiriyi imzalayanların akıllı tasarım veya evrimle ilgili düşüncelerinden bağımsızdır. Bu bildiri normal bir bilimsel tavrı ifade etmektedir. Yani zaten bir bilim adamı böyle yapmalıdır. Olaylara her zaman şüphe ile yaklaşmalıdır. Bunu başka bir yere çekmenin bir anlamı yok.
Bu arada ortak ata düşüncesinin imkansızlığını açıklayan akıllı tasarımın önde gelen isimlerini ve bu işi nasıl yaptıklarını açıklarsanız çok sevinirim. Öyle sadece söylemekle olmaz. Kim ne demiş kaynağıyla gösterin bakalım. Bekliyorum.
“Elbette ben de bu hareketi akıllı tasarımcıların başlattığını biliyorum. Ben söylediğim şey o bildiride belirtliyen cümle bizi “yaşam akıllı bir tasarımın sonucunda oluşmuştur” sonucuna ulaştırmaz. O bildiriyi imzalayanların ne düşündükleri hiç önemli değil. İNsanların o bildiriyi imzalarken ne düşündüklerinin veya neye inandıklarının hiçbir önemi yok. Ortada bir bildiri var ve biz akıllı, beynini oldukça iyi kullanabilen, okuğunu inalayabilen insanlar olarak bu bildiriyi okuyup bunun ne anlama geldiğini anlayabiliriz. Bu bildiri sizin dediğiniz gibi “yaşam akıllı bir tasarımın sonucunda oluşmuştur” gibi bir anlama gelmez. Bu kadar basit”deyip konuyu kestirip atmissiniz ve kendinize göre bir sonuc cikarmissiniz da vinvi bey..ama o bildiriyi imzalayanlarin ne düsündügü cok önemli beyfendi,okadar önemliki oraya imzasini koyanlar darwinizmin sacmalik oldugunu savunan kisilerdir konuyu saptirmaya calismayiniz..bununla birlikte cogu prof.evrimin bazi yönlerini kabul eder..ama bu darwinistlerin savundugu gibi maymunsudan-insana gecisi,yada mikro organizmadan-canliya dönüsümü degil evrimin bazi dogal secilimleridir..zaten darwinizm sadece dogal secilimleri aciklayabilmektedir dogus yada yok olusu degil..”1972 yılında bir dizi omurgasız fosilini inceleyen ve “amaca yönelik dengeler” (ponctual denge) kuramını geliştiren, iki Amerikalı bilim adamı, Niles Eldredge ile Stephen Jay Gould çekiyor. Darwin’e göre, türlerin dönüşümü aşamalı bir biçimde, küçük dönüşümlerin birikimiyle gerçekleşiyordu. Bu mantıktan hareket edince, belli bir zaman aralığının ayırdığı aynı fosil çizgisindeki iki tür arasında, kaçınılmaz olarak ara serilerin varlığı gerekiyordu. Aktarımın devamlılığı için bu şarttı. Yine Darwincilere göre, eğer bugün bu ara türlerin fosilleri yoksa, nedeni ya fosilleşmemiş olmaları ya da henüz keşfedilmemeleriydi. Yani, zincirin halkalarında boşluklar vardı. Kuşkusuz bu halkalardaki boşlukların en önemlisi, büyük maymunlarla insan arasında kalan türlere ilişkin örneklerdi”..”Amaca yönelik dengeler kuramı, darwinciliğe “yok oluş kuramı” alanında da bir darbe indiriyor. Eldredge ve Gould’a göre, yok oluş dönemleri de tıpkı tür-leşme dönemleri gibi ani, hızlı ve yoğun bir özellik gösteriyor. Tıpkı dinozorların yok olması gibi… Yeni darwincilere göre ise, yok oluşu belirleyen, türler arasındaki rekabet… En zor uyum gösteren elenirken, iyi uyum sağlayan varlı-ğını koruyor. Chicago Üniversitesi öğretim üyelerinden David Raup, yok oluş ile “doğal ayıklanma” arasında hiçbir ilişki bulunmadığını savunuyor.Raup, bazı türler yanlış zamanda yanlış yerde oldukları için, o güne kadar çevrelerine mükemmel bir uyum gösterseler de yok oluyorlar”yani yeni darwinciler bile artik darwinzmin ,yasamin olusmasini,yada yok olmasini aciklayamadigini kabul etmislerdir…”Dengeci ponktüalistlerin eleştirisi, bugüne kadar Darwin’e yapılan saldırıların en sert olanı. Onlara göre, “Türlerin Kökeni”, sadece, ama sadece türlerin çevrelerine uyumunu açıklayan bir eser. Yeni türlerin yaratılışı ve yok oluşu konusunda kesinlikle yetersiz. “bunu yeni darwinciler söylüyor da vinci bey !!..”türlerin doğmasında çok önemli bir etken olduğu tezi, 70′li yıllarda Harvard Üniversitesi paleontologlarından Stephen Jay Gould tarafından yeniden gündeme getirilmişti. Son günlerde bir başka araştırmacı, Paris’teki Doğal Tarih Ulusal Müzesi paleontologlarından Anne Dambricourt Malasse, insan evriminin mekaniğinin geometrik bir modelini oluşturarak, bu kurama yeni bir soluk kazandırdı. Bazı uzmanlar, Malasse’ın çalışmalarının Yaratılış Kuramına temel oluşturduğunu ileri sürerken, bir başka grup, tamamen bilimsel bir özelliği olduğunu savunuyorlar.
Malasse çalışmalarını, çocuklardaki yüz ve altçene büyüme anormallikleri inceleyen ünlü ağızbilimci (stomatolog) Marie Josephe Deshayes’ın araştırma sonuçlarına dayandırıyor. Yüz ve ağız ortopedisi uzmanları, bu bölgelerin gelişiminde sık sık anormallikler saptıyorlar. Boynu yüze bağlayan altkafatasındaki büyüme sorunlarından kaynaklanan bu anormallikler iki büyük kategoriye ayrılıyor: Altçene gerilediği için, omuriliğin içinden geçtiği artkafa boşluğu yukarıda kalıyor ya da altçene çok öne çıktığı için, boyun ve boğaz çok fazla ön tarafta bir konum alıyor. Birincisinde, yüzün dikey ve yatay büyümesinde yetersizlik söz konusuyken, ikincisinde yüz, çok dikey bir biçimde büyüyor.
Peki ama, embriyon ya da çocuk büyümesiyle insan evrimi arasındaki ilişki ne? Geçen yüzyılda geliştirilen bir ilkeye göre, ontojeni (bireyoluş; embriyonun ve çocuğun yetişkinlik dönemine kadar olan gelişimi) ile filojeni (soyoluş; türler arasındaki akrabalık ilişkileri) arasında bir paralellik var. İşte bu ilkeden hareket eden Malasse, çocuklar üstünde gerçekleştirilen gözlemleri, 1952′de paleontolog Robert Gudin tarafından geliştirilen geometri öğelerini kullanarak, primatlardaki kafatası temelinin evrimine uyarladı. Gudin, profilden görülen kafatası örneğinde, kafatasının tabanıyla yanlarını birer çizgiyle birbirine bağlamıştı. Böylece “pantograf” adı verilen bir geometrik şekil elde etmişti. Embriyonun gelişimi boyunca bu pantograf, kafatası ve yüz kemiklerinin kasılıp açılması sonucu dönüşüme uğruyor ve sonunda, Homo sapiens türüne özgü bir denge durumuna geliyordu. Bu denge durumu, gerçek anlamda bir ontojenik bellekti ve insan, insan olduğundan, yani tam 120.000 yıldan beri bütün insanlarda tekrarlanıyordu. Evrimimiz boyunca sıralanan her tür, kendi karakteristik denge durumuna (pantografına) sahipti.
Malassea göre, çocuklardaki güncel dengesizlikler, söz konusu dengenin şimdiye kadar gözlenen korelasyonlarının kopma noktasına geldiğini gösteriyor. Öte yandan diş ve çene ortopedisi, normal bir gelişimin, dengesizliğe girip farklı bir yönde evrim gösterebileceği dönemlerin varlığını kabul ediyor. Malasse bunlara “dinamik pencereler” (dynamic windows) adını veriyor ve evrimimiz sırasında da böyle “dinamik pencereler”in var olabileceğini söylüyor. Sonuçlar, kafatası ve yüz kemiklerindeki 5 kasılıp açılmanın, bizi ilk primatlardan ayırdığını gösteriyor. Kafatası gelişimindeki değişikliklerden her biri, bütün embriyojenezi tamamen yeniden yapılandırabiliyor. Örneğin, bipedi rahatsızlığı, bu kasılmaların bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Oysa bu kasılmalar, kesinlikle yeni bir çevreye uyumun ürünü değil.
İnsan çizgisinin çeşitli türleri arasındaki zincir o denli fazla alt üst olmuş değil. Homo habilis, ergaster, rudolfensis, erectus; hatta neardertaller, aynı pantografa ve denge durumuna sahipler. Bütün bunlar, aslında bir grup oluşturuyor ve Malasse, bunlara “ilkel insanlar” adını veriyor. Sadece modern insan, “sapiens” türünün sahip olduğu pantografın aynısına sahip. İşte bu nedenle, insanın var oluşunu sapiens türü ile özdeşleştiriyor.
Peki bütün bu açıklamalarda Darwin nerede? Malasse, “Kesinlikle uyum mantığı üzerine kurulu bir kuramı kabul edemeyiz” diyor. Ona göre tesadüf ve doğal ayıklanma, kuşkusuz bir rol oynuyor; ama, kesinlikle bir maymunu Homo australopithecus yapmıyor. Hemen şu soruyu ekliyor: “Her türün kendisine özgü olan embriyon belleği nereye kayıtlı? DNA’ya mı, hücrelere mi, yoksa hücreler arasındaki interaktif ilişkilere mi?” Bunun yanıtını henüz bilmediğimizi söylüyor. Ama ona göre bir tek şey kesin: Günümüzde evrim mekanizmalarına ilişkin söylenenlerin hemen tümü büyük bir dönüşüm sürecinde… Eğer yukarıdaki sorunun yanıtı bulunursa, darwinciliğin günleri sayılı demektir.”
bakiniz da vinci su kisma cok dikkat ediniz..”kesinlikle bir maymunu Homo australopithecus yapmıyor. Hemen şu soruyu ekliyor: “Her türün kendisine özgü olan embriyon belleği nereye kayıtlı? DNA’ya mı, hücrelere mi, yoksa hücreler arasındaki interaktif ilişkilere mi?” Bunun yanıtını henüz bilmediğimizi söylüyor. Ama ona göre bir tek şey kesin: Günümüzde evrim mekanizmalarına ilişkin söylenenlerin hemen tümü büyük bir dönüşüm sürecinde… Eğer yukarıdaki sorunun yanıtı bulunursa, darwinciliğin günleri sayılı demektir.” bunu bilim söylüyor artik siz hala bol keseden atiniz…
.ögretmen edasiyla beni sorgulamissiniz da vinci,kim ne demis kaynagiyla gösterin demissiniz kendinizden emin bi sekilde,ama size gene sadece peki deyip size bikac link vereyim,Jonathan Wells in yazisina bi gözatiniz http://www.iconsofevolution.org/intro/..ayric ortak ata konusunda ne düsündüklerini merak ediyorsaniz imzasi olan 600 askin doga bilimi prof.arasinda bulunan
ömer faruk noyan (celal bayar üniversitesi) ve irfan yimaz(dokuz eylül üniversitesi) a sorabilirsiniz..tabi size ne cevap verecegini asagi yukari biliyorsunuzdur :-)..
Sayin Beyler/Bayanlar,
Bu tartismalarin cok ilginc bana geldigini ve ne yazik ki bilime uygun yazdigini zanneden arkadaslar tarafindan cok yanlis zeminlere cekildigini dusundugumu soylemek isterim.
Oncelikle ‘Biyolog’ arkadaslara bir sey hatirlatmak isterim. Beyler/bayanlar artik yeni yuzyildayiz. Biyoloji biliminin atilim yaptigi zamanlar ne zaman oldu diye dusunun? Diger bilimler belli bir seviyeye geldikten sonra! Ve bu bilimlerin bir kisminin urunlere donusup bu urunlerin biyolojideki bilgi seviyesini arttirmasindan sonra!
Hemen sunu hatirlatmak isterim ki su an dunyanin gozu/kulagi ve yonelen eforu biyoloji bilimi ustune. Dolayisi ile diger bilimlerin kaynaklari giderek artan bir hizla biyolojiye/canli bilimine kaymakta. Bunun sebepleri arasinda tarimda bu bilgiden faydalanma, tip uygulamalari ve olasi super irklar yaratma projeleri sayilabilir.
Artik diger bilim dallarindaki insanlar da bu daldaki arastirmalara katiliyor.. Evet.. Elektronikciler, bilgisayar muhendisleri, matematikciler, biyo-fizikciler, biyo-kimyacilar, makine muhendisleri, bilisim bilimciler v.b ve hatta sanatcilar, psikologlar v.b. dusunce ve birikimleriyle katilmayi bekliyor..
Bu cok dogal cunku. Biyolojinin cevabini aradigi sorularin cevaplarini bulmak icin elimizdeki tum kaynaklara ihtiyac var. Gecmiste savas ve daha sonralari uzay arastirmalarina yonelen ‘kuresel’ efor simdi biyoloji bilimine yonelmekte..
Simdi. Beyler/Bayanlar. Bir dusunun. Biyoloji bilim olarak tabi ki insanligin basindan beri dogal olarak hayatimizin icinde ancak DNA ne zaman bulundu? Bir de tabi DNA icin dusunulen rolun hangi madde icin dusunuldugunu de bakabilirsiniz. Biyolojideki diger kesiflere de baktiginizda cok yakin tarihler goreceksiniz.
Bunlarla anlatmak istedigim su. Biyolojideki bir cok iddia/kuram ancak yeni yeni sinanma asamasinda veya birakin test edilmeyi, bulunma – onerilme asamasinda. Biyoloji daha yeni gelisme cagina girdi bile denilebilir. Dedigim gibi bu da dogal cunku gereken bilgi/teknoloji daha yeni hazir olma asamasina geldi/geliyor.
Esas konuya gelirsek. Evrim kurami da diger biyolojinin ‘ilk zamanlarinda’ one surulen bir kuramlar gibi test edilmeye ‘CIDDI’ olarak yeni basliyor. Ve LUTFEN, bir kurami savunmak BILIMI SAVUNMAK gibidir gibi bir gayri ciddilik ve gayri bilimsel bir tavira girmeyelim. Bilim TARAFTAR olmak degildir. Bilimde aksi ispatlanana kadar HIPOTEZ one surmek vardir. Belli bazi asamalari gecen hipotezlerde KURAM/TEORI olarak adlandirilir. Bu asama da kuramlarin YEGANE DOGRU anlamina geldigini GOSTERMEZ. SONSUZ bilgiye sahip olmadiginiz takdirde de yapabileceginiz yegane sey budur. Sonsuz bilgiye sahip oldugunu zanneden yok herhalde aranizda! Bilim mutlak dogrulari aramaz-arayamaz. Bilinen bilgiler isiginda arastirmalar yapilir. Bildigimiz bilgiler arttikca ve/veya eski bilgilerin yanlisligi ogrenilince yeni hipotezlere yonelinir..
Bir de yanlisligi bilinmesine ragmen kullanilan bilgiler vardir. ornegin Newton dinamigi isik hizindan cok dusuk hizlar icin gecerlidir. Isik hizina cikip da Newton mekanigi ile is yapamazsiniz. F=ma yanlis olur orada..Isik hizina asamadiginiz icin, o hizin ustunde canli var mi diye tartisamazsiniz.. Muhendislikte te yaklasik hesaplamalar cok sik kullanilir..
Kisaca ozetlersem, evrim kurami diger tum kuramlar gibi tartismaya aciktir ve tartisilacaktir. Bu kurami aciklayabildikleri ile beraber ACIKLAYAMADIKLARININ yeni kusaklara aktarilmasi gerekir. Bununla beraber canli olusumunu aciklayan diger tezlerin de arastirilmasi, soylenmesi, aktarilmasi ve bunlarin TALEP EDILMESI en dogal haklardir.
Ayrica, gecmis makalelerin – arastirmalara saygi duymakla beraber tum bu arastirmalarin yeni bilgiler-teknojiler isiginda bu kuram icin tekrar gozden gecirilmesi de gerekmektedir. Bunu kabul etmeden, bak burda su makale var v.b. demek biraz insanlari kandirmaktir ..SORU (CANLILARIN NASIL OLUSTUGU) BUYUKSE ARASTIRMALAR DA DIGER DALLARA GORE DAHA FARKLI-AYRINTILI OLMAK ZORUNDA. OLDU BITTIYE GETIRMEYE KIMSENIN HAKKI YOK!
Birkac ornek verebilirim. Klasik biyoloji egitiminde biyoinformatik egitimi yoktur. Istatistik ve de bilgisayarli yontemleri iceren bu yeni bilim dali ile canlilarin benzerligi cok daha ciddi bir bicimde, ‘tabiri caizse bakkal hesabi gibi benzerliklere bakmadan’ arastirilabilir. Mekanik bilimi kullanilarak evrimde insan icin ‘ongerilen ara bicimlerin’ yurume – kosma ve tabi ki buna bagli hayatta kalma olasiliklari arastirilabilir. Benzetimler -simulasyonlar- ile (matematik- bilgisayar bilimi-v.b. kullanilarak) rastgele (!) mutasyonlar sonucu hangi canlilarin olusabilecegi, bunlarin hayatta kalma olasiliklarinin neler olduklari, gen bilgilerinin ne anlama geldigi daha da anlasildikca incelenebilir. Tabi bu bilgisayarli benzetim arastirmalari hangi fosillerin bulunmasi gerektigi konusunda da yardimci olabilir.
Sunu dusunuyorum ki bazi biyologlar evrim konusuna ‘duygusal’ yaklasiyorlar. Bu da, -dusunun- egitiminizin belli bir kismi bu teori ustune kurulmus ve bunun yanlisligi kanitlanirsa ‘bosuna bunlari okumus olacagim’ gibi bir icgudu duygusuna baglanabilir.. Sunu belirtmek isterim ki yalniz degilsiniz:) Her bilim dali cok hizli ilerlemekte artik, degisen/gelisen/eskiyen kisimlar her sahada var. Ayrica onemli olan ogrenmeye/calismaya devam etmek.. Statukocu olmak degil..
Bilgilerimin ve dusuncelerimin degisebilecegini (!), su ana kadar ki bilgilerim isiginda belirtmis oldugumu soyler, yanilmis olabilecegim noktalar oldugunu kabul eder, on yarginizi beslemek icin (!) Allah’a inandigimi ve yaratilisi mantikli buldugumu belirtir, herkese saygilar sunarim…
Omer Sayli
B.U. Biyo-Medikal M. Enst.
Doktora Ogrencisi
Omer Saylı
Biyoloji biliminin yaptığı atılımlardan ve statikocu olmamakdan sözediyorsunuz.bence siz bu kadar değerlendirme içine girmişken ”evrim” kavramının ne anlama geldiğini ilkönce anlamış olsaydınız.Bugün o değişip geliyor dediğiniz tüm bilimsel yayınlarda evrim yani Evolution diyeceğim, hiçbir zaman reddedilen bir kavram olmamıştır.
Üzerine şüphe ile yaklaşılan evolution mekanizmaları ve şimdiye kadar açıklanmaya çalışılmış basamakların verify yani doğrulanma aşamalarıdır.
Evolution bir terim olarak ”canlıların çeşitliğini ve dağılımını” anlamaya çalışan bir bilim alanıdır.bugun evolutionary biology denen alan biyolojinin en gelişmiş alanlarından biridir.bu alanda çalışan biyologlar ya da paleantologlar yanlış bir hipotezi ortaya çıkardığında ”evrim sahtedir çöpe atalım” demezler.çünkü bu üzerinde çalışılan kavrama aykırıdır.
Evrim yüzde yüz gerçektir.olasılığını soranlar için evrimin olasılığı 1 dir.yani kesindir.
Çünkü evrim bize tüm canlıların tek bir gen havuzundan geldiğini söyler.şu veya bu şekilde.mekanizmaları ya da aratürleri bir şekilde değişebilir,yanlışlanabilir,doğrulanabilir.ama sonuç: TÜM CANLILAR AYNI GENETİK YAPIYI PAYLAŞIRLAR.bir bitki,bir mantar,bir insanla aynı aminoasitler içerir.aynı ya da benzer genleri içerir.
biolojiden anladığınıza göre de şunu da bilmeniz gerekir ki sistematikçiler süs olsun diye canlıları sınıflamazlar.
insana akraba olancanlıların akrabalık derecesi arttıkça ortak genomik yapı artar ve benzer morfoloji,beslenme ve hareket şekli artar..
kanlarımızdaki Rh faktörünü bile bulan bilim adamları Rhesus macacus denilen bir maymunda çalışmalarını yapmışlar ve bu maymunun metabolizmasının insana %85 oranın benzerlik gösterdiğini görmüşlerdir.işte bizim benzerliğimiz ve akrabalığımız bu kadar kesindir.
buna rağmen insanlar bugun bildiğimiz maymunlardan elbette gelmemiştir..sadece sizin de bilmeniz gerektiği gibi bugunkü primatların ataları ile insanların ataları ortaktır.
bütün bunlar tesadüf mü acaba?siz eli kalem tutan insanların bütün bu bilgileri çöpe atıp sanki evrimi çıta üzerinde sallanan bir sahte bir bilgiymiş gibi görmesi sadece ve sadece kendi önyargınızdan ve inançlarınızdan kaynaklanır.
Evrimsel biyoloji bir bilim dalıdır.Ve her zaman varlığını sürdürecektir.
bunu dini inançları yüzünden karalamaya çalışanlar ise zamanla kendi inançlarını revize etmek zorunda kalacaklardır.
şuanda bu akımı temsil eden akıllı din adamlarının olduğu gibi..
SİZİN HAKKINIZDA ARAŞTIRMALAR YAPTIM.MEMNUN KALDIM
[...] Mustafa Akyol ile Akıllı Tasarım ve ‘Darwinizm Canavarı’ üzerine [...]
ya benim anlamadıgım su arkadaslar.bir microskobu bile olmayan diploması olmayan bır darwin müptezeri neler yapmıs neler ya
bizde burda tartısıyoruz.hayret.deli kuyuya tas atmıs hesabı
Okan,
Demek bütün mesela Darwin’in mikroskobu olmamasıydı. Al sana Charles Darwin’in mikroskopları. Şimdi oldu mu? Yani bütün olay mikroskoptu demek :)
Senin ve HY tarafından beyni yıkanmışların anlamadığı şey bugünki evrim teorisinin Darwin’in ortaya koyduğu teoriden 10larca kat daha geniş olduğudur. Darwin sadece doğal seçilimi dayalı adım adım gelşimi evrimin bir makanizması olarak ortaya koymuştur. Bugünkü evrim teorisinin ufak bir parçasıdır bu. Siz bunu görmek ve kabullenmek istemiyorsunuz. HY beyninizi yeni bilgilere kapamış, o ne dese doğru sanıyorsunuz.
o darwinin mikroskopları hani şu ilkokullarda gördüğümüzden dah geri.hücre çekirdeği fark ediliyo mu bilmem.hücrenin neresini araştırcan o abidik gubidik mikroskopla. :D
@aort
Sırf yazmış olmak için yazmazsan sevinirim. Bak verdiğim linkte ne yazıyor:
Kaldı ki bunun Darwin’in evrim teorisine yaptığı katkıyla hiçbir ilgisi yok. Ben, Okan “mikroskopu bile yoktu” dediği için bu konuya değindim.