NETcevap.org’daki ‘Net Hezeyanlar’

Harun Yahya’nın yüzlerce sitesinden biri olan NETcevap sitesinde 10 Ünlü Darwinist Yalan diye bir bölüm var. Bu bölümde bazı iddia ve görüşler yalanlanmaya çalışılıyor. Ama yaratılışçıların her zaman yaptığı gibi burda da insanlar yanlış bilgilendiriliyor. Bunlardan birkaç tanesine örnek vermek istiyorum.

İddialardan biri şöyle:

1. “HAYATIN İLKEL DÜNYADA TESADÜFEN OLUŞABİLDİĞİ İSPATLANMIŞTIR” YALANI:

Bu iddiayı öne süren evrimci kaynaklarda tek kanıt olarak 1953 yılındaki Miller Deneyi gösterilir. Oysa bu deneyde canlı bir hücre oluşturulmamış, sadece bir kaç basit aminoasit sentezlenmiştir. Aminoasitlerin tesadüfen doğru sıralamayla dizilerek proteinleri oluşturmaları, bunların da bir hücre meydana getirmeleri matematiksel olarak imkansızdır. Kaldı ki, Miller’ın sentezlediği aminoasitler dahi anlam taşımamaktadır. Çünkü Miller deneyinde ilkel dünya atmosferinde bulunmayan gazlar kullanmıştır.

İlk olarak şunu belirtmek isterim. Evrim Teorisi yaşamın nasıl oluştuğuyla ilgili bir tez ileri sürmez. Evrim Teorisi yeni türlerin nasıl ve neden ortaya çıktığını, canlıların nasıl ve neden yeni türlere evrimleştiği açıklamaya çalışır. Yaşamın nasıl ortaya çıktığı ilk canlının nasıl ve hangi süreçlerle oluştuğunu inceleyen, araştıran ve bu konularda tezler ortaya koyan farklı hipotezler vardır. Burda Miller-Urey Deneyinin önemi yaşamın temel yapıtaşları olan organik yapı bloklarının ve amino asitlerin kendiliğinden oluşabileceğini göstermesidir. Miller-Urey deneyi bu konuda bir ilk olduğu için hep onun adı anılır. Aslında Miller-Urey deneyinde kullanılan atmosferle ilgili gazlar yanlıştır ama Miller-Urey Deneyi ve Harun Yahya’nın Yanılgıları – 1 ve Miller-Urey Deneyi ve Harun Yahya’nın Yanılgıları – 2 başlıklı yazılarımda ayrıntılarıyla anlattığım gibi Miller ve Urey’den sonra doğru atmosfer koşulları kullanılarak birçok deney yapılmış ve Miller-Urey deneyindekiyle aynı sonuçlara ulaşılmıştır. Yani NETcevap’ın dediği gibi “Miller deneyinde ilkel dünya atmosferinde bulunmayan gazlar kullanmıştır” diyerek işin içinden sıyrılmak mümkün değildir. Ayrıca yazıda geçen “… sadece bir kaç basit aminoasit sentezlenmiştir” sözü de tamamen yanlıştır. Bu deneyde canlı yapılardaki proteinlerin yapısında kullanılan 21 amino asitin 13 tanesi sentezlenmiştir (1).

Başka bir iddiada ise şöyle diyor:

4. “ARCHAEOPTERY, SÜRÜNGENLER VE KUŞLAR ARASINDAKİ KAYIP HALKADIR” YALANI:

Archaeopteryx adlı 150 milyon yıllık kuş fosili, evrimciler tarafından 19. yüzyıldan beri “evrimin en büyük fosil kanıtı” olarak gösterilmiştir. Bu kuşun bazı sürüngen özellikleri gösterdiği ve bu yüzden sürüngenler ile kuşlar arasındaki “kayıp halka” olduğu iddia edilmiştir. Ancak 2000 yılında ortaya çıkarılan Lonqisquama adlı fosil, bu iddiayı geçersiz kılmıştır. Çünkü 220 milyon yıl yaşındaki Lonqisquama, Archaeopteryx’ten 70 milyon yıl daha eski olmasına rağmen eksiksiz bir kuştur.

Archaeopteryx ile ilgili detaylı bilgi için daha önce yazmış olduğum Archaeopteryx ve Harun Yahya’nın Yanılgıları başlıklı yazımı okumanızı öneririm. “Kayıp halka” terimi eskide kalmış ve günümüzde kullanılmayan bir terimdir. Archaeopteryx günümüz kuşları ve eski sürüngenlerin birçok özelliklerini bir arada bulunduran bir türdür. Zaten Archaeopteryx ile ilgili önceki yazımda bu konulara değindim ve yazımın sonunda daha ayrıntılı bilgi edinmek isteyenlerin faydalanabileceği kaynaklar verdim.

Yukardaki iddia adı geçen “Lonqisquama” diye bir tür yoktur. NETcevap sitenin burda belirtmek istediği canlı “Longisquama”dır. Bazıları “yazım hatasını büyütmenin bir anlamı yok” diyebilir ama bunlar aslında önemli şeyler. Bu bilimsel ciddiyeti göstermesi açısından oldukça önemlidir. Şimdi asıl konuya gelelim. Yine aynı sitede bir yerde şöyle diyor:

Sonuçta mevcut görüş bu canlının bir kuş olmadığı yönündedir. Bir “dino-kuş” da değildir. Triasic devre ait soyu tükenmiş bir sürüngendir. Evrimciler de bu canlı hakkında kesin bir tanımlama yapmamışlardır. Belki aynı türe ait daha fazla fosil bulunursa, canlının anatomisi daha iyi anlaşılabilir.

Görüldüğü gibi “Darwinist Yalanlar” başlıklı sayfada Longisquama için “… eksiksiz bir kuştur” diyor ama başka bir yerde “… mevcut görüş bu canlının bir kuş olmadığı yönündedir” diyor. Bunun üzerine “NETcevap”çılara sormak lazım: Darwinistleri yalancılıkla suçladığınız bu sayfada siz de yalan söylemiyor musunuz? Bu canlının kuş olmadığı düşünülüyorsa neden hâlâ “… eksiksiz bir kuştur” diyerek insanları kandırmaya devam ediyorsunuz?

Referanslar:
1. Miller-Urey experiment. (22.11.2005). Wikipedia, The Free Encyclopedia. http://en.wikipedia.org/wiki/Miller-Urey_experiment

32 Yanıt

  1. sizin kadar geri zekalısını gerçekten de görmedim duymadım
    ilkel kabilelerden bile cahilmişsiniz sizler gerçek zawallılarsınız
    bunu öldüğünüz zaman anlayacaksınız maalesef çok geç olacak…

  2. harun yahyanın götünü yiyin siz:)

  3. sizin bilmediğiniz tek şey var … sizin dediğiniz gibiyse biz ölünce gerçeği anlayacağız ama öyle değilse siz gerçeği ölünce bile anlayamayacaksınız..acıyorum siize…

  4. Sevgili Da vinci ben konya dan yazıyorum muhafazakar bir aile ortamında büydüğümü söylemek istiyorum yazılarınıza yeni ulaştım bilim konusunda hiç bir bilgim olmasada şunu söylemek istiyorum
    Herşeyi biz yaptık evleri arabaları uçakları şehirleri Herşeyi Yanlız kendimizi hep sahipli bildik
    ilk çağda güneşe taptık put yaptık sonra görünmeyenlere inanmaya başladık gerçekten enteresan

    İmlaha Hatası yaptıysam kusura bakma sizi Gerçekten destekliyorum Hoşça kalın :o)

  5. Gericiler, teistler, yaratıcı inancına saplanıp kalanlar bize “ilkel” diyor.. Ne kadar gülünç… Ha ha haaa…
    Yeni yazılar bekliyoruz DaVinci üstat..

  6. inançsız, ben de yeni yazılar yazmak istiyorum ama askerde olduğum için fırsat bulamıyorum.Artık yeni yazılarımı askerden dönünce yazarım.

  7. Bilim Araştırma Vakfı (BAV), dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi ABD’de de bu konuda konferanslar düzenlemiştir. Ayrıca Harun Yahya’nın kaleme aldığı Darwinizm’i bilimsel olarak çökerten yüzlerce eser ABD’de de okurlarıyla buluşmaktadır. Harun Yahya’nın eserleri, özellikle bu ülkenin bilim çevrelerinde büyük yankı uyandırmış, ABD’nin ünlü bilim dergilerinde geniş yer almıştır.

    Amerikan Bilim Eğitimi Ulusal Merkezi (National Center for Science Education) tarafından yayınlanan Reports Dergisi, 10 Kasım 1999 tarihli sayısının kapağını, Harun Yahya’nın “Evrim Aldatmacası” kitabının resmine ve derginin 30 sayfasını Harun Yahya’nın evrim teorisini çökerten ve yaratılışı ortaya koyan çalışmalarına ayırmıştır.

    22 Nisan 2000 tarihli New Scientist dergisi ise, “Burning Darwin” başlıklı bir makalede, dünyada evrim teorisine karşı yürütülen entelektüel kampanyada yazar Harun Yahya’nın eserlerinin önemli bir yeri olduğunu şöyle vurgulamıştır: “Harun Yahya uluslararası bir kahraman. Kitapları İslam Dünyası’nın her yanına yayılmış durumda.”

    Ünlü bilim dergisi Science’ın, 18 Mayıs 2001 tarihli ve “Yaratılışçılık Asya ve Avrupa’nın Birleştiği Yerde Kök Salıyor” (Creationism Takes Root Where Europe, Asia Meet) başlıklı bir makalesinde ise; Harun Yahya’nın kitaplarının pek çok yerde ders kitaplarından bile daha etkili olduğu belirtilmiştir.

    Bir başka çarpıcı gelişme ise geçtiğimiz günlerde yaşanmıştır. Amerika’dan yayın yapan http://www.pitch.com adlı internet sitesindeki bir haberde, Truman Üniversitesi’nden evrimci Taner Edis, BAV’ın başarısının sırrı olarak Harun Yahya’nın kitaplarının büyük popülaritesini göstermiş, “Bu kitaplar oldukça iyi kalite kağıda basılmış, renkli resimlerle dolu ve bu kitaplar her yerdeler…” diyerek sözlerine şu şekilde devam etmiştir: “Batı Dünyası’nda bulabileceğiniz her türlü bilimsel yayınla rekabet ediyorlar, Türkiye’de Harun Yahya kitapları birçok bilimsel yayından çok daha iyi basılmış kitaplar olarak görülüyor.”

    Ayrıca Taner Edis, 2001 yılında Science dergisinin BAV’ı dünyanın en güçlü evrim karşıtı kuruluşlarından olarak tanımladığının altını çizerek, Harun Yahya’nın kitaplarının İngiltere ve Endonezya’da olduğu gibi dünyanın her yerinde popülarite kazandığını da sözlerine eklemiştir.

    Haberde görüşüne yer verilen ünlü evrimci Profesör Ümit Sayın ise, evrimciler adına fikri yenilgilerini kabullenerek, “Artık Yaratılışçılara karşı bir savaş yok. Savaşı onlar kazandılar, 1998’de Türkiye Bilimler Akademisi’nden altı profesörü yaratılışçılara karşı konuşmaları için motive etmiştim. Artık, bugün bir kişiyi bile motive etmek imkansız” açıklamasını yapmıştır.

    Haberin devamında ise; Türkiye’den, evrim teorisini savunanların neredeyse tamamen yenilgiye uğradığı bir ülke olarak bahsedilmiştir. Ve BAV’dan; “kendi ülkesinde o kadar başarılı oldu ki, şimdi Kansas Davalarında kendisinden uzman bir temsilci göndererek ABD’li yaratılışçılara yardım etmesi isteniyor.” açıklaması yer almıştır.

  8. evet da vinci, saniyorum senin siten evrimci tartismayi en durust ve samimi bir havada gerceklestiren ve her tabakadan
    insanin anlayabilecegi sadelikte yazilmis, epeyce bilgilendirici en guzel sitelerden birisi. dilerim ki bu siteyi
    ingilizce, almanca vs. olarak da insanliga sunup cok daha genis bir cevreye hitab edebilirsin. –yukaridaki arkadasin
    gonderdigi propaganda yazisinda icine dustugu gozlemlenebilir panik ve endise de senin okuyucu uzerinde yaptigin etkinin
    en guzel delillerinden biri sanirim– Yalniz senden tek ricam lutfen bu konulari “evrimci” ve “yaratilisci”
    terimleri altinda degil de, “bilimci” ve “dogmaci” terimleri altinda incelemen ve bir Yaraticiya inanan -hangi dinden
    olursa olsun- butun aydin, hosgorulu, kulturlu insanlari da bilimin safina davet etmendir. Boyle bir tutum
    izlersen, inan ki ummadigin kadar dindar insan da seninle ayni safta yobazliga karsi birlesecek ve bundan en buyuk
    faydayi bilim gorecektir. Ayrica tum bu yazilarini guzel ve ozlu bir kitapcik olarak da bastirmani butun gonlumle
    arzu ederim. Bilime taraftar olan butun insanlarin da sana bu konuda maddi ve manevi yardimci olmalarini dilerim.

  9. siten tamamen harun yahya, onun kitapları, sitelerine karşı kurulmuş..bence çok yetersiz. http://www.netcevap.org/da evrimle ilgili tüm dergiler ,televizyon yayınları, gazeteler incelenmektedir ve onlarla ilgili cevaplar mantıklı dogru olarak verilmektedir vede onlarla ilgili binlerce net cevap yer almaktadır.

  10. Sayın Bilgiç,

    O “net cevaplar” aslında “net yalanlar”. Ben de bunu tek tek ortaya döküyorum. Sadece bu sitede onlarca HY yalanını ortaya çıkarmışımdır. Ama o kadar çok “net yalan” var ki hepsini benim tek başıma ortaya çıkarmam mümkün değil. Bu konuda sitemin yetersiz olduğunu kabul ediyorum. Bu konuda yardımcı olmak isteyen arkadaşlar kapım sonuna kadar açıktır.

  11. vinci bence sen bu cevaplari bir sekilde harun yahya ya ulastirsan daha ii olur.belki onu da inandirirsin:D

  12. üf üf üfür bakim kaç kişiyi kandırabileceksin.
    Archaeopteryx denen hayvan tamamen evrimcilerin değişik hayvan fosillerini bir araya getirdikleri bir fosildir. sonra demişsinki:’Evrim Teorisi yaşamın nasıl oluştuğuyla ilgili bir tez ileri sürmez.’ aç bak bakim M.E.B nin lise 3 biyoloji kitabını evrim hangi konu başlığı altında okutuluyor yavrularımıza.tabiki hayatın başlangıcıyla ilgili görüşler balığı altında

  13. sorularımı üfürmenizi istiyorum bakalım nasıl atacaksınız. yolda tut bir çocuğu çevir sana salak demezse ben neyim

  14. Siteniz gayet iyi, tebrik ederim. Ancak NETcevap’ın daha güzel hazırlanmış bir site olduğu biraz aşikar malesef… Belli ki en azından birkaç kişi hazırlamışlar. Keşke yurdumuzda evrim hakkında bilgili insanların da en azından bu web sitesi kadar iyi bir site hazırlayacak kadar ayıracak vakitleri olsaydı. Am abir yerden de başlamak gerek değil mi?:)

    Gerçekten de arkadaşın dediği gibi bu tiplerle uğraşacak cesarete sahip olduğunuz için kutlarım. Herhangi bir konuda destek isterseniz e-mailimden ulaşabilirsiniz. (Umarım görebiliyorsunuzdur)Biyolojide yan dal yaptım ve ufak bir biyoloji kitabı koleksiyonum var.

    Saygılar.

  15. Netcevap sitesinin http://www.netcevap.org/futuyma060511.html sayfasından alıntı yapıyorum:

    “Futuyma’nın, canlı grupları arasındaki ilişkilerin soyağacında gösterilebilir olmasını belirtmesini de evrime destek sağlamamaktadır. Evrimcilerin soyağaçlarının dalları, canlı grupları arasında çizilen hayali çizgilerdir ve bunlar herhangi bilimsel bilgi taşımamaktadırlar. Nitekim bir doğa tarihi uzmanı ve kendisi de bir evrimci olan Stephen J. Gould da aşağıdaki sözlerinde bu tip dallandırmaların bilimsel bilgi taşımadığını kabul etmiştir:

    “Ders kitaplarımızı süsleyen evrim ağaçları sadece dallarının uçlarında bilgi taşımaktadırlar.” (Gould S.J, “Evolution’s Erratic Pace”, Natural History, May 1977, s.13)

    Örneğin eğer birisi isterse, deniz, kara ve hava taşıtlarındaki benzerlikleri de belirleyip bunları dallanan bir ağaç formunda gösterebilir. Bisiklet ve bot gibi daha basit taşıtları ağacın alt dallarına, güneş enerjisiyle çalışan otomobil ve jet uçağını daha üst dallara yerleştirebilir.

    Ama bu ağaç sadece benzerlik ilişkisini göstermiş olur. Bizi “demek ki bunlar tesadüf ve doğa olaylarıyla birbirlerinden türemişler” gibi bir sonuca götürmez.”

    Bu deniz, hava ve kara taşıtlarından yapılan ağaç ile evrim ağaçları benzetmesi öyle hoşuma gitti ki:) Hatta böyle bir benzetme kullanmalarına inanamadım bile diyebilirim!

    Basitten karmaşığa doğru bir hiyerarşik ağaç: önce bisiklet, bot, vs. daha sonraki dallarda ise güneş enerjisiyle çalışan otomobil ve jet uçağı. Evrim için harika bir benzetme: hangisi daha önce yapıldı ve kullanıldı acaba? Otomobil icat oldu diye bisiklet kullanmayı bıraktık mı? Biz yıldızlar arası yolculuk yapmak istiyoruz o zaman neden yıldızlar arası uzay gemileri ortaya çıkmıyor? Bu bir hiyerarşik ağaç mı? Yoksa bisiklet, bot, güneş enerjili otomobil ve jet uçağı aynı anda akıllı bir tasarımla mı icat edildiler? gibi düşüncelere sürükledi beni ve eminim sizleri de sürükleyecektir. Netcevap sitesi yazarlarını böyle harika bir benzetme için candan kutluyorum!:)))

  16. ali velioğlu,

    Cehaletini ortaya koyması açsısından daha önce yazmış olduğum bir cevabı aynen buraya koyuyorum. Bu arada senin bahsetiğin şey Archaeopteryx değil Archaeoraptor’dur. İşte Archaeoraptor hakkında önceden yazdıklarım:

    Archaeoraptor, hakemli bilimsel dergilerde değil bir popüler bilim dergisinde yayımlanmıştır. Nature ve Science dergileri makaleyi reddetmiştir. Ama National Geographic hakem onayından geçirmeden kabul etmiştir. Ayrıca Archaeoraptor ile ilgili yazının ana yazarı bir bilim adamı değil National Geographic dergisinin sanat editörü Christopher P. Sloan’dır. Zaten 2000 yılında yani bu yazıdan 1 yıl sonra Nature dergisinde bu fosilin geçersizliğiyle ilgili bir makale çıkmıştır.

    Bunun üzerine yorum yapmama gerek yoktur heralde.

    gminef,

    Mail adresin gözükmüyor eğer açıkça yazarsan sevinirim. Bu arada yorumların için teşekkürler.

    Ayrıca NETcevap sitesi HY ve BAV grubunun sitesidir. Yani yapımı ve içeriğiyle bir ordu insan ilgilenmektedir. Ben ise burada tek başıma bir orduyla mücadele etmeye çalışıyorum. Bana yardımcı olacak ve bu siteye benim gibi yazılar gönderecek birileri olsa çok iyi olurdu aslında. Eğer sen siteme yazı koymak istersen bana mail ile ulaşabilirsin. leo.davinci.nardo@gmail.com adresine mail atarsan bu konuyu konuşabiliriz.

  17. sizin hiç aklınız yok mu ilkel insanlar gece dışarıya çıkıpta gökyüzüne bakın her şey nasıl birbirine uyumlu ama siz bunu göremezsiniz…

  18. Evrim teorisine göre kuşların uçması daldan dala atlayan sürüngenler kanatlanmışlar böyle bir şey olabilir mi kanatlar hiç bir şekilde bir parçası eksik uçamaz ve kademeli geçişe göre kanatlar oluşamadan önce ön ayaklar bir dizi “evrim” geçirmiş ha ha ha o zaman kademeli geçiş nasıl olacak evrim e göre doğadaseleksiyon bu sakat canlıyı ayıklar

  19. size acıyorum çünkü siz karşıt görüş destekleyenlere gerici diyerek onu aşalamaya çalışıyorsunuz bu yanlış türkiye demokratik bir ülke onu tanımadan böyle fikirler yürütmek yanlıştır.

  20. şu bi gerçekki eğer evrim teorisi gerçek olsaydı 100 ü aşkın süredir artık kanıt olurdu çünkü bu somut bi olaydır ve kanıtlanabilrdi tıpkı yerçekimi kuvveti gibi ama yaratılış teorisi zaten amacı gereği teori olmak zorunda çünkü kanıt olsa hayat bi sınav olmaktan çıkar

  21. semih bey,

    Bu teori-gerçek, ispatlanma-ispatlanmama konusuna Cemal Yıldırım’ın bir kitabından ufak bir alıntı ile değinmek istiyorum. Birşeyler öğrenmeniz dileğiyle:

    Bir kez bir olgu olarak evrimsel değişme çeşitli yollardan gözlenebilmektedir. Öyle olmasa bile, fosil ve canlı organizmaların gözlemsel özelliklerinde çıkarsanabilir bir olaydır, evrim. Sonra evrim düşüncesi bir hipotezden ileri bir kuram kimliği kazanmıştır; gözlem ve deney ürünü sayısız verilerle yoklanmış, doğrulanmış bir kuram! Yaratılışçılar bu sonuç karşısında kalınca ağız değiştirmekte, kuramın ispat edilmediğini ileri sürmektedirler. Doğrudur, evrim kuramı ispat edilmemiştir. Ama bilimde hiçbir kuramın ispatı verilmez, verilemez! İspat, mantık ve matematik çalışmalarına özgü bir ‘doğrulama’ türüdür; bir savı bilimde olduğu gibi olgulara giderek yoklamayı değil, doğruluğu varsayılan kimi ilkelerden mantıksal çıkarsamayla doğrulamayı gerektirir. Evrim kuramı, fizik, astronomi, kimya gibi bilim dallarındaki herhangi bir kuram gibi birtakım olgusal veri ve ilişkilere açıklama sağladığı, çok sayıda güvenilir kanıtlara dayandığı için ayakta durmaktadır; yoksa belli bir inanca dayandığı için değil! (Evrim Kuramı ve Bağnazlık, s. 134)

    Bunun üzerine biraz düşünmenizi tavsiye derim.

  22. evrim teorisi hayatın başlangıcını açıklayamıyorsa neden bu kadar fanatikç.e savunuluyor? Ateizme tek sözde bilimsel destek olduğu için mi? Yapılan sahte fosiller bunu gösteriyor.

  23. Samet bey,

    Evrim teorisi hayatın başlangıcını “açıklayamıyor” değil AÇIKLAMIYOR. Hayatın başlangıcı evrim teorisinin konusu değil. Yaşamın başlangıcıyla ilgili farklı birçok hipotez ve teoriler vardır. Eğer İngilizce biliyorsanız http://en.wikipedia.org/wiki/Origin_of_life adresine bakıp bunlarla ilgili genel bilgi edinebilirsiniz. Yani demek istediğim evrim teorisinin konusu farklıdır. Yaşamın başlangıcı evrim teorisinin konusu değildir. Evrim teorisi yaşam ortaya çıktan sonrasıyla ilgilenir ve milyonlarca farklı canlı türünün nasıl oluştuğunu açıklamaya çalışır. Farklı türler nasıl ve hangi sebeplerle ortaya çıkıyor bununla ilgilenir evrim teorisi.

  24. Canlılığın cansız maddelerdn oluşamadığıı söylayince hemen ”evrimin alanına girmiyor” dersiniz.Oh ne kadar kolay gerçeklerden kaçmak.

    Aleksander Oparin(rus evrimci biyolog):”Maalesef hücrenin kökeni, evrim teorisinin tümünü içine alan en karanlık noktayı oluşturmaktadır.”
    (Aleksander I. Oparin,Origin of Life)

    Evrimciler, canlılığın tesadüfen oluşacabileceği iddasının imkansızlığını anlayınca bu konudaki çalışmalara son verdiler.

  25. Cahil bey,

    Oparin’in ne dediğini bırakıp bugünkü bilim adamlarının ne dediğine bakın. Oparin yaşamın kökeni üzerine araştırmalar yapmış bir biyokimyacıdır. Yaşamın başlangıcı teorilerinin evrim teorisinin bir parçası olmadığı gerçeğini değiştirmeniz mümkün değil. Siz istediğiniz kadar çırpının bu gerçek değişmez.

    Ayrıca yaşamın kendiliğinden oluşabileceğinin imkansızlığıyla ilgili yorum sadece sizin hüsnü kuruntunuzdur. http://www.talkorigins.org/faqs/abioprob/abioprob.html adresindeki yazıda bunlara değinilmektedir. Kapasiteniz yeterse açıp okursunuz. Yazıda itiraz etmek istediğiniz noktalar varsa bunları dinlemeye hazırım.

  26. Öncelikle canlılığın tesadüfen oluşamayacağı benim yorumum değil.İlk defa benden duyduysanız, pek araştırma yapmadığınızı anlarım.Sizin iddialarınıza karşı çıkıyorum diye cahil gibi hakaretler etmeniz ise hiç hoş değil.Zaten siz evrimciler hep aynı şeye baş vurursunuz.İddalarınızı savunmak iin hemen karşı tarafa hakaret edersiniz.Bu mu yapabildiğiniz bilimsel tartışma?
    Yaşamın kökeninin evrim içine neden alınmadığını söyledim.Ayrıca İngilizce bilmiyorum.
    Sizinle de böyle hakaretlerle boş boş tartışıp ağzımı bozmak istemiyorum.

  27. “Cahil olmadığını iddia eden” bey,

    Canlılığın tesadüfen oluşamayacağı argümanını ilk defa sizden duyduğumu söylemedim. Bu klasik bir yaratılışçı argümandır. Yaratılışçılar böyle bir iddiaya sahiptir. Bilim adamları ise canlılığın kendiliğinden oluşup oluşamayacağını irdelerler, araştırırlar, nasıl oluşmuş olabileceğiyle ilgili tezler ileri sürer ve bu tezleri deneylerle desteklemeye çalışırlar. Bu tür birçok hipotez, teori, araştırma ve deneyler vardır. Bu konu elbette çözülmüş değil. Ama hiçbir bilim adamı da çıkıp “hayır olamaz” demiyor. Yukardaki mesajlarımda bu konuda verdiğim linkler var. Eğer İngilizce biliyor olsaydınız bunları okuyup konuyu öğrenebilirdiniz. Ama tekrar söylüyorum bu konu kesinliğe kavuşmuş veya çözülmüş bir konu değildir. Üzerinde tartışamalar vardır, farklı görüşler vardır.

    Canlılığın oluşumu ile evrim farklı konulardır. Bu konuda kısa süre sonra http://www.evrim-teorisi.org sitesinde bir çeviri yazı yayımlanacak. Yayımlandığında size haber veririm okursunuz. Bu konuda sizinle tartışacak değilim. Siz hayali bir şekilde “evrimciler, canlılığın tesadüfen oluşacabileceği iddasının imkansızlığını anlayınca bu konudaki çalışmalara son verdiler” gibi garip bir iddiada bulunuyorsunuz. Bu tamamen hayal ürünüdür. Elinizde bu iddiayı destekleyecek bir kanıtınız olduğunu sanmıyorum. Evrim teorisi farklı canlı türlerinin oluşumunu ve çeşitliliğin nasıl oluştuğunu araştırır. Canlılığın oluşumunun bu konuyla ilgisi yoktur. Canlılığın oluşumu oldukça geniş, karmaşık ve farklı bir daldır. Bunu evrim teorisinin içine almak anlamlı olmazdı zaten.

  28. Sayın Da vinci

    Darwin kitabında hayatın kökeni konusuna girmemişti.Çünkü onun döneminde HÜCRENİN NE KADAR KOMPLEKS OLDUĞU BİLİNMİYORDU.Abiyogenez (spontane jenerasyon) fikri hala yaygındı. Darwin bey ilk yaşamın “sıcak bir gölde” başlamış olabileceğini ileri sürdü.
    Bakın

    It is often said that all the conditions for the first production of a living organism are now present, which could ever have been present. But if we could conceive in some warm little pond, with all sorts of ammonia and phosphoric salts, light, heat, electricity, etc., present, that a protein compound was chemically formed ready to undergo still more complex changes, at the present day such matter would be instantly devoured or absorbed, which would not have been the case before living creatures were formed

    kaynak

    Rus biyokimyacı Alexander I. Oparin Oparin ve Haldane ve ingiliz genetikçi J.B.S. Haldane , meseleyi “kimyasal evrim” başlığında ele aldılar. 100 yıldır mesele evrim teorisinin bir parçası olarak çalışılmaktadır.1960 lardan sonra daha hız kazanmıştır.

    Ayrıca neden derskitapları hayatın kökenini evrim konusu altında inceliyor?

    Campbell, Reece and Mitchell’s Biology (5th Edition, 1999) üniversite ögrencileri için kullanılan en geniş ders kitabı miller deneyini Unit Five: The Evolutionary History of Biological Diversity(biyolojik çeşitliliğin evrimsel tarihi) ünitesinde de işlemektedir

    aynı şekilde
    Mader’s Biology (6th Edition, 1998)

    Starr and Taggart’s Biology: The Unity and

    Diversity of Life (8th Edition, 1998),

    Schraer and Stoltze’s Biology: The Study of Life (7th Edition, 1999),

    Guttman’s Biology (1999),

    Audesirk, Audesirk and Byers’s Life On Earth (2nd Edition, 2000),

    Purves, Sadava, Orians and Heller’s Life: The Science of Biology (6th Edition, 2001)

    Kaldı ki blogunuzun sloganı Evrim Karşıtı Yaratılışcılara Cevaplar değil mi?
    O zaman Miller Urey deneyiyle ilgili yazıların ne iş var? :)

  29. Bir sorun olmuş Linki geri kalan cümlelerin içinede almışım.

  30. Arda bey,

    Darwin’in bu konuya 2 cümle ile değimiş olması demek yaşamın başlangıcının evrim teorisinin bir parçası olduğu anlamına gelmez. Biyoloji ders kitaplarında yaşamın başlangıcıyla ilgili çalışmalar için ayrı bir bölüm (chapter) olması pek mantıklı olmaz. Abiyogenez çok geniş bir konudur. Abiyogenezi açıklamaya çalışan çok fazla hipotez ve teori vardır. Öğrencilere bunların hepsinin ayrıntıyla öğretilmesi anlamsız olur. Bunların bazılarına değinildiği ve kısaca geçildiği bölümler vardır genelde biyoloji kitaplarında. Hatta çoğunda sadece Miller-Urey deneyinden bahsedilir. Bunun için ayrı bir bölüm olması yerine evrimle ilgili bölümde değinilmesi elbette doğaldır.

    bu konu ile ilgili olarak Evrim ve Abiogenez başlıklı yazıyı okumanızı öneririm. Bu yazıda evrim teorisi ile abiyogenezin neden ayrı alanlar olduğu açıklanmaktadır.

    Benim blogumda HY’nın yalanlarına cevap vermem çok doğal. Ortada açık bir yalan varsa ben de bunu ortaya koyarım. Kaldı ki ben yaşamın kendiliğin oluştuğunu düşünüyorum. Dünyada veya evrende bir yerlerde yaşam kendiliğinden ortaya çıkabilir. HY bu konuda bilimsel verilerle çelişecek şeyler söylüyor ben de bunları ortaya koyarım. Bundan doğal ne olabilir…

  31. Evrim teorisi hayatın köeniyle de ilgilenen bir teoridir.Kimyasal evrim tezi altında Oparin doğal seçilimi hayatın kökeni konusuna yerleştirmeye çalışmışıtr.

    Hayatın kökeni konusunun evrimin bir parçası olarak gösterilmemesinin nedeni şans _ zorunluluğun yaşamın kökenini açıklamaya yetmemesidir.Önyargısız bir şekilde bakıldğında elde edilen son kanıtlar yaşamın kökenine bir aklın müdahale ettiğini gösteriyor.

    Örneğin bin yılın dahileri arasında gösterilen Fred Hoyle şöyle demektedir.

    *Gerçeklerin sağ duyuyla yorumlanması şunu gösteriyor ki: üsütn bir zeka fizikle, kimyayla ve biyolojiyle dalga geçmiş. doğada bahsedilmeye değer bir kör kuvvet yoktur.Gerçeklerden yola çıkarak hesaplanan sayılar bana o kadar büyük geliyor ki, bu neticeyi şüphelerimin ötesine koyuyor.*

    Hoyle, F. 1982. The Universe: Past and Present Reflections. Annual Review of Astronomy and Astrophysics: 20:16.

    Benim blogumda HY’nın yalanlarına cevap vermem çok doğal. Ortada açık bir yalan varsa ben de bunu ortaya koyarım.

    Bakın sitenizin sloganı evrim karşıtı yaratılışcı iddialara cevaplar değil mi? evrim hayatın kökeniyle ilgilenmez diyorsunuz millerin deneyiyle ilgili yazının ne işi var.Kendinizle çelişiyosunuz.Bir slogan değişikliği falan yapın :)

    Sizinle uzun uzadıya hayatın kökeni konusunu tartışmak isterim fakat muazzam zaman yokluğu çekiyorum.

  32. Arda bey,

    Yukarda linkini verdiğim yazıyı okuma zahmetine girerseniz yaşamın başlangıcının Evrim teorisinin bir parçası olmadığını anlarsınız. Wikipedia’nın Origin of life maddesini incelerseniz sizin için faydalı olacaktır. Yaşamın oluşumu için kimyasal evrim terimini kullanlar da vardır ama için evrim geçiyor olması bunun evrim teorisinin bir parçası olduğu anlamına gelmez.

    Önyargısız bir şekilde bakıldğında elde edilen son kanıtlar yaşamın kökenine bir aklın müdahale ettiğini gösteriyor.

    Gerçekten mi? Neymiş bu “önyargısız” baktığınız “son kanıtlar”? Var mı birkaç örnek?

    Slogan üzerine sizinle tartışacak değilim. Benim ne dediğim ortada. Bu konuyu uzatmayacağınızı umuyorum. Slogana kafayı takacağınıza HY’nin Miller-Urey deneyiyle ilgili yalanlarıyla ilgilenin biraz. Onlar hakkında da yorumlarınızı beklerim.

Yorum Yapın