Harun Yahya’nın 20 Soruda Evrim Teorisinin Çöküşü kitabını incelemeye devam ediyorum. Bu yazımda kitabın 2. bölümündeki birçok yanlışa değineceğim. Sözü uzatmadan hemen kitaptan alıntı yapmaya başlıyorum. Bölümün adı Evrim Teorisinin çürütülmesi Yaratılışın doğruluğunu nasıl gösterir?. Bölümün hemen başında HY şöyle demiş:
Canlılığın yeryüzünde nasıl ortaya çıktığı sorusunu sorduğumuzda, karşımıza iki farklı cevap çıkar:
“- Bu cevaplardan birincisi, canlıların evrim yoluyla ortaya çıktıklarıdır. Bu iddiayı savunan evrim teorisine göre canlılık tesadüflerle ortaya çıkan bir ilk hücreyle başlamıştır. Bu canlı hücre de yine tesadüfler sonucunda gelişip evrimleşmiş ve çeşitlenerek dünya üzerindeki milyonlarca farklı türü oluşturmuştur.
- İkinci cevap ise ‘Yaratılış’tır: Bütün canlılar tüm evrene hakim olan bir Yaratıcı’nın yaratmasıyla var olmuşlardır. Hiçbir şekilde tesadüfle meydana gelmesi mümkün olmayan canlılık ve milyonlarca canlı türü, ilk yaratıldıklarında da bugünkü gibi eksiksiz, kusursuz ve üstün bir tasarıma sahiplerdi. En basit gibi görünen canlı türlerinin dahi, kendi kendine, doğal şartlarla ve rastlantılarla oluşamayacak derecede kompleks yapı ve sistemlere sahip olması, bunun açık bir kanıtıdır.
Bu iki seçenek dışında, canlılığın nasıl ortaya çıktığı konusunda bugün ortaya konabilecek üçüncü bir iddia, bir teori hatta herhangi bir varsayım bile yoktur. Mantık kurallarına göre cevabı iki seçenekli bir sorunun cevap seçeneklerinden birinin kesin yanlış olduğu ortaya konursa, diğer seçeneğin kesin doğru olduğu da anlaşılır. En temel mantık kurallarından biri olan bu kurala “ayrık çıkarım” (modus tolendo ponens) adı verilir.
Yani eğer yeryüzündeki canlı türlerinin, evrimcilerin iddia ettiği gibi tesadüflerle evrimleşerek ortaya çıkmadığı ispatlanırsa, bu durum canlıların bir Yaratıcı tarafından yaratıldıklarını kesin olarak ispatlar. Evrim teorisini savunan bilim adamları da “üçüncü bir alternatif” olmadığını kabul ederler. Bunlardan biri olan Douglas Futuyma bunu şu sözleriyle ifade etmektedir:
Canlılar dünya üzerinde ya tamamen mükemmel ve eksiksiz bir biçimde ortaya çıkmışlardır ya da kendilerinden önce var olan bazı canlı türlerinden evrimleşerek meydana gelmişlerdir. Eğer eksiksiz ve mükemmel biçimde ortaya çıkmışlarsa, o halde üstün bir akıl tarafından yaratılmış olmaları gerekir. ”
Burda yazılanların neredeyse tamamı yanlış diyebilirim. Sadece yaratılışın tanımını yaparken kullandığı “bütün canlılar tüm evrene hakim olan bir Yaratıcı’nın yaratmasıyla var olmuşlardır” cümlesi doğru gibi gözüküyor. Diğerlerinin tamamı yanlış. Neden yanlış olduklarını da açıklayacağım. İlk olarak Harun Yahya’nın dediği gibi yeryüzünde yaşamın, canlılığın ortaya çıkışını açıklayan iki cevap yoktur. Sadece cansız maddelerin canlılığı oluşturduğunu açıklamaya çalışan farklı birçok hipotez vardır. Eğer bunların tamamını tek bir görüş olarak abiyogenez başlığı altında toplasak bile toplam cevap sayısı iki olmaz. Çünkü abiyogenez ve yaratılış dışında panspermia (veya ekzogenez) ve yönlendirilmiş panspermia diye iki görüş daha vardır. Panspermia yaşamın uzayda bir yerde ortaya çıkıp daha sonra Dünya’ya gelmiş olduğunu ve yeryüzünde yaşamın böyle başlamış olduğunu ileri sürerken, yönlendirilmiş panspermia dünya dışı gelişmiş bir medeniyetin yeryüzündeki yaşamın başlamasına sebep olduğunu ileri sürmektedir.
Yani Harun Yahya’nın söylediği gibi ortada ne iki cevap var ne de bu iki cevaptan biri evrim teorisi. Harun Yahya evrim teorisinin yaşamın başlangıcıyla ilgili birşeyler söylediğini sandığı için veya okuyucularının böyle düşünmesini istediği için hep aynı yanlışı yapıp duruyor. Zaten bir önceki yazımda da bu konuya değinmiştim.
Harun Yahya daha sonra mantık kurallarından bahsetmeye başlamış ve çok fena şekilde çuvallamış. Cevabı iki seçenekli bir soru olduğunu söylüyor ama yukarda da anlattığım gibi sorunun sadece iki cevabı yok. İki cevabı bile olsa bu, iki cevaptan birinin kesin doğru olduğu anlamına gelmez. Bir sorunun cevabı olarak ortaya koyulan tezlerin birinin kesinlikle doğru olduğunu kim iddia edebilir? İnsanların tüm sorulara doğru cevapları bulabileceğini kim iddia edebilir? Yani elimizde bir soru varsa ve bazı insanlar bu sorunu açıklayan bazı cevaplar ortaya koymuşsa bunların birinin kesin doğru olup olmadığını bilemeyiz. Belki doğru cevap kimse tarafından ortaya konulamamıştır. Bilimde Harun Yahya belirttiği gibi bir mantık süzgeci yoktur. Ortada iki cevap varsa biri yanlışsa diğerinin doğru olduğu sonucu ortaya çıkmaz. Bilim mantık ilkelerinin bu kadar kesin işleyebileceği birşey değildir. Çünkü bilimde, mantıkta olduğu gibi kesin, mutlak doğrular yoktur. Bilimde, mantık ve matematikteki gibi siyah ve beyazlar yoktur, aralarda griler de vardır. Yani evrim yanlışsa, yaratılış doğrudur gibi bir çıkarım kesinlikle yapılamaz, kaldı ki evrimin yanlışlığını gösteren deliller de yoktur hatta tam tersine doğruluğunu gösteren birçok delil vardır. Birçok bilim dalında elde edilen veriler canlılarda hep evrimsel bir gelişime işaret etmektedir.
Ayrıca mantığın en temel kurallarından biridir diyerek verdiği modus tolendo ponens ilkesini de yanlış açıklamış. Aslında çok gerekli değil ama onun da doğrusu açıklayayım. Modus tolendo ponens ilkesi kısaca şöyle açıklanabilir: Eğer (B değilse) ve (eğer A ise B) ise A değildir. Yani daha açık olmak gerekirse: Eğer A olunca B oluyorsa ve B olmamışsa A da olmamıştır. Görüldüğü gibi bunun Harun Yahya’nın ne anlattığı olayla ne de verdiği tanımla alakası yok.
Alıntının sonunda kullanılan Futuyma’nın sözü ise çok açık. Futuyma’nın da dediği gibi eğer canlılar bir anda eksiksiz olarak ortaya çıkmışsa bu canlılar evrimin sonucu olarak ortaya çıkmış olamaz. Ama Futuyma bunları söylediği kitabında (Science on Trial: The Case for Evolution, 1983) birçok yerde fosillerin böyle bir aniden oluşumu göstermediğini ve birçok geçiş canlısına ait fosiller bulunduğunu söylüyor.
Harun Yahya gerçek dışı iddialarına şöyle devam etmiş:
Evrimci Futuyma’nın bu sözlerinin cevabını fosil bilimi verir. Fosil bilimi (paleontoloji) tüm canlı gruplarının farklı zamanlarda, birdenbire ve mükemmel biçimleriyle yeryüzü sahnesine çıktıklarını göstermektedir.
Yüzyılı aşkın bir süredir sürdürülen arkeolojik kazılarda ve araştırmalarda elde edilen bütün bulgular, evrimcilerin beklediklerinin aksine, canlıların yeryüzünde birdenbire, eksiksiz ve kusursuz bir biçimde ortaya çıktıklarını, yani “yaratıldıklarını” göstermiştir. Bakteriler, omurgasız deniz canlıları, balıklar, yumuşakçalar, eklembacaklılar, amfibiyenler, sürüngenler, kuşlar veya memeliler aniden, kompleks organ ve sistemleriyle yeryüzünde belirmişlerdir. Aralarında birbirine sözde bir geçiş olduğunu gösteren fosiller de yoktur. Fosil bilimi de diğer bilim dallarının verdiği mesajı vermektedir: Canlılar evrimleşmemişler, yaratılmışlardır. Sonuçta evrimciler, gerçek dışı teorilerini kanıtlamaya çalışırken, kendi elleriyle yaratılış gerçeğinin delillerini ortaya çıkarmışlardır.
Aslında yukarda da belirttiğim gibi evrimsel biyoloji profesörü olan Douglas Futuyma bu soruya kendi cevap veriyor ama bu cevaplar Harun Yahya’nın hoşuna gitmediği için, Harun Yahya bu sorulara paleontoloji bilimi cevap veriyor diyerek hiçbir bilimsel kaynağa dayanmayan kendi düşüncelerini sıralamaya başlıyor. Harun Yahya’nın yukarda yazdıklarının tamamı bilimsel olarak hiçbir şey ifade etmiyor, kafasına göre atıp tutuyor. Bu canlı gruplarının hepsine ait geçiş türleri vardır ve bunların fosilleri bulunmuştur. Bir önceki yazımda da buna değinmiştim ama bununla ilgili bilimsel kaynak vermemiştim. Şimdi geçiş fosilleriyle ilgili birkaç link vermek istiyorum. İsteyenler oturur, zamanını harcar ve geçiş türleriyle ilgili birçok şey öğrenebilir. Yani olay öyle Harun Yahya’nın “bunların hepsi aniden oluşmuştur” diyerek kesip attığı gibi değildir. Konuyla ilgilenen ve öğrenmek isteyenler için birkaç link vereceğim:
1. Transitional Vertebrate Fossils FAQ
2. Transitional Fossils FAQ
3. Taxonomy, Transitional Forms, and the Fossil Record
4. Evolution Explains Life, So God Isn’t Needed.
Şimdi Harun Yahya’nın neler söylediğini incelemeye devam edelim. Kambriyen devri ve bu dönemdeki fosillerle ilgili şunları söylemiş:
Kesinlikle hayır. Aksine, hayvanlar, ilk ortaya çıktıkları dönemden itibaren çok farklı ve kompleks yapılara sahiptirler. Bugün bilinen tüm hayvan filumları, yeryüzünde aynı anda, Kambriyen devri olarak bilinen jeolojik dönemde ortaya çıkmışlardır. Kambriyen devri, yaşı 530-520 milyon yıl olarak hesaplanan 10 milyon yıllık bir jeolojik dönemdir. Bu devirden önceki fosil kayıtlarında, tek hücreli canlılar ve çok basit birkaç çok hücreli dışında hiçbir canlının izine rastlanmaz. Kambriyen devri gibi son derece kısa bir dönem içinde ise (10 milyon yıl, jeolojik anlamda çok kısa bir zaman dilimidir) bütün hayvan filumları, tek bir eksik bile olmadan bir anda ortaya çıkmışlardır!
Maalesef yine yukarda yazıların tamamı yanlış. İlk olarak fossiller bize hayvanların ilk ortaya çıktığı zamanı değil fosilleşebilen ilk hayvanların ortaya çıktığı zamanı yaklaşık olarak verir. Yani yeryüzündeki ilk hayvanlar Kambriyen döneminde fosilleri bulunanlar değildir. Hem Kambriyen öncesi döneme ait hayvan izleri vardır hem de Harun Yahya’nın dediği gibi “bugün bilinen tüm hayvan filumları” Kambriyen döneminde ortaya çıkmamıştır. Glenn R. Morton’un Phylum Level Evolution (Filum Seviyesi Evrim) başlıklı makalesinde belirtildiği gibi Kambriyen öncesi dönemde 4 filum, Kambriyen döneminde 9 filum, daha sonraki dönemlerde ise 30 civarında filum ortaya çıkmıştır. Yani Harun Yahya’nın söylediği gibi tüm filumların Kambriyen döneminde ortaya çıkması gibi bir durum söz konusu değil. Ayrıca Kambriyen dönemi 530-520 milyon yıl önceki 10 milyon yıllık bir bölüm değildir. Görece oldukça uzun bir dönemi kapsar, 490-543 milyon yıl öncesi aralığıdır. Ayrıca son 10000 yıllık dönemi kapsayan Holosen döneminde 12 filum ortaya çıkmıştır. Yani Kambriyen döneme göre hem daha kısa hem de daha fazla yeni vücut planları ortaya çıkan bir dönemde yaşamaktayız.
Görüldüğü gibi Harun Yahya bilinen tüm filumların eksiksiz olarak Kambriyen döneminde ortaya çıktığını söylerken büyük bir yanlışlık yapıyor. Kambriyen döneminde yaklaşık 45 filumun sadece 9 tanesi görülmektedir. Ayrıca Kambriyen öncesi dönemlerde de 4 filuma ait fosil izleri bulunmuştur. Yani Kambriyen dönemde ne filumlar ilk olarak ortaya çıkmıştır ne de tüm filumlar ortaya çıkmıştır.
Harun Yahya’nın yazısındaki diğer yanlışları incelemeye devam edelim. 2. bölümün sonunda Harun Yahya şöyle demiş:
Darwinizm’in dünya çapındaki en önemli eleştirmenlerinden biri olan Berkeley Üniversitesi profesörü Philip Johnson, paleontolojinin ortaya koyduğu bu gerçeğin, Darwinizm’le olan açık çelişkisini şöyle açıklamaktadır:
“Darwinist teori, canlılığın bir tür “giderek genişleyen bir farklılık üçgeni” içinde geliştiğini öngörür. Buna göre canlılık, ilk canlı organizmadan ya da ilk havyan türünden başlayarak, giderek farklılaşmış ve biyolojik sınıflandırmanın daha yüksek kategorilerini oluşturmuş olmalıdır. Ama hayvan fosilleri bizlere bu üçgenin gerçekte başaşağı durduğunu göstermektedir: Filumlar henüz ilk anda hep birlikte vardır, sonra giderek sayıları azalır.
Philip Johnson’ın belirttiği gibi, filumların kademeli olarak oluşması bir yana, tüm filumlar bir anda var olmuşlar, hatta ilerleyen dönemlerde bazılarının soyu tükenmiştir. Çok farklı canlıların bir anda ve kusursuz şekilde ortaya çıkmalarının anlamı ise, evrimci Futuyma’nın da kabul ettiği gibi, yaratılıştır.
Görüldüğü gibi eldeki bütün bilimsel bulgular evrim teorisinin iddialarını geçersiz kılmakta ve yaratılış gerçeğini gözler önüne sermektedir.”
Harun Yahya nedense Phillip E. Johnson’ın ne profesörü olduğunu söylememiş. Aslında konuyla ilgili olanlar bunun sebebini hemen anlıyor ama bilmeyenler için söylemek lazım. Phillip Johnson hukuk profesörüdür ve akademik anlamda biyolojiyle uzaktan yakından hiçbir ilişkisi yoktur. Ayrıca Phillip Johnson, Harun Yahya’nın şiddetle karşı çıktığı ve bir saptırmacadan başka birşey olmadığını söylediği Akıllı Tasarım hareketinin lideri konumundadır. Bunları bir kenara bırakıp Phillip Johnson’ın yukardaki sözlerine bakacak olursak zaten biyoloji ve paleontoloji ile pek bir ilgisi olmadığını açıkça görürüz. Tüm filumların bir anda oluştuğu ve daha sonra yok olmaya başladıkları tamamen cahilce bir yaklaşımdır. Bazı filumların yok olduğu doğrudur ama yukarda da açıkladığım gibi Kambriyen döneminden sonraki dönemler de 30 civarında yeni filum ortaya çıkmış ve özellikle de son 10000 yıl içinde 12 yeni filum oluşmuştur. Yani tüm filumların en başta birlikte oluştuğu ve sayılarının giderek azaldığı tamamen gerçek dışı bir iddiadır.
Bu arada Kambriyen döneminde artan filum sayısını sebeplerini açıklamak için bazı tezler öne sürülmüştür. Bunlarla ilgili olarak da birşeyler söylemek istiyorum. Kambriyen döneminde iskeletli ve sert kabuklu canlıların fosillerinin ortaya çıktığı görülüyor. Yukarda adresini verdiğim Glenn R. Morton’un makalesininde bunun sebepleriyle ilgili teorilere de yer veriliyor. İskelet yapısının ilk oluşumu ve kabukların oluşumunun sebepleri açıklanmaya çalışılıyor. “Detoksifikasyon teorisi”, “Biyomekanik hareket teorisi”, “Yırtıcılık teorisi”, “Biyocoğrafya teorisi” gibi bazı teoriler bunun sebeplerini ortaya koymaya çalışıyor. Yani ortada açıklanamayan birşey yok. Ama bunların hangisi doğrudur veya her hangi biri kesin doğrumudur bilemeyiz. Ama olası senaryolar var ve hepsi mantık dahilindedir ve eldeki bilimsel kanıtlara ve verilere dayanmaktadır.
Yani sonuç olarak Harun Yahya’nın ortaya koyduğu iddiaların çoğunluğunun bilimsel olarak hiçbir şey ifade etmeyen gerçek dışı iddialar olduklarını görüyoruz. İddialarının hiçbiri bilimsel verilere dayanmıyor. Sadece dini inançları gereği bilimsel gerçeklere gözlerini kapayan Amerikalı yaratılışçıların eserlerinden esinlenerek onların ayak izlerini takip etmektedir.
Kitabın diğer bölümlerinin incelemelerinde buluşmak üzere hoşçakalın.
Kategorisi: Evrim, Evrim Teorisi, Harun Yahya, yaratılış | Etiketlendi: Evrim, Evrim Teorisi, geçiş formları, Harun Yahya, Kambriyen patlaması, yaratılışçılık
inanmak gormek ve isitmektir. Kuranda da gormedigin, isitmedigin seyin arkasina dusme, yoksa sorumlu olursun denilir.
(17. Sure 36) Ayrica Ademin soyunun dunyaya gelmeden once Allahin huzurunda Onu gorup isittigi ve ahid verdigi
anlatilir, fakat bircok insanin ise bundan gafil birakildiklari ve bu sebeble hicbir zaman Allahin varligina
inanamayacaklari bildirilir. (7. Sure 172 & 179) ve Kuranda anlatilan yegane inkarcilarin Allaha verdikleri bu ahdi
bozup Onun adina sahte hukumler uydurarak Allahcilik ve dincilik yapan cahil araplar oldugu bildirilir. (7. Sure 28)
dolayisiyla yukaridaki yazarin yaptigi kestirme ucuz mantiklar kraldan cok kralci, Allahtan cok Allahci mantigini
yansitan cahil yaklasimlar olabilir. Ayrica evrimin varligini da Kuran’la celisen bir kavram olarak gormek
cehalet ustune cehalet olabilir.
http://www.answersingenesis.org adresinde bazi koyu hristiyan dogmacilarin kendi
takipcilerinden artik kullanmamalarini istedikleri cesitli argumanlar var. Bunlardan bazilari:
a) Darwin hasta yataginda evrim fikrini reddetti argumani. Buradaki hristiyan dogmaci soruyor: Ne yani
hasta yataginda bizim liderimiz simdi kutsal kitabi reddetse, bu kutsal kitabi yanlis mi cikarir?
b) mutasyonlarin hepsi zararlidir argumani. hristiyan dogmaci tekrar araya giriyor ve konuyu duzeltiyor: hayir bazi
mutasyonlarin turun avantajina oldugu goruldu, fakat bu mutasyonlar genetik bilgiye birsey eklemiyor diyelim artik…
c) bazi madencilerin sadece basit organizmalarin oldugu en eski toprak katmanlarinda modern insan fosili
buldugu argumani. hristiyan dogmaci derhal bunun bir kisim meczub madencinin duzenledikleri sahtekarlik oldugunu
kabul ediyor ve kullanilmamasini tavsiye ediyor…
d) ve eskiden kullanilan genel “evrimi kabul etmiyoruz” cikisi yerine bugun bircok dogmaci evangelic hristiyanlar da
“biz mikro evrimi kabul ediyoruz, makrosunu kabul etmiyoruz” diyorlar artik. bunlarin atalari da dunyanin degil
gunesin merkezde oldugunu cok cabuk degil bir sure sonra kabul etmislerdi yanilmiyorsam. Dolayisiyla bu konuda da
biraz daha zaman gerekebilir, umitsizlige kapilmamak gerekir.
sevgili davinci.
mantık kurallarına göre “bir hipotezin kesin doğruluğu o hipotezin en az birtane doğru sonuç(dikkat edin doğru yorum-yanlış yorum değil. yani bilimsel) çıkması yada kesin yanlışlığı 1 tane yanlış sonuç çıkması yeterlidir” ilkesidir. kaldı ki sizin bütün hipotezlerinizi toplasanız 1 doğru etmiyor. fakat yaratılışçıların bir ölüm gerçeğini kabul etmesi bile kesin doğru ifade eder ve yeterlidir. gerisini siz düşünün.
bir örnekle açıklayalım. ölüm olayı vücuttaki hücrelerin ölmesi değil ölümün beyinden (yani herşeyi planlı programlı şekilde hayatını organize eden organ-hayvanlarda bile-) başlayarak fonksiyonlarını durdurmaya başlaması ve ruh denilen metafizik olayının vücuttan ayrılmasıdır. byeee…
Göklerle yeri bir elma farzet…Tanrı’nın kudret ağacından bitmiş.
Sen,bu elmanın için daki bir kurda benzersin;
AĞAÇTAN DA HABERİN YOK BAHÇIVANDAN DA
EY zulümle bir kuyu kazan!sen kendin için tuzak hazırlıyorsun!
İpek böceği gibi kendi çevreni örtme!KENDİNE kuyu kazarsan bari kararınca kaz!
MEVLANA CELALEDDİN (RUMİ)MUHAMMED
Dünyada neye sevindiysen,ondan ayrılacağınıda bir düşün hele!
Yürü bir an mezarlıkta sessizce otur.o SÖZ SÖYLEYİP DURAN SUSMUŞLARI GÖR!!!!!
Onların topraklarını bir renkte,bir halde görürsün ama,HALLERİ BİR DEĞİLDİRKİ…..
MEVLANA CELALEDDİN (RUMİ) MUHAMMED
Dua etmekten başka bir yararımın dokunacağını zanetmiyorum.
kendi fikirlerini, görüşlerini aklın süzgecinden geçiren ve kendi doğrularını başkalarını yanıltıp , çarpıtmadan aktarmaya çalışan bütün herkesin çabasını takdir ediyorum.Elbette benim doğru olarak gördüğüm inanışlarım seninde kabullenmek zorunda olduğun şeyler değillerdir.Kendi yolunuzu kendi ışığınızla aydınlatmaya devam etmeniz temennisiyle.Herkese aklın yolunda başarılar..
1-evrim teorisine göre tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıkar?tavuk yumurtadan çıkmışsa;sanırım evrime uyan da budur,yumurta tavuğa göre daha basit yapıdadır,döllenmemiş yumurtadan nasıl tavuk/horoz çıkmıştır?
2-evrim gerçekten bilimsel ise,bilimin tüm imkanları kullanılarak ilk canlıların meydana geldiği benzer ortamlar oluşturulup,cansız atomlardan canlı varlıklar yapılamaz mı? lütfen sayın Uca gibi geri zekalı bunun için milyonlarca yıl geçmiştir şimdi aynı ortam nasıl sağlansın demeyin.günümüz bilimi sanırım aradaki zaman farkını kapatabilecektir.laboratuvar şartlarında tekrarlanarak ispatlanamayan bir olayın bilimselliğinden söz edilebilir mi?
serdar bey evrimle kurnaın neresini birleştirdiniz? ilk insandan bahsetmesini okumadınızmı? ilk yaratılan insan Hz Adem olduğu onun direk topraktan yaratıldığı tüm insanalrıdna ondan olduğunu ? 2 neden ALLAh evrime gerek duysunki nitekim evrimcilerin en büyük dayanağı dmükemmele yaklaşımdır. şimdi siz diyorsunuzki sonsuz ilim sahibi ALLAH c.c. ilk başta iyi yapamadı sonra evrimle işi düzeltti . yahu tüm bilim gösteriyorki tm canlıalrın en mükekm şekilde yaratıldığını ve her bir canlılın ayrı bir ögrev odluğunu gayet aşikar açıklıyorlar. şimdi nerden çıktı bu kuranla evrim? cehli mürekkebe batmışsınız daha bir halt bilemdne bilmiişlik yapmayınız
sahra,
Senin de dediğin gibi İbrahimi dinlerdeki Adem-Havva hikayesi bu dinlerin evrimle çelişmesini ortaya çıkarıyor. Bu konuda haklısın.
Bu arada ufak bir hatan var. Evrimin mükemmele gitmekle falan bir ilgisi yok. Ortam koşullarına daha iyi uyum sağlamak, hayatta kalmak ve daha fazla ve çevreye uyumlu döller üretebilmekle ilgili evrim. Mükemmele gitmek gibi birşey yoktur evrimde.
[...] yaratllarn eserlerinden esinlenerek onlarn ayak izlerini takip etmektedir. Kaynak; YaratılıŸçı safsatalara cevaplar 2 Evrim karŸıtı yaratılıŸçı iddialara… Btn fosil kaytlar, canl trlerinin, ok uzun bir sessizlik dneminden sonra, Kambriyen [...]
[...] yaratllarn eserlerinden esinlenerek onlarn ayak izlerini takip etmektedir. Kaynak; Evrim Kart Yaratllara Cevap Btn fosil kaytlar, canl trlerinin, ok uzun bir sessizlik dneminden sonra, Kambriyen [...]
Evrim karsiti, gericilerin en büyük silahi,
dindar insanlari evrim teorisiyle karsi karsiya getirip, evrim mi yoksa inancin mi sorusu arasinda karar kildirmak.
Sahsen inancli bir insanim, ama harun yahya ve asiri dincilerin kaliplasmis düsünceleri arasinda ufkumu karartacak degilim.
Evrim teorisi ve yaratiliscilik arasinda düsünüyorum evet, evrimi Tanri yaratti diyorum, bütün gecisler, mutasyonlar degisimlerde bir yaratilis eseri olamaz mi? Ayrica mükemmelik nedir?
Kim belirler neyin ne kadar mükemmel oldugunu?
Mükemmelik bana göre sübjektif bir bakis acisidir.
Insani ele alalim.
Insan hem mükemmel bir yaratik, hem kusurlu. Göze cogu evrim karsiti mükemmel der..Göz maalesef mükemmel degildir kusurlari var(gözlük kullanimi, katarakt vesaire)
Bu mantik ara gecis formlari icinde yürütülebilir. Ortama en cok uyan tür evrimlesmistir, bu bundan önceki türün daha az mükemmel oldugu anlamina gelmez, ama ortam degistikce, doga veya benim kabul ettigim gibi Tanri ortama en uygun canliyi “evrimlestirmistir”.
Bu düsüncelerimi de herhangi bir yobaz veya asiri din karsiti bir ateist tarafindan sorgulatacak degilim. Belki insanin orda yeri baskadir, bazi seyleri tefferuat olarak görüp fazla büyütmemek gerek.
Cogu Evrim karsiti kisi, amerikan evanjelistlerin ve onlarin biririkimlerini kullanip tek yaptigi sey kopyaladiklarinin altina Kuran´dan sure eklemek olan Harun Yahyanin argümanlarini kullaniyor-buradanda kolayca anlasilabilecegi gibi.
Cogu kisinin profilini arastirin..hic birisi daha muhalif oldugu fikrin yani evrim teorisinin bir kitabini dahi okumus degildir ama sacma sapan ne üzerine konustugunu dahi bilmeden kopyala yapistir misali buraya harun yahya safsatasi ekliyor.
Bu kadarina pes dogrusu diyor insan.
“Hic bilenle bilmeyen bir olur mu?” diyor benim inancim.
Bu yüzden yeterince arastirma yapmadan, ve biyoloji alaninda bilgi sahibi olmadan nasil olurda sen gelip kendini dünyadaki sayisizca profesörle bir tutarsin? En azindan bilim insanlarina saygin olmasi gerek.
Bunlardan ziyade, birde harun yahya “hocamizin” daha nice fikirlerini savunan insanlar cikiyor karsimiza..
Örnegin darwinizmin terörizmin kaynagi oldugu, Aydinlik caginin tümüyle masonlarin eserinin oldugu, araplarin ve diger miletlerin yeni bir osmanli beklediginin ve bunun gibi bir cok gercek disi ve hasta fikirler.
Böyle seylere inanip kanan insanlarin AKiLLARINDAN SÜPHE EDERIM. Sunu hatirlatmak isterim ki adaletsizlik, savaslar —ÖZELLIKLE SAYISIZCA INSANIN ÖLÜMÜNE SEBEBIYET VEREN DIN, HAKIMIYET VE TOPRAK SAVASLARI— darvin teorisini ortaya atmadan öncede vardi. orta cag karanliginda insanlarin can güvenligi dahi teminat altinda degildi, bugün ise iyi kötü güvenli ve az cok huzurlu bir ortamda yasiyoruz.
Velev ki Harun Yahya aydinlanmaya vede evrim teorisine bu kadar düsmansa, kendisinin aydinlanmanin ve evrimin getirdigi kazanimlardan, yani modern tiptan, bilgisayardan, kitaplardan uzak durmasini tavsiye ediyorum.
Hem böylece ülkemizi karanliga sürüklemez.
Akil ben bir ateistim, ama şunu bilmeni isterim ki müslüman kimliğinle yazdığın bu yazıdan ve görüşlerinden ötürü sana gerçekten teşekkür ediyorum ve emin ol bilimi dinin adına saptırmadıkça aydınlanmanın önüne geçmeye çalışmadıkça hiç bir ateistin senin dini düşüncelerine de karşı çıkacağını sanmıyorum. Bir ateist olarak benim bu tip sitelerde din karşıtı yorumlar yapmamın tek sebebi var o da dincilerin(bir de kendi kurallarını topluma enpoze etmeye çalışmaları tabii) bilimin işine karışmaları onu değersiz göstermeleri veya kendi çıkarları için kullanmaları. Bırakın kardeşim evrim teorisine inanın inanmayın ama gelipde bir anda bilim adamı olup bilimi kirletmeyin bilimin önüne geçmeyin!!!
Harbiden Allah senden razı olsun akıl kardeşim!!!!! Keşke her dindar senin gibi düşünebilse.