Bu yazımda Harun Yahya’nın 20 Soruda Evrim Teorisinin Çöküşü kitabının İnsana ait bulgular ne kadar eskiye gider? Bu bulgular neden evrimi desteklemez? başlıklı 3. bölümünü inceleyeceğim. Yazar tüm kitap boyunca yaptığı gibi bu bölümde de birçok bilim dışı görüşü gerçekmiş gibi anlatıyor. Ben de bu yazımda bu yanlışları tek tek gözler önüne serip bu konulardaki bilim dünyasındaki hakim görüşleri sizlerle paylaşacağım. Ama daha önce sizlerin, Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Fizik ve Paleoantropoloji Bölümünden Prof. Dr. İzzet Duyar’ın 1999 yılında Bilim ve Ütopya Dergisinin 60. sayısında (s. 40-45, 1999) yayımlanan İnsan Evrimi ve Yaratılışçılık başlıklı makalesini okumanızı öneririm. Prof. Dr. İzzet Duyar makalesinde Evrim Aldatmacası kitabındaki birçok bilim dışı noktaya değiniyor ve özellikle de insan evrimi konusunda kitaptaki yanlışları ve yaratılışçıların tutarsızlıklarını gözler önüne seriyor. Şimdi 3. bölümün incelemesine başlayabiliriz. Hemen alıntı yaparak başlıyorum. Yazar şöyle demiş:
İnsanın yeryüzündeki varoluş zamanıyla ilgili sorunun cevabını bulmak için fosil kayıtlarına başvurmak gerekir. Fosil kayıtları insanla ilgili bulguların milyonlarca yıl öncesine uzandığını göstermektedir. Bu bulgular iskelet ve kafatası parçaları ve çeşitli dönemlerde yaşamış insanlara ait kalıntılardan oluşmaktadır. İnsana ait kalıntıların en eskisi, ünlü fosil bilimci Mary Leakey tarafından 1977 yılında Tanzanya’nın Laetoli bölgesinde bulunmuş “ayak izleri” dir.
Bu kalıntılar bilim dünyasında büyük yankı uyandırmıştı. Yapılan çalışmalar bu ayak izlerinin, 3.6 milyon yıllık bir tabakada yer aldığını gösteriyordu. İzleri inceleyen Russell Tuttle şunları yazmıştı:
Bu izler, çıplak ayaklı bir Homo sapiens (insan) tarafından bırakılmış olmalıdır. Yapılan tüm morfolojik incelemeler, bu izleri bırakan canlının ayağının, modern insanlarınkilerden farklı olmadığını göstermektedir.
Yapılan araştırmalarla, ayak izlerinin sahipleri de tanımlanabildi. 10 yaşında modern bir insanın 20 tane ve daha küçük bir insanın 27 tane fosilleşmiş ayak izi mevcuttu. Mary Leakey’in bulduğu izleri inceleyen Don Johanson ve Tim White gibi ünlü paleoantropologlar da bu sonucu teyidettiler. White bu fikrini şu sözlerle açıklıyordu:
Hiç kuşkunuz olmasın… Bunlar günümüz insanının ayak izlerinden tamamen farksız. Eğer bu izler bugün bir California plajında olsalardı ve bir çocuğa bunların ne olduğu sorulsaydı, hiç tereddüt etmeden burada bir insanın yürüdüğünü söylerdi. Bunları, kumsalda yer alan diğer yüzlerce insan ayak izinden ayırt edemezdi. Dahası siz de ayırt edemezdiniz.
İlk olarak Laetoli ayak izleri 1978 yılında Paul Abell ve arkadaşları tarafından bulunmuştur. Kitapta bunun gibi basit bir bilgi bile yanlış verilirken diğer bilgilerin doğru olabileceğini düşünmek ne kadar akıllıca olur? Bunu sizin takdirinize bırakıyorum.
Şimdi gelelim burdaki yanlışlara. Bu ayak izlerinin Australopithecus afarensis‘e ait olamayacağını düşünen nadir bilim adamlarından biri Russell Tuttle’dır. Russell Tuttle, bu ayak izlerinin modern insanınkine çok benzediğini bunun için bu izlerin Australopithecus veya Homo cinslerinin başka bir türüne ait olabileceğini söylemektedir (1). Yani Homo sapiens‘e (modern insan) ait olduğunu söylememektedir. Ayrıca Donald Johanson ve Tim White, yazarın dediği gibi bu ayak izlerinin modern insana ait olduğu yönündeki görüşe katılmamaktadır. Donald Johanson, daha önce Hadar’da bulunmuş olan fosile göre A. afarensis‘in iki ayak üzerinde dik olarak yürümesi gerektiğini ve izlerin büyüklükleri de karşılaştırıldığında birbiriyle mükemmel bir şekilde uyuştuklarını söylemektedir (2). Tim White ise kitaptaki alıntının devamında bu ayak izlerine göre A. afarensis‘in iki ayak üzerinde ve modern insan gibi yürüyebildiği ve zaten Owen Lovejoy’un Hadar fosillerinde (Lucy takma adlı ünlü fosil) yaptığı incelemelerle daha önceden bu sonuca vardığını söylüyor (3). (Ayak izlerinin bir resmine burdan ulaşabilirsiniz.) Ronald Clarke ise bu ayak izlerinin Australopithecus cinsine ait bir türün fosili olan Stw 573 fosilininkine çok benzer olduğunu, bu sebeple izlerin Australopithecus cinsinden bir türe ait olduğunu söylemektedir (4). Ayrıca ünlü paleontolog ve arkeolog Richard Leakey, A. afarensis‘in hiç şüphesiz iki ayak üzerinde dik olarak yürüyebildiğini söylemektedir (5).
Ama sonuç olarak ortada kesin bir bilgi yoktur. Kimse bu izlerin kesin olarak hangi türe ait olduğunu söyleyemiyor. Eldeki verilere göre tahmin yapıyorlar ama kimse Harun Yahya’nın sunduğu gibi bunların modern insana ait olduğunu söylemiyor. Zaten kimse sadece ayak izine bakarak bunu söyleyemez.
Yazar daha sonra biraz daha ileri gidiyor ve Australopithecus afarensis için şöyle diyor: “Evrimcilerin yarı insan-yarı maymun olarak göstermeye çalıştıkları, gerçekte soyu tükenmiş bir maymun türü.” Yani yazar, A. afarensis‘in bir maymun türü olduğunu söylüyor. Bilimsel gerçekler heralde ancak bu kadar çarpıtılabilirdi. Aslında Harun Yahya’ya bu konuda gerekli cevabı yazımın başında linkini verdiğim makalesinde Prof. Dr. İzzet Duyar çok açık bir şekilde veriyor:
Önce Australopithecus’ları ele alalım. Yazarımıza göre bu canlının insan sayılmaması için en önemli gerekçe dik yürüyememesi ve insandan çok maymunlara benzemesidir (s. 41): “ …uzun kollar, kısa bacaklar gibi birçok özellik, bu canlıların günümüz maymunlarından daha değişik olmadıklarını gösteren delillerdir.”
Yazarımızın Australopihecus’lar konusunda ne denli tutarsız görüşler ileri sürdüğünü anlamak için tek bir örnek bile yeterli olacaktır. Aşağıda çizimi görülen leğen ve uyluk kemikleri –bu yapılar dik yürümenin en önemli göstergeleri arasında yer alırlar– soldan sağa doğru insan, Australopithecus (afarensis) ve kuyruksuz büyük maymuna (ape) aittir (2). Okuyucu, şekillere bakarak, ortadaki resmin bir insana mı yoksa bir kuyruksuz büyük maymuna mı yakın özellikler gösterdiğini rahatlıkla anlayacaktır. Harun Yahya’ya göre ortadaki resim bir insana (ya da insan çizgisindeki bir canlıya) ait değil, bir maymuna aittir!
Sanırım herşey açıkça görülüyor. Yazar kafasına göre hiçbir bilimsel kaynağa dayanmadan A. afarensis‘in bir maymun olduğunu söylüyor. Yazısında bunu destekleyecek tek bir kaynak vermiyor. A. afarensis ile ilgili daha ayrıntılı bilgi için burayı incelemenizi öneririm. Daha da fazla bilgi için internette ufak bir arama ile çok daha fazla bilgiye ulaşabilirsiniz.
İncelemeye devam ediyoruz. Harun Yahya şöyle yazmış:
İnsanla ilgili bulunan en eski ve en eksiksiz fosillerden biri de KNM-WT 15000 veya diğer adıyla “Turkana Çocuğu” iskeletidir. 1.6 milyon yıllık bu fosili evrimci Donald Johanson şöyle tarif eder:
Uzun ve zayıftı. Vücut şekli ve uzuvlarının oranları bugünkü Ekvator Afrikalıları’nınkiyle aynıydı. Uzuvlarının ölçüleri, bugün yetişkin beyaz Kuzey Amerikalılarla tamamen uyuşuyordu.
Yapılan araştırmalar fosilin 12 yaşında bir çocuğa ait olduğunu ve büyüyebilmiş olsaydı 1.83 m. boyuna ulaşabileceğini göstermiştir. ABD’li paleoantropolog Alan Parker “sıradan bir patoloğun bu çocuğun iskeletiyle, günümüz insanına ait bir iskeleti birbirinden ayırmasının çok güç olduğunu” söyler.
Turkana Çocuğu‘nun beyin hacmi 880 cc idi ve erişkinliğe ulaştığında 910 cc olacaktı. Modern insanda ise 900 cc beyin hacmi 3-4 yaşında ve 15 kg ağırlığında bir çocukta görülecek düzeydedir. Modern insanın ortalama beyin hacmi 1350-1400 cc civarındadır ve çok büyük bir çoğunluğunun beyin hacmi 1000-1800 cc arasında değişir. Turkana Çocuğu, Homo erectus (veya Homo ergaster) türüne dahil olarak düşünülmektedir. Bulunan Homo erectus fosillerinin kafatası hacimlerine bakıldığında 750-1225 cc arasında değiştiği ve ilk dönemleri için ortalama 900 cc, ileriki dönemler için ise ortalama 1100 cc beyin hacmine sahiptir (5). Bu değerlere bakıldığında Homo sapiens ile Turkana Çocuğu‘nun da içinde olduğu Homo erectus kafatası yapısı ve beyin hacmi konusunda belirgin olarak farklılık göstermektedir. Turkana Çocuğu‘nun beyin hacmine bakıldığında modern insan olduğu yani Homo sapiens türünden olduğunu iddia etmek mümkün değildir çünkü beyin hacmi modern insanın uç sınırlarının bile dışındadır ve anatomik olarak belirgin şekilde farklı bir kafatasına sahiptir (kafatası resmi için buraya bakabilirsiniz). Ayrıca Turkana Çocuğu‘nun H. sapiens‘ten tek farkı kafatası değildir. İskelet yapısının (kafatası dışında) modern insan ile büyük benzerlik gösterdiği doğrudur ama bazı küçük farklılıklar vardır. Bunların en önemlisi omurgadaki sinir ağlarının geçtiği boşluğun modern insandakinin yarısı kadar olmasıdır ve buna göre H. erectus‘un konuşmayla ilgili eksikleri olduğunu ve modern insan gibi akıcı konuşamadığı düşünülmektedir (6). Yine modern insandan farklı olarak ileri doğru çıkık bir çenesi ve azıdişleri yoktu.
Harun Yahya’nın, Turkana Çocuğu ve Homo erectus ile ilgili bilim dışı yaklaşımına değindikten sonra sıradaki iddialarını incelemeye devam edelim. Yazar şöyle demiş:
İnsanla ilgili bulunan kalıntılardan en çok yankı getirenlerden biri de 1995 yılında İspanya’da bulunan bir fosildi. İspanya’nın Atapuerca bölgesindeki Gran Dolina mağarasında yapılan araştırmalarda ortaya çıkarılan 800 bin yıllık fosil 11 yaşında bir insana aitti ve onu bulan araştırmacıları şaşırtmıştı. Madrid Üniversitesi’nden üç İspanyol paleoantropologdan oluşan araştırma ekibinin başı Arsuaga Ferreras şunları söylüyordu:
Büyük, geniş, şişkin, yani anlayacağınız ilkel bir şeyle karşılaşmayı umuyorduk. 800.000 yıl yaşındaki bir çocuktan beklentimiz, Turkana Çocuğu gibi bir şey olmasıydı. Ama bizim bulduğumuz bütünüyle modern bir yüzdü… Bunlar sizi sarsan türden şeyler: Fosil bulmak değil, tamam fosil bulmak da beklenmedik ve güzel bir olay. Fakat en etkileyici olanı bugüne ait olduğunu düşündüğünüz bir şeyi geçmişte bulmanız. Bu bir anlamda, Gran Dolina’da kasetçalar bulmak gibi bir şey. Böyle bir şey çok şaşırtıcı olurdu elbette. Alt Pleistosen tabakalarında teypler, kasetler bulmayı beklemiyoruz, ancak 800 bin yıllık “modern” bir yüz bulmak da bunun gibi bir şey. Onu gördüğümüzde çok şaşırmıştık.
Görüldüğü gibi fosil bulguları, “insanın evrimi” iddiasını yalanlamaktadır. Bu iddia bazı medya kuruluşları tarafından topluma sanki ispatlanmış bir gerçek gibi sunulur, oysa ortada sadece hayali teoriler vardır. Nitekim evrimci bilim adamları da bu gerçeği kabul etmekte ve “insanın evrimi” iddiasının bilimsel delillerden yoksun olduğunu itiraf etmektedirler.
Burada bahsi geçen canlı Homo antecessor‘dur yani yazarın düşündüğü gibi H. sapiens (modern insan) değildir. İspanya’nın Atapuerca bölgesinde bulunan fosillere göre H. antecessor‘un orta surat bölümü modern olmasına rağmen, dişleri (üç köklü azı dişleri vardır) ve alnı (kaş bölgesindeki kemik çift kemerlidir) daha ilkel olarak görülmektedir. Ortalama beyin hacimlerinin ise 1000-1100 cc civarında olduğu düşünülmektedir yani H. sapiens‘e göre belirgin bir fark vardır. Ayrıca bulunan fosiller erişkinliğe ulaşmamış bir çocuğa ait olduğu için bu türün anatomik özellikleriyle ilgili kesin bilgiler yoktur bu sebeple bazı bilim adamları bunun başka bir türe (özellikle Homo heidelbergensis türüne) ait olabileceğini düşünmektedir. Bazı bilim adamları ise Homo heidelbergensis‘in direk atası olabileceğini düşünmektedir. Ama kimse bunun bir modern insan olduğunu iddia etmemektedir. Ne bunu gösteren bilimsel bir veri vardır ne de bu veriye dayanarak bunun bir modern insan olduğunu iddia eden bilim adamı vardır.
Yani yazarın iddia ettiği gibi bu fosiller insanın evrimini yalanlamaktan çok uzaktadır. Türler arasındaki belirgin farlılıklar göze çarpmaktadır. İşlerine geldiği zaman “hani nerde bu geçiş fosilleri” diyen yaratılışçılar bu tip ufak farklılıklara sahip farklı türleri görünce, insana daha yakın olanlara modern insan, kuyruksuz büyük maymunlara (Hominidae [the great apes] ailesi: insan, şempanze, goril ve orangutanları içine alan primat ailesi) daha yakın olanlara ise maymundur diyerek işin içinden çıkmaya çalışmaktadır.
Kitaptaki bilim dışı iddiaları incelemeye devam edelim. Yazar şöyle demiş:
Elde edilen her yeni fosil bulgusu -bazı ciddiyetsiz gazetelerde “Evrimin Kayıp Halkası Bulundu” gibi uydurma başlıklarla aktarılsa dahi- evrimcileri daha da fazla çıkmaza sokmaktadır. 2001 yılında bulunan ve Kenyanthropus platyops adı verilen kafatası fosili bunun son örneğidir. George Washington Üniversitesi Antropoloji bölümünden evrimci paleontolog Daniel E. Lieberman, Nature dergisinde yazdığı makalesinde, Kenyanthropus platyops hakkında şu yorumu yapmıştır:
“İnsanın evrim tarihi çok karmaşıktır ve çözümlenmemiştir. Şimdi 3.5 milyon yıllıkbaşka bir türün bulunması ile durum daha da karışacak gibi görünüyor… Kenyanthropus platyops’un yapısı genel olarak insanın evrimi ve türlerin davranışı konuları hakkında birçok soruyu beraberinde getiriyor. Örneğin neden alışılmışın dışında olarak, küçük bir çene dişine ve öne doğru kavisli çene kemiği olan büyük düz bir yüze aynı anda sahip? Büyük yüzü ve benzer şekilde yerleştirilmiş çene kemiği olan tüm diğer insanımsı türlerin büyük bir dişi var. K. Platyops’in önümüzdeki birkaç yıl içindeki en başlıca rolünün, birlikleri bozucu ve insanımsılar arasındaki evrimsel ilişkinin araştırmalarında karşılaşılan kargaşayı vurgulayıcı bir rolü olacağını düşünüyorum.”
Bu 1999 yılında bulunmuş, fosil adı KNM-WT 40000 olan ve Kenyanthropus platyops yani “Kenya’nın düz suratlı adamı” olarak adlandırılan bir türdür (fosilin resmine burdan bakabilirsiniz). Aslında bunun farklı bir tür olduğu konusunda bilim adamları arasında bir anlaşma yoktur. Bazıları beyin hacimleri yakın olan Australopithecus cinsine dahil ederken bazıları Homo rudolfensis ve Homo habilis ile önemli benzerlikler taşıdığını ileri sürmektedir. Tim White ise kafatasının şiddetli şekilde bozulduğunu onun için güvenilir bir değerlendirme yapılamayacağını ama bunun ancak A. afarensis‘in Kenyalı versiyonu olabileceğini söylemektedir (7). Zaten eldeki tek fosilin resmine bakarsanız aşırı derecede bozulmuş bir kafatası olduğunu görürsünüz. Sadece bu kafatasına dayanarak kesin yargılara varılması pek mümkün gözükmüyor. Onun için bilim adamları arasında bu fosil konusunda önemli görüş ayrılıkları mevcuttur. Daha kesin bilgi için yeni fosillerin bulunması gerekmetedir. Yani ortada evrim teorisini veya insanın evrimiyle ilgili düşünceleri çürüten veya bunlara zarar veren bir olgu yoktur. Zaten daha yeni bir tür mü yoksa eskiden bilinen bir türe mi ait olduğu konusunda görüş birliğine varılmamış sadece tek bir şiddetli derecede bozulmuş kafatasının böyle birşeye neden olacağını düşünmek pek mümkün değildir.
Şimdi de yazarın bu bölümün en sonunda yazdıklarına bakalım:
İnsanla ilgili burada bazı örneklerini saydığımız bulgular çok önemli gerçekleri ortaya koymuştur. Öncelikle de evrimcilerin insanın atasının maymunsu canlılar olduğu şeklindeki iddialarının ne kadar büyük bir hayal ürünü olduğu bir kez daha gözler önüne serilmiştir. Çünkü anlaşılmıştır ki insan, yeryüzünde evrimcilerin “insanın atası” olarak gösterdikleri maymun türlerinden çok daha önce ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla bu maymun türlerinin insanın atası olmaları söz konusu değildir.
Sonuç olarak fosil kayıtları bize insanın bundan milyonlarca yıl önce de aynı bugünkü şekliyle var olduğunu ve hiçbir şekilde evrim geçirmeden bugüne kadar geldiğini göstermiştir. Bu noktada evrim savunucularının, eğer gerçekten bilimsel ve dürüst olduklarını iddia ediyorlarsa, ellerindeki hayali maymun-insan sıralamalarını çöpe atmaları gerekmektedir. Bu hayali soyağaçlarını terk etmemeleri evrimin bilim adına savunulan bir teori değil, bilimsel gerçeklere rağmen yaşatılmaya çalışılan bir dogma olduğunu bir kez daha göstermektedir.
Yukarda teker teker açıkladığım gibi yazar, modern insandan önemli farklılıkları olan farklı türleri modern insan olarak değerlendiriyor. Eğer bir tür kuyruksuz büyük maymunlardan daha çok insana benziyorsa insan, insandan çok kuyruksuz büyük maymunlara benziyorsa maymun olduğunu söylüyor. Geçiş türlerini görmezden geliyor. Ama işine geldiğinde de “hani nerde bu Darwin’in bahsettiği geçiş türleri” diyerek kendine göre Evrim Teorisi’ni çürütüyor.
Fosil kayıtlarına göre insanların bugünkü şekliyle milyonlarca yıl önce görüldüğünü ve hiç değişmediğini söylerken tamamen bilimsel verilerin tersini söylüyor. Bulunmuş en eski Homo sapiens fosilleri 195.000 yıllıktır (8). Yazı boyunca açıklamaya çalıştığım gibi yazarın modern insandan farksız olduğunu söylediği fosiller aslında farklı türlere aittir. Bazıları modern insandan önemli farklılıklara sahipken bazıları görece daha küçük farklılıklara sahiptir. Yazar, bu farklılıkların hepsini birden yok sayarak tüm fosillerin bugünkü insanlardan farksız olduğunu hiçbir bilimsel temele dayanmadan iddia ediyor.
Görüldüğü gibi yaratılışçıların, insanın evrimine ilişkin fosillerin evrimin olmadığını gösterdiği iddiası bilimsel gerçekleri yansıtmaktan çok uzaktır.
Böylece bu bölümün de incelemesi bitmiş oldu.
Kitabın diğer bölümlerinin incelemelerinde buluşmak üzere hoşçakalın.
Referanslar:
1. Tuttle R.H. (1990). The pitted pattern of Laetoli feet. Natural History, (March 1990)61-4.
2. Johanson D.C. and Edgar B. (1996). From Lucy to language. New York: Simon and Schuster.
3. Johanson D.C. and Edey M.A. (1981). Lucy: the beginnings of humankind. New York: Simon and Schuster.
4. Clarke R.J. (1999). Discovery of the complete arm and hand of the 3.3 million-year-old Australopithecus skeleton from Sterkfontein. South African Journal of Science, 95:477-80.
5. Leakey R.E. (1994). The origin of humankind. New York: BasicBooks.
6. Walker A.C. and Shipman P. (1996): The wisdom of the bones. New York: Alfred E. Knopf.
7. White T.D. (2003). Early hominids – diversity or distortion? Science, 299:1994-7.
8. McDougall I, Brown FH, Fleagle JG. (2005). Stratigraphic placement and age of modern humans from Kibish, Ethiopia. Nature. 433(7027):733-6.
Genel Kaynaklar:
- Jim Foley, Fossil Hominids
- Steven Heslip, Hominid Fossils
- Wikipedia, The Free Encyclopedia.
Kategorisi: Evrim, Evrim Teorisi, Harun Yahya, yaratılış | Etiketlendi: Evrim, Evrim Teorisi, Harun Yahya, insan evrimi, yaratılışçılık

Yani bravo evrim teorisini savunanların yaratılışcıları vereceği cevabı okumak için girdim ama H.Y’yi yanlış bilgi vermekle suçladığınız ilk paragraflarda açık açık sizin yanlış bilgi verdiğinizi gördüm…Googleda yapmış olduğum araştırmada Mark Leakey’in 1977 yılında Tanzanya’nın Laetoli bölgesinde ayak izlerini bulmasının asıl gerçek olan bilgi sizin vermiş olduğunuz Paul Abell bilgisinin ise tamamen asılsız ve yanlış olduğunu hayretlerle tespit ettim…Evrim teorisine artık güven içinde bakmam söz konusu bile değildir…Yaptığınız resmen sahtekarlık…Yazık çok yazık…
Kaynaklar : http://www.ntz.info/gen/n01241.html
boards.nbc.com/bb/showthreaded.php?Cat=& Number=173679&page=&view=&sb=5&o=&vc=1
http://www.amsci.org/template/BookReviewTypeDetail/ assetid/26575?&print=yes
merhaba sayin yazar, verdigin bilgiler genelde ozlu ve guzel bilgiler, evrim konusunda yapilan bilincli carpitmalari
da iyi tesbit edip gozler onune serebiliyorsun. fakat benim sana bir konudaki itirazim su ki, bu konuyu “yaratilisci”
ve “evrimci” mucadelesi olarak sunarak bircok sey kaybediyorsun saniyorum. benim sana bu konudaki tavsiyem bu konulari
sadece “bilimci” ve “dogmaci” basliklari altinda incelemendir. Tanri yardimcin olsun.
tanrı yardımcın olsun mu:DD ne hoşşşşş..:DDDDDD
3 YIL ARADAN SONRA BİR CEVAP asıl bu hoş olmuş:)))
merhaba, ben evrim kuramini bu konuda su an dunya capinda en yetkili ve objektif kuruluslardan biri olarak gorulen ve
saygi duyulan Amerikan Bilimler Akademisinin hazirladigi cesitli makale ve yazilardan takib etmeye calisiyorum. Sizin
yazilarinizda da faydalandigim bircok bilgiler buldum. yalniz sizin yazilarinizda karsi tarafi tahkir eden -sahtekar,
onursuz vs. gibi- terimler kullanmaniz beni o kadar hosnut etmedi. hakli bile olsaniz, bu terimleri kullanmamanizi
ve yorumu okuyucuya birakmanizi oneririm.
HY isimli yazarin kitaplarina soyle disaridan bir goz atmak, kapagina bakmak bile bu sahsin dini-politik cikar
saglamak ugruna bu tip manipulasyonlara gittigini anlatmaya yetiyor sanirim. fakat saniyorum uzun vadede bu
taktik kendi kuyusunu da kazabilir bu tip yazarlarin. senin yaptigin bu calisma da bu acidan insanliga hizmet
eden bir calisma olarak kalir umarim. dini-politik menfaat saglama sevdasi gercekten insanlari her turlu
onursuzluga, yalanciliga itebilecek kadar guclu bir durtu olmali. tarih bunun kotu ornekleriyle dolu maalesef……..
berk bey,
Aslında sizin yazınıza cevabı geçen hafta vermiştim ama teknik bir aksaklık nedeniyle yazım çıkmamış heralde. Onun için cevabı şimdi vereceğim.
Sizin kaynak olarak gösterdiğiniz sitede http://www.ntz.info/gen/n01240.html adresine bakarsanız “Laetoli footprints” yani “Laetoli ayakizleri” olarak bilinen şeylerin Paul abell tarafından 1978′de bulunduğunun belirtildiğini görürsünüz. Benim yazımda belirttiğim de buydu. Sizin kaynak diye gösterdiğiniz sitedeki bir bilgi yani. Mark Leakey orada araştırma yapan grubun başındaki kişiydi. “Laetoli ayakizleri” olarak bilinen izleri 1978′de bulan kişi ise Paul Abell’di.
Kaldı ki benim yazdığım yanlış bile olsa bu benim sahtekarlık yaptığım değil yanlış bir bilgi verdiğim anlamına gelir. Zaten ben de HY burda yanlış bilgi verdiği için sahtekarlık yaptı demedim yazımda. Çünkü böyle bir bilgide oynama yaparak eline birşey geçmez. Sadece yanlış bir bilgilendirme var burda. Sahtekarlık yazının ileriki bölümlerinde ortaya seriliyor. HY’nin sahtekarlıklarını, yalanlarını görmek istiyorsanız yazının devamını okumanızı öneririm. Bu tip ayrıntılara takılıp kalırsanız açık seçik ortada olanları göremeyebilirsiniz.
HARUN YAHYA AĞZINA SIÇSIN SENİN İT HERİF YAKINDA SİTEN HACK EDİLSİNDE GÖR ŞEREFSİZ KIÇINI HAYVAN HERİF
Da Vinci’nin Notu: Burda ne tür hayvanlarla uğraştığımı görüyorsunuz heralde. Bu tip insanlıktan nasibini alamamış yaratıkları evcilleştirmek için bana yardımcı olursanız sevinirim.
bu tip bir hayvanı ancak doğal yaşamına geri gönderilmesi insanlık açısında zararsız hale getirebilir :)
bazı insanlar hakkaten yaşamasın ya :D
sayin Da Vinci lutfen yukarida arkadasin yaptigi bu tip yorumlari kabul etmeyin bu sitede. bu site saygin bir bilim sitesi olarak
kalsin. evrim kurami lehine ya da aleyhine yorum yapmak elbette her ne inanca sahip olursa olsun butun insanlarin hakki olmali.
fakat boyle seviyesiz saldirilar butun topluma buyuk zarar verir. saygilar…… (ayrica ben bir musluman olarak yukaridaki fanatik
arkadasin yazdiklarini lanetle kiniyorum, islam adina uygulanan butun sozlu ya da fiili saldirilari lanetledigim gibi……
Evet ben de saniyorum HY gibi –kasten, ya da umarim kasitsiz– bilimsel yaklasimlara karsi dini provokasyon yapan yazarlar sayesinde
yukaridaki tip bircok cahil fanatik tureyebilir, ve bunlardan bircogu insanliga soz ya da hareketle bu sekilde bircok kotulukler
yapabilirler. Ben tam inancli bir insan degilim, fakat ateist de degilim. Arastirma icindeyim. Fakat bildigim bir tek sey var:
eger bir gun Allaha tam olarak baglanirsam, bu Allah inancim kesinlikle HY gibi yazarlarin sundugu “cahil ve zorba” bir Yaratici degil,
tam aksine butun insanlari ve bilimi kucaklayan “erdemli ve bilgili” bir Yaratici olacaktir. Selamlar ve sevgiler sayin yazar,
korkmayin butun iyi insanlar sizinle birliktedir……….
leyla hanım
sizin inanmak istediğiniz tanrı malesef islamda yoktur islamın tanrısı zorba kinci ve saldırgandır.TURAN DURSUN DİN BU KİTAPLARI bunu anlatmakta…
ya sevgili kardeslerim, birakin herkes istedigine inansin,niye herkes baskisini kendi tarafina cekmek istiyor. ben harun yahya’nin kitabini okudum aciklamalari cogu yerde mantikli, diyelimki site sahibi arastirdi ve verdikleri bilgiler ona gore yanlis, adam da sahtekar, ama hic kimse maymun disini alip insan kafatasina saplayip sonra da gomen ‘bakin demistim size evrim gercek’ diyen evrimci kardesim kadar sahtekar olamaz, soylemek istedigim sey, gercek bir yaraticinin olusu (bazilari icin) o kadar korku verici ki insanlar bunu reddetmek icin nelere basvuruyor. oysa korkulacak bir sey yok. kur’anda belirtildigi gibi benim dinim bana senin dinin sana. ne sen benim inandigima inanmak zorundasin ne ben senin yani baska degisle hic kimse karsi tarafi inandiginin aksine degistiremez. ne sen sevgili site sahibi baska birisine sahtekar, serefsiz, haysiyetsiz diyerek baskalarini kendi yanina cekebilirsin, ne de aksi gecerlidir. birak, herkes zamani gelince (olunce) ne oldugunu anlayacak, zaten ne kaldiki 3 gunluk dunya :) son kelimem yanlis anlasilmasin gorunen o ki evrimciler biraz daha korkar gibi olumden yaratiliscilarin aksine :)
Sevgili Tanzer,
Burada tartışılan olgunun Din olmadığını anlamış olmanı beklerdim.
Konu, bilimsel bir teorinin yalanlarla çürütüldüğünün zannedilmesi.
Ben DaVinci’yi sonuna kadar destekliyorum. Bu güne kadar bilim adamları ve mantıklı düşünen insanlar böyle hurafeler ve yalanlar karşısında hep sustular. Susmayanlar ise yakıldılar, öldürüldüler, katledildiler…
Bu teoriye karşı olabilirsin. O zaman var mı farklı bir teorin? Ve bu farklı teorini destekleyen bilimsel verilerin? Yok… HY’nin kitaplarında tek yaptığı, hiç bir bilimsel kanıtı olmadığı için bunları gösteremediğinden, saldırıyı evrim’i destekleyen kanıtları yalanlayarak yapıyor.
Kusura bakma, eğer ortada yanlışlarla dolu bir takım kitaplar ve siteler varsa, ve bas bas bağrılarak yanlış bilgi genç beyinlere dayatılıyorsa, bizlerde susmamalıyız ve susmayacağız. Ha sen elbette istediğine inanabilirsin. O senin sorunun. Kendi görüşünü dayatmadığın sürece kimse sana ilişmez. Olay, bizlere dayatılan bilimdışı bilgiler ve bunlara karşı bilimin mücadelesidir. Konuyu bir inanç meselesi haline getirmenin de alemi yoktur.
Warmest Grey veya da vinci
1. Madem evrim var neden tüm canlılar için var olan ÖLÜM!! canlılar var olduğundan beridir var ÖLÜM!!! neden hiç bir evrime uğramamış?? (ebedi hayat gibi)
2.kendi hayatlarını var eden, ölümlerini var eden canlılar neden ÖLÜMü tercih etmişlerde ebdi yaşamı tercih etmemişler( kendileri için)
3.ALLAH a inanmayanlar bu dünya dan başka bir dünya (ÖLÜM den sonra Hayat )olmadığını iadda ettikleri halde hiç birisi ölümü temenni etmiyor.Hayata sımsıkı bağllanıyorlar,çalışıyorlar,çabalıyorlar,dünyadaki yaratılmışlara biraz da onlar göz kulak oluyorlar(kör,sağır olarak)Ama maalesef her şey onları mezara kadar aldatıyor.(heiyelik çorap dahi götüremiyorlar)NEden ebedi hayata inanmayan lar
da ebedi yaşamı arıyor?
Çok güzel bay Davinci ağustosun 27 sin den beri şu soruma bilimsel bir cevap vermeni bekliyorumda cevaplarsan sevinirim Selamlar(Harun yahya yı okumam zaten )
1. Madem evrim var neden tüm canlılar için var olan ÖLÜM!! canlılar var olduğundan beridir var ÖLÜM!!! neden hiç bir evrime uğramamış?? (ebedi hayat gibi)
2.kendi hayatlarını var eden, ölümlerini var eden canlılar neden ÖLÜMü tercih etmişlerde ebdi yaşamı tercih etmemişler( kendileri için)
3.ALLAH a inanmayanlar bu dünya dan başka bir dünya (ÖLÜM den sonra Hayat )olmadığını iadda ettikleri halde hiç birisi ölümü temenni etmiyor.Hayata sımsıkı bağllanıyorlar,çalışıyorlar,çabalıyorlar,dünyadaki yaratılmışlara biraz da onlar göz kulak oluyorlar(kör,sağır olarak)Ama maalesef her şey onları mezara kadar aldatıyor.(hediyelik çorap dahi götüremiyorlar)NEden ebedi hayata inanmayan lar
da ebedi yaşamı arıyor?
hakan,
Askerdeyken bu mesajını görmüştüm ama kayda değer olmadığını düşünüp cevap vermemiştim. Şimdi yine okudum ve düşüncelerimde bir değişiklik olmadığını gördüm ama sırf sen bu kadar çok istediğin için cevap vereceğim.
1. Sorun o kadar komik ve anlamsız ki bu soruyla evrimle ilgili hiçbir şey bilmediğini açık açık ortaya koymuşsun. Evrimin mantığını ve işleyişini biraz bilsen böyle komik bir soru sormazdın.
Evrimin amacı ölümsüzlüğe ulaşmak mıdır? Elbette böyle birşey yok. Canlılar çevre şartlarına uyum ve kendilerine avantaj sağlayacak şekilde evrimleşir. Daha doğrusu bu şekilde evrimleşenler yaşamlarını devam ettirme şansını bulurlar.
Ayrıca biyolojik yapılar için ölümsüzlük mümkün değildir. Hiçbir şekilde ölmeyecek bir canlı olamaz. Canlılar evrim geçirir ama ne kadar değişseler de ölümsüzlüğe ulaşamazlar çünkü böyle birşey yoktur. Biyolojik yapılar ölmeye mahkumdur.
2. Böyle garip bir soruyu hangi ruh haliyle yazdığını çok merak ediyorum. Şimdi sen bunu yazınca “vay be ne soru sordum” falan da demişsindir.
3. Çünkü elimizde olan tek hayat bu. Burda ne yaptıysak yaptık, ölüp gittikten, toprak olduktan sonra yapabileceğimiz hiçbir şey yok. Onun için ne yapacaksak burda yapacağız.
Vay be ne cevaplar ama senin gibi at gözlüğü takmış birinde böyle pembe cevaplar beklenir!!!
AMA toprağın içi hiçte okadar pembe değildir..her halde??. Gerçi bunlara cevap değil bilmediği şeyleri komik olarak görüp korkularının üzerine PEMBE örtü çekmek denir
AMA o dokuz metrelik bez(kefen)o kadar da komik :) olmamalı öyle olsaydı ölümden o kadar korkmaz ebedei hayatı bu dünyada aramazdın :(
“Ölümden ne korkarsın korkma ebediyen varsın”demiş YUNUS EMRE he bide soruları cevapladım deme çünkü laf ebeliğinden başka hiçbir şey yapmamışsın her zaman yaptığın gibi
“Allah ın selamı hakkıyla ona inananların ve hakkıyla ondan korkanların üzerine olsun “
hakan,
Sen ciddi ciddi cevaplanacak sorular sormuş olsaydın (daha önce onlarca kere yaptığım gibi) ben de ona göre cevap verirdim. Bu konuyu gereksiz yere uzatmamanı öneririm.
‘davinci ‘
uzatmak istemediğin için seni kutluyorum! zaten ölümden sonra tekrara dirilişe en büyük delil UYKU değilmi her gece ölüp gündüz tekrar dirilmiyormuyuz(mecazen)ilk dirilişi hakkıyla yaratan ikincisini de muhakkak yaratacak güçtedir
“Allah ın selamı hakkıyla ona inananların ve hakkıyla ondan korkanların üzerine olsun “
Hakan bey,
Bir yaratıcının olduğunu, bunun da Allah olduğunu kabul edelim. Bu kabullenme (inanç da diyebilirsiniz), bizi “Harun Yahya, şu kitapta, şu bölümde aslında bir sahtekarlık yapmamıştır” deme durumuna mı getirir? Da Vinci’nin blogunu uzun süredir takip ederim ama yazdıklarına gelen yorumlar içerisinde şimdiye kadar bir tek bu yazıda, o da aslında bir yanlış anlama sonucu “Sen böyle yazmışsın, ama bu bilgi doğru değil” şeklinde bir yorum gördüm. Onun dışındaki yorumlar, destekleyenlerin yorumları dışında yazdığı konu ile doğrudan ilgili, o konuya verilen bir cevap şeklinde olMAyan yorumlar. Evrimi kabul etmiyor oluşunuz ya da bir dinsel inancınızın olması ile, bir sahtekarlığın belgeye dayanarak ortaya çıkarılmasından rahatsızlık duymanız arasında bir ilişki var mı?
Sabrı ve emeği nedeni ile Da Vinci’yi tebrik ediyorum.
by neutrino
harun yahyayla ilgili bir yazı yazdığımı hatırlamıyorum. sana da sorayım davinciden cevap almadık sitenin adı harun yahyaya cevaplarmı yoksa punta harflerle yazdığı(nız)mı
hayır neyi savunduğunu zu bilelim harun yahyanın sahtekarlıkları beni ilgilendirmez
“İnek kesileceğini bilse hiç kasabın peşinden gider hiç elinden şeker yermiydi”
MEVLANA CELALEDDİN MUHAMMED(RUMİ)
neutrino,
Yorumun için teşekkürler.
hakan,
Sitenin başlığı yukarda gördüğün gibi “Evrim karşıtı yaratılışçı iddialara cevaplar”. Yazılarımı incelersen ana temanın evrim karşıtıt iddialara cevaplar olduğunun görürsün. Bu işin içinde sadece HY yok ama normal olarak büyük bir kısmı onun saçmalıklarına verdiğim kaplıyor.
Sayın Da Vinci Harun Yahyanın sahtekarlıkları 5 sayfasında yaptığım yorumlar için bana da
sahtekar diyorsun.Var mısın bu yorumlarını okuyanlar benim ateistlere ve münafıklara getirdiğim yorumları okusunlar.O zaman da kim
sahtekar kim dürüst onlar karar versin.
Aynı zamanda hala sana sorduğum sorularıma cevap vermedin.Ne odu yoksa sahtekarlığının ortaya çıkmasından mı korkuyorsun.
Da vinci turan dursunun oğlu musun yoksa
batman,
Ben sana nerde sahtekar dedim gösterebilir misin? Turan Dursun’un oğlu falan değilim. Böyle bir fikre neden kapıldığın bilmiyorum.
Bu arada bir daha aynı yazıları birçok başlığa gönderme. Bir yazıyı bir kere bir başlık altında yaz. Aynı şeyleri farklı başlıklar altında yazmanın bir anlamı yok. Gördüğün gibi fazladan yazarsan siliniyor.
Selamlar,
Harun Yahya nın sahtekarlığını anlattığınız yazının tamamımını okumadım ama yapılan yorumları okudum. Herşeyi saygı çervesinde tartışmak gerektiği düşüncesindiyim. Harun yahya yı kişilik olarak sevmem ama yaptığı çalışmalara saygım var. Eğer bu çalışmalarda ki yapılan sahtekarlığı veya yanlışlığı fark ettiyseniz, yazar ile (HY) irtibata geçip sormanız gerekir diye düşünüyorum. Bir çok kaynak var ve her kaynak da kendi ideolojik görüşlerini yansıtmaktadır.Bu yüzden bilimin objektifliğini bulmak çok zor. Akıllı Tasarım Teorisini destekleyen biri olarak, insanlara verilen aklın en güzel şekilde kullanılarak gerçi bulması gerektiğini düşünüyorum. Aynaya baktığınızda gerçek karşısınızdadır zaten.. Evrim bir gerçektir ama tür içinde sabittir. (Linne) Bulunan fosillerin ara geçit formu olmadığını biliyorum. Bir proteinin olması ihtimalini göz önünde bulundurun ve basit bir canlının milyarlarca proteinden oluştuğunu düşünerek imkansızlıklar içinde kalın :)
Bilimi yaratan da Allah olduğu için, müslümanların bilimden korkması yersizdir.Çünkü eninde sonunda her yol Allah a çıkacaktır
Seviyeli bir tartışma ortamı diyeleyerek, Allah a emanet ediyorum hepiniz
Saygılarla
Ertan DAĞISTANLI
Öğrenci
eklemek istediğim birşey daha var, mustafa abinin sitesini inceleyip, aklınıza takılan soruları “Akıllı Tasarım” kısmında sorabilirsiniz
http://www.kurandaceliskiyoktur.com
http://www.mustafaakyol.org
incelerseniz çok sevinirim
****
Derdin kendindendir görmüyorsun, derman yine sendedir bilmiyorsun. Tüm evren içine yerleştirilmiş, sen hala kendini küçük birşey sanıyorsun
H.z. Ali (R.A.)
Ertan Bey,
Ben Mustafa abinizin sitesini ve yazılarını uzun zaman önce inceledim ve sitemdeki yazılara biraz baakrsanız Mustafa abinizle yaptığımı bazı tartışmalardan bölümlere ve Mustafa abinizin yazıları ve bir radyo programındaki sözleriyle ilgili yorumlarıma ulaşabilirsiniz.
Bu arada evrim, fosiller ve proteinlerle ilgili görüşlerinizin hiçbirine katılmadığımı da belirtmeliyim. Bu konulardaki görüşlerimi yazılarımda bulabilirsiniz.
zaman darlığı yüzünden pek okuyamıyorum. Zaman ilerdeikçe şüphecilik de artıyor.Her dönemde bu tip şüphecilikler olmuştur ve olacaktır. Eski yunan mitolojisine bağlı gelişen bir teoridir evrim teorisi. Evrim Teorisi yahudi kökenli bir iştir.Zaten nerde kargaşa varsa taşın altından yahudi parmağı çıkar.Komünizm, faşizm de olduğu gibi.Darwin in babası yahudi bir din görevlisi,yanılmıyorsam bir haham.Dedesi ise darwin gibi evrimci biridir… Evrim teorisi biyolojinin felsefi konusudur. Bir bilimsel yargının teori olması için bazı aşamalardan geçmesi gerekiyor olması gerek,bunu biliyorsunuzdur. Nitel gözlem olmadan, kontrollü deney olmadan bir yargı teori olamaz. Evrim uzun yıllar süren bir olgu olduğu için bu aşamalardan geçemeden teori vasfına ulaşıyor.O yüzden ben bir teori olarak kabul etmiyorum.Bilim tesadüfü incelemez.Tesadüfün sebeplerini de inceler. Bilimde sıfıra yakın bir ihtimal her zaman sıfır olarak kabul edilir.Bir yaratıcı metafizik bir olgu olduğu için pozitif bilim anlayışı içinde bulunmuyor.Ama ihtimali “yok” olan bir kuramı baştacı edip de sadece metafizik olduğu için diğer yargının ihmali bence yanlıştır.
Çevremize baktığımızda hiçbirşeyin tesadüfü olmadığını görürürüz.Kaldı ki insan gibi kompleks bir yapının oluşması tesadüfü olamaz.
İnsan , f-16 dan daha kompleks yapıda. F 16 tını tesadüf olarak oluşma ihtimali neyse insanında budur.
geçen gün bir siteye rastladım, bulunan fosiller ile ilgili http://www.yaratilismucizesi/fosiller
burda incelediğim çoğu fosil milyonlarca yıl önce yaşamış hayvan/bitkilerdir.
Evrimsel hız sürekli olarak ilerlemek zorundadır. 430 milyonluk bir köpek balığı fosili gördüm. (Yanlış konuşmaktan Allah a sığınırım) Bir canlının 430 milyon yıl aynı kalması evrim kuramına zıt olmalıdır. 430 milyon yıl türün çok çok değişmeler geçirmesi için yeterli bir süredir.Ama bunun gibi bir çok örnek bunu yalanlıyor. Palentolojiyi incelemek gerekir. Bugün darwin in teorisi yetersiz olduğu için neo darwinizm adında bir teoriden daha bahsediliyor.. Gün geçtikçe gerçekler gün yüzüne çıkacak inşallah
İnsanın Türeyişi adlı kitabı okumuştum geçen yıl.Bilimsellikten uzak geldi bana. Okuduğum kısımlarda nicel gözlemlerden bahsedilmiş..
Sizinle paylaşayım bir kısmını
“Hayvanat bahçesinde çalışan XXXX arkadaşım ordaki bir maymunun kulaklarını oynatabilceğini kesin olarak söyledi. Bazı insanlarda kulaklarını oynatabildiği için, ikisi ortak bir atadan gelmiş OLABİLİR”
yanlış yazmaktan Allah a sığınırım.Ama aşağı yukarı böyle birşeydi.İlk okul çocuğuna okusanız bunu güler. :) Zaten son kelimeye bakarsanız, olabilir demiş darwin. Eğer her işi olasılıkla hallediyorsa… gerisini siz tamamlayın
Fırsat buldukça buraya girip konuşmalarınıza katılmaya devam edeceğim inşallah
Herkesin görüşüne saygılıyız, yeterki karşılıklı saygı olsun..
Saygılarımla
Öncelikle Da Vinci’ye ve onun gibi düşünen arkadaşlara teşekkürlerimi sunmalıyım, çünkü bu konuda bilimsel düşünen Türkler bulmak çok müthiş bir şey benim için…
Başlarken şunu söylemek istiyorum, ben ateist değilim, Tanrı ya da inanıyorum ve yaradılışçı düşüncelerin neden bu kadar yeni düşüncelere kapalı olduklarını anlamıyorum…
Ki evrim bilimsel bir gerçektir.Kanıtları fosillerdir ki mantıksal bi hata olsa bilim adamları neden bunu uzatsınlar, ki öyle bişey mevcut değil, yapılan araştırmalarda mantıken yerine oturur…
Sayın Ertan Bey, affınıza sığınarak şunu söylüyorum, evrimin ne olduğunu neden gerçekleştiğini bilseydiniz böyle (çok özür diliorum)saçma sapan bişey söylemezdiniz…
Evrim canlının hayatta kalması için geçirdikleri değişikliklerdir ki köpek balığı yaşamında buna ihtiyaç duymamıştır. Ki neden ihtiyaç duysun, var mı bi mantıklı sebep)
Senin bu mantığınla şimdi köpek balığının, (gelişio ya) karada yaşayan kurt gibi bişe olması lazımdı…
Sana bu konuda büyük miktarda bilgi sahibi olmanı öneririm. Biraz Darwin’nin çalışmalarına bak, ve Galapagos adasını araştır ki evrimin mantığını kavra…
(Galapagos adaları konusu çok önemli mutlaka bakın, rica ediyorum…)
Son olarak herkesin düşüncesine saygımız var ama yorum yaparken bilgi sahibi olmak çok önemli ki bi seviyemiz olsun…
En son olarak lütfen bunu dinsel bi mesele haline getirmeyelim, konumuzla hiç bi alakası yok, lütfen…
Herkese saygılar sevgiler…
Ertan bey,
Yazdıklarınızın büyük bir bölümünün yanlış olduğunu söyleyebilirim. Yazının hemen başında şöyle demişsin: “Evrim Teorisi yahudi kökenli bir iştir.Zaten nerde kargaşa varsa taşın altından yahudi parmağı çıkar.Komünizm, faşizm de olduğu gibi.” Evrim teorisi yahudi kökenli falan değildir çünkü bilimsel bir teorinin etnik veya dini kökeni olmaz. Mesela Einstein yahudiydi diye “İzafiyet teorisi yahudi kökenli bir teoridir” diyen kimseyi görmedim. Bu tamamen saçmalık olurdu. Ama nedense insanlar Darwin’i yahudi yapıp Evrim teorisini de yahudi kökenli bir teori yapmaya çok meraklı. Komünizmin Marx’ın yahudi bir anne babadan geldiğini düşünüp komünizm yahudi işidir denin hadi onu geçtim de faşizmin yahudi ürünü olduğunu nerden çıkardın anlamak güç.
Daha sonra şöyle demişsin: “Darwin in babası yahudi bir din görevlisi,yanılmıyorsam bir haham.”
Bu yazdığın şey ise tamamen hayal ürünüdür. Bunu kim uydurmuşsa tebrik ediyorum çok yaratıcıymış. Büyük ihtimalle bunu bir HY kitabında veya sitesinde görmüşsündür. Bu tip şeyleri ancak onun gibi hayal gücü kuvvetli ve açık açık yalan söylemekten utanmayan ve rahatsız olmayan biri uydurabilir.
Charles Darwin’in babası Robert Waring Darwin‘dir. Robert Darwin senin söylediğin yahudi bir din görevlisi değil, İngiliz bir tıp doktorudur. Charles Darwin, Darwin — Wedgwood ailesinden gelmektedir. Bu aile köklü bir İngiliz ailesidir. Yani yahudilikle uzaktan yakından bir ilgisi yoktur.
Aslında diğer yazdıklarına da değinmek isterdim ama zaman darlığı nedeniyle onları es geçiyorum.
Erdem bey,
Ben de yorumlarınız için size teşekkürlerimi sunuyorum.
Tekrar Selamlar arkadaşlar…
Erdem bey demiş ki;
“Evrim canlının hayatta kalması için geçirdikleri değişikliklerdir ki köpek balığı yaşamında buna ihtiyaç duymamıştır. Ki neden ihtiyaç duysun, var mı bi mantıklı sebep)
Senin bu mantığınla şimdi köpek balığının, (gelişio ya) karada yaşayan kurt gibi bişe olması lazımdı…”
Evrim kuramı iki şekilde olur. Biri mutasyon biri natural selection (doğal seçilim)…. Evrim birey olarak değil populasyon olarak görülür. Doğal seçilim güçlü bireylerin ayakta kalması ve sağlıksız bireylerin elenmesidir.Sağlıklı genler yavruya aktarılır ama türler sabittir. Mutasyonlar ise %99 u zararlıdır bildiğiniz gibi. Bakteri gibi küçük canlıları geliştirebilir ama milyarlarca proteinden oluşmuş bir canlı için böyle birşey söz konusu olamaz. Mutasyon tehlikesi her daim vardır, bazı canlıların evrimi mutasyonla açıklanıyor.. 400 küsür milyon yıldır ne gariptir ki köpek balıkları mutasyona mağruz kalmamıştır, aynı konu hamam böcekleri için de geçerlidir, araştırma yaparsanız milyonlarca yıl önce hala bugün ile bire-bir aynı canlılar bulmak mümkündür.. Evrimi kontrol eden bir mekanizma yoktur (mutasyon için söylüyorum)
Şuan kullanılan filogenetik sınıflandırma (doğal sınıflandırma) nın kurucusu Karl Linne, türlerin sabit olduğunu belirtmiştir..
Da Vinci Arkadaşım;
Evrim teorisi yahudi kökenli falan değildir çünkü bilimsel bir teorinin etnik veya dini kökeni olmaz.
Evrim teorisini destekleyen bilimsel olarak yaklaşan insanlar aynı zamanda ideoloik olarak da yaşanıyor.. Marksizm in destekleyicisi evrim teorisi değil mi? Faşizm de etkilenmemiş midir? Dünyada savaşlara yol açan çoğu olayda hep yahudi parmağı vardır. Öyle ki hitlere, yahudileri katlettiren de yahudilerdir. Führer ve mussolini hareketlerini inceleyelim. Rusyada ki bolşevik hareketinin temelinde de yahudi parmağı vardır
Darwin in babası din görevlisi diye aktarılan kaynak, Fen Bilimleri Merkezinin çıkartmış olduğu bir kitaptır.Fen Bilimleri Merkezi de Evrim Teorisini savunan bir kuruluştur. Ek olarak evrim teorisini savunan biyoloji hocası da darwnim in papaz olduğunu söyledi..
Saygılarımla…
[url=http://www.bilimselforum.com/index.php?topic=737.0]Dr. Collins[/url] i biraz araştırırsanız sevinirim
sn İslamic Force
size bir sorum olacak cevaplarsanız sevinirim evrim kuramına göre diğer canlılar gibi denizden karalara dağılan bitkilerin nasıl olupta karada kök saldıklarını,(bitkiler canlıysa eğer )kendi aralarında nasıl olupta ras gele bukadar çeşitliliğe ayrılabildiklerini ve (geneli için )diğer canlıların tamamı tüketici iken kendilerinin nasıl olupta üretici olabildiklerini (ceviz.kivi,patates,lahana vs)kabuklu, kabuksuz ,kat kat,ekşi ,yağlı, tatlı, acı, yiyecekleri nasıl üretebildiklerini bilimsel evrim teorisi ışığı altında açıklarmısınız saygılar
Ben evrimin en basit kanıtı olarak insanlar üzerinde yapılan incelemelerle alınmış bir sonuç ve hepimzin gözlemleyebileceği bir şeyi söylemek istiyorum. Erkekler gittikçe daha az tüylü ve kafalar daha yumurta şekline yakın, ve boy ortalaması gittikçe yükselen bir fiziksel görünüme sahip oluyor. Avrupaya doğru gittikçe bunun geçekleştiğini görüyorsunuz. Sanırım bir iki nesil sonra Türkiye’de de daha net gözlemleyeceğiz.
Ertan bey,
“…Marksizm in destekleyicisi evrim teorisi değil mi?…”
Olayı hemen başka yere çekiyorsunuz. Siz orada şöyle demiştiniz: “Evrim Teorisi yahudi kökenli bir iştir.Zaten nerde kargaşa varsa taşın altından yahudi parmağı çıkar.Komünizm, faşizm de olduğu gibi.” Ben de buna olan itirazımı ve gerekçelerimi belirttim. Yani Evrim teorisi Marksizmi destekler mi desteklemez mi konusunda tek kelime etmedim.
Yahudilerle ilgili yorumlarınızı görünce sizi Yahudiler konusunda başka birşeyin doğruluğuna inandırmanın mümkün olmadığını anlamış bulunuyorum. Siz inandığınız şeylerin doğruluğuna inanmaya devam edin. Bu konuda neye inandığınız beni pek ilgilendirmiyor.
“…Darwin in babası din görevlisi diye aktarılan kaynak, Fen Bilimleri Merkezinin çıkartmış olduğu bir kitaptır.Fen Bilimleri Merkezi de Evrim Teorisini savunan bir kuruluştur. Ek olarak evrim teorisini savunan biyoloji hocası da darwnim in papaz olduğunu söyledi…..”
Demekki öyle her gördüğünüz şeye inanmayıp yeni öğrendiğiniz birşeyi bağımsız kaynaklardan araştırıp teyit etmeniz gerekiyormuş öyle değil mi? Yoksa bu olayda da görüldüğü gibi gerçeklerle uzaktan yakından alakası olmayan şeyleri gerçek sanıp komik duruma düşersiniz. Darwin’in veya babasının din görevilisi veya haham olduğuna dair bana tek bir bağımsız kaynak gösterebilir misiniz?
Mesela ben şöyle desem ne düşünürsünüz? “Ben şurda burda okumuştum Muhammed peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkmadan önce kadın ticareti yapıyormuş”
Bunun sizin söylediğinizden pek farkı yok. İkisi de gerçeklerle uzaktan yakından alakası olmayan uydurma şeyler.
İslamic Force, benim dediklerimi kendi yazında göstermişsin, altına benim dediğimi başka bir şekilde anlatmışsın, amacını anlayamadım… Benim dediklerimin yanlış olduğununu mu belirtmeye çalışmışsın…Hemen konuyu açayım aşağıda;
Arkadaşım, canlılar değişen hayat şartlarına ayak uydurmak için değişiklikler geçirirler ve bunlar çok yavaş gerçekleşir, ortama ayak uydurabilen bireyler, yaşar eskisi gibi kalanlar ölür, ki bu tek adımda son formuna ulaşmaz, yani normal bi fil zınk diye bi nesil sora mamuta dönüşmez, bunun için gelişenlerin de gelişmesi gerekir bu da milyonlarca yıl sürer, buna da DOĞAL SEÇİLİM denir… Bunu da artık bilirsiniz diye yazmamıştım ama gerekiryormuş demekki…
Ayrıca milyonlarca yıl boyunca aynı kalan köpek balığının 4 metreliği de var, 1 metreliği de var, şimdi ikiside köpek balığı değil mi?
Nooolcak şimdi? köpek balığı gelişip ayrı bi tür oolunca evrim geçirmiş de dönüşmüş deniyor, yani köpek balığı, bi ön atası olan bi tür değil, o yüzden aynı kalmış deniyor, hala da aynı türdeler, değişmediler,(farz edelim) şartlar hala aynı şekilde kalırsa yine yeni bir tür oluşturmayacaklar, ki çok değişirse, evrimleşip gelişebilirler, yada başaramayıp yok olurlar…
Peki Neandertaller insan değil mi? insan olarak geçerler ama habire evrim geçiriyoruz, anlatabildim mi, bundan milyonlarca yıl öncede bu günkü halimizde (modern insan) değildik, bundan milyonlarca yıl sonrada bugünkü halimizde kalmayacağız…
Lütfen ne yazıyosanız amacınıda söyleyin, o anlamda söylememiş olsada yanlış anlaşılabilir…
Herkese saygılar sevgiler…
Pekala sevgili evrimci arkadaşlar, bide şunu açıklayın bakalım;
Neden evrim bundan milyonlarca yıl önce vardıda ,şimdi yok?Neden maymun ve insan olarak iki ayrı tür olarak varızda,bir ara geçiş türü yok?Çok mu zekisiniz?bırakın maymunluğuda,insan olmanın tadına varın.Benden size tavsiye.
AMA HAYVANLIK HOŞUNUZA GİDİYOSA ONU BİLEMEM O SİZİN MAYMUN DEDENİZDEN KALMA BİR PROBLEM OLABİLİR.KIHKIHKIH GÜLÜYOM LAN HALİNİZE.SİZİN GİBİ SALAKLARA VAKİT AYIRACAĞIMA,GİDER İKİ REKAT NAMAZ KILARIM.HİÇ OLMAZSA SEVABIM ÇOĞALIR.
Evet bence de sizin için en iyisi namaz kılmak. 35. mesajdaki sorunuz zaten evrim kavramıyla ilgili hiçbir şey bilmiyor olduğunuzu açıkça gösteriyor. Ayrıca anlatılsa da anlamayacağınızı tahmin ediyorum. Sizin beyniniz ancak namaz kılmaya basar. Siz bol bol namaz kılın ve kendinizi tatmin ederek mutlu olmaya çalışın. Yoksa hayat sizin için çekilmez olabilir. Sizin hayatta kalmanız ve etrafınıza minimum zararla yaşamanız için kendinizi ibadetlere vermeniz gerekiyor. Siz bilimi falan boşverin hayatınızı ibadete adayın. Bu arada bize de bol bol gülmeyi unutmayın, eğlenmek de önemli tabi. Hep ibadet hep ibadet olmaz, arada eğlenmek de lazım.
BU SİTEYE GİREBİLMEK İÇİN EĞİTİM SINIRLAMASI GETİRİLMESİ LAZIM HER ÖNÜNE GELENİN GİREMEMESİ GEREK
SEN KENDİNİ ÇOK BİLİMSEL Bİ İNSAN OLARAK GÖRÜYOSUN GALİBA GERİ ZEKALI.SİZİN GİBİ SALAKLARIN BİLİM GİBİ GÜZEL Bİ NİMETİ İNSANLIK İÇİN ÇOK ÖNEMLİ OLAN VE İNSANLIĞI DAHA İLERİYE GÖTÜRECEK OLAN BU OLGUYU,EVRİM TEORİSİ GİBİ SAÇMA DÜŞÜNCELERLE ZEHİRLEYİP,ONU BİR MABEDE BİR DİNE ÇEVİRMENİZDEN KAYNAKLANAN KAOSU GÖRMEYİP,SONRADA BÖYLE MAZLUM EDEBİYATIYLA CAHİL CAHİL LAF SOKMA ÇABALARINDA BULUNMANIZDAN DOLAYI,BİZİM GİBİ İNSANLAR ÇİLEDEN ÇIKIYOR.35. SORUYA SAÇMA DİYECEK KADAR BİLGİSİZ BİR İNSANSIN BİDE GELMİŞ BANA ÇOK BİLMİŞLİK TASLIYORSUN.
Bak bu aşağıdaki süreyi beynine iyi yerleştir.Sizin gibilerin yaptığı herşey ,inançlı insanlara daha fazla inanç verir.
“Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.”
Bakara süresi/18. ayet
İşte siz bu kadarcık bir cümleden ibaretsiniz.Sizi tarif etmek için bu kadar kelime yeter.Bu sunuz.Meraklanma bir daha bu siteye girmeyeceğim,rahat rahat yazışabilirsiniz.Ben ALLAH yolunda ilerlemeye devam edicem,sendende,yazdığım kötü sözler için özür dilerim,sadece bi anlık sinir ibarettir.Kendinize iyi bakın…………………………………….
Da Vinci dostum, salla artık bu tipleri ya, güzel bi laf var, bilgin yoksa fikrinde olmasın diye, sevgili Uğurmumcu’un bi lafıydı galiba yanlış olmasın, ama hadi var fikrin bilgi edinmeden ortalığa atma dimi ya…
Murat dost, artık biz evrimi tartışmıyorz, siz tartışıyosnz, ki en tartışmalı bölüm ilkcanlıların oluşumudur..Yani o dönemdir, onun dışında, canlıların gelişim ve değişimi gerçek bişeydir, sizi mantık ve akıl çerçevesinde, önyargısız bi şekilde düşünmeye davet ediyorm, ha ben dinsiz ol demiyorum da, evrimi de yalanlamayın Allah aşkına, bunun dinle bi alakası yok lütfen ama…
herkese saygılar, sevgiler…
Beynimizin esrarı
Dünyanın en karışık haberleşme şebeke genel karargâhı olan beyin, kalbin dakikada 70 defa çarpması gerektiğini, vücut sıcaklığının 37 derecede kalması gerektiğini bilir.
Vücut fazla şeker üretirse bu fazla şekerin yakılması hakkında kesin kararın verilmesini de beyin bilir. Adalelerin hareketlerini ve dengenin kontrolünü de düzenlemesini de yine beyin bilir. Şimdilerde elektronik beyinlerin başardığı harikalarından hayranlıkla bahsediliyor. Ama bir tek insan beyninin kabiliyeti elektronik bir beyinden milyarlarca defa daha büyüktür. Beyin cerrahı ünlü uzmanı Dr. Warren Mac Cullok “Dünyanın en büyük binalarından Empire State Building’in tamamına bir elektronik beyin yerleştirilse ve bu makineye beynimizdeki sinir hücrelerinin sayısına eşit sayıda da tüp konulsa, güç olarak da bu makineye Niagara şelalesinin gücü kadar bir güç sağlanabilse, gene de insan beyni ile yarışamazdı” diyor. Elektronik beyinlere hayran kalıp ustasını alkışlarken bundan milyarlarca defa daha harika olan insan beyninin karşısında hayran kalmamak, kendi kendini aldatmanın ifadesi değil midir? Ne dersiniz?
Ali İhsan Er
http://www.bugun.com.tr/
Evrimi savunanlara bu haber yeter sanırım!!!
Hakan Bey, şunu söyleyim size, evrim var=tanrı yok demek mi?
Siz bunun cevabı öğrenin, ki ben Tanrı’ya inanan bir insanım, ama Da Vinci kardeşime de büyük bir saygı ve sevgi duuyuyorum, araştırmaları ve yazıları için…
Ki, ateist adam Tanrı’yı kabul etmez, ama düzen hep vardır, düzen var diye Tanrı olması lazım mı yoo… e olm düzeni kim yaptı o zaman, kimse yapmadı düzen zaten vardı, düzeni evren oluşturdu, adam Tanrı’ya inanmıyo sadece maddeye ve düzen var diyo, o düzene göre ne var ne yok oluşmuştur…
Bunu düşünen biri olan ben neden ateist değilim?, o benle Tanrı arasında bişey,(aramızda yani) ha kimseyi de ilgilendirmez…
Herkese saygılar sevgiler…
Erdem bey
Yazdığım yazıda Allah la ilgili hiç bir şey yok senin benim başkasının Allah a inanıp inanmaması Allah ın varlığına ne bir şey ekler ne de birşey eksiltir Sen her şeyin kendiliğinden oluştuğuna inanıyosun diye karşındakinede bunu dayatamassın Bunun ne bir dinle ilgisi vardır nede bilimle elinde kanıtın varsa sun yoksa oku öğren bir insan beyninin inceliği ni aktarıyor yazar
Sizin inandığınız evrimde sonuçta bir başka canlıdan bir başka canlıya dönüşme var benim de inandığım evrim var ama sonuç[başka bir canlıya dönüşme yok) farklı ben bundan çokça zaman önce ilk dört ayağımın üzerinde yürümeye başladım şimdi Allah ğın izniyle iki ayağımın üzeride yürüyorum Allah izin verirse üç ayk üzerinde yürüyerek hayatımı tamamlıcam Tabi vücudumda bu arada birçok evrim geçircek
Ama bir fark var ben başka bir canlıya dönüşmücem Adem (AS)ve ondan sonrası nasıl bütün bu evrimleri geçirdiğse şu anda yaşayan tüm insanlık gibi bende aynı evrimi yaşıyorum
sizinde benimde yazılarımızda bu kadar çok Allah isminin geçmesi ne güzel demek bilimde dinin ayrılmaz bir parçası
herkeze hayırlı akşamlar
bilim adamlari insanligin yasini 3.5 milyon yil olarak acikliyor..islam felsefesi ise bu konuda baltayi tasa vuruyor..adem babanin yasi 5.000..
evrim teorisini kabul etmeleri inanclarina ters dusmeleri demektir.buda dinden cikmamalari icin yeterli sebep..
en iyisi siz at gozluklerini takip ibadete devam edin..isin ucunda cenneti ve hurileri kaybetmekte var..
evrimi anlamak icin okumak gerekiyor, akilli tasarimda boyle bir sorun yok..herseyi allah yaratti diyorsunuz sorun cozuluyor. okumaniz gereken tek kitap namaz sureleri..bu konuda hattat hafiz yusuf tavasli’nin bilimsel! kitaplarini tavsiye edebilirim..dualarin yaninda 4444 okuyup borclardan kurtulma duasida mevcut:))ilginizi cekerse sikintidan,hastaliktan,kurtulma dualarida mevcut..
evrim falan yoktur..insan camurdan,topraktan,pihtidan sudan falan yaratilip burnundan ruh uflenmistir..5.000 yil once bugunki formunda dogmustur..
darwin yalanci bizde onun isbirlikcileriyiz..
haydi namaza.
ben enayi değilim cennetteki huriler varken neden evrim gibi bir şeye inanayımki :))
YA inanan arkadaşlar şu huri olayını birileri lütfen açıklasın hani kuranda müslümanlara taş gibi huriler vaadediliyor ya bakın bekliyorum ama bırakın evrimi falan evrim konusu çok karmaşık bir konu huri konusu daha eğlenceli