Harun Yahya’nın hayali fosilleri – 1

Heralde aranızda Harun Yahya’nın Yaratılış Atlası kitabını duymayan yoktur. Hani şu Avrupa ve Amerika’da okullara ve bilim adamlarına bedava olarak gönderilen yaklaşık 6 kg ağırlığındaki kitap. Hani şu bilim adamlarının çok etkilendiği ve Harun Yahya’ya göre okuyan herkesin evrim teorisinin yanlış olduğunu kabul ettiği kitap.

Bu kitaba HY’nin internet sitesinden ulaşabilirsiniz. Kitabı incelerseniz göreceğiniz şey şudur: HY bir fosil resminin yanına bugün varolan bir canlının resmini koyar. Resmin altına fosilin bulunduğu yeri ve tahmini yaşını yazar. (Fosille ilgili hiçbir katalog bilgisi yoktur. Yani fosille ilgili herhangi bir araşırma yapma olanağınız yok. Fosillerde en önemli belirleyici unsur fosilin katalog numarası veya fosile verilen özel isimdir. Fosiller bu etiketleri ile tanımlanır. Ama HY kitabındaki yüzlerce fosilin hiçbir için böyle bu bilgiyi vermiyor. Sanırım kimsenin bunların peşine düşüp araştırmasını istemiyor. Bunu söylediklerin doğru mu yanlış mı olduğunun araştırılmaması veya araştırılmasının mümkün olduğunca zorlaşması için yaptığı çok açık.) Daha sonra bunların altında da bu fosil ile resimdeki canlının tamamen aynı olduğunu, hiç değişmemiş olduğunu, evrimcilerin söylediklerinin yalan olduğunu söyler ve bu sebeple evrimin olmadığını iddia eder. İşte bu şekilde bütün kitap boyunca aynı hikayeyi dinliyoruz HY’dan.

Kitabı incelerken fosillerden bir tanesi gözüme çarptı. 148 ve 149. sayfalarda 89 milyon yıllık bir leopar kafatası olduğu iddia edilen bir fosil var.


(Büyütmek için resme tıklayın.)

Bu tamamen hayal ürünü bir fosildir. Ortada katalog numarası, fosil adı veya bu buluşla ilgili bilgi veren herhangi bir referans olmadığı için bu resimdeki fosilin gerçekte ne olduğunu malesef araştıramıyoruz. Ama emin olduğumuz birşey var. Eğer bu gerçekten bir leopar fosili ise HY’nın verdiği 89 milyon tamamen uydurmadır. En eski leopar fosilleri yaklaşık 3.8 milyon yıl öncesine dayanır. Aslan, kaplan, leopar ve jaguarları da içine alan Panthera cinsinin yaklaşık 6 milyon yıl önce birbirinden ayrışmaya başladığı düşünülmektedir. Yani bu tarihten öncesi için aslan, kaplan, leopar ve jaguar türlerinden bahsetmek mümkün değildir.

Günümüzde yaşayan tüm kedigillerin (ev kedisi ve büyük kediler dahil) ortak atalarının yaklaşık 11 milyon yıl önceye dayandığı canlıların DNA’ları üzerinde yapılan çalışmalarla anlaşılmıştır (1). Ama işin içine soyu tükenmiş tarihi kedigiller de katıldığında bu tarih daha da eskilere gider. 30-20 milyon yıl önce yaşamış olan Proailurus kedigillerin bilinen en eski ortak atası olarak kabul edilmetedir (2). Proailurus’u, 20-10 milyon yıl önce yaşamış olan Pseudaelurus takip etmiştir(2). Pseudaelurus kedigillerin bilinen en yakın ortak atasıdır.

Görüldüğü gibi 89 milyon yıllık leopar fosili bilimsel bulgularla ve verilerle tamamen çelişmektedir. Ortada böyle bir fosil yoktur. Bu tamamen hayal ürünü ve uydurma bir fosildir.

Bu kitap incelendikçe daha çok fazla bu tür hayali fosil bulunacağına eminim. Ama bununla kim uğraşır veya uğraşmak ister bilmiyorum.

Referanslar:
1. W.E. Johnson et al.: The Late Miocene radiation of Modern Felidae: A genetic assessment. Science 6 January 2006: Vol. 311. no. 5757, pp. 73 – 77
2. Rothwell, T. 2003. Phylogenetic systematics of North American Pseudaelurus (Carnivora, Felidae). American Museum Novitates No. 3403, 64pp.

123 Yanıt

  1. Turgay: Amacım akılı bir şekilde.. bilgi alışverişinde bulunmak…

    Gerçekten mi? Onun için mi durmadan bütün ateistler gerizekalı diyorsun? Onun için mi şapşal Darwin diyorsun? Yazık. Cevap bekle bakalım.

  2. Kusura bakma da Bu iddiayı savunanlara akılı mı diyeyim???

    Ne diyeyim sen söyle???

  3. Bak Turgay, belli ki sen karşındaki kişiye saygı duyup düşüncelerine düşüncelerinle cevap verebilecek, bilimsel bir tartışma sürdürebilecek biri değilsin. Senin üslubuna karşı aynı şekilde biri çıkıp sana gerizekalı derse ne olacak. Karşılıklı hakaretler dizisi mi? Onun için lütfen burada yazmayı bırak. Sana göre değil burası. Belli ki amacın bilgi alış verişi falan da değil. Lütfen bu işi uzatmadan bitir. Üslubuna uygun bir yerde yazmaya devam edebilrisin. Ne beni ne de burayı takip edenleri daha fazla rahatsız etme. Bu isteğimi anlayışla karşılayacağını umuyorum.

  4. Ben sana ” sen ne dersin ” dedim.. Cevap ??

    dediğim gibi hakaretler yeri olmasını bende en az senin kadar istemem… Sansürler (geri zekalı dedğim yerleri.. ateistler kalsın).. Yada ben kopyalıyorum.. sil hakaretsiz olarak yazarım tekrar.. Problem değil.

    Ayrıca yiğidi öldür hakkını yeme.. Atesitlerin sorduğu ” Niçin Kambiryen fosilleri ile yada ilk bitki fosilleri ile diğer canlıları aynı anda görmüyoruz sorusu) evet ilginç .. Etkilendim.

    Allah bir anda niye yaratmadı.

    Allah tabi ki istediği gibi yaratır. Her şeye Kadir..

    Ama bu şekilde yaratması dünyanın , hayatın.. yaratılmadığını ispatlamaz.

    Düşünün ki çekirdeği atıyorsunuz yıllar sonra ağaç oluyor (bir anda değil)..

  5. Evet bilgi alışverişi değil .. Direk MAT istiyordum.(Satranç bildiğini düşünerek bu ifadeyi kullaıyorum)

    Ama hakaretsiz.. ayrıca.. Richard Dawkins in sitesinin ve Harun Yahya nın bazı engellelemelerinde …

    Bence engellenmemeli.. yanlış fikirler bilimsel açıdan çökertilmeli..

  6. Da Vinci’nin notu: Yazacağın yorumların yazının konusuyla ilgili olmasına ve aynı şeyleri defalarca tekrar etmemeye dikkat etmeni öneririm. Eğer mesajın belli bir yazının konusuyla uyuşmuyorsa, o zaman mesajını Site hakkında görüşleriniz ve iletmek istedikleriniz başlıklı bölüme gönderebilirsin.

    Bundan sonra yazıyla ilgisi olmayan yorumlar silinecektir.

  7. ÇORBA ÖRNEĞİ..

    Verdiğim örneğin bir benzerini Richard Lenski uyguluyor.. bakteriler üzerinde..

    Prof. Mike J. Behe’nin cevapları.. (Çevirisini bizzat yaptımi İNG bilen arkadaşlar orjinaki ike kıyaslayabilirler.)

    ———————————-
    Mike Behe

    http://www.amazon.com/gp/blog/post/PLNK3U696N278Z93O
    Sevgili Okuyucular
    Ulusal Bilimler Akademisi nin yazıları arasında ilginç bir yazı yayınlandı.
    “ Deneye tabi tutulan Escherichia coli. poilasyonundaki temel bir buluşun evrimsel olasılığı. “ (1) Ulusal Bilimler Akademisine Seçilen Richard Lenski’nin “ açılış makalesi”.Lenski’nin 40.000 neslin üzerinde hızlı büyüyen böcekler ve E. Coli bakterileri ile ilgili yaklaşık 20 yıldır Michigan State teki “ Evrim Laborotoarında “ ciddi çalışmaları var!
    Lenski’nin büyüleyici çalışmasının 7. Bölüm Evrimin Kenarında (The Edge Of Evolution) ı tartışıyorum. Lenski ye göre çalışmalarda tanımlanan tüm faydalı mutasyonlar çalışan genler devredışı yada daha az aktif oldukları zaman “ degradative “ (indirgenmiş) gözüküyorlar. Böylelikle raslantısal mutasyonlar genleri kolayca bozuyor ve yerine yenilerini inşaa edebiliyor. Hatta organizmanın yaşamasına yardımcı bile olabiliyor. Bu çok önemli bir nokta.
    Herşeyden önce genlerin yapılarını kolayca bozan bir işlem düzenli moleküler sistemleri, hücre içindeki bir çok proteini yeniden inşaa edemez.
    Gazetesinde 30.000 nesil sonra bir hattaki hücrelerden biri bir özellik geliştirmişti, oksijenli ortamda
    sitratı (limon tuzu) besin kaynağı olarak kullanıyordu. (Doğada E. Koli Bunu yapamaz). Şu anda doğada E. Koli nin sitratı normal besin olarak kullanacak ve sindirebilecek bir çok enzimi var. (Daha önce görülmemiş egzotik bir tür bakteri). Fakat doğada bu bakterinin “ citrate permease “ denilen enzimne ihtiyacı var. Bu enzim sitratı hücre zarından geçmesini sağlar. Bu yüzden sitratı kullanacak tüm bakteriler sitratı hücre zarından geçirecek bir yol bulmak zorundalar. Mekanizmanın geri kalan kısmı zaten oradayıdı. Aerobik bakterinin büyümesi açısından tek bilinen bariyer sitratı “ oxic “ şartlarda taşıyamamasıdır. (1) Lenski’nin diğer çalışanları bazı mutant E. Kolilerin sitratı besin kaynağı olarak kullananabildiklerinden bahsetmişlerdi. Bir keresinde mutasyon takip edilemedi. (2) Diğer örnek citT geni tarafından kodlanan, normal olarak sitratı oksijensiz ortamda taşıyan bir protein, overexpress. (3) Oksijenli ortamda overexpressed protein E.Koli nin sitrat la büyümesine izin verir.
    Lenski’nin mutnatı bu geni veya bakteride oksijenli ortamda başka bir sitrat kullanan geni oluşturacağa benziyor. (Mutasyonu henüz bulamadı).

    Lenski ‘nin üzerinde durduğu ana nokta yeni bir özelliğin evrimsel ihtimalidir. Trilyonlarca hücreyi 30.000 nesil boyunca geliştirdi ve sadece bir düzine sıra hücre bunu yapabildi.
    Bunun yanısıra Lenski önceki deneylerinde anyı hattaki evrimleştikten sonra dondurduğu hücrelere
    baktı, en azından 20.000 nesil sitratı kullanabilecek şekinde mutasyona uğramıştı.
    Buradan şu sonucu çıkardı; bir sırada faydalı bir mutasyon meydana geldi, yeni bir özellik kazanmak için ikinci mutasyona ihtiyacı olan bir mutasyon. Diğer sıradaki hücrelerde bu mutasyon meydana gelmemişti, bu yüzden sitrat kullananma özelliğini geliştiren ikinci mutasyon meydana gelemedi.
    Lenski bu buluşun Stephan Jay Gould’un sıçramalı evrim modelini desteklediğini iddia ediyor. Raslantısal mutasyonlar evrimin gidişatını bir başka yöne yönlendirebilirler, ve hayatın biçimi (re-wound) olsaydı, büyük olasılıkla evrim şimdikinden çok farklı bir yol alacaktı.

    Bence bu sonuçlar kolayca The Edge Of Evolution görüşü ile fazlasıyla uyuşuyor. Kitabın ana
    noktalarından biri “ keşke bazı özellikleri sunmak için tek mutasyon gerekseydi, böylelikle Darvinizim in onu bulmak için küçük bir problemi olurdu. “
    Fakat birden fazla gerekli ise, tüm işe yarar mutasyonların bir arada bulunma ihtimali olağanüstü derecede düşük. “ Net bir faydalı etki için iki mutasyonun meydana gelmesi gerekiyorsa, orta seviyede bir durum zararlı ise, yada başlangıçtaki durumdan daha kötü uygunluğa getirecekse o zaman çok büyük bir evrimsel problem var demektir. (4 ) Yani iki mutasyon gerekiyorsa? O zaman bu durum raslantısal mutasyonların açıklanamaz.
    Raslantısal mutasyonların ve seleksiyonun etkisiz olduğunu gördükten sonra, Lenski’ nin
    laboratuarındaki çalışanlara saygı duyalım. Yıllardır az miktarda şeker – glikoz ihtiva eden bir çorbada
    E.Koli yetiştiriyorlar. (Bakterilerin kolaylıkla sindirebilecekleri).yaklaşık on defa aynı miktarda sitrat ilave ettiler. Tantulusun bir çok hücresel versiyonu gibi, onbinlerce nesil tirilyonlarca bakteri besin bolluğu içinde yüzdü. Sitrat. Ama sadece hücrenin dışına ulaşamıyorlardı. Hücreler bir parça glikozu metabolize ettikten sonra açlığa mahküm edilmişlerdi – olasılık ötesi mutasyon serisi meydana gelene kadar.

    Lenski’nin çalışanlarının vardığı sonuç: (1 ) Cit genine final mutasyonu problemini çözemiyor, oluşumu için alt mutasyonlar gerekiyor. Alt mutasyonların meydana gelme olasılığı …. kültürlerin büyümesine ve tabaklardaki kuluçka süresinin uzatılma olayına bağlı idi.
    —————————–
    The possibility of multiple mutations is especially relevant, given our evidence that the emergence of
    Cit+ colonies on MC plates involved events both during the growth of cultures before plating and during prolonged incubation on the plates.
    http://www.answersingenesis.org/home/area/cfol/ch2-mutations.asp
    http://www.answersingenesis.org/articles/wow/are-mutations-the-engine

  8. Turgay Atacan..

    baya hirslisin gibi geldi bana.. o kadarki hirsini alamayarak, dozunuda arttirdinki, siteyi ele gecirmekten bahsediyorsun.. kendince Evrim teorisini curuttun herhalde, bu hizla gidersen yarinda Dunayanin yuvarlak olmadigini herhalde ileri surersin.. ozellikle Da Vinci’ye, “” yazilarimi silerek ancak kazanirsin..”” diye bir laf etmissin. Kusura bakma ama sen salakmisin ne?? Savasmi oluyor burada?? Herkes kendi fikirlerini soyluyor.. Da Vincinin senin yazilarini silmek yerine, daha koyu bir sekilde yayinlayarak, senin ne kadar SALAK oldugunu herkese gostermesi gerekir. Yani, beyninin calismadigini tahmin ettimde, bu kadar APTAL oldugunu bilmezdim.. Ayrica hizini alamayarak artik seviyene uygun, hakaretlerde ekliyorsun yazinda.. Neyse..!!

    Ben bu siteyi daha 1-2 ay once , ateist olmaya karar verdigimde gordum.. cok begendim, biyoloji ile alakam olmamasina ragmen, Evrim Teorisi gibi hayatimizi, dogada olan biteni, en azinda canlilarla ilgili kismini, en iyi aciklayacak tek bilimsel teori olmasi acisindan, ogrenmeye ve anlamaya calisiyorum, bu konu ile ilgili mumkun oldukca her kaynaktan bilgi edinmeye calisiyorum, bunun icin, hemen hemen herkesin yorumunu, degisik acilardan konuya bakildigi icin, okuyorum ve ufkumu genis tutmaya calisiyorum.

    senin bu kadar salakca ifadeler kullanman, senin yazilarini artik okumaya deger olup olmama ile ilgili suphelerim olustu.

    Evrim teorisinin bilinmeyen eksik taraflari tabiiki olabilir.. ama henuz doldurlmamis bu bosluklar firsat bilinerek, hemen al sana Tanrinin ispati demekte cok basit kacis yolu.. Peki ya bahsettigin bosluk yarin bulunursa ne diyeceksin ?? eminim baska bosluklar bulacaksin.. boylelikle, zaman gectikce, bilinmeyenler orataya cikarildikca, sen ve senin gibi yaratiliscilarda kacacak yer arayacaklaridr. Gould hicbir zaman Evrime karsi cikmiyor, tamamen savunuyor. Yaratilisci degil.. Ancak, seninde bahsettigin gibi Evrimin olusumu ile ilgili degisik yorumlari vardir. Bu cok dogal degilmi ??? Tabiiki olacak, Evrim teorisi gokten zembille inmediki aynen Darwin’in ortaya attigi gibi Kabul edilsin, Evrim teorisi bulunan verilerden yola cikilarak ortaya cikarilan bir bilimsel gercek.. ama zamanla yeni veriler ciktigindada , bu yeni verileri bilimadamlari, yaratiliscilar gibi, red etmezlik yapmazlar, bu yeni bilgilere gore, teorilerini gelistirirler. Bilimsellik boyle olur.. Suyun kaldima kuvveti teorisi orataya atildiginda, “”suyun cisimleri kaldirdigi “” teorisi bircok veriye dayanarak ortaya atildi. Ama bazi cisimlerde batiyordu. Bazi cisimleri nicin kaldirmadigini anlamalari epey uzun zaman aldi. Ama hicbir zaman, suyun kaldirma kuvveti yoktur diiye bir anti teori ortaya atilmadi. Sadece neden bazi cisimler yuzuyor, bazilari batiyor uzerine arastirmalar yapildi. Sonrada ne oldugu cozuldu. Eger senin gibi yaratiliscilar gibi, suyun kaldirma kuvveti yoktur deyip, arastirmalr yapilmamais olsaydi, su anda bir cok geminin teknolojisi olmayacakti belki.. onun icin, Evrim teorisindede boyle eksiklikler olabilir, ama bu eksiklikler hicbir zaman Evrim TeorisininYANLIS oldugu anlamina gelmez.

    Tabiiki hepimiz bilimadami degiliz, bilim adamlari gibi olaylari arastirip teoriler uretebilme durumunda degiliz.. ama her konuyla ilgili bir dusuncemiz olmamasi gerektigi anlaminada gelmemelidir. Onun icin, bilimadamlarinin yaptiklarina dayanarak, bir dusunce sistemi gelistirebiliriz. Ama bunu yaparken, o bilmadami dedigimiz kisilerin alanlarina, inanislarina vs.. bakmak gerekir. Yani, mesela, bir mimarin, hucre biyolojisi ile ilgili ne tur bir teorisi veya iddiasi olabilirki??? Ayni ornek, peygamber gibi taptigin, bilim kelimesinin bile anlamina bildiginden kusku duydugum, Harun Yahya … Evrim ile ilgili ne iddiasi olabilirki??? Ingilizce bildigini soyluyorsun, ayrica yazinda verdigin bazi linklerdende tahmin ediyorumki, sende bilirsinki, Amerika’da su anda cok yaygin olan, cok zengin olan, buyuk lobiler olusturan ve cumhuriyeci parti ile siki siki iliskileri bulunan bazi Hiristiyan derneklerinin, yaratiliscilikla ilgili web site’larini aynen kopye edip, yazilarini bize yutturmaya calisan bir …. Ayrica, sende bu siteleri yazilarina kaynak gostermissin.. “” Bozacinin sahidi Siraci olur”” diye bir laf vardir, onun misali..

    Neyse, konuya gelelim, yazinizin bir yerinde Mike Behe diye birinden bahsediyorsunuz. Sanirim, Amerikali yaratilisci bilimadami Micheal Behe demek istedin. Hani, inanis tarzina ters dusen cogu onemli bilimsel gercekleri es gectigin icin, herhalde bundada dikkat etmedigin aklima geldi.

    M. Behe ile ilgili 2-3 hafta kadar once cok ilginc bir makale okudum. tam olarak nereden okudum hatirlamiyorum ama eger istersen kaynagini bulabilirim.

    Bu adam, 2005 yilinda Amerika’daki bir Yuksek Mahkemede, bir davada bilirkisi olarak katilmis.. bu dava, Amerikanin bir eyaletindeki, asiri hiristiyan bazi ailelerin, okullarda “Yaratilis” teorisini okutulmasi icin actiklari davadir. Davada, Behe’de yaratiliscilarin getirdigi bilimadami, bilirkisi olarak ifade verecek. YAziya gore, Behe’nin verdigi ifade, sorgu hakimine verdigi cevaplar, yaptigi aciklamalarla mahkeme odasinda ne kadar “REZIL” oldugu, sorular karsisinda nasil caresiz kaldigi, deyim yerinde ise, YERIN DIBINE GIRDIGI ayrintili olarak aciklamaktadir. Hatta Behe’nin arkadaslari, Behe’nin butun bunlari, politikacialrla, oradaki hiristiyan dernekleriyle ilsikilerinin oldugu icin boyle bir seye giristigi ve tahmin edemeyecegi kadar zor duruma dustugunu soyluyorlar. Neticesinde, Yuksek Mahkeme hakimi kararindada Behe dahil, yaratiliscilara buyuk bir ders niteliginde olan kararini veriyor.

    ……devami sonraya…

  9. yukarida gosterilen resimdeki kafatasi grizzly ayisina ait bir kafatasidir 89 milyon yillikdir.leopar kafatasiyla uzakdan yakindan akrabaligi yoktur.yaratilis atlasi internetden baksinlar sayfa 3 de bulacaklar.arkadaslar son kez buradayim ve son sozlerimi soyleyecegim

    ALLAH hepimizi doganin icinde bulunan elementlerden yaratdiki doganin icinde donusebilelim (rcyle)
    her canliyi ayni maddelerden farkli olarak yaratdi
    yaratan ALLAH neden bir canliyi evrimlestirip farkli bir canliya donustursunki?zaten O ol der ve o hemen olu verir..
    yardan ALLAH maymun’un suretini begenmeyipde onlara neden baska bir suret versin? eger begenmiyorsa neden dunyamizda halen maymunlar mevcut?
    evrimcileri yaniltan asil mevzu ALLAHIN yaratmakda kullandigi malzemenin herturlu canlida bir parcada olsa bulunmasidir.dogaya bakin arkadaslar nasilda donusturuyor bir hayvan lesinin yok zamanla doganin nasil yok etdigini dusunun! eger doga rcyle donusturmeseydi dunya yasanilir bir yer olurmuydu?onca oluyu nerede sakliya bilirdik?
    yukaridaki sorularimi evrimci dinci arkadaslarimin dikkat etmesini istiyorum.ateistlere soyleyecegim su sizler yanlis yoldasiniz buyuk bir toplulugun kabul etmedigi evrim teorisinin bagzi kendini bilmez seytanin elcilerinin islerine ortak olmayin.olaki tanriya inanmasanizda o icinizde kalsin,baska insanlarin tanriya inancini zedeliyenlerden olmayinki eger sizler rahmetli olmadan once evrim teorisinin tum dunya tarafindan yalanlandigini duyarsan son nefesini vermeden once af diledigin zaman affedilesin.

    kardeslerim yunus emreyi,mevlanayi dinleyin biri siir digeri dans hocasi degil gel kardesim her ne olursan ol gel…..ALLAHa emanet olun bilmeden kotu soz soylemissem bunu icinde daha once tanriya yer olmayan Serkan kardesinizin soyledigine emin olabilirsiniz.

  10. Duyuru: Yaptığım uyarının geriği olarak yazının konusuyla ilgisiz mesajları sildim. Sadece Turgay Atacan’ın çevirisini emeğine saygı duyduğum için silmedim. Tabi bu arada NewAteist’in de ona yazdığı cevabı silmedim.

    Bundan sonra aynı uygulamaya devam edeceğim. Daha önce neler olduğu önemli değil. Bundan sonra yazıların konusuyla ilgisiz mesajlar silinecektir. Eğer hiçbir konuya uymayan birşeyler iletmek istiyorsanız, genel bir tartışma istiyorsanız mesajınızı Site hakkında görüşleriniz ve iletmek istedikleriniz başlıklı bölüme gönderebilirsin.

  11. SİZ AÇIKFİKİRLİ DEĞİLSİNİZ!!!!

    Turgay Atacan’ın yazılarını niçin sildiniz?? Bu şekilde kazandığınızı mı zannediyorsunuz??

    Sansürle.. yasakçı zihniyetle.. Turgay demiştiki

    ” Elbette Yazıları silebilirsin… tabii bu böyle kazanmak istersen ”

    Devekuşu kafasını kuma gömmüş.. kimsenin kendisini görmediğini zannediyormuş..

    Ostrich.

    Ayrıca yazıları ben kopyaladım… Tekrar yapıştıracağım… Neresi konu ile ilgili değil??? Yazılar tamamıyla sitenin ana fikri üzerinde duruyor.. en kritik noktalarda cevaplar veriyor.

  12. Çökmüş Evrim Teorisini göre Tüm Canlılar doğal olarak, raslantılarla, (Bir Bilinç OLmadan Meydana Geldi)

    Ne demek biliyormusunuz?? Katrilyon x Katrilyon x Katrilyon (adet protein Bir Tasarımcı Olmaksınız Meydana Geldi) (Tabi Bu ortamda.. tüm elementler, atomlar, moleküller, Yıldızlar)..

    Sadece canlıkıl açısından şu soruyu soralım

    Tek Bir Protein Bilinçli Bir tasarım (Our Cosmic Designer) olmaksınız nasıl meydana gelebilir??

    Hangi Evrimci açıklayabilir???

  13. @Özcan

    Farkında mısın bilmiyorum ama yukarda bir yazı var. İstersen sayfanın en üstüne çık ve bak. O silinen mesajların o yazıyla bir ilgisi var mı? Gayet açık bir şekilde “yazıyla ilgisiz mesajlar silinecektir, mesajınız yazının konusuyla ilgili değilse site hakkındaki görüşleriniz başlıklı yazıya ekleyebilirsiniz” dedim. Bunu anlayabiliyor musun? Türkçe biliyorsun gördüğüm kadarıyla. Peki anlaşılmayan nedir? Genel birşeyler yazacaksanız gidin o başlıkta yazın diyorum. Bunda anlaşılmayan ne var? Bu yazının altına yorum ekleyeceksen yazının konusuyla ilgili olsun diyorum. Ben yazıda neyden bahsediyorum hiç baktın mı? Yaratılış Atlas’ındaki uydurma bir leopar fosilini konu alıyorum yazımda. Buraya yazacağınız yorumlar bununla ilgili olsun diyorum. Bununla hiçbir ilgisi olmayan tartışmaları burada yapmayın diyorum. Bu tip genel tartışmaları yapabileceğiniz başlığı da işaret ediyorum. Neden orada değil de burada yazmakta ısrarlısın? Ben size birşeyi yazmayın demiyorum. Uygun yerde yazın diyorum. Gayet açık değil mi?

  14. Şimdiye kadarki tüm yazılarda zaten konu dağılmış.. Evrim yaratılış tartışmasına dönüşmüş.. Niye???

  15. @Özcan

    Bundan önce öyle olduğunun farkında olmadığımı sanıyorsun? Bundan sonra böyle olsun diyorum. Neden bu isteğime saygı duymuyorsun? Bu kadar zor mu? Belki farkında değilsin ama zaten en geniş çaplı tartışma zaten Site hakkında görüşleriniz ve iletmek istedikleriniz başlıklı bölümde devam ediyor. Neden orada değil de illaha burda yazmak istiyorsun? Derdin nedir? Hala gelmiş önceki mesajları buraya eklemekle uğraşıyorsun. Bunlar çok gereksiz hareketler. O yazdıkların da silinecek. Eğer silinmemesini istiyorsan diğer tarafa yazman gerekiyor. Bu tavırlarla ne kazanmayı umduğunu çok merak ediyorum. Böyle yaparak o konuların konuşulmasını engellediğini göremiyorsun belli ki. Bunu anlaman ne kadar sürecek diye çok merak ediyorum.

  16. Biz Buradabaşladık… dediğin adrese yolluyorum

  17. Dostum da vinci. öncelikle site için sana teşşekkür ediyorum. cehaletle mücadele etmen ve bu kadar saygısız yaklaşımlara rağmen( bazı arkadaşları kastediyorum tabiki) bilimin ahlakından vazgeçmemen çok güzel. ben evrim karşıtı olduğunu iddia eden arkadaşlara burada şunları sormak istiyorum:
    1- Mucizelerle dolu olduğu söylenen Kur’anın mucizeleri neden hep bilim bir şeyi ispatladığında ortaya çıkmaktadır.
    2- Eğer tüm bilgiler Kur’an içinde mevcutsa, bilime ne gerek vardır.
    3- Yok eğer böyle değil, Kur’anın mucizelerinin ortaya çıkması için bilim şartsa bu arkadaşlar neyin mücadelesini vermektedir.
    4- Eğer yaratılış diye bir teori varsa ( bilimsel olarak tabi ) tüm ispatlarının aynı zamanı kapsaması gerekmezmi. Mademki her şey bir ‘ol’ demekle ve aynı zamanda oldu, 89 milyonluk bir leopar fosili müzelerinde mevcutsa yine 89 milyonluk bir gergedan,fil,kedi,köpek,kelebek vs. fosilide aynı anda müzelerinde yanyana olması gerekmezmi.

    Da vinci ve kodoman dostum. Cehaletle mücadele etmek zor. Bu arkadaşlar evrimin yaratılışla bir ilgisi olmadığını, evrimin ilk canlının nasıl oluştuğunu değil, ilk canlıdan sonra nasıl bir gelişim izlediğini takip ettiğini anlamamışlar. Bilimle teolojiyi aynı sanan arkadaşlara sadece bir şey diyebilirim.Ne diyordu şair: ‘ okumuşsun boşuna sürüp giden gafleti.’

    Bu arada bir çok sitede ‘ne o ülen, sen maymundanmı geldin ülen’ diyecek kadar mizah sahibi evrim karşıtı ama bir o kadar bilim dostu:)arkadaşlara rastladım. O arkadaşlar ki kutsal metinlerde annelerinin, kız kardeşlerinin bir eğe kemiğinden ibaret olduğunun farkına varamıyor, varamadığı gibide bilim gibi sadece konusunda uzman kişilerin konuşması gereken bir durum karşısında da bu kadar açık kafalı ve aydınlanmacı olabiliyorlar. İşte sizi tam burada takdir ediyorum. Durum bu olduğu halde hala bu insanları muhatap alacak sinir ve saygı katsayısına sahipsiniz.

    saygılarımla…..

  18. Da vinci seni ayakta alkışlıyorum gerçekten verdiğin mücadele örnek olmalı.
    Bu arada sevgili Kilit arkadaşım bence bizim işimiz din olmamalı biz sadece bilimi savunuyoruz bırak onlar işlerine gelmediği zaman bilime sataşsın biz sadece cevaplarını verip harun yahya’nın yalan dolan dolu sitelerinden başka hiç bir kaynaktan almadıkları cehaletlerini yüzlerine vuralım.

    Bilime ve bilime yüzünü dönmüş insanlar hiç bir zaman dine karışmadı fakat her zaman din işine gelmediği vakit bilime karıştı. Bırak boşver biz çizgimizi koruyalım. Ben de bi ateistim ama burası yaratılışçılara cevaplar sitesi daha evrim teorisini anlatmayı bırak ne olduğunu bilmek istemiyorlar, o işlere girersek işin içinden çıkamayız.:)

    sevgiler

  19. [...] yıllık bir Asya aslanı kafatası bulunduğu söyleniyordu. Bu nedense bana daha önce üzerine yazmış olduğum, Yaratılış Atlası’ndaki 89 milyon yıllı olduğu iddia edilen leopar kafatasını [...]

  20. Bu evrim teorisi ne saçma bişeymiş. Bu saçmalıklara kim inanırki. Neden düşünme ve konuşma yeteneği bir tek insanda var? Tarihteki sözde gelişim sürecinde bir tek insanlar mı düşünme ve konuşma gereği duymuşlar ve büzden o yetenekleri gelişmiş?? Bu kadar uzun tartışılması da gereksiz. Çünkü evrim teorisi büyük bir SAÇMALIK.

  21. sessiz tanik..

    Evrim teorisinin sacma oldugunu soluyorsun, kendince… ve bunlara kim inanirki deyip, sanirim kendini ve senin gibi akil mantik yurutmeyen, bilgi fukarasi olan kisilerden bahsediyorsun anlasilan.

    evrim teorisine evrim konusunuda icine alan biyoloji bilimdali ile ilgilenen butun bilimadamlari inaniyor. bilim camiasinda evrimin gercekligi ile ilgili zaten bir fikir birligi vardir. bununla ilgili bir problem yokturki. sadece evrimin isleyisi ile ilgili degisik fikirler vardir.

    neden dusunme ve konusma yetenegi tek insanda vardir diyorsun.. yeryuzunde, sanirim, gunumuzde, 2 milyon tur kadar canli bulunmaktadir. tabiiki bu sayi ve canli cesitleri evrimlesme asamasinda cok daha fazla ve degisik turden bulunmakta idiler. o ortamdaki hayata, kosullara ayak uyduramayan yok olup gitmislerdir. gunumuzdeki canlilardan her birinin diger canlilarda olmayan ustun ozellikleri vardir. Evrim acisindan bunun nedeni ve nasil meydana geldigi zaten bilinmektedir. belkide bunun icin gunumuze kadar varliklarini surdurebilmislerdir. ama bu her canlinin diger bir canlida olmayan, diyelimki ustun yetenegi, evrim acisindan hicbir canliyi digerinden ustun kilmaz. insaninda dusunme yeteneginin gelismeside diger canlilardan ustun ozelligi kabul edilebilinir. bunun arkasindan birsey aramya gerek yok.

    ayrica bilinc sahibi olan tek canli insanda degildir. diger butun hayvanlarinda, az veya cok gelismis, bilincleri vardir. bir tek insanoglunun konusma yetegine gelince, bu dogru degil. hemen hemen butun canlilarin kendilerine gore gelistirdikleri bir bir iletisim sistemi vardir. insanlarinkide konusmadir. zaten dillerin tarihi cokta eski degildir. gunumuzdeki yaklasik sayilari birkac yuz olan dillerin, sadece cok yakin bir tarihte sadece bir kac dilden geldigini hepimiz bilmekteyiz.

    aslinda bu sayilan ozelliklere bakilirsa,bunlarda bir tur evrimlesme degilmi ??

    sana tavsiyem, oyle bos keseden atarak birseyler soylemeye calisarak komik duruma dusmek yerine, istersen bu siteden baslayarak, Evrim teorisini biraz ogren sonrada birsey soylemeye calis.

Yorum Yapın