Cahillik olduğu kesin ama kimin cahilliği?

Adnan Oktar’ın NETcevap sitesinde, Richard Dawkins’in Yaratılış Atlası’ndaki maket böcek resimlerine ve bilgi yanlışlarına değindiği yazısına cevaben Richard Dawkins’in ve Hürriyet Gazetesi’nin Cahilliği başlıklı bir yazı yayımlanmış. Ortada bir cahillik olduğu kesin ama bunun kime ait olduğu konusunda bazı şüphelerim var. Onun için Adnan Oktar’ın cevabını ufak çaplı bir incelemeye almaya karar verdim.

Evrimi çürüten yüzlerce delilin Yaratılış Atlası ile açıkça ortaya konulmasının ardından büyük bir telaş ve panik içine giren Richard Dawkins’in düştüğü büyük cehalete Hürriyet gazetesi de ortak olmuş durumda! Sitesinde, Yaratılış Atlası’nda resmi konulmuş bulunan maketten oluşan bir böcek resmini kendince bir hata olarak nitelendiren ve bu şekilde Yaratılış Atlası’nın dünya çapındaki güçlü etkisini yine kendince örtbas etmeye çalışan Dawkins’in cahilce buluşunu Hürriyet gazetesi yine aynı yanılgı içinde büyük bir keşif zannetmiştir.

Yaratılış Atlası’nda evrimi çürüten yüzlerce delil olduğu ve bunların bilimcilerde (özellikle de Richard Dawkins’te) telaş ve panik yarattığı biraz komik bir iddia olmuş gibi geldi bana. Yaratılış Atlas’ındaki sözde deliller ancak naif, bilgisiz ve konuyla ilgili araştırma imkanı bulunmayan sıradan halkı etkileyebilecek türden. Bunların bilimcilerde telaş ve paniğe yol açtığını iddia etmek en hafif tabirle saçmalamaktır. Mesela Dr. Kevin Padian’ın konuyla ilgili sözleri durumu gayet güzel özetlemekte:

Eski bir yengeç veya başka birşeyin fosilini görünce “Bakın, tamamen normal bir yengeç gibi gözüküyor, yani evrim yoktur” diyor. Neslinin tükenmiş olması onu rahatsız etmiyor gibi gözüküyor. Canlıların zaman içinde nasıl değiştiğiyle ilgili bildiklerimizi anlama yetisi yok.

Evrim konusunda uzman bir bilimcinin bu kitap ve kitabın genelinde sunulan anlayışla ilgili görüşleri böyle. Size telaş ve panik varmış gibi geliyor mu?

Bunların yanında kitapta sunulan hayali, sözde, uydurma fosillerle ilgili birkaç yazının da linkini vereyim:

Sözde cevabı incelemeye devam edelim:

Yaratılış Atlası’nda yer alan maket böcek resmi, milyonlarca yıl önce fosil örneği bulunmuş olan canlının, bugün halen yaşadığını gösteren bir böcek resmidir. Bunun maket olup olmaması, hiçbir şey değiştirmez. Önemli olan milyonlarca yıl önce yaşamış olan bu böceğin günümüzde halen aynı şekilde var olması, yaşıyor olmasıdır.

Yaratılış Atlası’nda gerçek yaşayan canlılar olarak sunulan resimlerin bir çoğunda internetten bulunmuş olan süs veya balıkçılıkta yem olarak kullanılan maketlerin kullanıldığının ortaya konması Adnan Oktar’ı sinirlendirmiş gibi gözüküyor. Eğer kendileri en başında bu resimlerin bir bölümünün gerçek canlılara değil canlıların birebir kopyası olan maketlere ait olduğunu söylemiş olsaydı, kitaplarında bunu ufak bir not olarak belirtiyor olsaydı kimse bunlarla dalga geçmezdi.

Bunların maket olup olmaması hiçbir şeyi değiştirmezmiş. Ne kadar çok şeyi değiştireceğini çok rahatlıkla gösterebiliriz. Yaratılış Atlası denilen kitap baştan sona şu şekilde gidiyor. Bir tane fosil resmi bir tane de bugün yaşadığı söylenen bir canlının resmi yan yana koyuluyor ve “Bakın xyz milyon yıllık canlı ile bugün yaşayan canlı arasında hiçbir fark yok. Bunlar tamamen aynı. Demek ki evrim diye birşey yok.” tarzında birşeyler söyleyerek kendi çapında “evrimi çürüten” deliller ortaya koyduğunu sanıyor. Peki Adnan Oktar bunu nasıl yapıyor? Yani internetten topladığı amber içindeki canlı resimleri ve maket resimleriyle bu canlıların tamamen aynı olduğunu ve hiç değişmemiş olduğunu nasıl bilebiliyor? Adnan Oktar’ın resimlere bakarak fosil analizi yapmasını sağlayan olağanüstü güçleri mi var acaba? Bir örnek verelim hemen. Yaratılış Atlası’ndaki Dominik Cumhuriyeti’nde Bulunan Fosil Örnekleri başlıklı bölümüne bakabilirsiniz. İlk örneğe bakarsanız resmin altında şöyle dediğini göreceksiniz:

Resimde görülen 25 milyon yaşındaki yaprak zararlısı, günümüzdeki yapak zararlılarıyla tıpatıp aynıdır. Aradan geçen milyonlarca yıla rağmen hiçbir değişikliğe uğramayan yaprak zararlıları, evrim teorisini yalanlamaktadır.

Lütfen resme bakın ve Adnan Oktar’ın ne kadar üstün yeteneklere sahip, ilim irfan konusunda kimsenin yarışamayacağı biri olduğunu anlayın. Amber içindeki canlının resmine bakıyor, sonra yaşayan canlının resmine bakıyor ve hokus pokus. Bunların tıpatıp aynı olduğu ve evimin yanlış olduğu sonucu ortaya çıkıyor. Dünya üstüne böyle bir yetenek gelmemişti. Neyse ki artık o var. Onun sayesinde dertler bitti. Bir hokus pokus ile herşey çözülüyor.

Bu düşünce şeklinin yanlışlarını sıralamak gerekirse:

  1. Evrimin olması her türün belli bir zaman sonra koy olacağı, soyunun tükeneceği anlamına gelmez. Yani bir türün 25 milyon yıl sonra var olmaya devam etmesi evrimin olmadığı değil o canlının çevresine çok iyi uyum sağladığı ve evrim geçirmesine neden olacak çevresel baskıların olmadığı anlamına gelir.
  2. Canlıların sadece tek bir resmine bakarak hangi türe ait olduğunu ve başka bir resimdeki canlıyla tıpatıp aynı olup olmadığını anlamak mümkün değildir. Çok bariz olanlarda elbette mümkün olabilir ama bu olay Yaratılış Atlası’nda binlerce farklı tür için yapılıyor.
  3. Canlıların resmine veya sadece dış görünüşe bakınca canlının iç yapısı hakkında net birşeyler söylemek için kahin olmak gerekir. Bu nedenle dış görünüşleri tıpatıp aynı bile olsa canlıların tamamen aynı olduğunu ve hiç değişmediğini iddia etmek temelsiz olacaktır.

İncelemeye devam edelim:

Bu gerçeğin yanı sıra, her nedense “detaylara önem verdiği izlenimi vermeye çalışan” Dawkins de, Hürriyet gazetesi de söz konusu canlının günümüzde yaşayan örneğinin Yaratılış Müzesi sitesinde uzun zamandır bulunmakta olduğunu görmezden gelmektedirler. Oysa dileyen herkes, Dawkins’in ve Hürriyet gazetesinin spekülasyon malzemesi haline getirmeye çalıştıkları evcikli böceğin günümüzde yaşayan örneğinin resmini http://www.yaratilismuzesi.com/fosiller/fosil.php?Id=160 adresinden inceleyebilir.

Bunları defalarca söyledim, bir kere daha tekrarlayayım. Adnan Oktar hiçbir bilimsel değeri olmayan laflar ediyor. İki tane resim koyuyor ve “bunlar tamamen aynı, o zaman evrim yok” diyor. Haliyle bilimciler de buna gülüyor. Sen kimsin ki bunu söyleyebiliyorsun? Fosiller veya biyolojinin herhangi bir dalında herhangi bir eğitimin var mı? Nasıl oluyor da sadece resimlere bakarak canlıların tıpatıp aynı olduğuna karar verebiliyorsun? Sana bu bilgiyi veren kim? Bizim bilmediğimiz olağanüstü yeteneklerin falan mı var? Öyleyse söyle de bilelim ve ona göre konuşalım. Yoksa bu fosilleri inceleyen bilimcilerin söylediklerini mi temel alıyorsun? Yani birileri bunları inceleyip “bunlar tıpatıp aynı” mı diyor? Kim bunu söyleyen bilimci? Onları kaynak alıyor olsan heralde bunları kitabında belirtirdin değil mi? Böyle birşey belirtmediğine göre bu sonuca kendi kendine vardığın anlaşılıyor. Peki bunu nasıl yapıyorsun?

Dikkat edilirse Richard Dawkins de, sitesinde evcikli böceğin günümüzde yaşayıp yaşamadığı konusuna nedense hiç girmemiş, bu konuda hiçbir yorumda bulunmamış, sadece Yaratılış Atlası’nda sunulan resmin niteliği ile ilgilenmiştir. Elbette ki, Dawkins’in, canlının günümüzde yaşıyor olması ve milyonlarca yıl boyunca değişmemiş olması gerçeği karşısında söyleyecek hiçbir sözü bulunmamaktadır.

Bak sen şu komediye. Ne yapacaktı Richard Dawkins? Ne bekliyordun? Bütün kitabı baştan sona sayfa sayfa inceleyip binlerce örneği tek tek inceleyip hepsiyle ilgili yorum yapmasını mı bekliyordun? Heralde adamcağızı işi gücü olmayan, boş gezenin boş kalfası sandınız. Adam kitaptan gözüne çarpan 4 tane örneğe değinmiş yazısında. Birinde yılanbalığı diye sunulan şeyin aslında bir denizyılanı olduğunu söylemiş. Heralde Dawkins’in burada göstermeye çalıştığı şey resimlere bakarak canlıların tıpatıp benzer olduğunu anlayabildiğini iddia eden birinin bir balık ile bir sürüngeni ayırt edemiyor olmasının ne kadar ironik olduğudur. Diğer örnekte deniz lalesi olarak sunulan şeyin aslında halkalı solucan olduğunu söylüyor. Diğer örnekte ise tamamen aynı olduğu iddia edilen bir canlının bilimsel sınıflandırmada farklı bir sınıfa ait bir canlı olduğunu göstermiş. Burada bilimsel sınıflandırmada farklı sınıfta olmanın ne anlama geldiğini bilmeyenler için ufak bir örnek vermek istiyorum. Örneğin burada tıpatıp aynı oldukları iddia edilen canlılar memeliler ve kuşlar gibi aynı filumda (şube) olup farklı sınıftadırlar. Yani aynı türde olduğu iddia edilen canlılar aynı cins, aile, takım veya sınıfta bile değil. Memeliler ve kuşların birbirine benzediği kadar bile birbirine benzer değil. Son örnekte ise meşhur, kancası gözüken balık yemi olarak yapılmış makete değinmiş. Daha ne bekliyordunuz çok merak ediyorum? Richard Dawkins işini gücünü bırakıp tüm örneklerinizi tek tek inceleyerek bu tip yüzlerce belki binlerce yanlışı ortaya koymakla mı uğraşacaktı? Bu kitabın ne tür şeylerle dolu olduğunu göstermesi açısından gayet bilgilendirici bir yazı yazmış adam. “Bakın bununla ilgili hiçbir şey söyleyememiş, söyleyecek hiçbir sözü yok” gibi garip iddialarda bulunmak biraz komik olmuyor mu? Onun hakkında birşey yazmış olsa binlerce diğer örnekten birini seçip “bakın bunun hakkında hiçbir şey söyleyememiş” diyeceksiniz. Onun için bu tip ufak oyunlara başvurmanız biraz komik kaçıyor.

Yine Dawkins’in binlerce sayfalık Yaratılış Atlası’nın hemen her sayfasında gördüğü yüzlerce yaşayan fosil hakkında da söyleyecek hiçbir şeyi olmamıştır. Bu önemli fosil deliller karşısında uzun zamandır diğer evrimcilerde olduğu gibi Dawkins cephesinde de bir suskunluk hakimdir. Evrimi çürüten deliller karşısında yapabilecek bir açıklaması, getirebilecek bir delili olmadığını açıkça dile getirmek yerine susmayı tercih etmektedir.

Yukarda bahsettiğim saçmalığı burada yapmışlar. Anlaşılan Adnan Oktar kitaptaki yüzlerce örneğin her biriyle ilgili birşeyler söylenmesini bekliyormuş. Komik bile değil. Heralde Adnan Oktar bilimcileri, bilimle uzaktan yakından ilgisi olmayan, biyoloji, evrim ve fosiller hakkında hiçbir eğitim almamış birisinin hiçbir bilimsel kaynağa dayanmadan yazdığı ve ilkel bir evrim anlayışı sergilediği kitabındaki yüzlerce örneği tek tek inceleyecek kadar boş vakti olan insanlar sanıyor. Pes doğrusu.

İçinde yüzlerce yaşayan fosil örneği verilmiş olan, evrimi kesin olarak çürütmüş bulunan toplam 2300 sayfalık 3 ciltlik devasa Yaratılış Atlası’nda, Dawkins, bula bula bir maketin resmini bulmuş ve bunu da bir hata olarak göstermeye çalışmıştır. Evrimciler kitapta hiçbir hata olmamasını, milyonlarca yıl önceki canlıların günümüzde halen yaşadığının kanıtlanmış olmasını kendilerine yedirememişlerdir. İşte Dawkins’in gösterdiği bu beyhude çaba, Yaratılış Atlası’nın ne kadar doğru ve etkili olduğunu göstermektedir. Bu durum, aynı zamanda Yaratılış Atlası vesilesi ile evrimin dünya çapında nasıl güçlü bir çöküşe gitmiş olduğunu da göstermektedir.

Sadece maket resimleri değil yukarda da belirttiğim gibi gayet somut bilgi yanlışlarına da değiniyor makalesinde. Adnan Oktar’ın anlayamadığı şey bilimcilerin, bu kitapların hedef kitlesi olan sıradan insanlar kadar naif olmadıkları ve hiçbir bilimsel delile dayanmadan, sadece yan yana iki resim koyarak “bunlar tamamen aynı, hiç değişmemişler, o zaman evrim yoktur” türünden komik iddialarla dolu bir kitabı ciddiye almayacaklarıdır. Eğer kitaptaki veriler bilimsel delillere veya kaynaklara dayanıyor olsa elbette o iddiaları uzun uzun inceleyip gerekli cevabı verirler. Ama Richard Dawkins’in kısaca göstermeye çalıştığı gibi bu iddialar hiçbir temele dayanmıyor ve birçok bilgi yanlışı içeriyor. Durum böyle olunca bütün kitabı tek tek incelemeye gerek bile duymuyorlar normal olarak. Yüzlerce fosil örneği verilen kitapta bunların kaç tanesi bilimsel kaynağa dayanıyor? Hepsinde Adnan Oktar’ın sözü kaynak olarak karşımıza çıkıyor. Şu fosil şu türde canlıdır ve şu kadar milyon yaşındadır diyor ve noktayı koyuyor. Böyle bir bilimsellik olmaz. Bu komedidir. Bilimciler neden bunu ciddiye alıp da incelesin ki? Adnan Oktar kim ki onun sözü bilimsel bir kaynak olarak kabul edilsin?

Bu noktada en başa dönüp tekrar sormak lazım. Adnan Oktar’ın da dediği gibi ortada bir cahillik var ama bu kimin cahilliği? Kararı siz verin.

82 Yanıt

  1. [...] yok mu? Son Yorumlar Zehirli Yılanlar, Kaygan Yılanbalıkları ve Harun Yahya yazısı için Cahillik olduğu kesin ama kimin cahilliği? « Evrim karşıtı yaratılışçı iddialara cevaplar tarafından yapılan yorum Zehirli Yılanlar, Kaygan Yılanbalıkları ve Harun Yahya yazısı [...]

    • davici sen isi bilen birine benziyorsun.
      benim de kutup bölgesindeki penguen ve ayılar kutupa nasıl adapte olmus diye bir ödevim var bana yardırm eder misin;
      cem1.kocak@hotmail.com

      bunu bir daha yolluyorum cunku en basa yazmasam goremeyebilirsin diye dusundunmm

    • davinci sen isi bilen birine benziyorsun.ben de ogrenciyim.
      kutup bölgesindeki penguen ve ayılar kutupa nasıl adapte olmus diye bir ödevim var bana lutfen yardırm eder misin mailim;
      cem1.kocak@hotmail.com

  2. [...] yok mu? Son Yorumlar Zehirli Yılanlar, Kaygan Yılanbalıkları ve Harun Yahya yazısı için Cahillik olduğu kesin ama kimin cahilliği? « Evrim karşıtı yaratılışçı iddialara cevaplar tarafından yapılan yorum Zehirli Yılanlar, Kaygan Yılanbalıkları ve Harun Yahya yazısı [...]

  3. Evrimin olması her türün belli bir zaman sonra koy olacağı, soyunun tükeneceği anlamına gelmez. Yani bir türün 25 milyon yıl sonra var olmaya devam etmesi evrimin olmadığı değil o canlının çevresine çok iyi uyum sağladığı ve evrim geçirmesine neden olacak çevresel baskıların olmadığı anlamına gelir.

    bu anlatim yoluyla dusunecek olursak insanlarin suyun icinde uzun sureler yasamak zorunda kaldigi zaman bir yerlerinden solungaclar yada yuzmelerini saglayacak yuzgeclerin cikacagi kanisina variliyor.water world’de anlatilanlar dogru ozaman:)
    hollywood production ltd.japonyanin bir bolgesinde yasayan maymun turleride butun kisi sicak sularda geciriyor ama ne yazikki tuylerinde yumusaklik ve ciltlerinde sicak suyun etkisiyle olusan porsluklerden baska bir sey gorunmuyor.acaba ne tur bir evrim gecirmis olabilirler yada gecirecek?

  4. @komploteorisi

    İnsanlar devamlı suda yaşamak zorunda kalırsa zamanla suda yaşama daha uyumlu hale gelecekleri konusunda bir şüphem yok. Ama solungaçların çıkması pek de makul birşeymiş gibi gelmiyor bana. Yine de böyle birşey mümkün değildir diyemem çünkü ortak bir ataya sahip olduğumuz balıklardan bize miras kalan ve DNA’mızın derinliklerinde saklı olan birşeyler olabilir. Mesela embroyik gelişimin erken evrelerinde solungaç izleri ortaya çıkmakta ama daha sonra yok olmaktadır. Ama bu demek değil ki solungaç oluşumu için gerekli bilgi hala DNA’mızda mevcut. Bu hiç de olası birşey değil çünkü 100 milyonlarca yıl içinde bu bilgi mutasyonlar nedeniyle bozulmuştur çünkü kullanılmayan bu bilginin mutasyonlarla bozulması canlıya zarar vermeyecektir. Bu nedenle insanlarda tekrardan solungaç oluşumu ve bunun solunum sistemine düzgün bir şekilde entegre olması bana hiç de makul birşeymiş gibi gelmiyor. Ama yine de devamlı suda yaşamak zorunda kalan insanların zamanla suda yaşama daha uyumlu hale gelmesini sağlayacak yeni özellikler kazanacağın hiçbir şüphem yok.

    • yhaaa bana acil bu soruya cevp verir misinizz acilll

      kutuplarda yaşayan ayı ve penguenler,benzer hangi adaptasyonlara sahiptir ve bu adaptasyonlar neden birbirine benzemektedir?
      acill yardım edin bana fen teknoloji ders kitabı 47 kendimizi değerlendirelim nolur yardım edinn :((

      • AYŞEGÜL HANIM

        1:Kutup ayılarının boz ayıdan farklı olarak bacaklarının kısa, karda rahat yürüyebilmek için ayaklarının geniş tabanlı ve soğuktan korunmak için kalın yağ tabakasına sahip olması.
        2:Kutupta yaşayan Penguenlerin ayak parmaklarının arasındaki perdeleri hızlı yürümelerini, deri altında depolanan yağ ise soğuk ortamlarda vücut sıcaklığının korunmasını sağlar.Örneğin, sıcak iklimlerde yasayan türdeşlerinden farklı olarak kutup ayılarının dengelerini sağlayabilmek için bacak boyları kısadır ve ayakları geniş tabanlıdır.Ayni şekilde, kutuplarda yasayan penguenlerin vücut yapıları da bu özellikler bakımından kutup ayıları ile benzerdir. Her iki hayvan türü de soğuktan korunmak için derilerinin altında yağ biriktirirler.
        Bazı hayvanların kış uykusuna yatması, göç etmeleri, bitkilerin yapraklarını dökmesi birer adaptasyondur.
        Soğuk bölgelerde yasayan canlılar gibi sıcak bölgelerde yasayan canlılar da yasadıkları bölgede hayatta kalabilmek için benzer adaptasyonlar gösterirler.
        Örneğin çölde yasayan tilki, fare ve tavsanın kulakları ve kuyrukları uzun, vücut yüzeyleri geniştir. Bu özellikleri onların vücutlarındaki isi kaybını artırarak vücut sıcaklıklarını korumalarını sağlar. Sadece hayvanlar değil bitkiler de adaptasyon gösterir.Yine çöle özgü bir bitki olan kaktüsün yapraklarının diken seklinde, kıvrık ve tüylü olması, gövdesinde su depo etmesi bitkinin su kaybını azaltır.
        Canlıların yasadıkları ortamlardaki değişimlere adaptasyonları, biyolojik çeşitliliğe katkıda bulunur.
        Örneğin, ülkemizde ormanlarda doğal olarak yetişen meşe ağacının farklı birçok türü bulunmaktadır. Meşe ağaçları arasındaki bu çeşitliliği başka canlı türlerinde de görebiliriz.
        Türlerdeki bu farklılık ve çeşitlilikler çok eski zamanlardan beri insanların dikkatini çekmişti. Ancak bu çeşitliliğin nedeni ve nasıl oluştuğu belirlenememişti. Bundan yalnızca iki yüzyıl öncesine kadar Dünya ve üzerinde yasayan canlıların değişmediği düşünülmekteydi. Ancak nesli tükenmiş türlere ait fosillerin bulunması, canlıların değişmediği fikri hakkında sorular sorulmasına ve bu konuda araştırmalar yapılmasına yol açmıştır.
        Lamarck
        Fosiller üzerinde çalışan Lamarck (Lamark),
        Çeşitli omurgasız hayvan türlerine ait fosilleri inceleyerek onları zaman sırasına göre dizmiştir.
        Sonunda bazı türlerin yavaş yavaş diğerlerine dönüştüğünü ve bu olayın günümüzde de devam ettiğini ileri sürmüştür.
        Lamarck’a göre canlı dünyası denizde yaşayan basit organizmalarla başlamıştı.
        Bu organizmalar daha sonra karaya geçmiş ve bu değişim bugünkü türler oluşuncaya kadar devam etmişti.
        Bu kurama göre canlı türlerinde görülen ve jeolojik zamanın ilk dilimlerinden başlayarak günümüzde de devam eden
        değişimlere evrim adi verilir.
        Lamarck, türlerin yasadıkları çevreye daha iyi uyum sağlamak için yani adaptasyon için evrim geçirdiğini savunur ve bu düşüncesini desteklemek için zürafa örneğini verir.Ona göre, zürafanın boynu bozkırlardaki yaprakları yiyebilmek için sürekli olarak uzamıştır. Normalden daha uzun boyna sahip zürafalar bu özelliği yavrularına aktarmıştır. Bu nedenle Lamarck, “Bir organ fazla kullanılıyorsa gelişmesini sürdürerek, daha etkin bir yapı kazanır.” görüsünü ortaya atmıştır. Kullanılan vücut bölümlerinin geliştiğini, kullanılmayanların ise köreldiğini savunmuştu. Eğer canlılar Lamarck’in görüşlerinde belirtildiği gibi bir evrim geçiriyor olsaydı, kaslarını geliştiren sporcuların çocuklarının da kaslarının gelişmiş olması gerekmez miydi?
        Lamarek’in düşünceleri, türlerin evrimleşmesi konusunda başka araştırmalara da yol açmıştır.
        Darwin
        Darwin (Darvin) ve Wallace (Valis) bu konuda araştırmaları olan diğer bilim insanlarıdır ve eş zamanlı olarak benzer sonuçlara ulaşmışlardır.
        Darwin, temel olarak iki fikri ileri sürmüştür.
        Birincisi, türler içerisinde sayısız varyasyon (tür içindeki çeşitlilikler) bulunmaktadır. Bu varyasyonların büyük bir çoğunluğu genetiktir.
        ikincisi ise doğal seçilimdir. Yaşamsal faaliyetler için gerekli besin, su, barınak, ışık gibi faktörler canlılar arasında yasam mücadelesine neden olur. Bu savaşta basarili olanlar yaşamını sürdürürken, ortam koşullarına yani adaptasyona uyum sağlayamayanlar ise yok olur.

        eğer kaynak istersen belirt dahada yardımcı olmaya çalışırım pek fazla bir örnek olmadı ama tümünü iyice okursan ve kutuplarda yaşam koşularıyla,kutup ikilimi ve şartlarını biliyorsan eminim kendin daha fazla örnek çıkartırsın hatta sana yardımcı olacak küçük bir kopya sindirim ve sindirime eşzamanlı vücut ısı kaybı İÇ organlardaki benzer adaptasyonlar hakkında sana fikir verebilir birazda sen emek ver enazından kıymeti artar.

      • AYŞEGÜL HANIM

        1:Kutup ayılarının boz ayıdan farklı olarak bacaklarının kısa, karda rahat yürüyebilmek için ayaklarının geniş tabanlı ve soğuktan korunmak için kalın yağ tabakasına sahip olması.
        2:Kutupta yaşayan Penguenlerin ayak parmaklarının arasındaki perdeleri hızlı yürümelerini, deri altında depolanan yağ ise soğuk ortamlarda vücut sıcaklığının korunmasını sağlar.Örneğin, sıcak iklimlerde yasayan türdeşlerinden farklı olarak kutup ayılarının dengelerini sağlayabilmek için bacak boyları kısadır ve ayakları geniş tabanlıdır.Ayni şekilde, kutuplarda yasayan penguenlerin vücut yapıları da bu özellikler bakımından kutup ayıları ile benzerdir. Her iki hayvan türü de soğuktan korunmak için derilerinin altında yağ biriktirirler.
        Bazı hayvanların kış uykusuna yatması, göç etmeleri, bitkilerin yapraklarını dökmesi birer adaptasyondur.
        Soğuk bölgelerde yasayan canlılar gibi sıcak bölgelerde yasayan canlılar da yasadıkları bölgede hayatta kalabilmek için benzer adaptasyonlar gösterirler.
        Örneğin çölde yasayan tilki, fare ve tavsanın kulakları ve kuyrukları uzun, vücut yüzeyleri geniştir. Bu özellikleri onların vücutlarındaki isi kaybını artırarak vücut sıcaklıklarını korumalarını sağlar. Sadece hayvanlar değil bitkiler de adaptasyon gösterir.Yine çöle özgü bir bitki olan kaktüsün yapraklarının diken seklinde, kıvrık ve tüylü olması, gövdesinde su depo etmesi bitkinin su kaybını azaltır.
        Canlıların yasadıkları ortamlardaki değişimlere adaptasyonları, biyolojik çeşitliliğe katkıda bulunur.
        Örneğin, ülkemizde ormanlarda doğal olarak yetişen meşe ağacının farklı birçok türü bulunmaktadır. Meşe ağaçları arasındaki bu çeşitliliği başka canlı türlerinde de görebiliriz.
        Türlerdeki bu farklılık ve çeşitlilikler çok eski zamanlardan beri insanların dikkatini çekmişti. Ancak bu çeşitliliğin nedeni ve nasıl oluştuğu belirlenememişti. Bundan yalnızca iki yüzyıl öncesine kadar Dünya ve üzerinde yasayan canlıların değişmediği düşünülmekteydi. Ancak nesli tükenmiş türlere ait fosillerin bulunması, canlıların değişmediği fikri hakkında sorular sorulmasına ve bu konuda araştırmalar yapılmasına yol açmıştır.
        Lamarck
        Fosiller üzerinde çalışan Lamarck (Lamark),
        Çeşitli omurgasız hayvan türlerine ait fosilleri inceleyerek onları zaman sırasına göre dizmiştir.
        Sonunda bazı türlerin yavaş yavaş diğerlerine dönüştüğünü ve bu olayın günümüzde de devam ettiğini ileri sürmüştür.
        Lamarck’a göre canlı dünyası denizde yaşayan basit organizmalarla başlamıştı.
        Bu organizmalar daha sonra karaya geçmiş ve bu değişim bugünkü türler oluşuncaya kadar devam etmişti.
        Bu kurama göre canlı türlerinde görülen ve jeolojik zamanın ilk dilimlerinden başlayarak günümüzde de devam eden
        değişimlere evrim adi verilir.
        Lamarck, türlerin yasadıkları çevreye daha iyi uyum sağlamak için yani adaptasyon için evrim geçirdiğini savunur ve bu düşüncesini desteklemek için zürafa örneğini verir.Ona göre, zürafanın boynu bozkırlardaki yaprakları yiyebilmek için sürekli olarak uzamıştır. Normalden daha uzun boyna sahip zürafalar bu özelliği yavrularına aktarmıştır. Bu nedenle Lamarck, “Bir organ fazla kullanılıyorsa gelişmesini sürdürerek, daha etkin bir yapı kazanır.” görüsünü ortaya atmıştır. Kullanılan vücut bölümlerinin geliştiğini, kullanılmayanların ise köreldiğini savunmuştu. Eğer canlılar Lamarck’in görüşlerinde belirtildiği gibi bir evrim geçiriyor olsaydı, kaslarını geliştiren sporcuların çocuklarının da kaslarının gelişmiş olması gerekmez miydi?
        Lamarek’in düşünceleri, türlerin evrimleşmesi konusunda başka araştırmalara da yol açmıştır.
        Darwin
        Darwin (Darvin) ve Wallace (Valis) bu konuda araştırmaları olan diğer bilim insanlarıdır ve eş zamanlı olarak benzer sonuçlara ulaşmışlardır.
        Darwin, temel olarak iki fikri ileri sürmüştür.
        Birincisi, türler içerisinde sayısız varyasyon (tür içindeki çeşitlilikler) bulunmaktadır. Bu varyasyonların büyük bir çoğunluğu genetiktir.
        ikincisi ise doğal seçilimdir. Yaşamsal faaliyetler için gerekli besin, su, barınak, ışık gibi faktörler canlılar arasında yasam mücadelesine neden olur. Bu savaşta basarili olanlar yaşamını sürdürürken, ortam koşullarına yani adaptasyona uyum sağlayamayanlar ise yok olur.

        eğer kaynak istersen belirt dahada yardımcı olmaya çalışırım pek fazla bir örnek olmadı ama tümünü iyice okursan ve kutuplarda yaşam koşularıyla,kutup ikilimi ve şartlarını biliyorsan eminim kendin daha fazla örnek çıkartırsın hatta sana yardımcı olacak küçük bir kopya sindirim ve sindirime eşzamanlı vücut ısı kaybı İÇ organlardaki benzer adaptasyonlar hakkında sana fikir verebilir birazda sen emek ver enazından kıymeti artar.AYRICA KAÇINCI SINIF OLDUĞUNUDA BELİRT.

    • davici sen isi bilen birine benziyorsun.
      benim de kutup bölgesindeki penguen ve ayılar kutupa nasıl adapte olmus diye bir ödevim var bana yardırm eder misin;
      cem1.kocak@hotmail.com

  5. Eski bir yengeç veya başka birşeyin fosilini görünce “Bakın, tamamen normal bir yengeç gibi gözüküyor, yani evrim yoktur” diyor. Neslinin tükenmiş olması onu rahatsız etmiyor gibi gözüküyor. Canlıların zaman içinde nasıl değiştiğiyle ilgili bildiklerimizi anlama yetisi yok.

    anlatmak istediginiz evrim ve canlilarin uzerindeki ufak tefek degisimleri anlaya biliyorum nede olsa ufak bir bebekken zamanla yavas yavas gelisiyor ve gelisimini tamamlamis adult (yetiskin)ler haline geliyoruz vuculdumuz bir cok degisime ugruyor benim anladigim evrim bu.bundan sonrasi artik cok asiri bilim kurguya giriyor.beyaz bir irkin surekli gunesli bir ulkede yasamak zorunda kaldigindan yuzlerce yil sonra beden renklerinin dnalar tarafindan kopyalanarak diger jenerasyonlara ulastirildiginida anlaya biliyorum fakat yukarida komploteorisi arkadasimizinda dedigi gibi deniz icinde karadakinden fazla zaman harcadigimiz durumlarda sagimizdan ve solumuzdan solungaclarin cikacagina yada baska bir degisime inanamiyorum.oyleki suda gerekenden fazla kalirsak cildimiz deformasyona ugrar ve yavas yavas curur,hucrelerimizin sudaki oksijeni enzimleye bilecek mekanizmalari olmadigindan karaya cikip gunes altinda kurunmamiz gerekir.yillarini yuzme sporuna vermis yuzuculerin vucult yapilarina bakarsak tek farkliligin kemik ve kas yapilarinin daha duzgun ve saglikli oldugudur.eger bir cift yuzucu suda bebek dunyaya getirmis olsalardi ve bu bebegi suyun disina sadece kurumak amacli cikarmis olsalardi kurur kurumaz tekrar suya sokmus ve ayni islemi torunlarinin torunlarina jenerasyonlar boyunca uygulanmis olsa bile binlerce yil sonra dogacak olan bebekde en fazla degisim ten ve cilt yapisindaki
    degisiklik olurdu.bu bedensel egitimleri karadakilerden farkli olacagindan olsa olsa en fazla yuzme ve su altinda daha fazla kalabilme yeteneklerine sahip olurlardi buda artik bedensel egitimle alakali.bir yerde sizin kendi yorumunuzda diyorsunuzki yasam yerlerine adapte olup evrim gecirmesine gerek kalmayan canlilar var peki alaskada yasayan insanlar uzerlerindeki koruyucu elbiseler olmasa ve surekli ciplak kalmak zorunda olsalar zamanla vucult’larinda buzdan korunmalarini saglayacak kalin bir derimi olusur sirf onlari korumak icin?yada bakim yapilmamis bir ayak gibi nasirli bir cilde sahip olurlar?
    yuzeysel dusunun somut dusundugumu zannetmeyin cunki en az sizin kadar hayal gucumun oldugunu dusunuyorum.

  6. @destroyer

    destroyer: bir yerde sizin kendi yorumunuzda diyorsunuzki yasam yerlerine adapte olup evrim gecirmesine gerek kalmayan canlilar var peki alaskada yasayan insanlar uzerlerindeki koruyucu elbiseler olmasa ve surekli ciplak kalmak zorunda olsalar zamanla vucult’larinda buzdan korunmalarini saglayacak kalin bir derimi olusur sirf onlari korumak icin?yada bakim yapilmamis bir ayak gibi nasirli bir cilde sahip olurlar?

    Çıplak yaşamak zorunda olsalar daha yağlı, derisi daha kalın ve daha fazla kıllı olanların hayatta kalma şansı daha fazla olacaktır ve belli bir süre sonunda popülasyonun büyük bir bölümü bu özelliklere sahip bireylerden oluşur hale gelecektir.

  7. kutup bolgesinde yasayan kral penguenlerini biliyorsunuz onlarin ayaklarini -60 derece sogukdan koruyan kan pompalama sistemi var.
    bu hayvanlar nasil kutuplara ulasmislardir?
    baska bir yerden geldilerse diger sicak iklimde yasayan penguenlerden daha farkli ozelliklere sahipler?
    hadi zaten bu penguenlerin soguk bir iklime sahip bir yerden kutuplara goc etdiklerini varsayalim peki yanlizca tek ornek vermek gerekirse ayaklarini bukadar asiri sogukdan koruyacak sisteme nasil sahip olabilirler?
    hucrenin mukemmel yapisini biliyorum ozaman hucrenin boyle inanilmaz seyler yapabileceginede inanirimda fakat hucreyi var eden tanrinin gormezlikden gelinmesini ve evrim teorisinin ateist’ler tarafindan kullanilmasina goz yumulmamasi gerektiginide savunurum ve inanan biri olarak buna hakkimin oldugunuda dusunuyorum.
    evrim varsada bu ALLAHin emri disinda asla gerceklesmez bu yuzden evrimin ateist dayatmalar sonucu deformasyona ugratilmasi siz evrimci dusunenlerinde bunlara meal birakmamasi gerekir.
    sonucda tanri herturlu bilimin sahibidir o bilir fakat bizler bilmeyiz yalnizca sonradan ogreniriz.

    • Destroyer şunu merak ediyorum; Penguenlerden bahsediyorsun. kutuplardaki ınsanlardan bahsediyorsun bunların bu kadar soğuğa nasıl dayandığını. Kutuplardaki insanların neden evrim geçirmediğinden falan bahsediyorsun. Ben bunu anlayabiliyorum, sorguluyorsun körü körüne evrime inanmıyorsun.Bu geçekten de bizler (hepimiz) için güzel ve olumlu bir şey. O halde şunu da sogulamak gerekmez mi? ” Tanri herturlu bilimin sahibidir o bilir fakat bizler bilmeyiz yalnizca sonradan ogreniriz” Bu sonuca nasıl varıyoruz. Tanrının her şeyi bildiğinin bilimsel bir açıklaması var mıdır? Yada bunu nereden öğrendiniz? Hani her şeyi sorguluyoruz ya. Şöylemi olmalı acaba Bilimi sorgula ama Tanrı inancını Sorgulama. Sizce burada ama (samimiyetinize güvenerek) BİLİME KARŞI BİR ÇİFTE STANDART uygulamıyor musunuz?
      Saygılar,

  8. Çıplak yaşamak zorunda olsalar daha yağlı, derisi daha kalın ve daha fazla kıllı olanların hayatta kalma şansı daha fazla olacaktır ve belli bir süre sonunda popülasyonun büyük bir bölümü bu özelliklere sahip bireylerden oluşur hale gelecektir.

    belli bir sure sonunda hepsi olurler mahalesef.yasaminin gereksinimi olan sicaklikdan mahsun kalan bir insan zamanla hastalanip olur ve hic bir hucre insan vucultunda en uygun yeri bulup gerekli olan isiyi saglayacak bir mekanizma gelistirecek vakti bulamaz.

  9. canlilarin icinde bulunan bagzi savasci hucreler bir hastalik durumunda antikorlar uretip virusleri halt ederler daha sonra bu virus hakkinda bir parca bilgiyi bunyelerinde hafizaya alirlar daha sonra tekrar ayni virusle karsilasildiginda bu viruse ne tur bir uygulama ile karsilik verildigini aninda hesaplayip karsilik verirler ve bu olup bitenlerden bizlerin hic bir haberi olmaz.hastaliklarin iyilesmesinde mahalesef soguk ortamlarin hicde yardimci oldugunu zannetmiyorum bu yuzden soguk havalardada kalin giyinmemiz ve vucult isimizin altina inmememiz gerekir cunki soguk ortamlarda bu bahsetdigim savasci hucreler mahalesef islevlerini yerine getiremiyecek kadar aciz kalirlar.

  10. destroyer..

    yazilarini okuyorum…

    diyorsunki ” evrim varsada bu ALLAHin emri disinda asla gerceklesmez..”..

    evrim ve Allah yanyana gelecegini sanmam.. Cunku Evrim acikladigi canlilarin gelisi ve evrimlesmesi, Allahin kitaplarindaki canlilarin yaratilis tarzi ile tamamen farklidir. Yani hem Kur’anda, Incilde,vs. soylendigi gibi hem ” canlilar bir anda ve gunumuzdeki sekliyle yaratilmislardir ve herhangi bir degisime ugramamislardir.”" Evrim ise bunun oyle olmadigini canlilarin basit bir yapidan milyonlarca yillik bir dogal seleksiyounun sonucu degiserek, gunumuzeki hallerine geldiklerini ispatlar.

    Haliyle, Allahi Evrim’le karisitiramazsin.. Onun icindirki, Evrim cok acikca bir bilimsel teori olmasina ragmen, Tanriya inananlar tarafindan, bin dereden su getirilerek, kabul etmemeye calisiyorlar. Gerci artik yavas yavas onlarda kabul etmek zorunda kaliyorlar.. ama onlarida naliyorum.. cok kolay degil..

  11. kimsenin gercekdende kabul etdigi falan yok sadece mantikli olanlarini kabulleniyorum digerlerinin ne dusundugunu bilmem.
    evrim hakkinda kabul etdigim tek nokta sadece insan renklerindir bu renkler ise doga ile alakadar.
    vejeteryan bir insanla etobur bir insanin zamanla cene ve fiziksel yapilarinda degisikliklerin ola bilecegini kabul ediyorum ama otobur bir insanin zamanlada inege donusecegini hic zannetmiyorum.belkide farkli yiyeceklerle beslenmelerinden dolayi beyinlerine giden protein ve vitaminler bakimindan beyinlerinin farkli gelismesi soz konusu ama bunu evrim niteliginde sunmanin dogru olacagini dusunmuyorum.
    kutsal kitaplar zaman insanlarinin algilaya bilecegi turden anlatilmistir.binlerce yil once insanlara tanri ben sizi bu bu gibi evrelerden gecirdim diye anlatmaya kalksa kitap degil kutuphane indirmesi gerekirdi.zaten 1400yil once kendi kiz cocuklarini cahilce diri diri topraga gomen cahil bir kavme ne anlata bilirsin?okadar cok sofistike bilgiyi alan arablarin beyinleri o kadar cok buyurduki kafataslarindan sarkardi:) bu yuzden kutsal kitaplari somut degil soyut bir sekilde yorumlamak gerekir.
    ibrahim suresinin ingilizce cevirisinde “oyleyse eminmi oldunuz ALLAH sizleri yere gecirir ve yerinize baska bir yaratma getirir” ama turkce meallerde ayni sure yaratma yerine baska bir halk getirir diye gecer.dolayisiyla iki mealden biri deformasyona ugratildigi kesin.bunlardan hangisinin dogru oldugunu anca yazilan ilk kuran surelerinde bulabiliriz.boyle bir luksumuzun oldugunuda zannetmiyorum.bu sorunun cevabini bula bilecegimizi zannetmiyorum.kuran degismiyecek ve degistirilemeyecek deniyor ama 2 ornekdeki kelime degisikligi arada tamir edilemez buyuk bir bosluk birakiyor.

  12. destroyer..

    anliyorum seni..

    birde sunu soylemek istiyorum, aklima birdeb bire geldide..!!

    “”..Her seyi bilen, herseye kadir olan, aklimizin alabileceginden belkide milyarlarca daha zor olan uzayi yaratan, canlilarin en kucuk birimi olan hucrede bile 3.5 milyar yapi tasini son derece guzel bir skilde duzenleyen ve mukemmel bir ortam kuran”" ALLAH, kendi yarattigi kullarina, kendi isteklerini, kendi kitabi KUR’AN’da, insanlarin anlayamayacagi veya yanlis anlayabilecegi sekilde nicin yazmistir, indirmistir?? Halbuki cok bir sekilde, cok daha analsirlir bir sekilde, hangi zamanda olursa olsun, butun kullarininin anlayabilecegi bir sekilde anlatabilirdi, degilmi??? Ama seninde soyledigin gibi, hicte Kur’An oyle kolay anlasilmiyor, herkes degisik yorumlar yapiyor.. Kur’An’i anlamamiz icin nicin, imamlara, hadislere, yani dini egitim gormus kisilere ihtiyacimiz olsunki??? Allah o kadarmi, kullarina isteklerini anlatamiyorda, bazi insanlarin yardimina ihtiyac duyuyor???

  13. guzel kardesim zaten senin gibi dusunup boyle sorular soran insanlarin yeni yada eski ateist oluslarini biliyoruz
    zaten SINIRLI zekamizi neden nicinler yerine varligini kabul edip bu sorulari kendisine sorarsak yurekden sorularimiza acik cevaplar verecektir..siz anlamak yada inanmak istemedikden sonra sabaha kadar anlatsak sabaha kadar soruyla karsilasacagimizdan eminim.
    sizin sordugunuz sorulari bende soruyorum ama sora sora insanin basina agrilar giriyor.
    simdi ALLAH niye ap acik belirtmiyor? neden cunki eger ap acik belirtmis olsaydi her kez herseyi bilir kesin varligindan emin olur ve gunah kavrami ortadan kalkardi ozamanda verilmis olan soz yerine gelemezdi yani cennet ve cehennem.bizim burada olus sebebimiz bize verilecek odulun ozelligidir.bu ozelligi anlamak gerekir.simdi allah cenneti nasil tarif etmis?altindan bal akan irmaklar altin saraylar ipek giysiler falan fistan.simdi ALLAH neden 1400 yil oncesi insanlara cennetde var olan teknolojiyi anlatsin?anlatmis olsada bunu kim nasil algilaya bilirdi?daha 20 30 yil oncesine kadar teknolojimizin bu denli yuksek olacagini biri size anlatsa deli demezmiydiniz?hz muhammed bunu boyle anlatsa onada deli derlerdi oyle degilmi?cok basit bir ornek vereyim simdi siz yaraticisiniz bir cok dunya yada dunyalar yaratiyorsunuz ve canlilar, yaratmis oldugunuz canlilar arasinda bizlere cok benzeyen ozelliklerde olanlarda var.peki size soruyorum tanrinin yerine koyun kendinizi bu yaratdiginiz varliklarin size saygi duymasini ve sizi gormeseler bile size katiksiz inanmalarini istemezmiydiniz?cunki sen cok akilli bir canli yaratiyorsun sinamak istemezmiydin? sinifi gecen ogrenciyi bir sene geriyemi atarlar yoksa bir ust sinifami?
    bizlerinde bir ust sinifa atlamamiz icin bu dunya denilen alcak hayatin engellerine takilmamamiz lazim
    verilecek olan sahip olduklarimizin cok cok ustundedir. magdem evrime inaniyorsunuz belkide ALLAH bizleri sadik birer kul olusumuzdan dolayi odullendirecek ve belkide oldugumuzdan cok daha akilli varliklar haline donusturecek ee evrim ya al iste.
    yoksa bizlere bizim gozle bile goremedigimiz hucrelerimizmi yardimci olacak?
    hangimiz bilerek kendi hucrelerimize emirler verip bedenimizde deforme olmus bir bolgeyi onara biliyoruz?zaten hucre yapa bilecegini yapiyor bagzen yara geciyor bagzende mahalesef hucreler olup kendilerini yenileyemiyorlar sizler olume mahkum olacak olan bedenlerinizin muhtesemligine hayran kalip tanrinin yaraticiligini unutmusunuz yada isinize gelmiyor.aklinizca gunah kavramini kafanizda yok etmeye calisiyorda olabilirsiniz….
    kurani anlamak icin nicin imamlara ihtiyacimiz olsunki? paleontolojiyi anlamak icin nicin mr dawkins’e ihtiyacimiz olsunki?buda sordugun soruya baska bir soruyla karsilik.elbetdeki imamlara sorucaz adamlar bu isin icinde yetisiyorlar kurani cok okuyupda buyuk islam alimlerinden ders almis insanlarla bizim kurani anlama yetimizin ayni olmasini bekleyemeyiz.

  14. 1400 yil oncede ALLAH suan bildigimiz seyleri anlata bilirdi ama bunu algilaya bilecek nekadar topluluk vardi?
    arti boylesine buyuk bilgileri anlatan bir kitabin dogrulugunu arastirmaya kalksalardi zaten ellerinde olan teknoloji buna yetmez ve islamin ALLAHin dinin yayilmasi cok uzun zaman alirdi boylece ALLAHin yazdigi kaderde degismek zorunda kalirdi.1453 de istanbul islamin gazina gelmis bir cok kahraman askerler tarafindan alinamaz ve belkide sizin varliginiz bile olmaya bilirdi.ne kadar ince bir kader uzerinde oldugumuzun farkinda olmayisimiz cok aci verici dogrusu.1400 yil once simdiki bilgileri yazmis olsa bizler simdi karsiliksiz kendisine tapanlar olurduk ama ona inanmak icinde yalnizca boyle bilgilerden bahsetmis olmasi gerekmedigini giderek artan tanri bilincinden anlamis olmamiz gerekir.

    • evrim gibi sacma ve delile dayanmayan ancak safsatalara dayanan bir dusunceyi sanki bir gercekmis gibi sunmaya calismanizi hayret ve esfle okudum. 19-03-2009 siyaset meydani programinda Prof unvanini kazanmis Celal sengor un homo habilisin ayaga kalkmasi izahi gercekten cok sasirtici ve komik.Otlardan dolayi kendilerine karsi gelen tehlikeyi goremeyen homo habilisin dik yurmeye baslamasi iddiasi ve boylece de beynini gelistirmis olmasi cok komik.peki neden sadece bir grup maymun bu yola tesebbus etmis de diger grup maymunlar hala aslanlara yem olunabilecek yolu tercih etmeleri nasil izah edilebilr.
      ikinci iddaniza gore kuranin anlasilabilmesi yonu.Her insan kurani kendisinde olan akil ve bilgi seviyesinde anliyabilir.Kuranda ki anlatim yeri gelir cok basit ifadelerle anlatilir yeri gelir cok edebi bir dille anlatilir.Bu da Allahin bir anlatim sanatidir.temel konu basit de olsa daha derin de anlatilsa insanin yaratici ile olan iliskisidir.insan anlayis ve bilgi dairesinde Allah in kudret ve gucunu gorebilri..ayni cisme bakan insanlar farkli cikarimlar ve yorumlarda bulunabilirler.kuranin bir cok ayeti insani dusunmeye ve arastirmaya tesfik eder.Ama bu ayetlerden herkes farkli cikarimlarda bulunur bilgisi kadar.kimi cok derinlesir kimi de cok kalir ..Ama bu ugurda vakit ayiran insan derinlesir ve hikmet boyutu artar.Allahin yaratma gayesi kendisinin ve yaratma sanatinin bilinmesi ve tesekkur edilmesi.herkes bir anda ve ayni zamanda mukemmel anliyabilseydi zaten mucize olma sifati ortadan kalkardi.Cunku kuranda anlatilna bir kisim ayetlerin delil ve ikna edici olmasi icin gerekli zamanin yasanmasi gerek.Her zaman dilimi ait ikna edici delillerin ortaya cikmasi ve kuranin bilimin tesbit ettigi gercekleri ortaya koymasi icin gerekli zaman dilimine girilmesi lazim.ornegin big bang teorisini anlatan kuran ayetlerinin iyice nlasilmasi icin 20.00 yuzyildaki bilimsel kesiflerin ortaya cimasi gerekiyordu.1400 sene once muhatap olunan kulturun bu ayeti hakkiyla anlamasi mumkun degildi cunku yeterli teknik ve bilgi musade etmiyordu.bizden sonarki nesillerin de gorecegi ayetler vardir zamani gelince daha iyi anlasilacaktir.Bunlar bir kader dairesinde vukuu bulur

    • konu huriler olunca hepsi cin gibi teknolojiyi de anlatsaydı heralde bu uyanıklar anlarlardı :)))))

  15. destroyer..

    Tabiiki insanlar bu sinirli zekalariyla dusunmek zorundalar, kafalarina yatmayan konulari ile ilgili suphelenmek, ne oldugunu anlamaya calismak, arastirmak ve birsekilde anlam vermek icin dusunurler.. onun icin insan zekasi gelisiyor, 1000 yil kadar once anlasilmasinin imkansiz oldugu seyler bugun en geri zekali dedigimiz insan bile anlayabiliyor. bunda insanlarin durmadan olarlari merak ettikleri icin, zekalarini kullandiklari icin olmamismidir?? “Tanri” insanlara, size aklinizi dusunesinz diye verdik”" dememismidir???

    Ayrica, su anda teknoljiyi 1500 yil once anlatsaydir, kim anlayacaktiki diye soruyorsun?? hayir ben Kuranda simdiki teknoloji niye anlatilmiyor demiyorum, Kuran yazilmasinda tam olarak bir aciklik yok, Kuranin cogu sureleri cok yuvarlak anlamlar icerebilcek, genel ifadelerdir. onun icindirki, herkes degisik degisik yorumlar cikarabiliyor. Onu soruyorum,? Herseyi bilen, herseye gucu yeten Allah, kendi yarattigi kullarina soylemek istediklerini, gonderdigi Kurani indirirken, neden cok acik ve net bir sekilde ne soylemek istedigini anlatamamista, herkes farkli farkli yorumlar yapmakta ve degisik anlamalar cikarmaktadirlar. Sanirim Islamin cikisindan sonraki, muslumanlar arasindaki kavgalar hep bundan dolayi olmustur. Halbuki, Kuran, benim bildigim kadariyla, sadece o zaman yasayan Arap tolumuna inmemistir, butun insanliga ve butun zamanlara indirilmistir.

    Bence neresinden bakarsan bak, akla yatmayan bir durum sozkonusudur. onu anlatmaya calisiyorum.

    senin soylediklerini biliyorum.. ama yinede Tanrinin bu yaptigi!!! aklima yatmiyor..

    • arkadaşım dediğin doğru kuran ve diğer kitaplar sözde tüm zamanlara ve tüm dünyaya indilrişlmiş ama gel görkü sadece 1000 küsür yılda güncelliğini yitirmiş.ayrıca kuraan içeriği itibariyle yalnızca mekke ve çevresindeki bir kaç kasabaya gözdağı olması ve sosyal yaşamlarını düzenlemek amacıyla peygamber ve yanındaki bir kaç kişi tarafından mağaralarda ve deve sırtında yazılmıştı işte o kadar …

  16. evet soylemek istedigini anliyorum
    sorunlari cikaran insanlardir
    yalnizca kuran degil incil ve tevrat’in hukumlerinide degistirmek istemislerdir 10 emirin yalnizca 10 tane olmasi degistirilemeyecek kadar az oldugundan kaynaklaniyor olabilir.ALLAHin teknolojiden bahsetmesi degil yuzeysel olarak o donem insaninin algilayabilecegi sekilde bir cennet ornegi vermesidir.
    simdi ne kadar gercekleride anlatsan senden sonra gelecek olan jenerasyon soylenenleri kendi zamanin yasam sekline gore yorumlayacagi kesindir.
    birde zaten seytaninda is basinda oldugunu unutmamak gerekir.tamam belki siz kabullenmiyor olabilirsiniz ama bir zamanlar inaniyor olmanizdan dolayi seytanin ozelliklerinide bildiginizi saniyorum.
    dinimiz bizlere yanlizca sevgiyi ve saygiyi ogretir diger bilimsel seylerede dikkat etmemizi ve arastirici olmamiz gerektigini bagzi ayetlerde bizlere iletir.
    insanoglunun bencil oldugunu O bizlerden daha iyi biliyor cunki bizleri oyle yaratmis ama bizlere verdigi beyin insanoglunu yaratdigi bilgisayarlardan kat kat ustundur bu ozelligimizi kullanip yaratici olmak yerine isimiz gucumuz para,kadin,toprak ve herkezden daha ustun yasamak.
    aclikdan olen onca afrikalinin bizim nekadar umrunda oldugu ap acik bir ortada.binlerce yil once ATTILLAnin kavmide kuraklik yasamis ve yakin cevre ulkelerden yardim istemis fakat istegine kulak asmayan kavimleri kilicdan gecirmistir.attillanin kendisine tanrinin kilici lakabini koydugunu biliyorsun.
    bagzen soyle sorularla karsilasiyorum tanri bizlerden neden boyle seyler istiyor?oyunmu oynuyoruz? bence evet oyun oynuyoruz hemde muthis odullu bir oyun acacagimiz kutuda olumsuzluk ve SINIRLI kullanabildigimiz beynimizi yuzde yuz kullanmamizi saglayacak anahtar bulunmaktadir.unutmayalimki kimse kimseye bedava birsey vermez.bizlerden istenende okadarda cok agir seyler degildir.zina,hirsizlik,oldurmek,dedikodu ve tanriya sirk kosmak yapmamamiz gerekenlerden bagzilari bunlarda zaten dinsizbir kavmin bile yapmamasi gereken seyler.hadi tanriyi bizlerin uydurdugunu dusunelim ve bu kurallari bizlerin koydugunu dusunelim peki bu kurallar icinde mantiksiz olan sey ne olabilir? zaten yapilmamasi gereken seylerdir.tanri bizlerin paylasimci,arastirici ve herkeze esit davranmamizi istiyor.bu kurallara uydugumuz takdirde diger hayatimizda bize verilenle yetinecegimiz kesindir ne eksigini nede fazlasini isteyecegiz bu hayatimizdada yapmamiz gerekende bu.yani elimizde olanlarla yetinmek.
    bagzen tum insanlar herseyi isterler ama tanri onlara herseyi vermez bunun nedeni yanlizca seni sevmedigi icin degil sadece sana verilenle baskalarinda sebeblenmemesidir.mesela tanri sana cok buyuk bir miktarda para verdigini dusunelim bu parayla ne yapardin?elbetdeki ya aile mensuplarina yardimci yada baska insanlara yada bu paranin buyusune kapilip parani harama harcardin.belkide tanri sana para vermemesinin sebebi digerlerinin bu paradan nasiplenmemesi olabilir cunki tanri o kisilere belli bir kader cizmisdir sana verecegi parayla bu kaderin degisecegini senden daha iyi bilir. bu verdigim sadece bir ornek.bu ornekleri cogalta biliriz.
    kendimi sizden daha akilli yada daha gerizekali olarak gormuyorum zaten geri zekali bir insan zekasinin nedenli oldugunu dusunecek zekayada sahip degildir ama ornek aldigim sey bagzen bir gerizekalidan bile birseyler ogrenebilecegimdir.hz meryem yahudi mabedinde hz zekeriyanin yapmis oldugu ufak bir odada mevsimi olmadigi halde her cesit meyvenin oldugu bir sepetden meyve yedigini goren zekeriya bu meyveleri nereden buldugunu sormasi uzere hz meryemin cevabi tanri karsiliksiz nimetler verendir olmustur.zekeriya kendisinin peygamber oldugunu soyledigi zamanda bile ufacik bir kiz cocugundan tanrinin bu ozelligini ogrenmesi goz yaslarini tutamamasina sebeb olmustur.yani bizler olene kadar ogrenecegimiz cok ama cok sey var bildiklerimiz bilmediklerimizden daha az.tanri her bilimin sahibidir ondan ogrenecegimiz cok sey bulunuyor ve onun yardimi olmadan bir cok seyi ogrenmek cok zor.

    Halbuki, Kuran, benim bildigim kadariyla, sadece o zaman yasayan Arap tolumuna inmemistir, butun insanliga ve butun zamanlara indirilmistir.

    evet haklisin ama ilk olarak araplara inmesinin sebebi kiz cocuklarini diri diri topraga gomuyor olmalarini engellemek amacli olabilir.
    dunyanin bir yerinde ilkel bir kavim halen erkek cocuklarini kavimlerine iyi sans getirmesi icin ayni araplarin yaptigi gibi topraga diri diri gomuyor olmasidir.
    deccalin fitneleri dunyamizi sarmistir bugun orgish videolarinda insnalarin kafalarini nasil kesdiklerini goruyorsun sakin bana bunlari din adina yaptiklarini soylemeyin cunki dinle alakasi olmadigini cok iyi biliyorsunuz.tanrinin goklerden inip bizlerle muhatab olmasini beklemeyin cunki boyle birsey asla yapmaz bizimle diger yasamimizda muhatab olacak burasi kesin.

  17. açık yüreklilikle bir biyolog olarak yazılanlarda şu eksikliği görüyorum:
    şimdi yaratılış atlası isimli kitabın içindeki 3-4 adet fosil veya o fosilin yanında canlıya ait fotoğrafların yanlış olduğundan bahsediliyor. fakat yaptığım incelemelerde bu kitabın bir hayvan-bitki sistematiği kitabı olmadığını ve orijininde sadece evrim teorisinin yanlış olduğunu kanıtlamya çalışan bunun içinde içinde çok ciddi profesyonel bir fotoğraflama çalışması yapılmış fosil resimlerinin bulunduğu bir kitap olduğunu anladım.
    bilimsel olarak bir iddia eğer yanlış deniliyorsa o halde bu kitaba antitez olacak başka bir kitap yayınlanması ve içerisindede değişikliği kanıtlayan fosil resimleri olması gerekir. doğrusu budur çünkü bizim okuldada taksonomi derslerinde kullanılan kaynaklarda bazı hatalar yapılmış ama düzeltilmişti ve en önemlisi bu hatalar kitabın ana fikrininde yanlış olduğu intibasını kimsede uyandırmamıştı.
    YANİ sonuç olarak yaratılış atlası evrimi fosillerle çürütmeyi hedef almış, buna yanlış diyenlerde aynı taktikle fosillerle evrimi kanıtlayan arageçişsel kanıtların ayrıntılı resimlerini ortaya koyması gerekir.
    objektif olarak bence konu budur

  18. @biologist

    Kitap içindeki 3-4 adet fosil veya canlıya ait yanlışlığa değiniliyor olmasının nedeni onların incelenmiş olması. Yani benim iddiam kitaptakilerin %90′ın üzerindekinin yanlış, uydurma olduğudur. Ama yüzlerce belki de binlerce iddiayı tek tek inceleyecek ne zamanımız var ne de böyle saçma ve amaçsız bir işe kalkışacak kadar psikolojik sorunlarımız yok.

    Ayrıca ortada öyle profesyonel bir çalışma falan da yok. Richard Dawkins’in yazısına bakarsanız kitapta internettek bulunmuş yem olarak kullanılan maket böcek resmi bile kullanıldığını görebilirsin. Oradan buradan bulunan resimlerin kullanıldığı bir kitap için nasıl olup da “çok ciddi profesyonel bir fotoğraflama çalışması yapılmış fosil resimlerinin bulunduğu bir kitap” diyebiliyorsun anlamak mümkün değil.

    Bu kitaba antitez oluşturmaya çalışmak ve aynı fosilleri ve iddialaraı tek tek incelemek gerizekalılıktır. Kimsenin böyle birşeye girişecek kadar şuursuz olabileceğini sanmıyorum. Ama çok daha genel olarak Harun Yahya ve kitaplarındaki hezeyanlara verilmiş cevapların olduğu Harun Yahya Safsatası ve Evrim Gerçeği adlı kitap var. Ama senin bahsettiğin gibi tek tek bu kitaptaki iddiaları inceleen bir kitap olmaz olamaz. Kimse o kadar aptalca bir işe kalkışamaz. Kaldı ki böyle birşeye gerek yok. Ortada bu tip 10 civarında inceleme var ve hepsinde de kitapta gerçeklerin çarpıtıdığı ve yanlış bilgi verildiği açıkça gösterilmektedir. Zaten bu yazılara ve incelemelere yazımda da değilndim.

    Ayrıca eğer gerçekten söylediğiniz gibi biyologsanız evrimin fosillerle ne kadar kuvvetli bir şekilde desteklendiğini biliyor olmanız gerekir. Bunlarla ilgili bilimsel kaynakların da bilincinde olmanız gerekir diye düşünüyorum. Kısaca birilerinin çıkıp Harun Yahya’ya karşı cevap olarak fosillerin evrimi desteklediğini anlatmasına gerek yok çünkü şimdiye kadar bu çoktan yapılmış birşey. Bu konuyla ilgilenen biri istediği takdirde çok fazla sayıda kaynağa ulaşabilir. Yani öğrenmek isteyen, araştırma yapan biri bu tip kaynaklara rahatlıkla ulaşacaktır. İstemeyeceğimiz kadar bilgi mevcut bu konuda. Ama belli ki birilerinin bundan haberi yok ve başkalarının da haberi olmaması için baya çaba sarfediyor.

  19. @ da vinci
    üslup olarak kızgın ve asabi bir üslup takınmanızı eleştiriyorum öncelikle
    fosiller konusunda yayımlanmış evrim karşıtı bir kitaba yanlış diyen kişi
    evrim atlası çıkarabilmeli içerisinede evrimleşmiş fosil fotoğrafları koymalı
    bu konunun 1 e 1 çözümü böyledir, bilimsellik bunu gerektirr.
    bahsettiğim kaliteli fotoğraflar da fosillerin çekilmiş fotoğrafları, canlılarınki değil.
    fosil fotoğraflarının kalitesini paleontolog lardan duyuyorum dünyada böyle bir çalışma yok diye
    ayrıca bahsettiğim çözüm çok makul çünkü siz çok sayıda fosilin evrimi kanıtladığını söylüyorsunuz o halde yapılsın bir fosil atlası veya evrim atlası artık adı ne olursa yani ne var bunda
    herkes görsün arageçişsel kanıtları,
    yani madem çok herkes anlasın bilsin işte…

    • @biologist

      Kusura bakma ama senin dünyadan haberin yok bence. Duyan da fosillerle ilgili şimdiye kadar yazılmış hiçbir kitap yok falan sanacak. El insaf sayın bioylog. Bu kadar mı bilimsel literatürden bihabersin? Garip.

      Bu konudaki en sağlam kaynaklardan birini önereyim sana: Evolution: What the Fossils Say and Why It Matters

      Ayrıca birazcık araştırsan bu konuyla ilgili daha çok fazla kaynağa ulaşabilirsin. Sanki ortada hiçbir şey yokmuş gibi birilerinden bu yalan yanlış şeylerle dolu kitaba cevap vermek için yeni bir kitap yazmalarını beklemen biraz komik oluyor. Sanki bilim insanlarının işi gücü yokmuş da neredeyse tamamı uydurma fosillerle ve garip, saçma iddia ve yorumlarla dolu bir kitaba cevap vermek için yeni bir kitap yazmak için zaman ve kaynak harcayacaklar. Evrimin “e”sini anlamadığını defalarca gösterdiğim ve aynı şeyi bilim insanlarının da söylediği de ortadayken bu manasız tartışmayı nereye kadar sürdüreceğini merak ediyorum.

      Bu arada hangi paleontologlar fosil fotoğraflarının kalitesini çok beğenmiş söyler misin? Çok merak ettim de :))

      Tabi bir de o paleontologlara fotoğrafın kalitesinin mi yoksa kitapta verilen bilgilerin doğruluğunun mu daha önemli olduğunu da sorarsan sevinirim. Yani fotoğrafların kaliteli olması kitaptaki hezeyanları görmezden gelmeyi ve baştan sona yanlış dolu bir kitabı övmeyi mi gerektiriyor? Yazık.

  20. Biologist adlı arkadaş bir takım çıkarımlarda bulunmuş. En ilgincide:
    YANİ sonuç olarak yaratılış atlası evrimi fosillerle çürütmeyi hedef almış, buna yanlış diyenlerde aynı taktikle fosillerle evrimi kanıtlayan arageçişsel kanıtların ayrıntılı resimlerini ortaya koyması gerekir.

    Öncelikle biologist arkadaş mademki bilimle uğraşıyorsun sana şunu sormak isterim. Yaratılış teorisi ne kadar bilimseldir. Sanırım bir çok insanın anlamadığı soruda bu. Bilimin cevap vereceği şey yine bilimdir. Bilim kendinden olmayana cevap vermek zorunda değildir. Ha diyorsunki evrim illaki cevap versinn,evrim zaten bir çok sorunun cevabını yüzyıllardır veriyor. Daha nasıl bir cevap bekliyorsun.

    Harvurun Yahya adlı arkadaş yöntem olarak olduğu gibi şekil itibariylede bilimsel konuşmuyor. Diyorki evrimciler böyle olduğunu söylüyor ama aslında her şey bir yaratıcıyı anlaıyor. Şunu herkes biliyorki bundan 200 yıl önce herşeyi tanrıyla açıklamaya çalışsaydınız toplumda ve bilim çevresinde bir şekilde itibar görebilirdiniz. Ancak zaman safsatalar çağını çoktan aşmıştır. Evrim, konusuyla ilgili herşeye cevap vermiştir. Ha illaki Harvurun gibi birinci sınıf kiap basarak ve bunları ücretsiz dağıtarak cevap versinler dersen kusura bakma kardeşim evrimcilerde böyle bir para yok. Yani bir bilimadamı bunu asla finanse edemez. Bunu olsa olsa tacirler yapabilirki biliminsanlarınında ticaretle ilgisi olamaz.

    Yani HY ve müridlerini kaale almaya gerek yok. Çünkü kaale alınırlarsa evrimide geçip fiziğe el atacaklar ve Einstein’ın İzafiyetine karşı Refref yada Burak teorisi gibi abuk bir çıkarımla İzafiyetin çöktüğünü 1.Hamur kağıda basıp insanların beynini kemirmeye devam edeceklerdir. Yeryüzüne mürid değil bilim adamı gerekli. Bunu anlayın artık.

    saygılarımla….

  21. @davinci ve @kilit arkadaşlara :
    sayın davinci,
    bahsetiiğiniz kitaba Archaeopteryx i kapak yapmışlar. Bu fosil ilgili tartışmalar artık şu sonuca bağlandı: hayvanın telek ve tüy sistemi aerodinamik bir dizayn a sahip, iskelet ve kanat sistemi ise uçan bir canlıda olması gerektiği gibi. yani bu hayvan uçan bir kuşmuş; büyük ve yırtıcı görünümünden dolayı dinozrlara benzetilmiş ama sürüngenlerle arasında hiçbir benzerlik yoktur. Dolayısıyla arageçiş fosili değil bildiğmiz uçan bir canlının fosili Archaeopteryx.
    sayın iki arkadaşım,
    genel olarak evrimcilerde bu tip binlerce fosilin olduğu bir kitap yoktur ben çok inceledim. bunun olamamasının nedenide bu ara geçiş fosillerinin olmamasıdır. eğer var olmuş olsalar idi bugün binlerce kitabı olurdu. Konuyu HY etrafında döndürmennde bir alemi yok açıkcası çünkü bilim sadece akedemisyenlere bırakılamaytacak kadar kıymetli ve değerli bir şeydir. Çünki bir konuyu sadece bir kesimin kontrolünde bırakırsanız orda bilim olmaz, veya o bilim değildir. Mesela Einstein, belki gelmiş geçmiş en büyük bilim insanı olarak gösterilir fakat kendisi lise terk çok ciddi bir fizik akedemi eğitimide almamıştır ve bu haliyle bilim yapmaya başlamıştır.
    Sorun şudur zamanında tüm gezegenlerin dünyanın çevresinde döndüğünü söylemiş Batlamyus ve bu teoiri yüzyıllar boyuna kabül görmüş en sonunda meydana gelen teknolojik açılımlarla birlikte güneşin merkezde olduğu söylenmeye başlanmış ancak bu o dönemin akademik çevreleri tarafından şiddetle eleştirilmiştir ama eninde sonunda doğru ortaya çıkmış ve eski görüş kaybolup gitmiştir.
    Newton kütlenin sabit olduğunu söylemiş yine bu çok uzun yıllar boyunca şiddetle savunulmuştur taki Einstein Rölativite ile kütlenin hıza ve mekana göre değişebilen bir yapıya sahip olduğunu söyleyene kadar. Peki bunu ilk söylediğinde ne olmuş dersiniz Newton un seven yıllardır bu konuda ilim yapan insanlar haliyle karşı çıkmış ve akademik çevrelerce Einstein şiddetle eleştilimiştir ama sonuçta ne olmuştur doğru eninde sonunda geçerli hale gelmiştir.
    Şimdi Evrim Teoriside böyledir işte 150 yıldır şiddetle savunulmaktadır ama en basitinden daha ilk canlı hüce nasıl oluşmuş onu açıklayamamaktadır canlı hücreyi geçelim ilk protein nasıl oluşmuştur o belli değil! çünkü Le Cahtlier kanunu gereği suyun içinde su açığa çıkaran bir reaksiyon olamaz yani bu kuru bir gömleği denize batırıp çıkarıyorsunz daha kuru halde çıkıyor demek gibi. Karadada oluşamaz çünkü ultraviyole onu yok edecektir. E nerede oluşmuştur yani çok belliki kendine kendine küçük değişimlerle oluşamamıştır bu çok belli.
    Akademik çevrede (skolastik), şimdi ısrarla savunuyor evrim teorisini (skolastik düşünce), ve asla kabül etmek istemiyor yanlış olduğunu halbuki işte bu bağnazlık yani bilim e karşı bir şey . Bir şeyi tabu gibi kabullerle kabül etmek çok yanlış bu kesinlikle bilimsel değil.
    Daha ilk hücreyi açıklayamayan ve hücrelerin birbirlerine değişimini ortaya koyamayan ama özünde değişrek evrimi savunan bir teori haliyle yalanlanmış olur.
    Bilim budur

  22. @biologist

    bahsetiiğiniz kitaba Archaeopteryx i kapak yapmışlar. Bu fosil ilgili tartışmalar artık şu sonuca bağlandı: hayvanın telek ve tüy sistemi aerodinamik bir dizayn a sahip, iskelet ve kanat sistemi ise uçan bir canlıda olması gerektiği gibi. yani bu hayvan uçan bir kuşmuş; büyük ve yırtıcı görünümünden dolayı dinozrlara benzetilmiş ama sürüngenlerle arasında hiçbir benzerlik yoktur. Dolayısıyla arageçiş fosili değil bildiğmiz uçan bir canlının fosili Archaeopteryx.

    Harun Yahya’nın palavralarını okumak yerine bilimsel literatürü biraz araştırsan veya Archaeopteryx ve Harun Yahya’nın Yanılgıları başlıklı yazımı okumuş olsan bu yazdıklarının gerçeklerle örtüşmediğini ve çok açık yanlışlar içerdiğini görürdün. Archaeopteryx birçok sürüngen ve kuş özelliğini birarada barındıran mükemmel bir geçiş canlısı örneğidir. Tabiki Harun Yahya’nın yazılarını bilimsel gerçekler olarak kabul edip gerçeklerle hiç ilgilenmezsen bu tip garip “inançlara” sahip olman çok doğal.

    genel olarak evrimcilerde bu tip binlerce fosilin olduğu bir kitap yoktur ben çok inceledim. bunun olamamasının nedenide bu ara geçiş fosillerinin olmamasıdır. eğer var olmuş olsalar idi bugün binlerce kitabı olurdu.

    Gerçeklerden bu kadar kopuk olup kendi hayal aleminde yaşamana üzüldüm. Anlaşılan senin için yapabileceğim birşey yok. Öğrenmek isteyen araştırır bulur. Ama belli ki sen kendini öyle bir inandırmışsın ki bu zırvalara sana bunun aksini göstermek pek mümkün gözükmüyor. Senin adına gerçekten üzgünüm.

    Bu arada Einstein üniversite (Swiss Federal Institute of Technology Zürich) fizik bölümü mezunudur. Bilgi olsun diye veriyorum.

  23. [...] olduğunu, bugün yaşan bir türle birebir benzer olup olmadığını şıp diye anlayabiliyorlar. Cahillik olduğu kesin ama kimin cahilliği? ve Zehirli Yılanlar, Kaygan Yılanbalıkları ve Harun Yahya başlıklı yazılara bakarsanız bu [...]

  24. GELECEKTE BİRGÜN…BUGÜN…

    Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur saman içinde birtakım cahil insanlar bilim adamı iken, aklını kullananlar ise aşağılanır iken, ben mutlak gerçeği bulacağım diye debelenip durur iken, kah araştırmış kah düşünmüşüm, birgün üniversiteden hoca ile, bir gün camiden hoca ile konuşmuşum…Her karşıma çıkana sormuşum, GERÇEK NEDİR VE SEN GERÇEKTE NESİN? diye… Bir de bakmışım ki bir yanda herşeyi tesadüfle açıklamaya çalışan mutsuz insanlar, bir yanda hayatımda hayatımı veren varya cenneti neyleyeyim diyenler…

    Bir yanda yiyin birbirinizi, bencil olun, yardım etmeyin, cebinizi doldurun, enayi olmayın, duyarsız olun, kendinizi kurtarın çünkü hayat bir mücadele diyip, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın düsturu ile hareket edenler, diğer yanda en ufak davranışımız bile kayıt altına alınıyor, zaten heran ALLAH bizi görüyor ve kul hakkı yemememizi emrediyor, ona göre atmalıyım her adımımı, hem kainattaki herşey birbirinin yardımına koşturuluyor hayat bir yardımlaşmadır diyip, komşusu aç iken tok yatan bizden değildir düsturunu kendine kılavuz edinenler…

    Bir yanda aklınızı kullanın demelerine rağmen aklın mantığın asla kabul etmeyeceği hayalleri kabul edenler, diğer yanda aklımı bana aklı veren için kullanmalıyım diyenler…

    Bir tarafta bozuk çarpık ilişkiler, aldatmalar, çok kısa zamanda boşanma ile sonuçlanan evlilikler, ortada kalan çocuklar, diğer tarafta ALLAH hem kadına hem erkeğe namusunu korumayı emretmiştir, sağlıklı bir çocuğun yetişmesi için ve mutlu bireyler için aile önemlidir diyip sabır ile ailesini ayakta tutmaya çalışan insanlar…

    Biryanda benim şukadar param, şöyle mevkim, böyle unvanım var, ben şöyle güzelim, böyle yakışıklıyım diyip her fırsatta başkalarını ezmeye çalışıp kendini üste çıkarmaya çalışan, diğerleriyle alay eden, eleştiren kibirliler, diğer yanda herşeyin sahibinin ALLAH olduğunu, hiçbirşeyin bize ait olmadığını fark eden, aciziyetinin farkında olan, yaptığı iyilikleri ALLAH için yapan, övgüleri üzerine almayan tevazu sahipleri…

    Biryanda ölüm korkusu ile tir titreyip, botokslarla, estetiklerle ölümü kendinden uzaklaştırmaya çalışan zavallılar, diğer yanda ölüm bir uyanış, ALLAH’a kavuşma diyip hasret çekenler…

    Bir yanda ben hata yapmam, herşeyin doğrusunu ben bilirim, benim dediğim doğru diyenler, diğer yanda her insan hata yapar ben de insanım hata yaparım ama hatalarımdan ders alıp yapmamaya çalışırım diyenler…

    Bir yanda dünyanın kendisi etrafında döndüğünü sanıp BEN BEN diyen narsistler, egosantrikler, her fırsatta kendilerini ortaya atıp öne çıkmak isteyenler diğer yanda ben bir vehim, bizler ALLAH’ın isim ve sıfatlarını yansıtan aynalarız, ve hiçbirşeyi biz yapmadık ve kontrol bizde değil diyenler, ben değil de ALLAH diyenler…

    Bir yanda bilim adamları dediyse doğrudur diye bilim adamlarına tapanlar, kendi akıllarının bile kabul etmediği gerçekleri savunanlar, diğer yanda gerçek müslüman olmaya çalışan garip insanlar…

    Ve iki grup arasında kalmış aklını çeşitli yollarla susturmaya çalışan, iki gruptan da etkilenmiş, ALLAH var diyip, ne olduğu nasıl olduğu ne istediği konusunda düşünmeyip harekete geçmeyenler…ALLAH’ın emirlerini çiğnediğinin, ALLAH’a karşı geldiğinin farkında olmayanlar.. Ağzından ALLAH kelimesini düşürmeyen ama ALLAH’ı hissetmeyip, karşı gelenlerin yaptıkları sonucu korkan, çekinen, yanlış tanıyan insanlar…

    İşte yavrum, gerçeğin ta kendisi, var olduğunu her saniye hissettirirken, bir zamanlar insanlık bu hale gelmişti… Yavrum sen şimdi merak edersin, nasıl olur da bazı bilim adamlarının bu hale düştüğünü… Bunun nasıl mümkün olduğunu… Ve neyi savunduklarını…Kısaca anlatayım:

    Diyorlar ki: TESADÜFEN bir patlama olmuş ve tesadüfen bu patlama sonucunda milyarlarca galaksi, ve her galakside milyarlarca yıldız oluşmuş ve o galaksilerden birinde samanyolu galaksisinde, tesadüf bu ya bir gezegen oluşmuş tam uygun mesafede güneş ve ay oluşmuş…hem bu öyle bir tesadüfmüş ki hepsini döndürüyormuş…güneş dönüyormuş ay dünya hepsi tesadüfen çok çok hızlı dönmelerine rağmen hepsi aynı hızda dönüyormuş… ve hepsi gitmeleri gereken yerden, yoldan çıkmıyorlarmış… ve bunlar boşlukta havada tesadüfen duruyorlarmış… ve bu dünya denilen gezegen atmosfer ile sarılıymış, dünyayı koruyan tesadüfi bir kalkanmış, unutma lütfen var olan herşey quarklardan işte böyle tesadüfler sonucu meydana gelmiş… daha bitmedi…gelelim dünyaya… dünyada tesadüfen dağlar oluşmuş, ve bu dağlar tesadüfen ambar olmuş, kimi kömür ile, kimi bor ile dolmuş… bu dağlar aynı zamanda vahşi hayvanlara mesken olmuş, elbette nasıl olmuş, TESADÜFEN…. tesadüfen karalar, sular denizler olmuş, taklidi bile yapılamayan deniz suyu içinde türlü türlü canlıların yaşaması içn gerekli tüm minerallere tüm koşullara sahip deniz suyu tesadüfen oluşmuş… ve tesadüfen karalar, karalardaki bitkiler hayvanlar insanlar hepsi tesadüfen olmuş, nasıl canlanmışlar dersen, hayatı kim vermiş dersen, hayatın kaynağı ne dersen ammaaan demişler nerdense nerden bize ne… o da tesadüfen olmuştur işte demişler… (unutma yavrum bunları söyleyenler bazı bilim adamları)… her parça tesadüfen oluşmuş her parça tesadüfen uyum içinde çalışmış her parça tesadüfen görev edinmiş…tesadüf yavrum tesadüf… ve herbir parçanın atomlardan oluştuğu aşikar iken… atomlar ki toplu iğne başında en az 2 milyar atomun dönüyor, hiçbiri birbirine çarpmadan galaksiler gibi gezegenler gibi birşeyin etrafında vızır vızır dönen şeyler ve bu atomlarda milyonlarca insanı yok edebilecek güç gizli iken…tesadüfen çarpışmıyor elektronlar, tesadüfen ayrılmıyorlar birbirinden, tesadüfen, insan eli değmezse, felakete sebep olmuyorlar…zarar vermeleri tesadüfen olmamasına rağmen, zararsız olmalarını tesadüflerle açıklıyor kendini en üstün gören bilim adamları…

    bu daha giriş ama eminim yeterlidir…çocuğum ne günler gördüğümüzün… insanların nasıl kör hale geldiğini anlamışsındır sanırım…

    Aklından hiç çıkarma…günler çok hızlı geçiyor, çoğunlukla yaşlanınca ölse de insanlar, bilmiyoruz ne zaman öleceğimizi, her an ölebiliriz, ve ALLAH isterse bunu yapmak O’nun için hiç zor değil, isterse binlerce sebep var kullanabileceği, isterse sebepsiz alır canını… ister hastalığı sebep yapar, isterse doğa olaylarını kullanır… vücudunun da dünyanın güneşin ayın yağmurların depremin kontrolü de onda… şimdi hissetmeye çalış yavrum seni vucutta tutanın O olduğunu, o bir bıraksa yok olacağını…her an aklında bulunsun, O seni görüyor, işitiyor ve seviyor…çünkü sevginin kaynağı O ve sen O kaynağa yakınlaştıkça, sevgin artar, seversin herşeyi yaradandan ötürü… kimse sevmese de, O var seni seven, kimse anlamasa da, O seni senden daha iyi anlar..

  25. Elbet bir gün hayret edilecek bugün söylenenlere. Gözlerinin önünde yaşanan onca rezalete rağmen ALLAH’a inandığını söyleyenlerin kötülükten uzak olduğunu savunanlara; bilimle uğraşmanın insanı tevazu sahibi yaptığını farketmeyip egolarını şişirdiğini söyleyenlere; anlamadığı şeylere “Tesadüf” deyip yalanlamaya kalkanlara hayret edilecek.
    Elbet bir gün merak edilecek. Avrupa Ortaçağ’da kıvranırken bilim ve uygarlık meşalesini taşıyan müslümanların bugün neden bu durumda olduğu; neden yüzyıllardır yeni bir Biruni, İbni Sina, Farabi veya Hayyam çıkaramadığı; geleceği öngörmek için bilim yerine rüyalardan neden medet umulduğu merak edilecek.
    Elbet bir gün anlaşılacak. Gazali’nin aklın yürümediğini söylediği yollardan yürüyerek bugünlere geldiğimiz; “ALLAH aklını işletmeyenlerin üzerine pislik yağdırır” ayetinin hükmünce cahil, yoksul ve ayaklar altında olduğumuz; Mutezile’nin başı ezildiğinden beri akıldan soğutulduğumuz; “İslami Akıl” veya “İslami Bilim” masallarıyla müslümanların uykularının sonsuza dek sürmesine çalışıldığı anlaşılacak.
    Ve işte o gün geldiğinde sahte kutsallar Lat gibi, Hübel gibi, Uzza gibi devrilecek; Müslümanlar her “ALLAH” diyenin peşine takılıp onları zengin etmeden önce düşünecek; onurlu, mutlu ve dengeli bir hayat inşa edecekler. Ya da… Ya da sömürülmeye, ezilmeye ve öldürülmeye devam edecekler.

  26. fettoşun sahte bilim adamı istemiyorlar insanlar aydınlansın aydınlanırlarsa nasıl elde tutacaklar o muridlerini nasıl ekleyecekler yenilerini gidecek krallıkları saltanatları isterr mi fettoş güneşi çamurla(harun yahyayla) sıvamaya kalkıo

  27. değerli arkadaşlar,
    Evrim olgusunu savunurken yaratıcı varlığı-yokluğu tartışması evrim olgusunun yaygınlığına zarar verecek bir tartışmadır. Bu konuda ünlü fizikçi steven weinberg çok hoş bir cümle söylemiştir: (mealen)
    evrim teorisi tanrı inancını çürütmez, tanrıya inanmamayı mümkün kılar.
    saygılar

  28. aslın şöyle bir gerçek vardır… bilimle uğraşan ve öğrenmeye çalışan bir kişinin yaptığı iş sırasında tanrıyla hiçbir meselesi yoktur… çünkü o an tanrının olup olmaması yaşanan şeyleri deiştirmeyecektir…

    bazen kendime sorarım şu an tanrı olmasa hayatında ne değişirdi? eğer bir dine inansam hayatında ne farklı olurdu gibi… ama aldığım tek cevap kocaman bir hiç…

    • gözde hanım

      en son 4 ay önce yazmışsın ama belki yakın zamanda okuyup cevap verebilirsin…

      zamanım olsaydı buraya sayfalarca yazı yazardım özet le yazmaya çalışayım.

      öncelikle TESADÜF sizin anladığınız anlamdaki tesadüf değil.öyle olsaydı hiç bir akıllı ve mantıklı insan bu teori ye bu değeri vermezdi..evrim teorisindeki tesadüfle ne kastediliyor? korkularınızdan gelenek ve göreneklerinizden önderlerinizin subjektif taraflı çarpıtılmış milleti gaza getirmeyi ve sürü piskolojisini sürdürmeyi hedefleyen düşüncelerinden sıyrılıp bu konuyu tarafsızca incelemeni ve anlamaya çalışmanı önermekten başka birşey söyleyemeyeceğim…

      ayrıca bu teorinin, yalnızca insanların kafasında olan ve sözde kutsal kitaplarda yüzlerce kez binlerce kez insanların ateşle ve işkenceyle psikopatça tehdit edilmesi sonucu inanmak ve peşinden koşmak zorunda oldukları ve yüzlerce yıl baskıyla korkutmayla sindirmeyle aşşağılamayla asmayla kesmeyle bu inanışlarını devam ettirmek zorunda kaldıkları , insanların kafasına 600 lü yıllardan sonra kazınan dinle ve o tuhaf tanrıyla hiç bir alıp veremediği bulunmamaktadır…

      son birşey

      yazdığın şeylerin birçoğuna hepimiz katılmaktayız … din ayrı insanlık sevgisi canlılara saygı insan olmak ayrı…bu saydığın şeyler müslüman olduğunu söyleyen bir çok insanda varmı ?sen şimdi onlar gerçek müslüman değil dersin ?dersin ama bunu savunamazsın…dine bağlı insanlar allaha inanan insanlar iyi ateistler kötü öylemi ?ateistler sizce her türlü yanlışın içinde dir öylemi ??? güldürmeyin insnaları…size kolay gelsin …

      herkese tavsiye ederim ben harun yahya denen şarlatanın kitaplarını okudum yazılarını inceledim sizde turan dursun un kitaplarını bi zahmet okuyunda zaten her zaman tek taraflı propaganda tek taraflı yönlendirmenin yapıldığı insanların kandırıldığıo güzel ülkemizde objektiflik adına çok güzel bir başlangıç yapıverin…

      • birde sana önemli birkaç soru

        1)evrim teorisi ara geçiş formları bulunamadığı için sizce geçersiz sayılıyorsa kutsal kştaplarda yaklaşık yeri belirtilen ve yıllardır dağda taşta aranan fakat BULUNAMAYAN sözde nuhun gemisinin bulunanmamasıda DİNİ DOĞMALARIN ÇÖKÜŞÜ anlamına gelmektemidir ???

        2)Yeri göğü yaratan , evrenin tek sahinbi allah nasıl oluyorda zavallı insancıklardan maide suresi 32 . ayette islama karşı gelenlerin öldürülmesini ve diğer bazı ayetlerde kllarının bacaklarının ÇAPRAZ kesilmesini emredebiliyor ????
        ayrıca ismini hatırlayamadığım bir ayette inanan insanlara RÜŞVET TEKLİF EDER GİBİ talimatlarına uyulması halinde cennette onları gögüsleri yeni tomurcuklanmış çok güzel hurileri teklif edebiliyor???

        3)Sözünü ettiğin ve hepimizin katıldığı dürüslük konusunda “müslüman “kişilerin bulaştığı deniz feneri ,kombassan , yimpaş ,bosnaya toplanan paraların yenmesi ,HÜSEYİN ÜZMEZ (önder müslüman ) siirt jetpa (jet fadıl ) ve daha yüzlerce sıkandalla ilgili görüşlerin nedir?Hal böyleyken ateist insanlara söyleyecek sözün varmıdır ??? umarım bunların hepsine MANTIKLI cevaplar yazabilirsin …kolay gelsin

  29. son bir soru sana

    önemli ve güvenilir bir hadisçinin kitabındaki bir hadiste “ilk insan adem in ” boyunun yaklaşık 45 metre olduğu yazıyor ( ben sana hangi hadşs kitabı olduğunu söylemiyorum.belki araştırırsın ve araştırırken başka gerçekleri ve çarpıklıklarıda kendi gözlerinle görebilirsin diye ) evrim teorisinde muhterem adnan hocanın dediğine göre fosiller bulunamadığına göre evrim teorisi çöküyorsa bu adem amcanın metrelerce boyundaki kemikleri de bulunamadığına göre din de çöküyormu? yoksa o ayrı bu ayrımı diyorsunuz veya doğrusunu allah mı bilir diyorsunuz.

    NOT :İlgili hadiste ademin mezarının yeri de mağara ismi verilerek belirtilmektedir…eee artık olay basitleşti bu kadar ipucu ile heralde hemen yarın bulunur o kanıt(kemikler )

    • En güvenilir kaynaklardan Buhari’deki Allah (cc) Adem peygamberi (as) yarattı. Boyunun uzunluğu 60 zira’ydı hadisinde Hz. Adem’in (as) boyunun 60 zira (40 m civarı) olduğu belirtilmektedir. İbn Haldun (1332-1406) gibi bazı düşünürler ise bunun onun Cennet’teki boyu olduğunu, Hz. Havva ile yere indirilince yer şartlarına uygun boyuna iade edildiğini kabul etmişlerdir.

      1) Yer tarihinde ağaçlardan başka bu yükseklikte canlı bilinmeyişi,

      2) İnsan fosilleri içinde buna işaret edecek en küçük belirti olmayışı,

      3) Efendimiz’in (sav) benzer tasvirlerinin Ahiret’le ilgili beyanlarında bulunuşu, dikkate alınırsa İbn Haldun’un yaklaşımının makul olduğu söylenebilir.

      Âdem Aleyhisselâmın vefat ettiği gün, cuma günü idi. Ömrünün bin veya iki bin yıl olduğuyla ilgili farklı rivayetler vardır. 1

      1- İbn.Sa’d-Tabakat, 1/28,29, Ahmed b.Hanbel-Müsned 1/299, Taberi-Tarih 1/79, Salebi-Arais s.48, Deylemi-Firdevs 3/269, Heysemî-Mecmuazzevaid 8/206; Peygamberler Tarihi- Asım Köksal.

      • cevap için saol ancak yeterli değil hadislerden ademin boyunun 45 metre olduğu açıkça anlaşılıyor.dinde herkes kendine göre yorum yapıyor ancak herşeyi geçtim inanan insanların şunu yapması gerekmezmi hadislerde size göre ilk insanın öldüğü yer mağara beliğrtiliyor ee o zaman gidilip bu kemiklerin bulunması insanlığın 3000-5000 yaşında olduğu kanıtlanıp EVRİME SON DARBENİN İNDİRİLMESİ GEREKMEZMİ adsız arkadaşım.Fosil ve kemik bulma konusunda ihtimal olarak evrimcileri göre çok daha şanslısınnız çünkü ilk insanın gömüldüğü yer belli gidin ve bulun evrim olayını da topyekün halletmiş olursunıuz HAKSIZMIYIM evrimciler sürekli fosil arıyor sizde gidin ademin kemiklerini bulun altı üstü 3000-5000 yıl geçmiş illaki bir kalıntısı vardığr değilmi ???

      • adsız arkadaşım ademle ilgili oalrak tatmin edici bir cevap veremedin… neyse ben samimiyetle aşağıdaki soruların cevabını arıyorum…

        1)kuranda maide suresi 33. ayetin ne işi var ?( islam ve peygamberine karşı çıkanlar ya öldürülmeli ya oldukları yerden sürülmeli veya KOLLARI VE BACAKLARI ÇARPRAZ OLARAK KESİLMELİDİR !!!! )
        Senden bu ayetin açıklmasını istiyorum burda bir tuhaflık yokmu sence böyle bişeyi sonsuz hoşgörü sahi allah insanlara emredebilirmi sence ???sanaki insanlar yazmış gibime geliyor !!! mantıklı ve belgeli bir açıklaman varsa alayım

        2 )ismini hatırlayamadığım bir ayette de müslümanlara emredilen şeyleri harfiyen yerine getirdikleri taktirde onlara cennette GÖĞÜSLERİ YENİ TOMURCUKLANMAYA BAŞA,LAMIŞ ÇOK GÜZEL HURİLER VAADEDİLİYOR !!! peki bir tanrı bunu insanlara söyleyebilirmi burda da sanki bir insan fikri var gibime geliyor ne dersin !!!

        bunları cevaplarsan daha aklımda YÜZLERCE ORJİNAL SORU VAR seni bırakmam biyere :))

      • ben aşağıdaki soruları ilahiyetçılar dahil belki yüz kişiye sordum ama maalesef cevap veremediler allah bilir dedile !!! sen cevap verebilirsen bu alanda ilk olma özelliğine kavuşacaksın hasretle bekliyorum

        kolay gelsin

      • yani kol bacak kesme ve hurilerle ilgili soruları

      • zaten kuranda yazan hiçbir şeyin kanıtı yok aslında bunu kanıt yok diye mantık çerçevesine oturtmak yanlıştır.önemli hadiis kitaplarında ademi (hayali ilk insan ) boyunun 40 metre olduğu yazıyor o zaman onun kemikleri bulunsun !!!

      • kanıt yok diye bunu mantıksal olarak irdelemek yanlış dinde mantık olmaz dinde 2 kere 2 eşittir 222 ise bu doğrudur birileri kendince araştırır ve kendince kanıtlar bulur ve 2 kere 2 nin 222 ettiğini ispatlar kendince !!!
        adem in (hayali ilk insan ) boyu 45 metre olarak anlatılmıştır şimdi adnan oktar gibiler bunun kanıtlarını bulmak zorundadır. bulamıyorsa adem yaşamamıştır işşte o kadar kardeşim… hadis kitaplarında yazıyor isteyen açsın baksın ve bu kemikler bulunsun artık :)))

  30. Öncelikle merhabalar, konu hakkında akedemik bilgim yok sadece lise biolojisi bilgimle bir kaç şeyi yanıtlama ihtiyacı hissediyorum.

    Evrim, kavraması kolay bir konu değildir. Öncelikle evrimi anlamak için önyargıdan uzak bir şekilde beynimizin tam manasıyla açarak araştırma yapmak gerekli. En azından temel mantığını kavramış olmak gerekli. Yapılan yorumlarda üzülerek görüyorum ki evrimi farklı anlamış olanlarımız var. Suçlamıyorum, benim biyoloji mezunu ortaokul hocam bile ” madem maymunlardan geldik, o halde hala neden yaşayan maymunlar var” sorusunu sorduğuna, üniversitedeki eğitiminde bunun cevabını kafasına oturtamadığına göre, sizlerden beklemek yanlış olur.

    Yazılabilicek çok şey var. Ama şimdi sadece bir kaç yanlışı düzeltmek istiyorum sadece.
    “Çıplak yaşamak zorunda olsalar daha yağlı, derisi daha kalın ve daha fazla kıllı olanların hayatta kalma şansı daha fazla olacaktır ve belli bir süre sonunda popülasyonun büyük bir bölümü bu özelliklere sahip bireylerden oluşur hale gelecektir.” Doğru bir cevap olmuş, ama üstüne bastırmak gerek buradaki ince noktayı kaçıran çok insan var çünkü.
    Darwin in evrimi Lamarck ın görüşleriyle karıştırılıyor. Açıklık getirmek için evrime biraz girmek gerekecek.

    “Darwin in gözlemlerine dayanarak, evrim için 3 koşulun oluşması gerekir.

    a- Bütün türler dölden döle geometrik dizi şeklinde artma eğilimindedir. Besinler ise aritmetik dizi şeklinde artar. Dolayısıyla bireylere düşen doğal kaynaklarda azalma görülür.
    b- yukarıdaki maddeye dayanarak, doğal kaynaklar sınırlıdır. Bu nedenle yaşamak için gerekli olan besin, su, ışık ve diğer çevresel faktörler bakımından bireyler arasında bir yarışma (rekabet) vardır. Bu yarışta başarılı olanlar yaşamını sürdürmekte, diğerleri ise elenmektedir. Darwin bu olaya “DOĞAL SELEKSİYON” adını vermiştir.
    c- Her türün bireyleri arasında büyüklük. renk. davranış ve diğer birçok özellik bakımından farklılıklar (VARYASYON) bulunur. Bu varyasyonlar kalıtsal olaibilir.
    Bu maddelere dayanarak;
    Darwin e göre bazı varyasyonlara sahip olan bireylerin belirli bir çevrede yaşama ve üreme şansı diğerlerinden daha fazladır. Bu bireyler özelliklerini yavrularına aktaracağından her dölde çevreye uygun özellikleri taşıyan bireylerin sayısında artma bu özellikleri taşımayan bireylerin sayısında da azalma olacaktır. Örneğin Lamarck zürafaların uzun boylu olmasını “kullanma- kullanmama” ve “kazanılan karakterlerin kalıtımı” görüşüne göre açıklamıştır. Ancak Darwin e göre zürafaların uzun ve kısa boyunlu varyasyonlara sahip bireyleri bulunmaktadır. Bunlardan uzun boyunlu olanlar ağaçların yapraklı dallarına uzanabildikleri için besin ihtiyacını karşılarken, kısa boyunlular besin yetersizliğinden elendiler. (Doğal seleksiyon).
    O halde, DARWİN E GÖRE CANLILARIN DEĞİŞEN ORTAM KOŞULLARINA UYMALARI, ORTAMA UYGUN ÖZELLİK TAŞIYAN BİREYLERİN YAŞAMA VE ÜREME ŞANSI KAZANMASI İLE OLMAKTADIR.” Hocamın kitabındaki evrim konusundan alıntıdır.

    “alaskada yasayan insanlar uzerlerindeki koruyucu elbiseler olmasa ve surekli ciplak kalmak zorunda olsalar zamanla vucult’larinda buzdan korunmalarini saglayacak kalin bir derimi olusur sirf onlari korumak icin?yada bakim yapilmamis bir ayak gibi nasirli bir cilde sahip olurlar?”

    Sorunun cevabı şu ” EVET, OLASIK İÇİ” ama cevap kesinlikle evet değil. Çünkü yukarıda belirtildiği gibi türün varyasyonlarının oluşması gerek, Varyasyonlara ise eşeyli üreme ve mutasyonlar sebep olur. Yani, bu koşullara uyum sağlayabilicek bir varyasyon doğacak…ortama uyum sağlayabildiği için yaşama VE ÜREME sansı olacak, diğerleri ortama uyum sağlayamadığı için ölecek(diğer bir değişle elenecek) sonra uyum sağlayan varyasyon üreyebildiği için yeni doğanlar da uyum sağlayabilen olacak….sonra adaptasyonu bu şekilde uzuuuun bir süreçle gerçekleştirince, bir de bakacaksıız ki, oradaki insanlar üstlerine bir şey olmadan yaşayabiliyor…Ama takıldığınız şöyle bir nokta var. Siz o insanları alıp, birden bire dayanamayacakları koşullarda bırakırsanız, onların bırakın evrim geçirmeye, üreme için yaşamaya bile şanları olmaz.. Ancak doğanın işleyişi böyle değildir. O nedenle aslında örnek pek de gerçekçi değil. Çok açıklayı olmadı sanırım, elimden geldiği kadar anlatmaya çalıştım. Aslında çoook fazla örneği var zaten dünya üzerinde şu anda. Bunlara kaynaklardan da ulaşabilirsiniz. Ama ben en basit örnek olan zürafalardan üzerinden işin süreçini anlatmaya çalışmak istiyorum. Lamarck ın görüşü gibi zürafalar boyunlarını kullana kullana uzamamışlardır. Bu görüş aslında çoktan çökertilmiştir. Çünkü Lamark modifikasyonların kalıtsal olduğunu savunmuş oluyor. Halbuki, ben çok yüzdüm kaslı oldum diye, çocuğum da kaslı olmaz. Çevre şartlarının etkisi ile zürafa boyunu uzatabilir ancak yavru döllere bu özellik geçmez. Darwin in görüşünü ise şu şekilde açıklamaya çalışayım, örneğin, kaplanları düşünelim, belli bir habitatı paylaşan belli sayıda kaplan var, belli bir oranda artış gösteriyorlar, ancak besinlerdeki artış onlarınkinden daha düşük bir oranda. Doğal olarak aralarında rekabete sebep oluyor. Bir kaptan 2 yavru doğuruyor, ikisi arasnda mutasyonel veya eşeyli üremeden kaynaklanan varyasyonlar var. Birinin dişleri ve pençeleri daha sağlamken, diğerinin öyle değil, ve ya biri hızlı koşabiliyor, daha dirençli ama diğeri ortam koşullarına kardeşi kadar iyi ayak uyduramıyor..Eldeki besin ise sadece birine yetiyor..Hangisi besini alır? Tabiki özellikleri o besini kapmaya, yaşamaya daha uygun olan devam eder, diğeri ise elenir. Devam eden kaplan üremeye katılır ve böylece güçlü özellikler dölden döle aktarılabilir. Bu olayların farklı türleri doğurması ise işin başka bir hikayesidir. Deyinmeyeceğim. Aslında evrime girince biliminin bir çok dalına da değinmek gerekiyor tam anlamıyla anlayabililmek için. Embrioloji, morfoloji, biocoğrafya, sınıflandırma vs…

    Son olarak söylemeyi unuttuğum bir şeye daha parmak basmak istiyorum. Canlılar illaki uyum sağlayıp, evrim geçirmek zorunda değillerdir. Gerekli varyasyonu sağlayamamış olabilirler. O yönde bir mutasyon gerçekleşmemiş olabilir.

    • Sayın Bir Dost,

      Lamarckın yanlış görüşüyle Darwinin evrim tanımının farkını güzel açıklamışsınız. Sizde görüyorsunuzki doğal seleksiyon elemanlarının hiçbirisi Lamarkın söylediğinin aksine mutasyonlara, sonraki nesle aktarılacak değişikliklere sebep olmaz. Tüm bu değişikliği rastgele mutasyonlar gerçekleştirir.

      Ayrıca sizin uzunca anlattığınız kaplanların dişlerinden, kuvvetinden bahsettiğiniz olay evrim değil adaptasyondur. Adaptasyon ise türün mevcut gen havuzundaki özelliklerin ortam şartlarına göre açığa çıkmasıdır.Evrim ise yeni özelliklerin oluşmasıdır ki bu konuya “Deyinmeyeceğim” diyerek hiç girmemişsiniz bile.

      Eğer evrime değinecek olursak kaplanların dişlerinin zor şartlarda serleştiğini değil o dişlerin nasıl oluştuğunu araştırmamız gerekir. Mesela bir dişin yapısını incelersek dıştan saran bir zarın olduğunu, içinde kemik yapının bulunduğunu, onun içinde dişi besleyen elemanların bulunduğunu görürüz. Ve bu yapıların her biri birbirini gerektirir bir tanesi olmazsa diş işlevsel olmaz. İşlevsel olmaz isede işe yaramayan bir yapıyla doğal seleksiyon içinde baskın tür olamaz. Baskın tür olamazsada darwinistçi evrime göre ortaya çıkan ilk diş yapısı kendine gelişecek bir ortam bulamayacak ve son şeklini alamayacaktır. Darwinist evrime göre bu yapıların hepsinin aynı anda bir araya gelmesi için o türün cinsiyet hücresi üzerindeki DNA da bulunan onlarca gen grubu üzerinde aynı anda rastgele mutasyonlar gerçekleşmesi lazım.
      Tasarımı kabul ettirecek şekilde.

      Eğer dişlerin oluşumunun kaplanların oluşumundan daha önceye dayandığını vede evrimin yavaş yavaş ilerlediğini düşünenler varsa daha ayrıntılı bir yazıyı bu blogtaki Evrim karşıtı iddialara cevaplar konusuna yazdım. Oradan devam edebiliriz. İki ayrı noktada aynı tartışmayı sürdürmek istemem.

  31. Bilgilendirme için teşekkür ederim.

    Asıl deyinmek istediğim, konuya bu hakimiyetsizlikteyken tartışma açan insanların biraz daha dikkatli olması. Şahsen bundan sonra işim hem evrimi savunan ve ne olduğunu anlatmaya çalışanların yazılarını hem de Harun Yahya gibi karşıtların yazılarını okumaya devam ederek, bilgi edinmek olacaktır. İlk başlangıç için buradaki arkadaşları da buna davet ediyorum. Amacımız tartışmak değil, gerçeğe ulaşmaktır.

    • Selam Bir Dost,

      “Amacımız tartışmak değil, gerçeğe ulaşmaktır.” Size katılıyorum.
      İnsanlar bilimsel fikirleri değil bu fikirlerden yaptıkları çıkarımları tartışıyorlar. Akıllı tasarım, yaratılış yada şuanda bilimsel çevrelerce en çok kabul gören evrim şeklini değil bu fikirlerden yola çıkarak yapılan ve kişiye ait olması gereken son derece öznel fizik yada metafizik değerler tartışılıyor. Hatta bunlar empoze edilmeye çalışılıyor.

      Sizinde belirttiğiniz öğrenmeye ve gerçeği bulmaya yönelik tartışmalardan çok uzağız.

  32. Şu da var; evrende yer kaplayan, hacmi, özkütlesi fiziksel değerleri olan her nesnenin, evrende kapladığı birde enerji potansiyeli vardır.. Evren enerjiden ibarettir.. Evren, enerjilerin sürekli olarak birbiriyle etkileşim halinde olduğu enerji ağıdır aslında.. Düşünce de bir enerjidir, su da.. Kutsal kitapların insanlara verebildiği tek şey, asayiş yönündedir.. Toplu yaşamayı kolaylaştırmıştır.. Fakat insanı çok sınırlamaktadır, sorgulamaya yönermez.. İnsan tabularını yıkıp, objektif olarak yaklaştığı vakit, kutsal kitapların, dinlerin, herşeyin evrimin bir parçası olduklarını anlayacaklardır.. Burası çok ince bir konu tabi.. Asıl olan Enerji aslında.. Enerjiyi kesinlikle çözmek lazım.. Evrendeki hiç bir şey enerjisiz oluşamaz.. Bu kesin bir gerçektir.. Ve hiçbir dağın, yıldızın veya bitkinin, okyanusun üzerinde tanrı yaptı diye yazmaz.. Bu kitapların insana verdiğinden ibarettir.. İnsanı sorgulamaktan alıkoyduğu için, insan enerjiyi bile anlayamaz.. Evet tanrı heryerdedir.. Fakat bildiğiniz o tanrı, enerjinin kendisidir..

    Saygılarımla..

  33. Bu Harun Yahya konusunda beni en cok ilgilendiren sey,
    bu adamin onca parayi nereden buldugu…
    Milyonlarca lira degerinde kitap basiliyor, dünyanin dört bir kösesine yollaniyor, (benim yurtdisinda okudugum ünide alay konusu ve cam ardinda sergileniyor), onlarca internet sitesi calistiriliyor, diger kitaplari panellerde bedava dagitiliyor….
    Bu degirmenin suyu nereden geliyor?
    Para muslugu nerede?
    Sirketleri mi var?
    Amerikan muhafazakarlari mi yolluyor parayi?
    Fetullah Gülen mi?
    Yoksa yurtdisindan saf insanlarimizi kandirip dolandirilan paralar (JetPa, Yimpas, Keriz Feneri) Zahid Akman ve AKP disinda bunlar tarafindanda mi hortumlandi?
    Bu adam bunca paraya karsilik devletimize ne kadar vergi ödüyor???
    Hic bir Cumhuriyet Savcisi elini vidanina koyup, bunlari arastirma emri verebiliyor mu?
    Yoksa basina geleceklerden mi korkuyor?
    Sorular, sorular, ama cevaplari eksik…
    Ülkemizde ve dünyada gercek müslüman cok az kaldi maalesef.
    Evrimle falan ugrasacaginiza yolsuzluklari ve sahtekarliklari ortadan kaldirin.
    Alin iste entellektüel sahtekarlik icin bir örnek.
    Burada yazilanlarin hepsi dogrudur.
    Ingilizceniz varsa orijinallerini okuyun, alintilarin saptirmaca oldugunu anlayacaksiniz.

  34. Gerçek ve hiç bir şekilde sapturılamış din İslamdır.Hiç birşeyin tesadüf olmadığı da kesindir.siz iki kimyasal maddeyi bulunan şişeyi yanyana koyup bir gün sonra gittiğinizde bunların insanlar tarafından değil de kendi kendilerine karışıp bir ilaç haline geldiğini söyleseler mantığınız alıp kabul eder misiniz.Hakijat bulmak için adam gibi oturup mantığınızı çalıştırmanız yeterli olacaktır.ancak bazı şyler işinize gelmediği için kolaya kaçıp İslamiyeti,Adem babamızı haşa Kuran’ı inkar etme yoluna sapıyorsunuz.Bugün İslamı seçtiği için pişman olan kimse yoktur.ama doğru yolu bulmayan (islamı kabul etmeyenler) huzursuzdurlar,hiç birşeyden zevk almazlar.çünkü mantık olmayan olaylar içindedirler.araştırıp baktığınızda 1 den fazla incil var yeryüzünde ve hepsinde değişik şeyler yazıyor.bir dinin kitabı tek olmalı saptırılmamış,manipüle edilmemiş olmalı.incil böyle değildir.insanlar tarfından saptırılmıştır.ancak yüce kitabımız Kuran’a baktığınızda böyle birşeyle karşılaşmazsınız.bırakın Türkiye’yi Dünyanın hang, ülkesine giderseniz gidin Kuran’da yazıkanlar hep aynıdır.Harfi harfine kelimesi kelimesine aynıdır.Bu bile size bir işaret değil mi ? Bunu da inkar edemezsiniz ya.Mantığınızı kullanırsanız doğru yolu bulacaksınızdır…

    • çiğdem hanım yazacağım çok şey var ancak hiç zamanım yok …

      kurand ayazılanların tüm dünyada ki kuranlarda hep aynı olduğunu yazıyorsunuz..doğrudur … hepsinde maide suresinde kol bacak kesme ve yanlış hatırlamıyorsam bakaa suresinde HURİLERDEN BAHSEDİYOR … kusua bakmayında bende bir dine inansam ve o din inanmaya devam ettiğim taktirde bana ahirette TAŞ GİBİ hurilerin vereceğini vaadetse bende o dine inanmaktan zevk alırdım heralde !!!!!

      böyle dine can kurban :))
      sizin kafanızda anlaşılan çok fazla tabu var … ve kuranı tam okumamışsınız ailenizden kuran hocalarından şeyhlerden vs öğrendiğiniz şeyleri biraz eleştirel olarak düşünün…. ayrıca bir ateist olarak ben halimden çok memnunum birileri gibi dünya hayatını boşa yaşamıyorum…benim daha sonra yazacaklarımı bence bir okuyun şuan zamanım yok … etrafınızda hiç bir dindardan duymadığınız ve duymayacağınız gerçekleri anlatacağım sizlere biraz daha sabır bilgisayarımda bir sorun var onu giderdikten sonra yazılarıma devam edeceğim …

      • ya çiğdem hanım halinize çok üzüldüm çok masum düşünceleriniz var lütfen yazılarımızı okuyun ve korkmadan düşünebilmeyi öğrenmeye çalışın …merak etmayin hiç bir varlık sizi sırf koyun gibi düşünmediğiniz için ahirette kızgın ateşte yakmayacak !!!! bekleyin lütfen siz iyi birisine benziyorsunuz …

    • bu şişe örneği pek olmamış çiğdem hanım ne yazacağımı şaşırdım doğrusu :)) alakasız olmuş biraz

  35. siz bnm ne demek istediğimi anlamadınız heralde.bnm demek istediğim yeryüzünde hiç birşeyin kendi kendine veya tesadüf olmadığıdır.siz ve sizin gibi ateistler sizin iin kolay olan yola kaçıyor.gerçeklerden uzaklaşıyorsunz. bulunduğunuz durumdan hiç de memnun değilsinizz içinize ifade edemediğiniz bi boşluk var.ancak o içinzi huzursuz eden konuların üstüne gitmektense kendinizi inanmak istediğiniz şeye inanıyorsunuz.kafanızın içindeki sizi sürekli kemiren kurttan kurtulmak istiyorsunuz,bunu kimseyle paylaşamıyor,kendi içinizde de halledemiyorsunuz.sizi kurtaracak olan din İslam, kutsal kitap ise Kuran-ı Kerim’dir.
    Ayrıca benim kafamda tabular yok.korkmadan da rahatlıkla düşündüğüm için ben doğru yolumdayım

  36. SİZİ İSLAM’A DAVET EDİYORUM.ŞİMDİYE KADAR YANLIŞ DÜŞÜNCELER İÇİNDE OLMUŞ OLABİLİRSİNİZ.AMA YOL YAKINKEN GELİN BU YANLIŞ DÜŞÜNCELERİNİZDEN VAZGEÇİN…
    YANLIŞ DÜŞÜNCELERİNİZDE ISRAR EDİYORSANIZ EĞER AHİRETTE GÖRÜRSÜNÜZ DOĞRU NEYMİŞ YANLIŞ NEYMİŞ AMA ORADAYKEN KENDİNİZİ KURTARMAK İÇİN ÇOK GEÇ OLACAK…

    • teşekkürler…

    • ateist değilim fakat dediklerinin hiçbirisine katılmıyorum… ahlak konusunda tevratın incilin kurandan hiçbir farkı yok o zaman islammış hristiyanlıkmış vesayreymiş tartışması yapmaya gerek yok… dinin neler için nasıl kullanıldığı gözler önündedir… tanrının kılınan 2 rekat namaza 30 günlük tutulan oruca veya kabede 7 tur dönülmeye ihtiyacı yoktur sırf bunlardan dolayı bile dinler hikayedir…

      + olarak ahirette görürsünüz falan demişsin gittin gördün heralde çiğdem hanım… uyan uyan dünyada yaşıyoruz yaptıklarımız dünya için…

      son olrak burası din arenası değil evrim üzerine tartışmaların yapıldığı bir yerdir… misyonerlik çabalarını başka platformlarda aramalısın… herkesin inandığı kendinedir… buradaki kimseninde sizlerden din bilgisine ihtiyacı yoktur… kendi adıma konuşacak olursam incil tevrat ve kuran okumuş biriyim ve bundan dolayı bu kadar rahat konusabiliyorum…

  37. öncelikle benim islamiyeti savunmamın sebebi ben ateistim diyem emre beye karşılıktır.ayrıca ben misyoner falan değilim emre bey İslamiyeti inkar ettiği için ben dinimiz hakkında bilg vermeye çalıştım.siz neden bu kadar rahatsız oldunuz anlayamadım.
    Ayrıca tabiki Allahın bizim yaptığımız ibadetlere ihtiyacı yoktur.ama bizlerin Allah’a ihtiyacımız var.yapılan ibadetler Allah’a olan inancımızı göstermek(Allah’a), Allah’a şükretmek vemanevi huzur bulmak içindir.
    tekrar söylüyorum bem misyoner falan değilim öyle şeylerle işim olma ben burada dini tanıtmak istemem İslam ‘a davet etmem sadece emre bey ve onun gbilerin düşüncelerine karşılıktır.
    (blime sonuna kadar güvenim var ve ben de bir bilimciyim ama evrim teorisine inanmıyorum)

    • bilimde inanmak diye bir şey yoktur öncelikle onu öğren sonra bilimciyim de… bilim dogmatizm değildir…

      neden rahatsız olduğumu açıkladım… burası din tanıtım yeri değil evrim üzerine yazacak bir şeylerin varsa yaz okuyalım yoksa fazla uzatmanın anlamı yok…

      dinini tanıtmanında anlamsız olduğunu anlatmaya çalıştım ben deistim ve sana karşı fazlasıyla öndeyim 3 ilahi dinin haricinde şamanizm ve budizm gibi dinlerde de bilgim var… diğer dinler hakkında bilgin olmadan nasıl tek bir dini gelmiş tanıtıyorsun anlamıyorum şaka gibi…

  38. cigdem hanim…

    yazilarinizdan cok iyi, insanlari seven,seviyeli ve bir o kadarda saygili oldugunuzu tahmin edebiliyorum…

    bilim’e sonuna kadar guvenim var ve bende bilimciyim diyorsun ama sonunda evrim teorisine inanmiyorum diyerek aslinda bilimden cokta fazla anlamadigini veya en azindan bilimcilerin anladigi sekilde anlamadiginizi anliyorum… bu cumleniz cok tezat bir aciklama olmadimi sizce?

    bilime inananlar ve bilimci kisiler, bir seylere inandiklari icin degil, ne zaman ne icin nasil yazildiklari bilinmeyen kutsal kitaplarda yazildiklari icin degil, sadece ve sadece dogaya bakarak, olaylari gozlemleyerek, deneyerek bazi mantiki teoriler ileri surerler ve bu teorilerini destekleyen fazlasiyla delil varsa, ve karsiti delil yoksa, bu teori bilimsel teori olur yani normal hayatta bildigimiz “gercek” olarak kabul edilir.

    evrim teoriside binlerce, belkide milyonlarca delile dayanarak ortaya atilmis bir teoridir ve zaman gectikce her bulunan fosil, her kesfedilen bulus evrim teorisini kuskulara yer birakmayacak kadar gercek kilmistir. bilim camiasinda evrim teorisinin varligi ile ilgili zaten bir anlasmamazlik yoktur, sadece evrim’in gelisimi ile ilgili 1-2 degisik fikirler vardir.

    evrim teorisi gokten pat diye dusen kitaplar gibi degilki inanip inanmamak insanlara kalsin… bazi insanlar inansada inanmasada evrim teorisi butun verileriyle, mekanizmasiyla orada duruyor.. su ana kadar evrim teorisne karsit birak karsit bir teorinin ortaya atilisi, evrime teorisne karsi tek bir delil bulunmamamistir.

    zaten sizin evrim teorisine karsi olmaniz, inanmamaniz, bilimsel gerekcelerden dolayi degil, tamamen dini gerekcelerdendir.. yani siz kutsal kitapta canlilarin yaratilis hikayesine ters bir aciklama oldugu icin evrim’e inanmak istemiyorsunuz.. ama cokta onemli degil, inanmak istemiyorsaniz, tamamen sizin probleminiz….

  39. birşey öğrenmek istiorum.ben bu ödev araştırıken tesadüfen buldum.lise1e gidiyorum.evrim teorisini savunanlar çaoğunlukla ateistler mi oluyor.yani herhangi bir dini inanca sahip olanlar da evrim teorisini savunamaz mı.geçenlerde sınıfta bu konu hakkında bi konuşma geçti. ben de böyle bir sayfa bulmuşken sormak istedim.bu konu hakkında beni aydınlatırsanız sevinirim. bir de evrim teorisi insanın atasının maymun olduğunu evrim geçirerek insan olduğunu söylüyor galiba yanılıyor muyum ?

    bana çiğdem hanıma verdiğiniz cevaplar gibi kızarak cevap vermezseniz sevinirim !!! :)

  40. merhaba mitoz..

    once sunu soylemek istiyorum. evrim teorisi bir dini inanc veya her hangi bir inanc sekli degilki, inanmak veya inanmamak insanlara kalsin. evrim teorisi bilimsel bir teoridir ve milyonlarca bilimsel veri ve delile dayanarak ortaya atilan bir bilimsel teoridir.

    senin soruna gelince, hayir, sadece ateistler evrim teorisine inaniyor diye birsey yok.. bu tek tanrili dinlere inananlarin, yani musluman hiristuyan ve yahudilerin Evrim teorisini kucuk dusurmek icin uydurduklari bir seydir.. evrim teorisini savunan bilimadamlarinin buyuk bir bolumu bir yaratana inandiklarini soylemekteler.. ama simdiki kutsal kitaplardaki bir yaratana degil, mesela dunyaca en unlu evrimci olarak kabul edilen Prof. M.Behe, Prof. Ken Miller, Prof. Gauld..vb/. gibi dunyaca unlu en buyuk evrim teorisi savunucularidir ve bir yaratana inanmaktadirlar. ayrica musluman evrimci bilimadamlarida vardir. bu konu ile ilgili daha fazla bilgi istersen, gonderebilirim.

    saglicakla..

  41. Hem evrime hem Allah’a inanmanın pek te mümkün olmadığını düşünüyorum.Allah’a inanan bir insanın aynı zamanda evet evrim vardır demesi kadar anlamsız ve cahilce bir tavır olamaz.Bu kişi ya Kuran’dan ya evrimden bi haberdir.

    • Seyda

      O sizin inancınız.Ben hem evrime hem de Tanrı ya inanıyorum.Tanrı nın çamurdan adam yapabileceğine inanıyorsunuz da,evrim gibi muhteşem bir tasarımı yaratabileceğine neden inanmıyorsunuz.

  42. Nuray..

    Tanri’ya inanabilirsiniz, bunun icin herhangi bir delil ileri surmeniz gerekmez. hissediyorsaniz, inaniyorsaniz inaniyorsunuzdur. insanoglu her donemde degisik tanrilara degisik nedenlerden dolayi inanmistir.

    Evrim ise inanilacak veya inanilmayacak birsey degilki, insanlarin inanmasi veya inanmamasi onemli olsun. evrim teorisi sayisiz delillerle desteklenen, gunumuzde butun bilim dallarinin dogrulugunu kanitladigi, canli biliminin Evrim olmadan bir anlam ifade etmedigini ifade eden bir bilimsel teoridir.

    Evrim teorisi canlilarin tek hucreli’den cok hucreli gunumuzdeki karmasik farkli canlilara nasil degiserek gelistigini, saysisiz orneklerle aciklar.

    Islam’da dahil tek tanrili dinlere gore, canlilar su anki halleriyle yaratilmislardir ve yaratildiklari andan degismeden gunumuze kadar nesillerini surdurmektedirler. Evrim teorisi bunu tamamen altsut eder ve bunun boyle olmadigini sayisiz orneklerle ispatlar ve gunumuzde ilerleyen bilim dallarida bunu destekler.

    Iste dini cevrelerin Evrim teorisi’ne bu kadar saldirmalari bundandir. Yoksa bilim camiasinda Evrim terosinin, yercekimi teorisi, relativite teorileriler vs gibi diger bilimsel teorilerden hicbir farki yoktur.

  43. new ateist

    şunlarıda söylemek gerekmekte … evrim tarihi verielr tarafından da desteklernir … bu destekleyici bilim dallarına bir çok örnek verilebilir ama tarihin ayrı bi,r yeri vardır … tarih aynı zamanda sosyolojik evrimide kanıtlamaktadır … birileri olayları , dini , evrimi düşünürken tüm bilimleri bir kenara atmakta ADNAN HOCA , CÜPPELİ VE DAHA PEKÇOK MUHTEREM ! insanların verilerine bakmaktadırlar … işin içine tarihide katarsanız dinin şuan ki verilerle ne kadar çeliştiğini , evrimin ise ne kadar akla mantığa ve kanıta dayanan bir açıklama olduğu ortaya çıkar … inanan arkadaşlar masallara inanmakta , gerçeklikle yüzleşememektedir … hiç şunu düşündülermi acaba dinlere göre insalığın yaşı kaç ??? yani ilk insan adem ne zaman yaratılımış ??? tevrata göre dünyanın yaşı günümüzden bir kaç bin yıl öncesine dayanmakta ve buna inanıyorlar ( din işte böyle bişey !!! mantığı yerle bir eden bir afyon !!! ) hristiyanlara göre neredeyse bu tarihler vede İSLAMA GÖREDE benzer çıkarımlar yapılabilir … nedense bu kitapta her hangi bir yerde tarih verilmiyor daha doğrusu verilemiyor !!! tarih derki bir olayda yer zaman ( tarih ) yoksa mantıklı değilse , belgelere dayanmıyorsa o olay masaldır , efsanedir !!! tarih bilimi dini reddediyor yani !!! varsa herhangi bir tarih gösterecek kurandan buyursun göstersin !!! masal hepsi… ben demiyorum bunu TARİH BİLİMİ DİYOR !!! kurana göre DÜNYANIN VEYA İNSANLIĞIN YAŞI KAÇTIR ??? BUNU BANA SÖYLEYEBİLECEK KURANDAN TARİH VEREBİLECEK BİRİLERİ VARMIDIR ??? EVRİMİN NE DEDİĞİ BELLİ TARİHLER AÇIK VE NET !!! KURANDA BU NETLİK VARMI DIR !!!

  44. AYRICA
    evrimi ve bu direnç sürecini anlayabilmek için tarihe yeniden bakmak lazım… bilim adamlarının sırf dünya dönüyor , dünya evrenin merkezinde değil diye din adamları tarafından asıldığı kesildiği yargılandığı günleri bilmek gerekir !!! şimdi o neslin torunları çıkmış evrim yoktur diyor !!! SEN ÖNCE GEÇMİŞİN HESABINI VER !!!!!!

  45. new ateist

    Öyle ise evrim teorisini destekliyorum demeliyim.Kuantum fizikçileri,evrenin sonsuz olasılıklarla dolu bir bilinç okyanusu olduğunu söylüyorlar,bu da bir teoridir ama bunu da destekliyorum,bana göre evrim teorisini destekliyor.Bu olasılıklar denizinde madde evreni sürekli değişiyor,formlar doğuyor ve ölüyor.Diğer taraftan yine kuantum fizikçileri,algıladığımızın dışında bir evren olmadığını söylüyorlar,bunu da destekliyorum.Tanrı inancım burada başlıyor,bildiğimiz anlamda bir madde yoksa,herşey bir rüya demektir.Ben rüyayı görenin ,kendi bilincimin de bir parçası olduğu o sonsuz olasılıklarla dolu biliç okyanusu olduğunu düşünüyorum,buna inanıyorum,ben ona tanrı diyorum.
    Sizin de söylediğiniz gibi teoriler kanıtlanabilir de ,çürütülebilir de.Önemli olan aklımızı yeni birşeylere açık tutabilmektir.

  46. nuray..

    evet, bilim doga olaylarinin nasil isleyisi ile ilgili arastirma yapar ve sonuca varir.. bilimde kesin dogrular olmaz.. bir doga olayi fazlasiyla delil gostererilerek desteklenirse ve diger bilimsel buluslarla celismiyorsa ve birbirini tamamliyorsa, bu olay bilimsel olarak gercek kabul edilir. ama bu gercek ileriki bir zamanda, sartlar degisirse buda degisebilir. eger degisirse bilimadamlari bunu kabul ederler ve nedenini arastirirlar.. bilimde deliller konusur. bir olay delillerle desteklenmiyorsa onun bilimselligi yoktur.

    inanc ise farklidir.. sizinde soylediginiz gibi, delillere ihtiyac yoktur. insanoglunun birseylere inanma ihtiyaci, insanoglu dusunmeye baslamasiyla baslamistir. bu inanma ihtiyacida bence evrimsel aciklanabilir. dinler tarihine bakildigi zaman, insanoglu bugun anlasildigi gibi, cok mantiksiz seylere, ucubelere binlerce yil boyunca inanmislardir. bu inanclari icin akil almaz seyler yapmislardir. bugun bile hala dunyada cok ilginc, tamamen bilimdisi akil almaz inanclar vardir. bakin ben 3 yil kadar once Tibet’e gittim. onlarin buda heykellerine nasil inandiklarini, nasil taptiklarini, o heykeller icin kendilerini cocuklarini gozlerini kirpmadan kurban verebileceklerini gordum ve duydumda.. orada kesinlikle ve kesinlikle “bu inandiklarinin cok anormal oldugunu, akila mantiga ters oldugunu soylemen nerdeyse imkansizdir. iste boyle inanclar insanolgunun o ithiyacini bir sekilde karsilamislardir.

    sanrimi siz boyle tuhafliklara, akil mantik disi seylere inanmiyorsunuz ama yinede bir tanrinin olabilecegini soyluyorsunuz. aslinda bir cesit deist’siniz.. ben insanlarin bir tanriya inanmalarina bir itirazim yok. sadece bu sacmaliklarini diger insanlara empoze etmeye calismalarina, bilimsel teroilere bu sacmaliklardan dolayi, akil mantik yurutmeden kayitsiz sartsiz karsi cikmalarina itirazim var..

  47. evet Emre,

    gercektende soylediklerine katilmamak elden degil.. tesekkurler..

  48. new ateist, da vinci, emre
    Yukarıda paylaştığınız fikirlerinize katılıyorum Ben ateist değilim,milat benim.Kendimden önceki hiç bir dine inanmıyorum.Bunu belirtmemdeki neden,yine yukarıda okuduğum Harun Yahya gibi adamların peşine takılıp din şavaşçılığı yapan,sınırlı zekalarını(bu onların ifadesi)alalade bir Allahın kuluna teslim edenlere,inançlı olmayı kendi kriterlerine göre de yaşayabileceklerini anlatmaktır.Tartışırken gösterdiğiniz nezaketiniz için hepinize teşekkür ederim,insanların hepsi böyle olsa bir arada yaşamak ne kolay ve eğlenceli olurdu.

  49. arkadaşlar

    aslında evrim hayatın her aşamasında var … değişim çeşitlenme , seçicilik ( bu seçimi her zaman doğa yapmaz bazende toplum ve sosyal hayat yapar ) … ayrıca tarihi verileride iyi incelemek gerek …birileri BİYOLOJİNİN VE EVRİM BİLİMİNİN YANLIL OLDUĞU GİBİ TARİHTE YANLIŞ demezse eğer ( demeleride aslında önemli değil ) evrim tarihi verilerce desteklenmektedir … ” kutsal ” kavramı insalara hiç bir bilgi vermemektedir…insanlığın yaşı veya dünyanın yaşı konusunda …kuranı iy ibilen birine sorarsanız kuranda insanlığın yası veya dünyanın yaşı konusunda ne gibi veriler var diye …cevap alamazsınız…hristiyanlar ve yahudiler ise dünyanın yaşının 5-6000 yıl olduğuna inanmaktalar …birileri bunun nasıl olurda kabul gördüğünü sormasın…yani kanıtları var bukadar genç değil dünyamız demesin ..inanan bir hristiyana veya yahudiye sorduğunuzda cevabı yapıştırırlar hemen …bu kanıtlar ” ŞEYTANIN BİZİ DİNDEN UZAKLAŞTIRMAK İÇİN BİR OYUNU “” DERLER !!!!alın size akıl mantık !!! ve bu fiili durum dünyada devam etmektedir…amerikan halkının yüzde 40 ı dünyanın yuvarlak olduğuna inanamamakta!!!! nedenimi ??? bilin bakalım ne ??? tabiiki incilden yaptıkları ve hiçte haksız olmadıkları çıkarımlar !!!
    islamda yokmu butür tuhaflıklar tabiiki !!! hristiyanlık ve yahudiliğin toplamaından belki daha fazla !!! ama müslüman bir ülkede yaşandığı için medya bunları yazmıyor , tv ler haber yapmıyor , sokakta konusulmuyor !!! insanlar ancak hristiyanlıkta tuhaflıkları konuşabiliyor … çünkü o konuda toplum baskısı yok , ölüm riski yok !!! ama kendi,nde olan tuhaflıkları görmüyor !!! tencere dibin kara … meselesi yani :)))
    bu ülkede bilimsel eğitim ne zaman yapılır o zaman bir şeyler değişmeye başlar …ama bu bir süreç işi bugün düzelme başlasa belki 100 yıl sürer … insalar tarih bilmiyor , biyoloji bilmiyor , coğrafya bilmiyor , sosyoloji psikoloji bilmiyor , matemnatikten anlamıyor , siyasetten anlamıyor , …ee o zamanda birileri insanları yönetmeye başlıyor …
    insalar hep tek düze yaşamış… bu konuşmalarından belli …ufukları çok dar , buda normaldir zaten çünkü ülkem insanının ufkunun genişlemesi belli odaklar tarafında istenmemiş belli nedenlerden dolayı …dini kullanmak , kullanabilmek dünyanın en stratejik meselesidir…bunun içinde dinin öyle yada böyle yaşatılması gerekmektedir …dünyadaki belli çevrelerin amacı budur…din insaları hayal alemine sürükleer…kimi dinlerseniz dinleyin hangi muhterem hoca ile konusursanız konusun size çok güzel şeyler anlatır , çok hoşunuza gider , ama anlattıkları şeyler masaldır ,size bişey katmaz , uzun vadede sizi geri götürür… o an için hoşunuza gitse bile sonradan bu uykudan uıyanmanız sizin faydanızadır… bu uykudan uyananlar uyanır , uyanamayanların uyanması giderek daha da zorlaşır !!!

    hakim kültürün , inancın hüküm sürdüğü toplumlarda farklı düşünceler her zaman hor görülür , çoğu zamandan gerçekler bu azınlıkta kalan düşüncelerde gizlidir … ama çoğu zamanda bu gerçekler ve azınlıkta kalan düşünceler çoğunluk düşüncesinin potasında erir gider … tarihte bu şeklide olmuştur …
    ama durum günümüzde farklıdır … bu sefer bir faktör gerçeklerden yana … o da bilim !!! er yada geç bilim HİÇ KİMSENİN İTİRAZ EDEMEYECEĞİ GERÇEKLERİ gün ışığına çıkaracaktır…

    bülent kol bacak kesme , recm , bir kertenkele öldürmek bir kafiri öldürmek kadar sevaptı ( hadis ) , hristiyanları ve yahudileri gördüğünüz yerde öldürün ( ayet ) ,dünyanın ve insanlığın yaşı kuranda ne kadar ? , maymunlar neden insalara bu kadar benzemekte ( bademcik ) , bazı maymun türleri ile insanların gen benzerliğinin yüzde 97 olması ???? , kurandaki verilerin tarih bilimi ile çelişmesi , çamurdan yaratılma ???, kaburgadan insan yaratılması ??? ( havva ) kapasite kullanım oranlarının temmuz ayında düşmesi ?? :))) ( biraz stresin gitsin diye espri yaptım :)) ) daha sayayımmı ?? konuları bilmektesin zaten hadi başlayalım …ha birde sana kaderle ilgili sorduğum uzun soru vardı ya onuda cevaplayabilirsen sevinirim ( YA BÜLENT O KADAR SORUYU GEÇİŞTİRDİN O KADAR ERTELEME YAPTINKİ CEVAPLARSAN GERÇEKTEN KENDİMİ MUTLU HİSSEDECEĞİM , :))

    Ayrıcasence kuran dünyadaki tüm insalaramı , yoksa arabistandaki halka mı gönderilmiş ??? ( bu sorudan yola çıkarak tartışmayı daha güzel yerlere görüreceğim)

    ayrıca maymunların heryönden insalara bu kadar benzemesi konusunda ne düşünmektesin ????

    dünyada budist hinduist , konfüçyüs dini , şintoizm başyta olmak üzere islamla yada hristiyanlıkla ilgisi olmayan ve de şuan dünyanın YARISININ inandığı bu dinler hakkında ne düşünmektesin ??? kuran veya diğer kutsal kitaplarda bunlardan bahsedilmektemi ??? bu dinleri düşünürsek benim ” dinler ve inançlar coğrafyaya göre değişmektedir “savıma katılırmısın ??? osmanlının , ispanyolların portekizlilerin egemenliklerini pekiştirmek amacı ile bu dinleri karşı tarafı ikna ederek yada kılıç zoru ile yaymalarını düşünmezsek , yani bu yayılmacı ve işkalci faaliyetler olmasaydı sence müslümanlık yada hristiyanlık çok dar bir coğrafyaya sıkışırmıydı ??? hristiyanlığın başta güney amerika olmak üzere dünyaya nasıl yayıldığı konusunda bir bilgin varmı ???

    ayrıca türkler nasıl müslüman yapılmış bunu bilmeketemisin ??? osmanlının gittiği yerlerdeki farklı kültürlere inanışlara senin dediğin kadar hoş görü ile davrandığı konusunda eminmisin ???

    dünyada mal ve hizmetlerin fiyatlarının düşmesi , stagflasyon dönemine girilmesi ve durgunluğun beklenenden daha uzun süreceğinin ortaya çıkması yeni bir küresel krizi tetikleyebilirmi ???

    bitmez….

Yorum Yapın